Ramen yerken telefon kullanmak yasaklandı


Tefal’den yeni seramik kaplama tava serisi: (RE)NEW
Yapışmaz kaplaması ve eko tasarımıyla yeni seramik tava serisi Tefal , sadece kendini ve damak tadını değil; mutfağını ve gezenimizi önemseyenler için hem kolay kullanımı hem de çevreye duyarlı oluşuyla dikkat çeken yeni seramik kaplama…
Daha fazlasını öğren →
Japonya'nın ramen restoranlarında yazılı olmayan fakat herkes tarafından bilinen “çabuk ye ve git” kuralı var. Müşterilerin telefon kullanımı sebebiyle bu kuralın sekteye uğradığını gören mekân sahibi kolları sıvadı; sıcak kaseler masaya servis edildikten ne kadar süre sonra yemek yemeye başlandığını hesapladı. En uzun süre bekleyenlerin telefonlarıyla oyalandıklarını anlayınca sorunu kendi halletmesi gerektiğine karar verdi.
- Neden önemli? Debu-chan isimli ramen restoranının sahibi Kota Kai, servis ettikleri Fukuoka Eyaleti’nden Hakata'ya özgü yerel ramenin "sabırsız insanlar için doğmuş bir yiyecek" olduğunu vurguladı. “Restoran sahibi, Servis edilen ince erişteler sadece bir milimetre genişliğinde. Bu nedenle çok çabuk esneyip bozulmaya başlıyor. Dolayısıyla dört dakika beklemek kötü bir yemekle sonuçlanmasına sebep olur.” Kai, ramenin kendisi için yemekten fazla olduğunu söylüyor ve ekliyor: “Mekâna insanlardan telefonlarını kaldırmalarını isteyen herhangi bir işaret asmadım. Müşterilerle bu durumu bireysel olarak konuşmayı tercih ediyorum.”
- Arka plan: Yemek yerken akıllı telefon kullanımına değinen sadece Debu-chan değil. Singapur'daki bir McDonald's şubesi 2017’de "Phone off. Have fun. / Telefon kapalı. İyi eğlenceler.” kampanyası yürüttü. İşletme, insanların çocuklarına daha fazla odaklanarak birlikte zaman geçirmesi hedefiyle müşterilerin yemek yerken cihazlarını koyabilecekleri akıllı telefon dolapları kurdu.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
apéro gazete'de bu hafta: Dünyada yeme içmeye dair yaşanan gelişmeler, MICHELIN'in oluşturduğu 50 Best'in yıkmaya çalıştığı standartların ve kurulmaya çalışılan değerlerin incelemesi.
24 Haz 2023

YAZARLAR

apéro
İştah ve ufuk açan yemek yayını. Her çarşamba ve cumartesi önlüğünü giyer.
İLGİLİ OKUMALAR
Bir zamanlar İstanbul’un takvimi deniz üzerinden tutulurdu. Palamutun, lüferin ve uskumrunun gelişi mutfakta neyin pişeceği kadar, kayıkların ne zaman suya ineceğini, balıkçı tezgahlarının görünümünü ve şehrin gündelik akışını da belirliyordu. Bazı şeyler hiç değişmiyor. Ekim geldiğinde İstanbul’da gözler hâlâ yeniden denize çevriliyor.

Londra’yı gastronomi üzerinden tanımak için her zaman şehrin en yeni restoranlarının peşine düşmek gerekmiyor. Bazen birkaç sokaklık bir rota, şehrin yemek kültürünün nasıl değiştiğini görmek için yeterli. Borough Market’tan Bermondsey Street’e kadarki bu bölge de bunun iyi örneklerinden biri. Emre Onar, sevdiği duraklar ve kendi deneyimleri üzerinden bu kısa mesafeyi adım adım anlatıyor; kahveyle başlayan rotayı pazar tezgahlarından restoranlara, oradan da Bermondsey Street’in sakinliğine taşıyor.

Urla’da sofraya giden yol, toprağın ve mevsimin sunduklarıyla başlıyor. WMF işbirliğiyle, Şef Dilek Yetkiner eşliğinde lavantalardan Ege otlarına uzanan bir hasadın ardından mutfağa geçtik. Doğada başlayan akşamı, uzun bir yaz akşamına yakışan sofrada, Bi’ Masa Akademi’de pişirdiklerimizle tamamladık.
05 Eki 2026

İki Michelin yıldızlı Villa Aida’nın kurucu şefi Kanji Kobayashi, Vakko L’Atelier’in “Guest Chef Dinner” serisi için İstanbul'daydı. Şef Kobayashi, sohbetimizde İstanbul’da karşılaştığı malzemeleri kendi mutfak diliyle yeniden düşünürken şehrin yemek kültüründe kendisine tanıdık gelen ve ayrışan noktaları anlattı.

Göçle taşınan, mahallelerde köklenen ve uzun süre “etnik” kategorisinde tutulan mutfaklar bugün fine dining’in parçası oluyor. Peki bir mutfak ne zaman prestij kazanıyor? Onu “yüksek gastronomi”ye taşıyan değer ölçütlerini kim belirliyor? Sosyoloji profesörü Zafer Yenal ve yemek editörü Reyhan Ülker, bu dönüşümün arkasındaki toplumsal ve gastronomik hiyerarşilere bakıyor.




