Merkezi yönetimin borcu 4,7 trilyon TL'ye ulaştı


Anadolu Yakası’nda yeni bir yaşam: Benesta Benleo Acıbadem Hayalinizdeki ev için en doğru zaman İstanbul’un en gözde semtlerinden Acıbadem’de çağdaş, sağlam ve konforlu bir yaşam için çalışmaların hızla devam ettiği Benesta Benleo Acıbadem ; merkezi lokasyonu, mühendisliği, çağdaş tasarımı, üstün standartları ve zengin sosyal olanaklarıyla ön plana çıkıyor. Neler var? Son deprem yönetmeliği olarak kabul edilen 2018 düzenlemeleri esas alınarak planlanan, uluslararası düzeyde kontrol ve denetleme sistemi uygulanan Benesta Benleo Acıbadem , yaş aldıkça değerlenen yapı malzemeleriyle zamansız bir tasarım olarak yükseliyor. Simpleks , bahçe dubleks , çatı dubleks , teras bahçeli ve loft daireleriyle farklı yaşam seçeneklerini bir araya getiren Benesta Benleo Acıbadem’de her dairede geniş kullanım alanına sahip balkon , bahçe veya teras yer alıyor. Akasya AVM’ye yürüme mesafesinde yer alan ve GATA Ormanı’na komşu olan proje; Anadolu Yakası’nın Bağdat Caddesi, Kadıköy, Kalamış Marina gibi merkezlerine; Zincirlikuyu, Beşiktaş, Levent, Mecidiyeköy, Taksim, Karaköy lokasyonlarına ve Boğaz hattına yakınlığıyla dikkat çekiyor. Dikkat dikkat: Yeni kampanyasıyla lükse bir adım daha yaklaştıran projede %20 indirim fırsatı sunuluyor. Benesta Benleo Acıbadem hakkında daha fazla bilgi almak için buradaki formu doldurarak iletişim talebinde bulunabilir ve yepyeni bir yaşam için ilk adımı atabilirsiniz.
Daha fazlasını öğren →
EXANTEFinans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
Hazine ve Maliye Bakanlığı merkezi yönetim borç stokunun 31 Mayıs 2023 tarihi itibarıyla 4,7 trilyon TL'ye ulaştığını duyurdu. Söz konusu hacimde aylık artış oranı %3,1 olmakla birlikte yıllık artış oranı yaklaşık %41 seviyesinde bulunuyor.
4,7 trilyon TL’lik borç hacminin yaklaşık %29’luk kısmı değişken faizli borçlardan oluşuyor. İhraç takviminde karşımıza sıklıkla çıkan TÜFE’ye endeksli bonolar da 1,3 trilyon TL’lik bir hacme denk gelen bu grupta yer alıyor. Söz konusu oranda tarihsel olarak büyük bir sapma yaşanmıyor ve oran 8 aydır %30’un altında seyrediyor.
Borçlanma yapısının döviz dağılımına bakıldığında ise toplam borç hacminin %62,5’lik kısmın yabancı para cinsinden olduğu görülüyor. Bu da, yarı yarıya bölüşülen yurt içi – yurt dışı dengesinden hareketle yurt içinden alınan döviz borçlarının devam ettiğini gösteriyor. Toplam borçlanma hacmi içinde yabancı para borçların 2022 yıl sonundaki payı %65 seviyesinde bulunuyordu.
Borç stokunun iç-dış dengesine bakıldığında borçların %50,4'lük kısmının dış borç, %49,6'lık kısmının ise iç borçlardan oluştuğu görülüyor. Bu oranlar aylık bazda büyük bir değişime işaret etmemekle birlikte dış borç stokunun toplamdan aldığı payın tarihi ortalamanın üzerinde seyrettiğine işaret ediyor.
Sonuç olarak, toplam stok ve borçlanma yapısı içinde yapısal bir değişim ya da beklenmedik bir gelişme yaşanmadığı görülüyor.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
EXANTEFinans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Asgari Ücret %34 oranında zamlanarak 11 bin 402 TL olarak açıklandı. Böylece asgari ücret, bugüne kadar USD bazında belirlenmiş en yüksek seviyesini yakalamış oldu.
21 Haz 2023

YAZARLAR

EXANTE
Finans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Fed’in 25 baz puanlık faiz artışı, küresel tahvil piyasalarında yalnızca politika faizinin bir kademe daha yükselmesi anlamına gelmiyor. Kararın piyasa açısından daha önemli tarafı, ABD’de para politikasının beklenenden daha uzun süre sıkı kalabileceğine yönelik algının güçlenmesi. Bu noktada küresel tahvil piyasasının en önemli referansı ABD 10 yıllık tahvil faizi olmaya devam ediyor.

SPK'nın 131 fonu tasfiye etmesiyle 455 bini aşkın yatırımcının birikimi askıda kaldı. Türkiye'nin derin bir sermaye piyasası kurabilmesi için haksız kazanç geri alınmalı, zarar mükellefe yüklenmemeli. Bu kriz, doğru dersler çıkarıldığında Türkiye sermaye piyasası için bir eşik olabilir.

ABD’den Türkiye’ye, fiyatların gelirlerden hızlı arttığı bir dönemde tüketici harcamaktan vazgeçmek yerine alışveriş biçimini değiştiriyor. Daha küçük sepetler, market markaları, daha sık alışveriş ve kredi kartına yayılan ödemeler hane bütçesindeki baskının giderek daha görünür hâle gelen sonuçları. Tüketim verileri canlılığını korurken, bu canlılığın arkasında gelir dağılımı, borçlanma ve sürekli sonraya bırakılan harcamalar var.

Ülkemiz fon piyasasında önceki hafta adeta deprem yaşandı. Teknik detaylara ilişkin çokça yazılıp çizilse de dip toplamda tasarruf sahiplerinin “paramı ne zaman ve hangi değer üzerinden geri alabileceğim?” sorusu yanıtlanmayı bekliyor. Bu noktada benzer yaşanmışlıkları yakın geleceğe dair belirsizlikleri azaltabilecek bir ayna olarak kullanabiliriz. 2008'de ABD'de yaşanan Reserve Primary Fund krizi de öğretici bir örnek olarak karşımıza çıkıyor.

TCMB verilerine göre Türkiye, Ocak-Temmuz döneminde toplam 34,8 milyar dolarlık cari açık verdi. Geçen yılın aynı dönemine kıyasla 10,6 milyar dolar büyüyen açığın finansmanında bankaların ve şirketlerin dış borçlanması öne çıktı. İlgili dönemde açığın finansmanı için yurt dışından kullanılan krediler önemli ölçüde artarken, rezervlerden de geçen yıl kullanılanın iki katından fazla kaynak kullanıldı.



