İstanbul Fintech Week başladı: Kriptoda fırsatlar ve tehditler

Paretoİş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
Bu yıl altıncısı düzenlenen ve Türkiye’nin en büyük Web 3.0 etkinliği olarak nitelendirilen İstanbul Fintech Week, 11 Haziran Çarşamba günü Fişekhane’de başladı. 510’dan fazla konuşmacının katılımıyla 270’in üzerinde oturuma sahne olacak etkinlik, fintech şirketleri ve girişimleri binlerce katılımcıyla biraraya getirdi.
Konferansta Ripple, KPMG, Sipay, Türkiye İş Bankası, Zodia Custody, Fibabanka, Odeabank, Garanti BBVA, Binance TR, Akbank ve JPMorgan Chase gibi büyük şirketlerin temsilcilerinin yanı sıra Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) ve Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası’ndan (TCMB) yetkililer de yer aldı. Ayrıca networking alanları, katılımcıların sektördeki öncü isimlerle tanışmasına olanak tanıdı.
Başlarken: Etkinliğin açılış konuşması, SPK Başkan Yardımcısı Ali İhsan Güngör tarafından yapıldı. Konuşmasına organizasyona teşekkür ederek başlayan Güngör, Türkiye’deki kripto regülasyonlarına değindi. Kriptonun ticari işlem yapma şeklimizi değiştirme potansiyeli taşıdığına ve riskler kadar fırsatlar da barındırdığına işaret eden Güngör, en büyük risklerin fiyat dalgalanması, siber güvenlik ve yatırımcı koruması başlıkları altında toplandığını dile getirdi.

İlk kez 2017 yılında kriptoya yönelik kamu ilgisinin göz ardı edemeyecekleri kadar yüksek olduğunu fark ettiklerini belirten Güngör, son 8 yıldır kripto alanının teşkil ettiği riskler üzerinde çalıştıklarını ifade etti. 2018’de kripto için ortak bir tanımlama bile olmadığını vurgulayan SPK yetkilisi, takip eden süreçte Uluslararası Menkul Kıymet Komisyonları Örgütü (IOSCO) ve Avrupa Birliği (AB) gibi önde gelen kuruluşların regülasyonlarını inceleyerek kapsam ve vergilendirme gibi birkaç temel konu üzerinde çalıştıklarını belirtti.
Güngör, geçen yıl yürürlüğe giren kripto düzenlemesinin dijital varlık alanına ilişkin terimlere tanımlama getirdiğini, dijital varlık hizmet sağlayıcılarını lisansa tâbi tuttuğunu ve halka arz, kripto saklama, ceza ve yaptırım gibi konulara düzenleme getirdiğini ifade etti. Reklam, kaldıraçlı işlem, kredi, rezerv kanıtı ve listeleme gibi konuların da benzer şekilde yeni yasal düzenleme kapsamında ele alındığının da altı çizildi.
Öte yandan: Kriptonun sermaye piyasası varlıklarına benzer bir yapıda olması nedeniyle Sermaye Piyasası Kanunu’na tâbi tutulduğunu belirten Güngör, yeni düzenlemenin kamuya açılmayan blokzinciri tabanlı varlıklar, kripto madenciliği, NFT’ler, kişisel kripto cüzdanları ve sermaye akışı gibi konuları kapsamına almadığını da sözlerine ekledi.
Şu anda lisans verilen 88 adet dijital varlık hizmet sağlayıcısı bulunduğunu vurgulayan Güngör, SPK’nın teknik konularda TÜBİTAK ile işbirliği içinde çalıştığına işaret etti. 28 Haziran’ın lisans başvurusu için son tarih olduğunu belirten Güngör, düzenlemenin belirlediği tüm gerekliliklere uyum sağlamayan ve lisans almayan hizmet sağlayıcıların bu tarihten itibaren Türkiye’de faaliyet gösteremeyeceğini dile getirdi.
- Güngör, nihai amaçlarının daha tahmin edilebilir ve güvenli bir piyasa yaratmak ve yatırımcıları korumak olduğunun da altını çizdi.
İstanbul Fintech Week panellerle devam etti
Güngör’ün açılış konuşmasının ardından Ana Sahne’deki konferans, “Bir Dijital Varlık Merkezi Olarak Türkiye” başlıklı oturumla devam etti. Matriks Finansal Teknolojiler Yönetim Kurulu Üyesi Cem Tutar moderatörlüğünde hayata geçirilen panele Boğaziçi Üniversitesi Öğretim Üyesi Cemil Şinasi Türün ve Binance TR Genel Müdürü Mücahit Dönmez de konuşmacı olarak katıldı.
Ayrıntılar: Türün, açılışta dünyaca ünlü bankacılık devlerinin 2-3 yıl önce tokenizasyon alanına girdiğini ve bu sayede son 2 sene içinde kriptonun öne çıktığını vurguladı. Türün, tokenizasyonun varlıkların blokzinciri üzerinde token hâline getirilmesi anlamına geldiğinin de altını çizdi.

Dönmez ise tüm varlıkların blokzinciri üzerinden erişilebilir hâle gelmesinin bir finansal eşitlik sağladığını dile getirdi. Kripto pazarının bugün milyarlarca dolar büyüklükte olduğunu vurgulayan Dönmez, Türkiye’nin büyüyen bir pazar olarak bu fırsatı kaçırmaması gerektiğini de sözlerine ekledi.
Daha sonra Cemil, uluslararası ticarete konu olan emtialar, gayrimenkuller ve değerli metallerin de artık token hâline getirilebildiğini hatırlatarak Türkiye’nin bu alanlarda da büyük bir potansiyele sahip olduğunu dile getirdi.
Bununla birlikte: Dönmez; BlackRock, JPMorgan, Citigroup ve HSBC gibi bankacılık devlerinin alandaki büyümeye daha hızlı reaksiyon gösterdiğini belirtti. Kripto piyasasının artık lisansa tâbi olduğunu vurgulayan Dönmez, bu noktada borsaların üzerine düşenin güven sorununu ortadan kaldırmak, güven inşa etmek ve finansal okuryazarlığı artırmak olduğunu ifade etti.
Verilerin Türkiye’nin kriptoya büyük bir ilgisi olduğunu gösterdiğini belirten Dönmez, Binance TR’nin yaptığı bir araştırmanın katılımcıların %62’sinin kriptoya güvendiğini ve kriptoyu geleceğin finansal teknolojisi olarak gördüğünü ortaya koyduğunu dile getirdi.
- Yatırımcı ilgisinin Türkiye’yi dijital varlık merkezi yapmaya yetmeyeceğine dikkat çeken Dönmez, bir merkez hâline gelmek için kriptoyla sınırlı kalınmaması ve blokzincirine odaklanılması gerektiğine işaret etti.
- Türkiye’nin şimdiye kadar tüketici konumunda kaldığını vurgulayan Dönmez, artık üretici pozisyonuna geçilmesi gerektiğini de sözlerine ekledi.
Türün ise Türkiye’nin dijital varlık merkezi olmak için umut vadettiğini belirtti. ABD Başkanı Donald Trump’ın Nisan ayında duyurduğu ek gümrük vergilerinin dolar formundaki borçları düşürmeyi ve alternatif bir global rezerv para yaratmayı amaçladığını belirten Türün, bu açıdan da Türkiye’nin potansiyelinin yüksek olduğunu dile getirdi.
Ek olarak: Dönmez, panel sırasında kriptonun başlangıçta yıkıcı bir teknoloji olarak nitelendirildiğini, fakat aslında doğru sıfatın “dönüştürücü” olduğunu belirtti. Binance TR Genel Müdürü, kripto piyasasının ve geleneksel finansal sisteminin karşılıklı olarak birbirini dönüştürdüğünün de altını çizdi.
- Dönmez ayrıca, Türkiye’de ilginin ve benimseme oranının artacağını, üretici tarafına geçileceğini ve 5 sene sonra İstanbul Fintech Week’te başka şeyler konuşulacağını öngürdüğünü ifade etti.
“Ülke olarak önemli bir noktadayız” diyen Türün ise Türkiye’de 7500-8000 ton yastık altı altın tutulduğunun tahmin edildiğini ve Türkiye’nin fert başına altın tutmada birinci sırada olduğunu dile getirdi. Diğer ülkelerde varlıkların merkezî sistemde tutulduğunu hatırlatan Türün, merkeziyetsiz yapıdaki blokzinciri bağlamında düşünüldüğünde bu verilerin Türkiye için çok büyük bir potansiyele işaret ettiğini vurguladı.
- Son birkaç yıldır Türkiye’nin kripto işlem hacminde ilk 5’te olduğunu belirten Türün, 10 milyon kişinin daha piyasaya katılmasını beklediklerini de sözlerine ekledi.
Öte yandan: Dönmez, sözlerini noktalarken TODEX ve FTX skandallarına değindi. Bu tecrübelerin yatırımcıda bir güven sorunu yarattığını vurgulayan Dönmez, regülasyonlar, yasal çerçeve ve lisans zorunluluğunun güveni tesis etme yolunda önemli bir rol oynayacağına işaret etti. Türkiye’de en az bir kripto yatırımı bulunan 8-10 milyon kişi olduğunu belirten Dönmez, güven inşa etmede sorumluluğun doğrudan borsalara düştüğünün de altını çizdi.
Türün ise regülasyon konusunda da öncü konumda olduğumuzu ve hâlâ birçok ülkenin bir kripto düzenlemesi olmadığını vurgulayarak Türkiye’nin kripto alanında Dubai ile yarışma noktasına geldiğini dile getirdi.
‘Paradigma değişimine ihtiyaç var’
Sipay’in baş teknoloji sorumlusu (CTO) Celal Gündoğdu moderatörlüğünde yapılan “Varlık Tokenizasyonu” panelinde ise Chainlink’ten Kylie Poole ve BTguru’dan Yiğit Akkoyunlu konuştu. Varlıkların token hâline getirildiklerinde başka bir bağlamda da kullanılabildiklerini vurgulayan Poole, likidite, hız, erişilebilirlik ve verimliliğin tokenizasyonun sunduğu en büyük avantajlar olduğunu dile getirdi. Token hâline getirilmiş varlıklarla 7/24 dakikalar içinde işlem yapılabildiğini belirten Poole, bunun büyük bir maliyet avantajı sağladığını da sözlerine ekledi.

Likiditenin anahtar unsur olduğu konusunda hemfikir olan Akkoyunlu ise tokenize varlıkların erişilebilirlik, verimlilik ve likidite sunmasının yanı sıra finansal hizmetleri demokratik hâle de getirdiğini belirtti.
- Akkoyunlu ayrıca, geleneksel finans alanında tüm işlemlerin hâlâ son 20-30 yıldır yapıldığı şekilde yapıldığını vurgulayarak Web 3.0’ın yepyeni bir alan olduğuna, fakat alandaki yeniliklerin geleneksel finans alanında çalışan kişilerle hayata geçirildiğine dikkat çekti. Akkoyunlu, bu yüzden gerçek bir dönüşüm için paradigma değişimine ihtiyaç duyulduğunun da altını çizdi.
Poole ise sözlerini noktalarken dönüşüm için mevcut ve yeni finansal altyapıların entegrasyonuna ihtiyaç duyulduğunu dile getirdi.
Regülasyonlar: İstanbul Fintech Week, “Regülasyonlar Yolu Açıyor” başlıklı bir panele de ev sahipliği yaptı. KPMG’nin Fintech ve Dijital Finans biriminin yöneticisi Sinem Cantürk’ün moderatörlüğünde hayata geçirilen panele SPK Başkan Yardımcısı Ali İhsan Güngör ve MENA Fintech Derneği yetkililerinden Christine Abou Assali katıldı.

Cantürk’ün son 5 yılda dijital varlıkların büyük bir popülarite kazandığını hatırlatarak açtığı panelde Güngör, 3-5 yıl önce kripto alanında regülasyondan bahsetmenin kolay olmadığını, fakat bu süre içinde çok yol kat ettiklerini dile getirdi. IOSCO ve AB gibi birliklerin regülasyonlarını yakından takip ettiklerini vurgulayan Güngör, bu düzenlemeler aracılığıyla temel riskleri tespit ettiklerini ve bu risklere yönelik düzenleme getirdiklerini belirtti.
- Yatırımcıları korumaya yönelik bir sorumluluk hissettiklerini ifade eden Güngör, artık sonraki adımların çok daha tahmin edilebilir olduğunu da sözlerine ekledi.
Assali ise regülasyonlardaki farklılıkların masaya başka türde zorluklar getirdiğini vurgulayarak Abu Dabi’de ortak bir yasal çerçeve oluşturduklarını belirtti. İnovasyon ve yatırımcı koruması arasında bir denge kurulması gerektiğine dikkat çeken Assali, bunun sıfır toplamlı bir oyun olmadığını ve denge kurarken neyin daha riskli olduğuna karar verilmesi gerektiğini ifade etti.
Öte yandan: İnovasyon ve regülasyon arasında doğacak tansiyonun doğal olduğuna dikkat çeken Güngör, kamuya her şeyin açıklanması gerektiğini dile getirdi. Haklar, riskler ve kurallar konusunda kamunun aydınlatılması gerektiğini belirten Güngör, yatırımcıları piyasaya kazandırırken, işlem yapılırken, varlıklar saklanırken ve rezerv kanıtı sunulurken düzenlemenin gerektirdiği yükümlülüklere uyulması durumunda bu tansiyonun ortadan kalkacağını ifade etti.
Kapanışta Assali, token hâline getirişmiş varlıklar ve stablecoin’lerin yükselen değerler olduğuna işaret ederken Güngör de tokenizasyonun yakın gelecekte en önemli konseptlerden biri olacağını belirtti. Kripto alanının geleceği için kurumsal yatırımcıların da hayati önem taşıdığını vurgulayan Güngör, bu yatırımcıların alanda bir stabilite yaratacağını da sözlerine ekledi.
Ek olarak: AB’nin Kripto Varlık Piyasası (MiCA) düzenlemesinin son derece muhafazakar ve öngörülebilir olduğuna işaret eden Güngör, ABD’nin hâlâ üzerinde çalıştığı kripto düzenlemesini dört gözle beklediğini dile getirdi. Güngör, ABD tüm büyük kurumların çatısında olduğu için bu düzenlemenin kripto ekosistemini şekillendirebileceği ve değiştirebileceğinin de altını çizdi.
TCMB Başkan Yardımcısı konuşma yaptı
İstanbul Fintech Week’de TCMB Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Hatice Karahan da sahneye çıktı. Konuşmasında TCMB’nin hem düzenleyici, hem denetçi, hem sistem operatörü, hem ödeme altyapısı, hem de katalizör görevi gördüğünü vurgulayan Karahan, 2021 yılında FAST sistemini kullanıma sunduklarını ve bugün sistemin milyonlar tarafından kullanıldığını dile getirdi.

Varlıkları alıp satma biçimimizin değişmeye başladığına dikkat çeken Karahan, yeni ödeme sistemlerinin daha hızlı, daha akıllı ve yaşamın her alanına entegre olması gerektiğini ifade etti. Tüm bu gerekliliklerin düzenleyici kurumların tercihleriyle başarılabileceğinin de altı çizildi.
Bununla birlikte: Karahan, TCMB olarak tokenizasyon, yapay zeka ve kuantum bilişim olmak üzere üç ana alanı önceliklendirdiklerini ifade etti. Tokenizasyonun dikkatli bir tasarım sürecinden geçmesi gerektiğini vurgulayan Karahan, üzerinde çalışılan dijital Türk lirasının fiyat stabilitesi, finansal stabilite ve kamu güvenini kazandığından emin olmak istediklerini dile getirdi.
Geleceğin finansal sistemlerinin inovasyon ve risk yönetimi arasında denge kurulmasını gerektirdiğini vurgulayan Karahan, tüm bu ideallerin TCMB’nin görüş mesafesinde olduğunu belirtti. Karahan, sözlerini 1978’de Nobel İktisat Ödülü kazanan Herbert Alexander Simon’dan alıntı yaparak noktaladı:
“Sınırlar, zorlanarak bulunur.”
Dijital Finansın Öncüleri ödülleri sahiplerini buldu
İstanbul Fintech Week’de KPMG, bu yıl üçüncüsünü hayata geçirdiği “Dijital Finansın Öncüleri” ödüllerini sahiplerine takdim etti. Sipay, “Öncü Fintech” ödülüne layık görülürken “Öncü Banka” ödülünü Türkiye İş Bankası kazandı.

Fintechler
Öncü Fintech Ödülü: Sipay
- Global Fintech Ödülü: Mall IQ
- Yükselen Fintech Ödülü: Cenoa
- Yenilikçi Fintech Ödülü: AIATUS
- Finansal Kapsayıcılık Ödülü: UPT
- Jüri Özel Ödülü: Gtech
Bankalar
Öncü Banka Ödülü: Türkiye İş Bankası
- Vizyoner Banka Ödülü: Fibabanka
- İşbirlikçi Banka Ödülü: Kuveyt Türk

Binlerce katılımcıyı 510’un üzerinde sektör lideriyle buluşturan İstanbul Fintech Week, 12 Haziran’da sona erecek.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
Paretoİş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
halka arz
kripto
kaldıraçlı
Türkiye
Web
İstanbul
Fintech Week
Fintech
Ripple
Sipay
Türkiye İş Bankası
Zodia Custody
Fibabanka
Odeabank
Garanti BBVA
Binance TR
Akbank
JPMorgan Chase
Sermaye Piyasası Kurulu
Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası
Ali İhsan Güngör
Kripto
Uluslararası Menkul Kıymet Komisyonları Örgütü
Avrupa Birliği
Sermaye Piyasası Kanunu
YAZARLAR

Doğa Yurduneri
İş Dünyası ve Teknoloji Editörü

Pareto
İş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
İLGİLİ OKUMALAR
Polaroid, üst üste ikinci yaz kampanyasını da yapay zeka karşıtı hissiyata ayırdı. Markanın sahillerdeki billboardlara yerleştirdiği reklamları "Veri merkezleri hepsini içip bitirmeden gidip denize atla" diyor; "yapay zekanın parmaklarımızın arasındaki kumu üretip üretemeyeceğini" sorguluyordu. Peki teknoloji liderlerinin kendilerini "tastewashing" ile yeniden paketlemeye çalıştığı bir dönemde markaların yapay zekayla mesafesi nasıl inandırıcı olur?

Ticaret Bakanlığı, yerli üretimi desteklemek ve cari açığı azaltmak amacıyla pek çok ithal üründe ek gümrük vergisi oranlarını artırdı. Her ne kadar bu düzenlemeler iç pazarda Çin ürünlerinin oluşturduğu haksız rekabetten kaynaklanan dezavantajları gidermeye yönelik olsa da, tüketiciye etkisinin zam olarak yansıyacağı beklentisi hâkim. Kur baskısıyla ithalatın üretmeye göre daha avantajlı olduğu Türkiye’de alınan bu kararların enflasyonla mücadeleye, cari açığın düşürülmesine ve yerli üretime etkileri ne olacak?

Türkiye’de kurumsal dönüşüm yönetimi denince akla ilk gelen isimlerden biri olan Burhan Karaçam’ın "Değişim, İnsan, CEO" kitabı, yakın zamanda okuruyla buluştu. Yeni kitabı vesilesiyle Aposto editörleriyle biraraya gelen Karaçam, yöneticilik serüveninden çıkardığı en önemli dersleri ve geleceğin yöneticilerine tavsiyelerini paylaştı.

Yıllarca bir girişimin ciddiyetini ölçmenin en kestirme yolu ekip büyüklüğüydü. "Kaç kişisiniz?" sorusu aslında "Ne kadar gerçeksiniz?" demekti. Yapay zeka, bu denklemi sessizce bozdu. Bugün en hızlı büyüyen şirketlerin bazıları, bir toplantı odasına sığacak ekiplerle yönetiliyor. Peki küçük bir ekip nasıl büyük iş çıkarıyor ve bu modelin görünmeyen bedeli ne?

Bugüne kadar liderlikle ilgili binlerce kitap ve makale yazıldı; pek çok farklı liderlik tanımı yapıldı. Yapılan onca tanımın içinde sanırım çoğunluğun hemfikir olduğu bir açı var: Kurumsal hayatta liderlik “insanlardan en yüksek verimi alabilmekle” ilgili. Bu verimlilikte doğru sorulara odaklanmanın payı da büyük.




