Savaşın ekonomik yüzü

Batı ülkelerinin Rusya merkezli şirket, banka ve kişilere yönelik uyguladığı yaptırımlar küresel piyasaları nasıl etkiledi? Enerji ve gıda fiyatlarındaki artış stagflasyona neden olacak mı?
Savaşın ekonomik yüzü

4 Mart - TEPTA - Pareto
Tepta Aydınlatma ile birlikte

Yaşamları aydınlatır : TEPTA

“ Mimarlık tarihi, ışık mücadelesinin tarihidir. ” diyor değerli mimar Le Corbusier.

Daha fazlasını öğren →

Pareto

Pareto

İş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.

Rusya’nın Ukrayna’yı işgalinin ardından beklentilerin dışına çıkan bir 2022 yılı geçiriyoruz. Batı ülkelerinden Rusya merkezli şirket, banka ve kişilere yönelik gelen yaptırımlar ve Rusya’nın bu yaptırımlara karşı aldığı kararlar, küresel dengelerin hızla değişmesine neden oluyor. Bu yazıda işgal ve yaptırımların küresel piyasalarda öne çıkan etkilerine değinmek ve önümüzdeki dönemde nelerle karşılaşabileceğimizi tartışmak istiyoruz.

Hazırlıksız yakalanan enerji piyasası

Pandemi sonrası artan enerji talebi ham petrol fiyatının, Ekim-Kasım aylarında 80 doların üzerine yükselmesine neden oldu. Normalleşme sürecinde üretim ve tedarik zinciri problemleri nedeniyle sıkışan enerji piyasası, bir darbe de Rusya-Ukrayna krizinden aldı. Fiyatın 100 doların üzerine çıkmasında dünyanın petrol talebinin yaklaşık %10’unu karşılayan Rusya’nın küresel ekonominin dışına itilmesi etkili oldu. Pandeminin başlangıcında negatif fiyatlarda işlem gören ham petrol vadelileri, bugün son 7 yılın zirvesinde, 115 doların üzerinde alıcı buluyor.

Doğal gaz da bu dönemde petrole eşlik etti. Rusya’nın oyun dışı kalma ihtimali, Hollanda’da doğal gaz vadelilerinin 205 dolar seviyesinde işlem görmesine neden oldu. Avrupa ülkelerinde kullanılan doğal gazın %40’ını Rusya’dan tedarik ettiği düşünüldüğünde bu durum, Avrupa ekonomisi için tehlike çanlarının çalması anlamına geliyor. Artan enerji fiyatlarını dizginlemek için Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) üyesi olan ABD ve 30 farklı ülke, 60 milyon varillik stratejik petrol rezervini devreye sokma kararı aldı.

Gıda fiyatları

Ukrayna ve Rusya küresel buğday üretiminin yaklaşık %14’ünü gerçekleştiriyor. İki ülkenin toplam buğday ihracatı, küresel ihracatın yaklaşık %29’una denk geliyor. İşçi kıtlığı, tedarik zinciri sorunları ve ekstrem hava koşulları nedeniyle zaten yüksek olan buğday fiyatları savaş nedeniyle rekor seviyelere yakın işlem görüyor. Bu artışın ne kadar devam edeceği savaşın ne kadar süreceğine bağlı. Savaş nedeniyle Rusya’ya yönelik yaptırımlar devam eder, Ukraynalı çiftçiler uzun süre ekim yapamaz ve beklenen mahsulü alamazsa gıda fiyatlarındaki artış enerjiye kıyasla daha korkutucu bir hal alabilir.

Savaşın gıda fiyatları üzerindeki etkisi buğday üretimiyle sınırlı kalmıyor. Batı yaptırımlarının hedef aldığı Rusya ve Belarus, dünyanın en büyük ikinci ve üçüncü potasyum üreticisi, nitrojende ise Rusya küresel pazar payının yaklaşık %15’ni elinde bulunduruyor. Savaş potasyum ve nitrojen tedarik zinciri süreçlerini zorlaştırırken bir yandan da artan doğal gaz fiyatları potasyum ve nitrojenin üretim maliyetlerini artırıyor. Gübre üretiminin yapı taşlarını oluşturan potasyum ve nitrojende fiyat artışı, doğrudan gübre fiyatlarına yansıyor. Gübre fiyatlarındaki artış, gıda fiyatlarındaki yükselişin sadece buğdayla sınırlı kalmamasına, mısır ve soya fasulyesi gibi diğer emtia sınıflarına sıçramasına neden oluyor. Günün sonunda savaş hepimiz için artan gıda harcamaları anlamına geliyor.

Savaş, enerji ve gıda ürünlerinin yanında başta paladyum olmak üzere alüminyum, nikel ve bakır gibi bazı metallerin fiyatlarında da yükselişe neden oluyor. Diğer yandan hepimizin ilk dikkatini çeken hızlı tepki göstermemize neden olan artışlar gıda ve enerji kalemlerinden kaynaklıyor. Peki artan fiyatlar hangi sonuçları doğuruyor?

Enflasyon ve para politikaları

Küresel anlamda halihazırda tüketiciyi etkileyen enflasyon, savaşla birlikte daha da güç kazanıyor. Enerji enflasyonu bir yandan benzin ve doğal gaz gibi harcamalarımızı artırırken bir yandan da sanayi şirketlerinin maliyetlerini yükseltiyor. Şirketlerin maliyetlerindeki artış, ürün fiyatlarında zamları beraberinde getiriyor. 2017’de yayımlanan IMF raporuna göre petrol fiyatlarındaki %10’luk bir artış, ülkelerin enflasyon oranının ortalama %0,4 artmasına neden oluyor.

Gıda fiyatlarındaki yükseliş temel tüketim harcamalarımızı doğrudan etkiliyor. Buğday fiyatlarındaki artış her gün tükettiğimiz ekmek, makarna, kek ve pastane ürünlerinin fiyatlarının artmasına neden oluyor. Mısır fiyatlarındaki yükseliş ise büyükbaş ve küçükbaş hayvanların yem maliyetlerini yükseltiyor; tavuk, et, süt ve yumurta fiyatlarına zam olarak yansıyor.

Fiyatlar hızla yükselirken, ABD dahil olmak üzere küresel anlamda reel ücretlerdeki artışın (maaş zammı ve enflasyon farkı) sınırlı kalması tüketici talebini kısıtlıyor ve büyüme endişelerini gündeme getiriyor. Sonuç olarak enerji ve gıda krizi, artan fiyatlar ve yavaş büyüme anlamına gelen stagflasyon teriminin bir kez daha su yüzüne çıkmasına neden oluyor.

Fiyatlardaki artış ve stagflasyon korkuları bazı politik sonuçlar doğuruyor. Geçtiğimiz günlerde ABD Başkanı Joe Biden, ABD’nin dışarı bağımlı olmayan, kendine yeten bir ülke olmasını hedeflediğini belirtti. Ara seçim dönemi yaklaşırken Biden’ın başta petrol fiyatlarını düşürmek için inisiyatif alması, son 40 yılın en yüksek enflasyonuyla mücadele etmek için alışılmışın dışında adımlar atması şaşırtıcı olmayacaktır. Biden’ın “kendi kendine yetebilen bir Amerika” hedefine ulaşmak için ABD’nin petrol üretimini artırması, alternatif enerji kaynaklarına dönüşümü hızlandırması ve daha fazla tarım emtiası üretmesi gerekiyor. Savaş aslında sadece ABD’nin dış bağımlılığına olan farkındalığını artırmıyor, birçok ülke bu dönemde kendi kaynaklarına sahip olmanın önemini bir kez daha anlıyor.

Savaşın para politikaları üzerindeki etkisini de hissetmeye başladık. Fed ve Avrupa Merkez Bankası (ECB) yetkililerinden açıklamalar para politikalarının nasıl şekilleneceğine ilişkin sinyaller veriyor; Fed ve ECB’nin bir kez daha ayrışması olası gözüküyor. Fed faiz artış patikasını bozmayarak sıkı para politikasına geçiş yapacağını açıkça belli ederken başta Almanya olmak üzere ekonomisi Rusya enerjisine oldukça bağımlı olan Avrupa’da ECB’nin daha gevşek bir politika izlemesi olası gözüküyor. ECB’nin savaş döneminde sıkılaşması, halihazırda enerji ve ham madde fiyatları nedeniyle baskı altında olan Avrupa ekonomisinin daralması anlamına gelebilir.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Pareto

Pareto

İş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.

NEREDE YAYIMLANDI?

ParetoPareto
∙

BÜLTEN SAYISI

⚔️ Rusya-Ukrayna savaşı Türkiye'yi nasıl etkileyecek?

Rusya'ya yönelik yaptırımlar küresel piyasaları nasıl etkiledi? Enerji ve gıda fiyatlarındaki artış stagflasyona neden olacak mı? Türkiye'de hangi sektörler savaştan olumsuz etkilenecek?

04 Mar 2022

Tepta Aydınlatma ile birlikte
İllüstrasyon: Semih Akgül / Getty Images

YAZARLAR

Pareto

İş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.

İLGİLİ OKUMALAR

ParetoPareto
∙

HİKAYE

EssilorLuxottica’da yönetim krizi: Miras kavgasının perde arkasında neler oluyor?

Ray-Ban ve Oakley gibi popüler markaların çatı şirketi EssilorLuxottica, son dönemlerde ticari performansından çok kurucu ailenin içinde yaşanan iktidar mücadelesiyle gündeme geliyor. Şirket, yönetime duyulan güvensizlik nedeniyle son bir yılda %40’ın üzerinde değer kaybederken yatırımcılar, aile içindeki anlaşmazlıkların akıllı gözlük pazarının da büyüdüğü bir dönemde EssilorLuxottica'nın geleceğini nasıl etkileyeceğini sorguluyor.

Doğa Yurduneri

·

04 Kas 2026

EssilorLuxottica’da yönetim krizi: Miras kavgasının perde arkasında neler oluyor?
ParetoPareto
∙

HİKAYE

Kazanmanın anatomisi: Hızdan önce ne gerekir?

Ekim ayında düzenlenen SAP Executive Summit Türkiye’de, “Kazanmanın Anatomisi” başlıklı oturumda Formula 1’in iki efsane pilotu David Coulthard ve Mika Häkkinen konuşmacıydı. Coulthard ve Häkkinen’i dinlemek, yarışları takip ederken düşündürdükleri bazı konuları iş dünyası açısından yeniden değerlendirmemize vesile oldu. Özellikle de teknolojiye yapılan yatırımlarla insanın gelişimine ayrılan emek arasındaki ilişkiyi…

Kazanmanın anatomisi: Hızdan önce ne gerekir?
ParetoPareto
∙

HİKAYE

Veriler, arkasındaki 'insan'ı okumadan bize ne kadar yol gösterebilir?

Verileri anlık hava tahmini gibi düşünebiliriz, stratejiyi ise iklim bilgisi gibi... Yağan her yaz yağmurunda mont giymeye kalkan, kış güneşine aldanıp hemen tişörte dönen bir marka ancak hasta olur. Pazarlama ve iletişim dünyasının ihtiyacı olan, anlık sağanaklara göre her çeyrekte gardırop değiştirmek değil, mevsimin genel yönünü okuyup rotasında sağlam durabilmek.

Cem Arıdağ

·

31 Eki 2026

Veriler, arkasındaki 'insan'ı okumadan bize ne kadar yol gösterebilir?
ParetoPareto
∙

HİKAYE

Dijital yayıncılıkta yaratıcılık krizi: Netflix neden irtifa kaybediyor?

Bir dönem önlenemez yükselişiyle teknoloji girişimleri kadar hızlı değerlenen Netflix, son dönemlerde geleneksel bir medya şirketini andıran performansıyla yatırımcılarını hayal kırıklığına uğratıyor. Platformun hit içerik üretimindeki yavaşlama, henüz belirgin biçimde bilançoya yansımamış olsa da içerik izleme alışkanlıkları ve piyasa değerine ilişkin metrikler, Netflix’in ağır ağır irtifa kaybettiğine işaret ediyor.

Doğa Yurduneri

·

27 Eki 2026

Dijital yayıncılıkta yaratıcılık krizi: Netflix neden irtifa kaybediyor?
ParetoPareto
∙

HİKAYE

Yanlış soru: Reklamcılık bitti mi? Doğru soru: ‘Ödünç alınmış dikkat’le marka iletişimi olur mu?

"Ödünç dikkat çağı" bugünlerde yeni bir şey gibi paketleniyor ama neredeyse reklamcılık kadar eski bir tartışma bu. Öte yandan viral akımlar, memler, trend sesler, influencerlar çağında araştırmalar, ödünç dikkatin kapıyı açsa da alışkanlık yaratmadığını da gösteriyor. Peki bu tartışmaların ortasında reklamcılıktan elde kalan ne? Bunun cevabı şeffaf süreçler, doğrulanabilir sonuçlar, kanıtlar ve gerçek insan emeğinde yatıyor.

Ümit Alan

·

23 Eki 2026

Yanlış soru: Reklamcılık bitti mi? Doğru soru: ‘Ödünç alınmış dikkat’le marka iletişimi olur mu?