
AngstHer cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.
Pozitif Dayanışma'nın Akran Danışmanı Ali Aliyev ve Barış Ozan Kaya'yla akran danışmanlığı, HIV aktivizmi ve HIV'le mücadele üzerine konuşuyoruz.
Röportaj: Marsel Tuğkan Gündoğdu
Pozitif Dayanışma kimdir, neler yapar?
Pozitif Dayanışma olarak bundan yaklaşık 2 yıl önce yola çıktık — amaç, HIV'le yaşayanların kendi sesini duyurması, söz ve eylemlerini üretebilmesiydi. Bunun için öncelikle sosyal medya üzerinden yoğun bir şekilde farkındalık içerikleri oluşturmaya başladık. Sonrasında Sivil Düşün’ün de desteğiyle internet sitemizi hazırladık. Burada HIV hakkında güncel ve bilimsel bilgiler, test merkezleri, Pozitif Öyküler ve 1M1T uygulaması yer alıyor.
1M1T uygulaması, HIV testi yaptırmanın önemini hatırlatmak amacıyla kolayca sosyal medya hesaplarına mesaj gönderilmesini sağlıyor. Ayrıca HIV'le yaşayanlara yönelik akran danışmanlığını, [email protected] ve sosyal medya hesaplarımız üzerinden, yoğun bir şekilde 2 yıldır gerçekleştiriyoruz.
Pandemi döneminde, HIV'le yaşayanların sıkıntılarını ve bize ulaşan sıkça sorulan soruları derlediğimiz Birlikteyiz Bülteni'ni hazırlayıp yaygınlaştırarak HIV'le yaşayan daha fazla insana ulaşmaya çalıştık. Bunun yanı sıra, aynı dönem, HIV'le yaşayanların sorunlarını ve T.C Sağlık Bakanı’na yönelik sorularımızı, CHP İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu bizim çabalarımızla meclise taşıdı. Hâlâ bir cevap alınamasa da gündemde yer almasını sağladık.
HIV'le yaşayanlar Pozitif Dayanışma'yla kesişimsel farklı alanlarda da sesini duyurmaya çalışıyor. Bu bağlamda Türkiye’de ilk kez verilen Eyidisli Domates Özel Ödülü'nü, LGBTİ+ Onur Haftası 2020 Hormonlu Domates Ödülleri kapsamında çevrim içi düzenlenen etkinlikte HIVfobik açıklaması nedeniyle Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş’a takdim ettik. 2021 yılında da bu “ödül,” yapılan oylama neticesinde düzenli olarak nefret söylemi geliştiren ve Twitter üzerinden sürekli Hivfobi üreten TERF'lere verildi.
Çeşitli çalışma grupları altında yatay olarak örgütlenen bir sivil toplum inisiyatifi Pozitif Dayanışma'yı dernekleştirmek üzere de çalışmalarımız devam ediyor. Bunun için de herkesi Pozitif Dayanışma'da gönüllü olmaya ve örgütlenmeye çağırıyoruz.

Görsel: Pozitif Dayanışma
Akran danışmanlığı veriyor ve alanda çalışan meslek gruplarıyla da çalışıyorsunuz. Nasıl bir deneyim biriktirdiniz burada?
Pozitif Dayanışma içerisinde farklı alanlarda gönüllü çalışma gruplarımız mevcut. Bunlardan birisi Akran Danışmanlığı ve Psikolojik Danışmanlık Grubu'nun hazırlamış olduğu HIV'le Yaşayanlar İçin Akran Danışmanlığı Psikososyal Destek Eğitim Programı'nı geçtiğimiz eylül ayında tamamladık.
Bu programı hazırlarken akran danışmanlığının psikolojik boyutunun önemi üzerinden danışmanlığın neleri içerdiği ya da içermediğini görelim; hem kendimizi hem de akranlarımızı daha iyi anlamak üzerine biraz kafa yoralım ve tartışalım istedik. Programı gönüllü psikologlarımızın ve akran danışmanlarımızın yürütücülüğünde oldukça olumlu geri dönüşler alarak tamamladık. Proje çıktılarını da şu an yaygınlaştırıyoruz.
Ayrımcılığın dilde başladığını sadece HIV aktivistleri değil, ayrımcılığın vuku bulduğu her alanda çalışan aktivistler ve uzmanlar da söylüyor. HIV özelinde ne tür ayrımcılıklarla karşılaşılıyor?
Toplumun çoğunluğunda HIV bilgi düzeyi oldukça düşük — bilinenler de 1980’lerden kalma “ölüm ve korku” üzerine güncelliğini ve doğruluğunu yitirmiş bilgilerden oluşuyor. HIV'le yaşayanların maruz bırakıldığı ayrımcılığa ve damgalamaya yönelik 2012 tarihli bir çalışmada, katılımcılarının %76'sı HIV'le yaşayanlarla komşu olmak istemediğini söylüyor.
Yine Türkiye’de HIV’le İlgili Damgalama ve Ayrımcılığın Analizi anket çalışmasında HIV'le ilgili damgalama, ayrımcılık ve insan hakları ihlali oranlarının sırasıyla %23,1 ve %30 olduğu tespit edildi. En yaygın damgalama şeklinin, hakkında dedikodu yapılması ve sözel taciz, tehdit ve incitilme olduğu belirlenen çalışmada, HIV'le yaşayanların HIV'le ilgili damgalama nedeniyle işini kaybettiği ve sağlık hizmeti taleplerinin reddedildiği görülüyor.

Görsel: Pozitif Dayanışma
Bunlarla beraber HIV'le yaşayanlar sağlık haklarına erişim süreçlerinde katmanlı ayrımcılık ve damgalamayla karşı karşıya kalıyor — bunlar HIV'le yaşayanların tedaviye devam etmesini zorlaştıran engeller olarak karşımıza çıkıyor. Sağlığa erişimde yaşanabilecek ayrımcılık korkusu, aynı zamanda kişilerin test yaptırmaktan kaçınmalarına neden olarak ciddi bir sağlık hakkı ihlaline yol açıyor.
İster sağlık hizmetlerine erişimde ister toplumsal yaşamda HIV'le yaşayanların karşılanmayan ihtiyaçları var — bunların karşılanmaması çoğunlukla, HIV'le yaşayanların psiko-sosyal açıdan iyilik hâllerinin bozulmasına neden oluyor. Ancak tanı sonrası süreçte — tek başına yeterli olmasa da — akran danışmanlığının güçlendirici bir yerde durduğunu, bugüne kadarki deneyimlerimizden söyleyebiliyoruz.
HIV'le Yaşayanlar İçin Akran Danışmanlığı Psikososyal Destek Eğitim Programı'nın bir çıktısı olarak HIVayrımsız Dil Broşürü'nü hazırladık. Okul müfredatlarında, kapsamlı ve kapsayıcı cinsel sağlık eğitimlerinin olmaması nedeniyle kişilerin güvenilir ve bilimsel bilgilere erişimleri kısıtlı — bilgi erişimdeki bu engeller dolayısıyla kişiler, HIV'le ilgili güncel bilgilerden habersiz kalarak, ön yargı ve nefret içeren düşünceleri ve ifadeleri yeniden üretmeye veya üretilenleri desteklemeye devam edebiliyor.
Hem yanlış hem de ayrımcı ifadeler, HIV'le yaşayanların maruz bırakıldığı ayrımcılık ve damgalamanın önemli bir nedeni olarak karşımıza çıkıyor. Bulunulan ortamda HIV'le yaşayan birisinin olması veya olmamasından bağımsız, HIV'le ilgili söylem üretilirken sıklıkla duyulan sorulara verilen önemli gördüğümüz cevapları derlediğimiz bir broşür oldu — umuyoruz ki çok fazla kişiye ulaşma imkânı olur.

Görsel: Pozitif Dayanışma
HIV'le mücadelede aktivistlerin söylemleri 1990'lardan bu yana daha hak odaklı bir çerçeveye oturarak değişti ve gelişti — bunu retrospektif olarak nasıl değerlendiriyorsunuz?
HIV'le mücadele etme kavramı, hâlâ farklı alanlarda kullanılsa da aslında günümüzde doğru bir ifade değil. HIV’in tam anlaşılmadığı ve sosyal boyutlarının yeterince kavranamadığı 1980’lerde ve 1990’larda “mücadele,” “savaşma” gibi kavramlar oldukça popülerdi. Ancak toplumda HIV ve HIV'le yaşayanlar iki farklı şey olarak algılanmıyordu — bu hâlâ çok da değişmiş değil.
“HIV'le mücadele” derken aslında kastedilenin çoğunlukla ayrımcılık ve damgalamaya sebep olacak şekilde, HIV'le yaşayanlarla mücadele olduğunu, buna dönüşmüş olduğunu görmek gerekiyor. Tam da bu noktada “HIV'le yaşayanlarla savaşmayı bırakın, HIV'le yaşayanların hakları insan haklarıdır,” söylemi hak odaklı bir çerçevenin merkezine, aslında zamanda içinde yerleşti.
HIV'le yaşayanların toplumun dışında yer aldıkları ya da tanı aldıktan sonra ortadan kayboldukları gibi bir varsayıma karşı, HIV'le yaşayanlar “Varız, buradayız ve ayrımcılık yapamazsınız,” diyerek seslerini yükseltiyor ve istekleri dışında, kendilerine “uygun” ve “yeterli” diye dayatılan hiçbir şeyi kabul etmiyor — bu nedenle herkesi HIV'le değil, HIVfobiyle mücadeleye davet ediyoruz.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
AngstHer cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Bugün 1 Aralık Dünya AIDS Günü. Sosyal medyada HIV üzerine dönen tartışmaları bir kenara bırakın ve öznelere, bu çetrefilli konuda savunuculuk yapan aktivistlere kulağınızı verin!
01 Ara 2021

YAZARLAR

Angst
Her cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.
İLGİLİ OKUMALAR


