İstanbul'un hayvan dostu kafelerinden mini bir seçki 🐾 ☕

Aposto İstanbulİstanbul'dan ve dünyadan seçilmiş etkinlikler, kültür-sanat ajandası, şehir gündemi, tematik rehberler ve şehrin sınırlarından taşmaya değecek davetler her hafta e-posta kutunda.
Jack's Dog Cafe, Suadiye: Suadiye Marmaray durağının hemen karşısındaki bu kafe, köpekler için baştan sona her şeyin düşünüldüğü bir yer. Köpeklere özel bir butik, sen kahveni içerken dostunun da yanında harika atıştırmalıklar yiyebileceği bir fırın, kıskandıran bir spa, hatta sosyalleşebileceği bir kreş bile var.
Cup Of Joy, Nişantaşı: Vedat Milor’un favori üçüncü nesil kahvecilerinden olan Cup Of Joy da Nişantaşı’ndaki dükkânında patili arkadaşlarımızı ağırlamaktan memnuniyet duyanlardan. Ferah bir mekânda yüzleri güldüren tatlılar ve kahvelerle buluşurken yanında dostunu da görmek istersen aklında bulunsun.
Pati Durağı, Suadiye: 2018’den beri yola köpek dostlarıyla koyulanların uğrak noktası Pati Durağı, hem senin hem de can dostunun favori mekânı olmaya aday. Tam uzun bir sahil yürüyüşünden sonra oturup bol bol dinlenmelik. Ayrıca dostunun tüm ihtiyaçlarına cevap verecek bir butikleri ve pet kuaförleri de var.
Vakkorama Cafe, Etiler: Akmerkez'in içinde konuşlanan Vakkorama Cafe, dışarıdan girişiyle alışveriş merkezinin kalabalığından kaçıp patili dostunu da yanına alabileceğin bir mekân. Balkabaklı salata, patates kızartması ve fusilli alla vodka'sını da önerelim.
Kruvasan, Nişantaşı: Hangover'ını vitrin alışverişi yapıp sokağın hareketliliğini izleyerek geçiresin geldiyse sor hayvan dostuna, insanı çikolatalı kruvasan ve kahve sipariş etsin, belki öğle yemeğine birlikte Kru'ya kaçarsınız.
Bi Nevi Deli, Nispetiye: Canın vegan blondie ya da peanut bar çektiyse istikamet Bi Nevi Deli olabilir. Arka bahçesinin göze iyi gelen bebek mavisi masaları ve sömürüsüz mutfağı bir yana dostunu evde bırakmak zorunda değilsin. Mekânın keyfini hoşsohbet garsonlarıyla birlikte çıkarmak mümkün.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
Aposto İstanbulİstanbul'dan ve dünyadan seçilmiş etkinlikler, kültür-sanat ajandası, şehir gündemi, tematik rehberler ve şehrin sınırlarından taşmaya değecek davetler her hafta e-posta kutunda.
NEREDE YAYIMLANDI?
Mart ayının ilk pazarından herkese merhaba. Bu hafta Vendredi Sur Mer şehrimizi yeniden ziyaret ederken açık mikrofonlu bir stand up gecesinde buluşuyor, oradan da kendimizi Gülşen konserinde buluyoruz.
06 Mar 2022

YAZARLAR

Naz Eraslan
Copywriter @Aposto

Aposto İstanbul
İstanbul'dan ve dünyadan seçilmiş etkinlikler, kültür-sanat ajandası, şehir gündemi, tematik rehberler ve şehrin sınırlarından taşmaya değecek davetler her hafta e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Ara Güler’in objektifinden kalan İstanbul’u bütünüyle geri getirmek mümkün değil. Sokaklar değişti, bazı yapılar ortadan kalktı, kıyılar başka işlevler kazandı. Ara Güler’in ölümünün 8. yılında fotoğraflarına yeniden bakmak, yalnızca eski günleri anmak için değil, yaşadığımız kenti sorgulamak için de bir fırsat.

Bir zamanlar iyi geldiği için adı "terapi" konan bölgelere sahip bu şehir, bugünlerde çoğumuzun psikolojisinin bozulmasının sebeplerinden biri hâline gelmiş gibi. Belki de sorun İstanbul’un yalnızca çok kalabalık olması değildir. Belki sorun, İstanbul’un bize kendimiz için giderek daha az yer bırakması. Belki mesele yalnızca trafik değil, gürültü değil, nüfus değil, beton değil. Bütün bunların arasında kendimize ait küçücük bir alan bulamamak.

Dört yıllık tadilatın ardından yeniden açılan Eski Şark Eserleri Müzesi, İstanbul Arkeoloji Müzeleri’nin geniş koleksiyonundaki hikayelerin peşine düşmek için İstanbullulara bahane oldu. Dört bin yıllık bir aşk şiirinden Assur’un süslü cinlerine, Midillili bir köpeğin mezartaşından müze bahçesindeki altı Bizans, üstü Osmanlı çeşmesine, bu kez hemen akla gelen başyapıtlarla değil, ilk bakışta gözden kaçabilecek ilginç hikayeler eşliğinde geziyoruz müzeyi.

İstanbul’da gezerken bazen bir sarnıcın önünden geçeriz, bazen bir sur parçasının yanından. Bazen eski bir kilisenin, bazen bir saray kalıntısının, bazen de adını bilmediğimiz bir sütunun önünde dururuz. Çoğu zaman fark etmeyiz; fark ettiğimizde de bu kalıntıları ayrı ayrı görürüz. Ayasofya bir yerde durur, Kariye başka bir yerde. Oysa bütün bunlar aynı büyük hikayenin parçalarıdır: İstanbul’un bin yılı aşan Roma / Doğu Roma başkentliği.

Kadıköy değişiyor ama bu sadece yapısal bir dönüşüm değil. Bu, bir mahallenin değişen yaşam kültürünün, aşınan kent belleğinin ve yaşadığı çevre üzerinde söz sahibi olmak isteyen sakinlerinin hikayesi aynı zamanda. Caferağa Mahallesi Muhtarı Hanife Dağıstanlı, son 15 yılda semtin geçirdiği dönüşümü kent belleği, kamusal alan ve aidiyet üzerinden değerlendiriyor.




