Merkezi yönetimin borcu 4,7 trilyon TL'ye ulaştı


Anadolu Yakası’nda yeni bir yaşam: Benesta Benleo Acıbadem
Hayalinizdeki ev için en doğru zaman İstanbul’un en gözde semtlerinden Acıbadem’de çağdaş, sağlam ve konforlu bir yaşam için çalışmaların hızla devam ettiği Benesta Benleo Acıbadem ; merkezi lokasyonu, mühendisliği, çağdaş tasarımı, üstün…
Daha fazlasını öğren →
EXANTEFinans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
Hazine ve Maliye Bakanlığı merkezi yönetim borç stokunun 31 Mayıs 2023 tarihi itibarıyla 4,7 trilyon TL'ye ulaştığını duyurdu. Söz konusu hacimde aylık artış oranı %3,1 olmakla birlikte yıllık artış oranı yaklaşık %41 seviyesinde bulunuyor.
4,7 trilyon TL’lik borç hacminin yaklaşık %29’luk kısmı değişken faizli borçlardan oluşuyor. İhraç takviminde karşımıza sıklıkla çıkan TÜFE’ye endeksli bonolar da 1,3 trilyon TL’lik bir hacme denk gelen bu grupta yer alıyor. Söz konusu oranda tarihsel olarak büyük bir sapma yaşanmıyor ve oran 8 aydır %30’un altında seyrediyor.
Borçlanma yapısının döviz dağılımına bakıldığında ise toplam borç hacminin %62,5’lik kısmın yabancı para cinsinden olduğu görülüyor. Bu da, yarı yarıya bölüşülen yurt içi – yurt dışı dengesinden hareketle yurt içinden alınan döviz borçlarının devam ettiğini gösteriyor. Toplam borçlanma hacmi içinde yabancı para borçların 2022 yıl sonundaki payı %65 seviyesinde bulunuyordu.
Borç stokunun iç-dış dengesine bakıldığında borçların %50,4'lük kısmının dış borç, %49,6'lık kısmının ise iç borçlardan oluştuğu görülüyor. Bu oranlar aylık bazda büyük bir değişime işaret etmemekle birlikte dış borç stokunun toplamdan aldığı payın tarihi ortalamanın üzerinde seyrettiğine işaret ediyor.
Sonuç olarak, toplam stok ve borçlanma yapısı içinde yapısal bir değişim ya da beklenmedik bir gelişme yaşanmadığı görülüyor.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
EXANTEFinans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Asgari Ücret %34 oranında zamlanarak 11 bin 402 TL olarak açıklandı. Böylece asgari ücret, bugüne kadar USD bazında belirlenmiş en yüksek seviyesini yakalamış oldu.
21 Haz 2023

YAZARLAR

EXANTE
Finans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
ABD-İran savaşının ve artan korumacılığın etkisiyle küresel ticarette dengeler değişirken, ülkelerin ulusal güvenlik ve jeopolitik öncelikleri ekonomik kararlarında giderek daha belirleyici hale geliyor. Ancak teknolojik dönüşüm ve stratejik sektörlerdeki yatırımların gelişmiş ülkelerde yoğunlaşması, gelişmekte olan ülkelerin kalkınma ve gelir farkını kapatma çabalarını zorlaştırıyor.

Küresel ekonomide en önemli gündem maddesi, uzun vadeli tahvil faizlerindeki önlenemeyen yükseliş olmaya devam ediyor. Sadece ABD’de değil, birçok gelişmiş ülkede on yıllık tahvil faizlerinin çok sert yükseldiği görülüyor. Peki neden ve bu gidişi ne durdurabilir?

ABD Başkanı Donald Trump’ın Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile yaptığı dizel tedarik anlaşması, ABD Kongresinde Cumhuriyetçiler ile Demokratların hükümetin kapanması sürecinde dahi yaşamadıkları ölçüde bir ortak mutabakat sağlamalarına neden oldu. Peki Trump neden böyle bir karar aldı? Rusya bu anlaşmadan ne kazanacak ve ABD’nin Ukrayna politikasında nasıl bir değişiklik yaşanıyor?

İmalat sanayiinde ilk dört ayda %1,3’e ulaşan üretim artışı, Ağustos ayında %0,2’ye geriledi. Giyim ve makine sektörlerinde daralma tüm şiddetiyle sürerken, önceki yıllarda büyüyen bazı sanayi kolları da yaz aylarında üretim kaybetmeye başladı.

Nobel Ekonomi Ödülü’nü alan Robert Hall ve Michael Woodford’un çalışmalarının ortak noktası, ekonomik istikrarın yalnızca bugün alınan kararlara değil, insanların geleceğe ilişkin beklentilerine de bağlı olduğu düşüncesi oldu. Ödülün gerekçesinde “makroekonomik istikrarın mikroekonomik temellere yaptığı katkılar” ifadesi yer alırken burada Türkiye açısından da önemli çıkarımlar var. Bu teze göre, ekonomik istikrarın toplumsal karşılığı tek başına enflasyonun düşmesi değil.



