Plastik üretimi gezegenin karbon bütçesini eritiyor

2050 yılında plastik üretimi üç katına çıkarak dünyanın kalan karbon bütçesinin beşte birini oluşturacak.
Plastik üretimi gezegenin karbon bütçesini eritiyor

Angst

Angst

Her cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.

1969 yılında San Francisco’da düzenlenen Ulusal UNESCO Dünya Konferansı’nda barış aktivisti John McConnell tarafından ortaya atılan fikrin ardından 1970 yılında adı konan "Dünya Günü" o zamandan beri 22 Nisan’da tüm dünyada kutlanıyor. Dünya Günü’nün bu yılki teması “Gezegene Karşı Plastik!” 

Bu tema, hepimizi özellikle tek kullanımlık plastiklerin dünya üzerindeki tüm canlıların yaşamını ne derece tehdit ettiği konusunda düşünmeye çağırıyor. 

  • Veriler: Veriler endişe verici. Yayımlanan yeni bir rapor, yüzyılın ortalarına gelindiğinde, plastik üretiminden kaynaklanan küresel emisyonların üç katına çıkarak dünyanın kalan karbon bütçesinin beşte birini oluşturabileceğini ortaya koyuyor. 
  • Neden? Raporda da belirtildiği gibi, fosil yakıtlardan plastik üretimi sırasında yoğun sera gazı salımı oluşuyor. Üretim sırasında ilk olarak kömür, petrol ya da gaz yer altından çıkarılıyor, ardından rafine ediliyor ve yüksek emisyonlu bir başka işlemden geçiriliyor. Bazı plastik türleri için, formaldehit gibi diğer kimyasal bileşiklerin de üretilmesi gerekiyor ve bu da daha fazla kirlilik yaratıyor. Petrokimyasallar daha sonra "kırılarak" etilen gibi plastik yapı taşlarına dönüştürülüyor. Plastik üretiminin en büyük emisyona yol açan safhası da bu. Bu yapı taşlarının daha büyük moleküller oluşturmak üzere birleştirilmesi sırasında da ek emisyonlar oluşuyor. 

Plastik üretimi 2019 yılında 2,24 gigaton yani 600 kömürlü termik santrale eşdeğer kirlilik yarattı ve tüm küresel karbon emisyonlarının yüzde 5'ini, dünya petrol talebinin yüzde 12'sini ve gaz talebinin yüzde 8,5'ini oluşturdu.

  • Bir adım sonrası: Rapora göre plastik üretimi 2050 yılına kadar ikiye hatta üçe katlanacak ve dolayısıyla bu rakamlar çarpıcı bir şekilde artacak. Büyümenin engellenmesi bu etkiyi azaltabilir ancak rapora göre, üretim sabit kalsa bile, 2050 yılına kadar küresel ortalama sıcaklıkları 1,5 derecede tutmak için gereken küresel karbon bütçesinin yüzde 15-19'unu oluşturacak. 
  • Öngörü: Global Alliance for Incinerator Alternatives verilerine göre üretimin bu hızla devam ettiği senaryoda ise plastik üretiminin yarattığı emisyonlar yüzyılın sonunda gezegenin kalan karbon bütçesinin tamamını oluşturacak seviyeye ulaşabilir.
Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Angst

Angst

Her cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.

NEREDE YAYIMLANDI?

AngstAngst
∙

BÜLTEN SAYISI

🥤Plastik şoku, eve hapsedecek sıcaklar

22 Nisan Dünya Günü'nün bu yılki teması "Plastik Gezegene Karşı!" Veriler, plastik üretiminin 2050 yılına kadar üçe katlanacağını gösteriyor.

20 Nis 2024

🥤Plastik şoku, eve hapsedecek sıcaklar

YAZARLAR

Deniz Aytekin

Aposto'da kültür sanat ve çevre editörü

Angst

Her cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.

İLGİLİ OKUMALAR

AngstAngst
∙

HİKAYE

Yapay zeka çağında ödev: Disiplin ritüeli mi, epistemik imkan mı?

Okullar açıldı; artık akşamlar, hafta sonları ve evler yeniden ödevle dolacak. “O ödevler yapılacak!” Peki neden? Çocuğun ilgileriyle konuşuyor mu? Ona beceri kazandırıyor mu? Kendi başına bir şeyin peşine düşmesini sağlıyor mu? Uğraş edinmesini destekliyor mu? Eğitimin öğretmeni, okulu, sınavı, müfredatı hatta okulun kendisini tartışmaya açtığımız bir dönemde, okulun en görünmez kurumlarından ödev üzerine düşünüyoruz.

Metin V. Bayrak

·

27 Eyl 2026

Yapay zeka çağında ödev: Disiplin ritüeli mi, epistemik imkan mı?
AngstAngst
∙

HİKAYE

Ölümcül körlük #3 | Menopoz: Kadınların 30 yılı nasıl tıbbın dışında kaldı?

Kadınların hayatının yaklaşık üçte birine yayılan menopoz, yüzyıllar boyunca doğurganlığın kaybı ve toplumsal değerin azalması üzerinden konuşuldu; sağlık boyutu ancak son yüzyılda görünür olmaya başladı. Bugün hormon tedavisinden osteoporoza, çalışma hayatından ayrımcılığa uzanan etkileri daha fazla tartışılsa da birçok kadın hâlâ ne yaşadığını anlamak, doğru teşhisi almak ve tedaviye ulaşmak için kendi başlarına bırakılıyor.

Ayça Örer

·

20 Eyl 2026

Ölümcül körlük #3 | Menopoz: Kadınların 30 yılı nasıl tıbbın dışında kaldı?
AngstAngst
∙

HİKAYE

Süheyla Doğan: 'Yaşam için mücadele etmek benim hayattaki varlık nedenim'

2026 Uluslararası Hrant Dink Ödülü sahibi Süheyla Doğan’a bu ödül başta Kazdağları olmak üzere pek çok yerde ekoloji mücadelesini cesaretle sürdürdüğü, doğayı ve yaşamı savunmaktan vazgeçmediği, kadın hakları için mücadele ettiği, devlet destekli ekokırım projelerine karşı ısrarla ses çıkardığı ve doğayla birlikte yaşam hakkını savunduğu için verildi. Doğan, “Yaşam için mücadele etmek benim hayattaki varlık nedenim. Baskıların da bir sonu olacak. Geleceğe dair umutlarımı da kaybetmiyorum” diyor.

Pelin Cengiz

·

19 Eyl 2026

Süheyla Doğan: 'Yaşam için mücadele etmek benim hayattaki varlık nedenim'
AngstAngst
∙

HİKAYE

Moda ve benlik: Giyinmek neden sadece giyinmek değildir?

Sabah dolabın karşısında “Bugün bunu mu giysem?” diye düşündüğümüzde aslında yalnızca kıyafet seçmiyoruz; kendimizi nasıl hissetmek, nasıl algılanmak ve hatta kim olmak istediğimize dair de bir karar alıyoruz. Moda bireysel görünür ama kolektif olarak öğrenilir: Kendimizi göstermek isteriz ama bazen başkalarının bakışından saklanmak da, değişmek isteriz ama aynı zamanda ait olmak da. Moda, bütün bu çelişkileri aynı anda taşıyabilen nadir alanlardan...

Nazlı Tan

·

16 Eyl 2026

Moda ve benlik: Giyinmek neden sadece giyinmek değildir?
AngstAngst
∙

HİKAYE

Milenyallerin seçenek krizi: İradece özgür müyüz, ihtimallerce tutsak mı?

Y kuşağından önceki kuşakların takip ettiği "eğitim, iş, terfi, evlilik, çocuk, ev, emeklilik" senaryosu çökeli çok oluyor; yerine yeni bir senaryo da konmadı. Milenyaller, yetişkinliğin her şeyi çözmek ve garanti bir hayat kurmak olmadığını deneyimleyerek öğrenen, aynı anda sonsuz seçenekli bir dünyaya uyum sağlamaya çalışan ilk kuşak oluyor. Peki çok seçenek gerçekten özgürlük mü? Yaşanan ne kararsızlık ne de kimlik krizi; bildiğiniz seçenek krizi.

Elif Bayram

·

16 Eyl 2026

Milenyallerin seçenek krizi: İradece özgür müyüz, ihtimallerce tutsak mı?