Şeftali cobbler

Reçete: Alex Ward
Malzemeler
- 1 kilogram şeftali
- 160 gram tereyağı
- 300 gram toz şeker
- 140 gram un
- 4 gram kabartma tozu
- 1 çimdik ince deniz tuzu
- 120 gram süt
- Servis için vanilyalı dondurma, isteğe bağlı
Yapılışı
- Fırın 180 dereceye ısıtılır. Şeftaliler soyulup dilimlenir. Orta boy bir tencerede 4 yemek kaşığı tereyağı eritilip üzerine dilimlenmiş şeftaliler ve yarım bardak şeker eklenir. 2 yemek kaşığı un da eklenerek yumuşak ve şurup kıvamına gelene kadar 10-15 dakika pişirilir.
- Orta boy bir kapta kalan şeker, kalan un, kabartma tozu ve tuz karıştırılır. Süt eklenerek pürüzsüz bir kıvama gelene kadar karıştırılır.
- Bir fırın tepsisine tereyağı eklenip fırına yerleştirilir. Tereyağı eridikten sonra hamurdan yumruk kadar bir parça kenara ayrılır ve kalanı bir spatula yardımıyla tepsinin tabanına yayılır. (Hamur tepsinin tabanını tamamen kaplamayacaktır, endişe etmeyiniz.)
- Şeftali karışımı hamurun üzerine eşit bir şekilde kaşık yardımıyla dökülür. Başka bir kaşıkla kenara ayrılan hamurdan küçük parçalar şeftalilerin üzerine serpilir ve kaşığın arkasıyla dağıtılır. (Şeftalilerin üzerini tamamen kapatmayacak. Sorun değil!)
- Ortalama 1 saat, hamurun üstü kızarana kadar pişirilir. İsteğe göre vanilyalı dondurma ile sıcak servis edilir. Yapıldığı gün tüketilmesi önerilir.
Afiyet olsun!
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Değirmen nedir, ne değildir? İyi kahve için iyi bir değirmen nasıl olmalıdır? Caner Çapay anlatıyor. Yazlık reçeteler tekrar kurcalanıyor: Espresso küplerinden muz kremalıya soğuk kahve tarifleri ve eşlikçisi şeftali cobbler Reçete'de.
30 Eyl 2024

YAZARLAR

apéro
İştah ve ufuk açan yemek yayını. Her çarşamba ve cumartesi önlüğünü giyer.
İLGİLİ OKUMALAR
Bir zamanlar İstanbul’un takvimi deniz üzerinden tutulurdu. Palamutun, lüferin ve uskumrunun gelişi mutfakta neyin pişeceği kadar, kayıkların ne zaman suya ineceğini, balıkçı tezgahlarının görünümünü ve şehrin gündelik akışını da belirliyordu. Bazı şeyler hiç değişmiyor. Ekim geldiğinde İstanbul’da gözler hâlâ yeniden denize çevriliyor.

Londra’yı gastronomi üzerinden tanımak için her zaman şehrin en yeni restoranlarının peşine düşmek gerekmiyor. Bazen birkaç sokaklık bir rota, şehrin yemek kültürünün nasıl değiştiğini görmek için yeterli. Borough Market’tan Bermondsey Street’e kadarki bu bölge de bunun iyi örneklerinden biri. Emre Onar, sevdiği duraklar ve kendi deneyimleri üzerinden bu kısa mesafeyi adım adım anlatıyor; kahveyle başlayan rotayı pazar tezgahlarından restoranlara, oradan da Bermondsey Street’in sakinliğine taşıyor.

Urla’da sofraya giden yol, toprağın ve mevsimin sunduklarıyla başlıyor. WMF işbirliğiyle, Şef Dilek Yetkiner eşliğinde lavantalardan Ege otlarına uzanan bir hasadın ardından mutfağa geçtik. Doğada başlayan akşamı, uzun bir yaz akşamına yakışan sofrada, Bi’ Masa Akademi’de pişirdiklerimizle tamamladık.
05 Eki 2026

İki Michelin yıldızlı Villa Aida’nın kurucu şefi Kanji Kobayashi, Vakko L’Atelier’in “Guest Chef Dinner” serisi için İstanbul'daydı. Şef Kobayashi, sohbetimizde İstanbul’da karşılaştığı malzemeleri kendi mutfak diliyle yeniden düşünürken şehrin yemek kültüründe kendisine tanıdık gelen ve ayrışan noktaları anlattı.

Göçle taşınan, mahallelerde köklenen ve uzun süre “etnik” kategorisinde tutulan mutfaklar bugün fine dining’in parçası oluyor. Peki bir mutfak ne zaman prestij kazanıyor? Onu “yüksek gastronomi”ye taşıyan değer ölçütlerini kim belirliyor? Sosyoloji profesörü Zafer Yenal ve yemek editörü Reyhan Ülker, bu dönüşümün arkasındaki toplumsal ve gastronomik hiyerarşilere bakıyor.





