🏢 İstanbul’un ilk Art Nouveau binası Casa Botter yeniden açıldı


Citroën C3 ELLE Türkiye’de Citroën C3 ELLE Türkiye'de 77 yıldır modaya ve kültüre yön veren ELLE ile iş birliğini sürdüren Citroën, sınırlı sayıda üretilen yeni Citroën C3 ELLE ile hayata modern ve konforlu bir dokunuşta bulunuyor. İkonik moda dergisi ELLE ’in 21 Kasım 1945 tarihli ilk sayısından ilhâmla yaratılan Citroën C3 ELLE , B Segmenti’nin en verimli ve konforlu seçenekleri arasında yer alıyor. Neler var? ELLE logosunun renklerine selam veren, beyaz veya siyah olmak üzere iki tavan rengi; kum, kutup beyazı, çelik gri, platin gri veya parlak siyah gövde renkleriyle kombinlenebiliyor. Airbump® ekleri, ızgaradaki far ekleri ve tavan etiketinin çevresini kaplayan renkli vurgular, Citroën C3 ELLE ’in yeni renkleriyle uyum sağlıyor. İki renkli Advanced Comfort koltuklarda ana döşeme olarak açık Prusya grisi kumaş kullanılırken sırtlıkların üst kısımlarında koyu mavi-gri tonlarında rüzgâr grisi Alcantara kullanılıyor. Marka logosu baskılı dekoratif şerit, mavimsi saten vurgularla sırtlığın üst kısmını koltuğun geri kalanından ayırıyor. Dahası: Citroën C3 ’teki benzersiz ELLE dokunuşu, aracın içinde ve dışında yer alan “1945’ten beri ve sonsuza dek” imzasıyla taçlanıyor. Yeni Citroën C3 ELLE ile tanışmak için bu bağlantıyı ziyaret edebilirsin.
Daha fazlasını öğren →
Aposto İstanbulİstanbul'dan ve dünyadan seçilmiş etkinlikler, kültür-sanat ajandası, şehir gündemi, tematik rehberler ve şehrin sınırlarından taşmaya değecek davetler her hafta e-posta kutunda.
İstanbul’un ilk Art Nouveau binası olan ve ilk modaevine ev sahipliği yapmasıyla bilinen Botter Apartmanı, Grande Rue de Péra veya Cadde-i Kebir olarak anılan İstiklal Caddesi’nde 235 numarada yer alıyor.

Botter Apartmanı (2018) | Fotoğraf: Mila Khvalibova
II. Abdülhamid tarafından sarayın resmî terzisi ve modacısı Jean Botter için inşa edilen bina, Art Nouveau tarzındaki binalara attığı imzayla tanınan ünlü mimar Raimondo D'Aronco’nun eseri. Reşad Ekrem Koçu, İstanbul Ansiklopedisi’nin altıncı cildinde Jean Botter’den bahsederken Sermed Muhtar Alus’un “kendine has üslûbuyla” vermiş olduğu notları şöyle alıntılıyor:
“Beyoğlu'ndaki mağazasında çifter çifter tezgâhlar, makastar, farazâ bir kostüm ısmarlıyacaksın. Kumaş ondan olarak, en aşağı 10 aded sarı lira. Redingot, bonjur, pardesü, palto buna kıyas, ve pahası daha yüksek. Şunu da unutmayalım, o vakitler bizim beyefendiler arasında smokin ve frak modası hiç yok; ifrat alafrangalardan, ‘didon’ kulpu takılmışlardan binde, estağfurulla yüz binde bir kişi müstesnâ.”

Botter Apartmanı
İstanbul’da aynı binada hem iş yeri hem de konutların bulunması ilk defa Casa Botter’de görülüyor. Cephesi bitki motifli bordürler, çiçeklerle bezenmiş insan başı figürleri ile süslü Botter Apartmanı; Türkiye'de inşasında çelik konstrüksiyon kullanılan ilk apartman ve Pera Palas Oteli'nden sonra asansörü olan ikinci yapı olma özelliklerini taşıyor.
İnşası 1901’de tamamlanan, bodrum katıyla beraber toplam yedi kattan oluşan apartmanda bir süre Botter ailesi konakladı. Ailenin 1917’de binayı Osmanlı vezirlerinden Nedim Paşa’nın oğlu Mahmut Nedim Bey’e satıp Paris’e taşınmasının ardından Botter Apartmanı defalarca el değiştirip farklı şekillerde kullanıldı. Apartmanın 1970’li yıllardaki sakinleri arasında Ferit Edgü de var.
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, geçtiğimiz yıl Casa Botter’in restorasyon çalışmalarını duyururken İstanbul’un 2017 yılında UNESCO Tasarım Şehri unvanını kazanmış bir şehir olduğunu hatırlatmış ve şu ifadeleri kullanmıştı:
“Böylesi bir unvanı kazanan bir kentin de bir tasarım merkezi yok. Bu gerçekten çok da yakışır bir durum değil. Bu anlamda Casa Botter ile bu hayal ettiğimiz tasarım merkezini İstanbul'a kazandırmış olacağız. Tabii tasarım gerçeğini ve bu kentte bulunan yetenekli insanların tasarım gücünü hissettirmeye, göstermeye dönük alanları onlara sunmanın da büyük bir kazanım olacağının farkındayız. Bunu şehrin tarihinde, moda ve mimarinin çekim noktası olan İstiklal'de, Botter Apartmanı’nda yapmış olmak da bizim için en önemlisi.”
Botter Apartmanı’nın restorasyon çalışmaları nihayet tamamlandı. Casa Botter Sanat ve Tasarım Merkezi’nin sergi salonu, gösterim merkezi, İstanbul belgeleyici film arşivi, bilgi-belge merkezi, konferans salonu, tasarım atölyesi ve açık alan tasarım ofisi gibi farklı kullanım alanlarını içeren kapsamlı bir fonksiyon programı sunması planlanıyor.

Botter Apartmanı | Kaynak: İBB Miras
Yakında: Metro Han ve Casa Botter’in ardından restore edilerek İstanbul’a kazandırılacak mekânlar arasında Muammer Karaca Tiyatrosu ve Beyoğlu Sineması da yer alıyor. İstiklal Caddesi’yle olan ilişkisi ve iç mekân kurgusu kent belleğindeki hâli korunacak şekilde tamamlanması hedeflenen tiyatro, çalışmaların ardından 7/24 yaşayan bir buluşma durağı olarak yeniden kapılarını açacak. Beyoğlu hafızasının simge mekânlarından bir diğeri olan Beyoğlu Sineması ise İBB Miras’ın çalışmalarının ardından "kapısı sokağa açılan sinema" olmaya devam edecek.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
Aposto İstanbulİstanbul'dan ve dünyadan seçilmiş etkinlikler, kültür-sanat ajandası, şehir gündemi, tematik rehberler ve şehrin sınırlarından taşmaya değecek davetler her hafta e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Bu hafta şehrin ajandasında Maxim Vengerov konseri, Steve Vai'nin İstanbul'a dönüşü, Bir Terennüm ve dahası var.
18 Nis 2023

YAZARLAR

Dilara Kaya
Aposto - Dilara Kaya

Aposto İstanbul
İstanbul'dan ve dünyadan seçilmiş etkinlikler, kültür-sanat ajandası, şehir gündemi, tematik rehberler ve şehrin sınırlarından taşmaya değecek davetler her hafta e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Bayramda arabasız gezmek, çoğu insana külfet geliyor. Azalan otobüs seferleri, artan yolcu sayısı, belli semtlere gitmenin işkenceye dönüşmesi bayram gezmesinin olmazsa olmazları. Öte yandan ücretsiz bayram otobüsleri, sabahın nurunda kalkıp işe gidenler, bu yüzden şehri ancak bayramdan bayrama keşfedenler, iki kuruş harçlıkla hayatını idame ettirmeye çalışan kadınlar, denizi görmeden büyüyen çocuklar, çocuklarına denizi göstermek için bayramı bekleyen aileler için biraz da.

İstanbul, bitkileri ve kokularıyla geçmişin ve bugünün birlikte yaşadığı bir hafıza bahçesidir. Kimileri meşhur bir lavanta kolonyasının ferah kokusuyla büyümüştür; kimileri Tokatlıyan Han’ın önünden geçerken tanıdık bir lavanta esintisini bugün hâlâ duyar. Ve bazen, İstanbul sadece kokusuyla hatırlanır.

İstanbul'da lale sevgisinin kökenleri çok eski zamanlara kadar uzanıyor. Türklerle birlikte Orta Asya'dan çıkıp Anadolu'ya ve İstanbul'a ulaşan lale, bahçelerimizden evlerdeki vazolara, geleneksel el sanatlarından edebiyata hep baştacı ediliyor. Hazır mevsimi gelmişken lalenin tarihinden bugüne uzanan renkli bir yolculuğa çıkıyoruz.

Bir devleti, kendi çağında kendine verdiği adla mı anmalıyız, yoksa sonradan yakıştırılan adla da anabilir miyiz? Bu sorunun tek bir doğru cevabı yok. Ancak şunu bilmeden sağlıklı bir tartışma yürütülemez: Bizans, Doğu Roma’nın kendine verdiği bir ad değildir. Bu da bizi daha büyük bir soruya götürür: Tarihi kim anlatıyor, hangi kelimelerle ve neden?

Kar-kış demeden güne Boğaz'ın soğuk sularına atlayarak başlayan İstanbulluların sayısı her geçen gün artıyor. Sarayburnu'ndan Suadiye'ye, oradan Bebek'e, şehrin farklı noktalarından denize giren bu cevval yüzücüler arasında Kapalıçarşı esnafından eski bankacılara, lisanslı sporculardan hiç yüzme bilmeyenlere pek çok farklı profil var. Ortak noktaları ise üç tarafı denizlerle çevrili bir ülkede denize sırtlarını dönmeyi reddetmeleri...




