

Metro Türkiye soruyor: Bir tabak yarını değiştirebilir mi? Sürdürülebilir bir gelecek için gıdalarımızı israf etmemek hayati bir konu. Peki sizce sürdürülebilir mutfak prensipleriyle hazırlanan bir tabak yarını değiştirebilir mi? Cevap tabii ki "evet". Tam 32 yıldır faaliyetlerinin merkezine sürdürülebilirliği koyan Metro Türkiye , işte bu soruyla çıktığı sürdürülebilirlik yolculuğunda atıksız mutfakların nasıl yaratılacağı konusunda yeme-içme sektörüne rehberlik ediyor. Metro Türkiye atıksız mutfaklar için nasıl yol gösteriyor? Türkiye’nin ilk gastronomi keşif platformu Gastronometro ’nun hazırladığı Atık Azaltım Menüsü ile sıfır atıkla ilgili farklı öğünlere ait birçok reçeteye ulaşmayı mümkün kılıyor. Restoran ve otellerde fazla gıda üretimini önlemek amacıyla 2021 yılında FAO iş birliği ile hazırladığı Otel, Restoran ve Diğer Toplu Tüketim Yerlerinde Gıda İsrafı İle Mücadele Kılavuzu ile sektöre yol gösteriyor. Kalan gıdaların dönüştürme ve bağışlama gibi yollarla nasıl atık olmaktan kurtarılabileceği de yine bu kılavuzda. Şeflerin ve sektör profesyonellerinin bu mücadeleyi benimsemesi ve uygulaması için eğitimin öneminin farkında. HORECA Sektöründe Gıda İsrafıyla Mücadele Eğitimleri de bu açıdan oldukça önemli. Bu yıl ikincisi hazırlanan Sürdürülebilir Ürünler Kataloğundaki ürünler ve içeriklerle atıksız mutfakların önemli bir destekçisi. Metro Türkiye’nin web sitesinde yer alan Sürdürülebilirlik Platformu ile tüm bu kılavuz ve kataloglara ulaşabilirsiniz.
Daha fazlasını öğren →
Paretoİş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
Gıdadan hazır giyime pek çok oyuncunun yer aldığı perakende sektörü 3 yıl süren uzun, zorlu bir yolculuğu geride bırakıyor. Bugün perakendeciler en çok artan maliyetler, işçilik ve değişen müşteri beklentileri ile baş etmeye çalıyor. Peki sektörün üstünde gezinmeye artık alışkanlık haline getirmiş kara bulutlar 2023’te dağılıyor mu?
2022’nin Z raporu
Pandemi, pandeminin gerilemeye başladığı döneme denk gelen Rusya’nın Ukrayna’yı işgali ve etki alanını her geçen gün genişleten enflasyon ortamı… Geçtiğimiz yıl boyunca, tedarik zincirindeki zorluklar, enflasyonist fiyatlandırma, ekonomik belirsizlik ve jeopolitik faktörler tüm dünyada perakendecileri derinden etkiledi. Ayrıca pandemi döneminde iş gücünün farklı alanlara kayması da sektörün üstesinden gelmesi gereken bir problem haline geldi. Ancak yeni yılla birlikte müşterilerde alışveriş yolculuğuna olumlu bir bakışın ve odaklanmanın söz konusu olduğu düşünülüyor. Ancak öte yandan Dünya Ekonomik Forumu tarafından yapılan bir araştırmaya göre, her 10 tüketiciden 7'si önümüzdeki yıl maliyetlerin artmasını bekliyor ve bu da sektörün önündeki tabloyu belirsizleştiriyor. Statista’nın verilerine göre ise değişimin başlangıcı olarak kabul edilen 2020'de yaklaşık 23,74 trilyon dolar olan global perakende satışlarının 2025'te yaklaşık 31,7 trilyon dolar olacağı tahmin ediliyor. Peki bu büyümenin bir parçası olmak isteyen perakende şirketlerinin önünde nasıl bir yol var?
2023 portresi
Perakendeciler yeni normale uyum sağlamaya çabalarken, sorunsuz bir deneyim ve dijital dünya perakendenin geleceğini şekillendiriyor. 2023’te sektördeki kasvetin dağılması umulurken, enflasyon soru işareti olarak havada asılı kalmaya devam ediyor. Perakende sektörünün bir yanında olumsuz ihtimaller kol gezerken, bir yanında trendler bambaşka bir gelecek ihtimaline öz kırpıyor:
Tehditler
Durgunluk: Enflasyonun hızı kesiliyor gibi görünüyor ancak makroekonomik güçler isteğe bağlı harcamalar için bir tehdit olmaya devam ediyor. Bazı ekonomistler, talebi yavaşlatma ve fiyatları kontrol etme çabalarının sonucu olarak durgunluğun kaçınılmaz olduğunu savunuyorlar.
Ufukta iflaslar: 2020’de pandeminin perakendecileri vurmasıyla birlikte iflas başvuruları artmıştı. Ancak pandemi sonrasında dönemde perakendeciler için piyasa olumlu yönde değişmişti. 2023’e yaklaşırken enflasyon ve ekonomik belirsizlik tüketici harcamalarını etkiledi. Bu da yeni yılda sektörde iflasların yeniden canlanması anlamına gelebilir.
Fırsatlar
Çok kanallı pazarlama ve yeni reklam alanları: Alışveriş yolculuklarında farklı cihaz ve platformları kullanan müşteriler için şirketin birden fazla kanalda yer almak hayati önem taşıyor. Bu da perakendeciler için mağaza içi, çevrimiçi, sosyal medya ve SMS dahil olmak üzere hem fiziksel hem de dijital kanalları kapsayan bir pazarlama ve iletişim stratejisine sahip olmak demek. Fiziksel mağazalar ve web siteleri, perakendeciler ve perakende mağazalarında faaliyet gösteren satıcılar için giderek daha önemli reklam alanları haline geliyor. Web siteleri, mağaza içi ekranlar, mobil uygulamalar ve akış hizmetlerindeki reklam alanı satışlarının büyüme eğilimini sürdüreceği öngörülüyor.
Kişiselleştirme: Müşteriler kişiliklerine, yaşam tarzlarına, tercihlerine ve tanımlayıcı özelliklerine uygun hale getirilmiş ürünlere, tekliflere ve marka deneyimlerine giderek daha fazla önem veriyor. New York merkezli danışmanlık şirketi McKinsey & Company'ye göre, tüketicilerin %71'i şirketlerin kişiselleştirilmiş hizmetler sunmasını bekliyor ve bu olmadığında %76'sı hüsrana uğruyor. Bu da perakende sektöründe kişiselleştirme rüzgarlarının esmeye devam edeceğini gösteriyor.
Metaverse: Perakende sektöründeki metaverse yöneliminin 2023’te de hız kesmeden devam etmesi bekleniyor. Geçen yıl, sektörde çeşitli şirketlerin markalarını tanıtmak ve daha genç tüketicilerle bağ kurmak için sanal alanlarda etki alanını genişletmesini izledik. Gucci, H&M, Puma ve Gap metaverse’e adım atan şirketlerden birkaçı oldular. McKinsey, meta evreninin 2030 yılına kadar 5 trilyon dolar değerinde olabileceğini ve özellikle e-ticaret üzerinde tahmini 2 trilyon ila 2,6 trilyon dolar etki yaratabileceğini tahmin ediyor.
TikTok, Instagram ve Canlı Yayın Alışverişi: TikTok'un “Sizin İçin” akışı ve Instagram'ın alışveriş sekmesi gibi algoritmalar, sosyal medyada bir keşif aracı olarak markaların ve influencerların hedefli reklamlarını ve organik içeriklerini değiştiriyor. 2022, pazarlamacıların bu alanların gücünü keşfettiği bir yıl oldu. Öte yandan sosyal medya, markaların canlı yayın akışları aracılığıyla etkileşimli alışveriş etkinliklerine ev sahipliği yapmasını mümkün kıldı. Coresight Research yaptığı araştırmanın sonucunda canlı yayın e-ticaret penetrasyonunun 2022'de 20 milyar dolardan 2025'te 57 milyar dolara çıkacağını tahmin ediyor.
Çevreci ve sürdürülebilir perakende: 2022’de pek çok marka geri dönüştürülmüş malzeme kullanımı için kolları sıvadı. Bu, kullanılmış ürünleri geri dönüştürmeye yönelmek ve geri dönüştürülmüş malzemelerden yapılmış kapsül koleksiyonlarının piyasaya sürülmesi demekti. Zara ana şirketi Inditex ve Goldman Sachs Asset Management dahil olmak üzere birçok büyük şirket geri dönüştürülmüş malzeme girişimlerine yatırım yaptı. Sosyal ve çevresel sorumluluğu günlük iş modellerine yerleştiren markalara öncelik veren genç müşteri nüfusu markaların bu adımı atmasında etkili oldu. Bu nedenle önümüzdeki dönemde perakendecilerin ürün tedariki, paketleme ve teslimatla ilgili değişen tüketici beklentilerine nasıl yanıt verdiği konusu da kritik olacak.
Kurumsal Sosyal Sorumluluk: Tüketiciler, sosyal sorumluluk konusunda yatırım yapan şirketleri desteklemeye daha meyilliler. Araştırmalar, alışveriş yapanların %77'sinin dünyayı daha iyi bir yer haline getirmeye kendini adamış şirketlerden alışveriş yapmaya motive olduğunu ve %55'inin şirketlerin önemli çevresel, politik ve sosyal konularda tavır alması gerektiğine inandığını gösteriyor.
Sözün özü
Perakende sektörü ayakları sağlam basan bir gelecek için bazı yollardan geçmeyi göze almak durumunda. Geri dönüşüm ve yeniden kullanıma verilen önem arttıkça tüketiciler daha az ürün satın alacak ve ürün yaşam döngüsünü anlamaya daha fazla yatırım yapacak. Öte yandan çevresel faaliyetlerin yanı sıra sosyal faaliyetlere de önem veren şirketlerin tüketiciler arasında yıldızı parlayacak. Bütün bunların yanı sıra dijital dünyadaki trendler de sektörün geleceğini şekillendiren en önemli etmenler arasında yer alacak.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
Paretoİş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
NEREDE YAYIMLANDI?
Netflix'in kurucusu ve CEO'su Reed Hastings'in ayrılışı değişimin nasıl yönetilmesi sorularını gündeme getiriyor. Perakende sektörü 3 yıllık zorlu bir süreci geride bırakırken artan maliyetler ve değişen beklentilerle baş etmeye çalışıyor.
27 Oca 2023

YAZARLAR

İrem Özbay
Writer @ Pareto

Pareto
İş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
İLGİLİ OKUMALAR
Shein, Londra ve New York’taki halka arz girişimlerinin başarısızlıkla sonuçlanmasının ardından bu hafta nihayet Hong Kong borsasında halka açıldı. Birkaç yıl önce hızlı modanın yükselen yıldızı olarak görülen şirket, yatırımcıların karşısına zirve döneminden çok daha farklı bir tabloyla çıktı. Analistlere göre bu tablo, şirketi 100 milyar dolar değerlemeye taşıyan ekonomik koşulların artık ortadan kalktığını da kanıtladı.

Bir çalışanı değerli kılan yalnızca görev tanımında yazanları yerine getirmesi değil; aksaklıkları fark etmesi, sahiplenmesi ve çözümün parçası olmak istemesi de aynı zamanda. Çalışma arkadaşını, müşterisini, itibarını ve geleceğini dert edinen çalışanlar kurumları ileri taşıyor. Ancak dert edinmek yalnızca kişinin tercihi değil; bu çalışanlar sorgulama, fikir belirtme ve sorumluluk alma alanı buldukları ölçüde kurumun gelişimine gerçek bir katkı sunabiliyorlar.

Yapay zeka, artık yazılımı ucuzlatmanın ötesinde, hizmet sektörünün ekonomisini de değiştiriyor. Yeni nesil “AI-native” ajanslar, müşteriye bir araç verip işi ona bırakmak yerine operasyonun tamamını üstleniyor ve ajans hizmetini platform fiyatına sunuyor.

Yıllarca raporlar, hedefler ve uyum kriterleri üzerinden ele alınan sürdürülebilirlik, 2026’nın çoklu kriz ortamında kabuk değiştiriyor. Çevresel ve sosyal riskler büyürken, şirketlerin sürdürülebilirliği ana iş kollarından ayrı, ikincil bir alan olarak görmesi giderek daha işlevsiz hâle geliyor. Yeni dönemin sorusu artık ne kadar sürdürülebilir göründüğümüz değil, sürdürülebilirliği finansal performansa, büyümeye ve organizasyonel dayanıklılığa ne kadar entegre edebildiğimiz.

Güvenin ve itibarın göstergelerini, güven ve itibarın kendisiyle karıştırdığımızda her şeyi “parasını bastırarak” çözebileceğimizi düşünüyoruz. Oysa göstergeleri satın almak kolay, güvenin kendisini satın almak ise mümkün değil. Çünkü sahici güven; strateji, sabır, emek ve zamana yayılan bir tutarlılık gerektiriyor. Kestirmeler ise yalnızca sahnedeki kağıttan kaplanı parlatıyor; işler ters gittiğinde o kaplan kimseyi korumuyor.




