Stagflasyon yoksul ülkeleri mi etkisi altına alıyor?

Yoksul ülkelerin küreselleşmesinin bedeli stagflasyon gibi ekonomik olayların riskleri nedeniyle ağır oluyor.
Stagflasyon yoksul ülkeleri mi etkisi altına alıyor?

15 Temmuz - Zingat - Pareto
Zingat ile birlikte

Zingat Gayrimenkul Yatırım Rehberi ’yle kazançlı yatırımlar

Gayrimenkul alanında birbirinden yenilikçi ve kullanışlı araçlar sunarak bilinçli adımlar atmamıza olanak sağlayan Zingat , Gayrimenkul Yatırım Rehberi hizmetiyle fark yaratmaya devam ediyor. Nedir? Zingat kullanıcıları, Gayrimenkul…

Daha fazlasını öğren →

Pareto

Pareto

İş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.

Küresel ekonomi söz konusu olduğunda, yakın gelecek giderek daha kasvetli görünüyor. Ancak Amerika Birleşik Devletleri ve İngiltere gibi zengin ülkeler büyümenin yavaşlaması ve fiyatların artmasından endişe duysa da stagflasyon uzun zamandır korkulan geri dönüşünü yaparsa, bundan en kötü şekilde etkilenen daha yoksul ülkeler olacak.

Dünya Bankası ve OECD, pandeminin ve Rusya- Ukrayna savaşının neden olduğu devam eden karmaşayı gerekçe göstererek ekonomik büyüme tahminlerini düşürdü.

Dünya Bankası ocak ayında yıllık büyümenin yüzde 4,1 olarak gerçekleşeceği tahminlerinde bulunmuştu. Birkaç hafta önce yayımladığı raporda ise büyümenin bu yıl yüzde 2,9 olacağını belirtti. OECD de benzer bir tahminde bulundu ve büyümenin Aralık 2021'deki yüzde 4,5'lik tahmininden farklı olarak yüzde 3'e düşeceğini belirtti.

Ürkütücü uyarılarda bulunan sadece bu iki kurum değildi. Birleşmiş Milletler ve Uluslararası Para Fonu daha küçük miktarlarda da olsa, yılın başlarında kendi tahminlerini düşürdü. Tüm bunlar zeminin ne kadar hızlı hareket ettiğinin birer işareti.

Pandemi sonrası küresel ekonomi hızlı bir toparlanma yoluna girdi. OECD raporu, 2022'nin ilk aylarında “dünya ekonomisinin Covid-19 sonrası düzensiz de olsa güçlü bir toparlanma yolunda olduğunu” savundu.

Ancak durum değişti. OECD, "Ukrayna'daki çatışma ve Çin'de “Sıfır-Covid” politikası nedeniyle kapanmalarla birlikte şiddetlenen tedarik zinciri kesintileri, toparlanmaya ciddi bir darbe indiriyor" şeklinde açıklamada bulundu ve enflasyonun 38 üye devlette yaklaşık yüzde 9'a ulaşmasını beklediklerini belirtti.

İki büyük kurum da büyük resmin kötü göründüğü konusunda hemfikir fakat ne kadar kötü olduğu konusunda ayrı düştü. Dünya Bankası ve OECD'nin anlaşamadığı durumlardan biri, 1970’lerde görülen petrol krizi sonrası yaşanan durgun büyüme, şişirilmiş fiyatlar ve yüksek işsizliğin bir birleşimi olan stagflasyon riskiydi.

Stagflasyon nedir?

Stagflasyon; tüketiciler ve işletmeler, enflasyonun değişmeyecek uzun vadeli bir sorun olduğunu düşündüklerinde ve davranışlarını buna göre ayarladıklarında ortaya çıkar. Bu aynı zamanda daha fazla enflasyona neden olan ve büyümeyi yavaşlatan bir kısır döngüdür.

En son 1970'lerde meydana geldiğinde, ekonomistler ve politika yapıcılar oldukça  şaşırtmıştı. Faiz oranlarını yükselterek enflasyonu düzeltebilirsiniz fakat bu durum resesyona neden olabileceği için risklidir. Ekonomiyi canlandırmak için harcamaları artırırsanız, fiyatları yükseltme riskini alırsınız.

OECD stagflasyon riskini hafife alırken, Dünya Bankası Başkanı David Malpass “stagflasyon tehlikesine” dikkat çekti ve tam anlamıyla aynı zemin söz konusu olmasa da mevcut ekonomik durumu 1973-1980 arasındaki dönemle karşılaştırdı.

Stagflasyon herkes için endişe verici ancak yoksul ülkeler için durum daha kötü. Gelişmekte olan birçok ülkenin ekonomisi gelişmiş ülkelere yapılan ihracata bağımlı, bu da küresel bir resesyonun onları daha çok etkileyeceği anlamına geliyor.

Bu ülkelerin çoğu aynı zamanda muazzam dış borçlara sahip. Faiz oranları yükseldikçe ve ekonomik büyümeleri düşük kaldıkça bu borcun geri ödenmesi imkansız hale geliyor.

Stagflasyonun en son vurduğunda, 16 Latin Amerika ülkesi borç ödemelerini durdurdu. 1970'lerde yaşam standartlarının düştüğü bir “Kayıp On Yıl” yarattı. Yarım yüzyıl sonra gelen krizde ise ise Sri Lanka’da benzer senaryoyu görüyoruz. Ülke borçlarını temerrüde düşürdü. Sokaklar protestocularla doldu ve hükümet istifa etti. Bunun yanı sıra Dünya Bankası başka ülkelerin de temerrüde düşeceğini düşünüyor.

Küresel bir stagflasyon krizinden kaçılabilir mi? 

OECD, değişen çeşitli küresel koşulların; zengin ulusların düşük enerji fiyatlarına daha az bağımlı olması ve çoğu merkez bankasının artık bağımsız olması dahil, bunu 1970'lerdeki son krizden çok farklı kıldığını öne sürerek küresel anlamda bir stagflasyon durumunun gerçekleşmeyeceğini öngörüyor.

O zamanlar, krizin kıvılcımı 1973 Yom Kippur savaşı ve ardından gelen petrol ambargosuydu. The Post'tan David Lynch’in de dediği gibi “Şu anda gördüklerimiz neredeyse elli yıl önce olanların yanında sönük kalıyor." Petrol fiyatları 1973-1974'te dört katına çıktı ve İran şahının devrilmesi ile birlikte 1979-1980'de tekrar iki katına çıktı.

Bugün farklı bir durum söz konusu olsa da büyük resim yine de çok iyi değil.

Rusya'nın Ukrayna'yı işgali ve Karadeniz limanlarının ablukası, dünyanın en çok tahıl üreten bölgelerinden birini kilitledi. Birçok yoksul ülke gıda için bu ithalata güveniyor. İklim değişikliği, Hindistan'ın sıcak hava dalgası nedeniyle buğday ihracatını yasaklaması ve Brezilya'nın yıkıcı bir kuraklık yaşamasıyla birlikte yeni ve öngörülemeyen yollarla arzı da vurdu.

Stagflasyon durumu için normal zamanlarda hükümetler devreye girerdi ancak pandemiden sonra, birçok gelişmekte olan ülkenin halihazırda rekor düzeyde borcu var. Dünya Bankası, gelişmemiş ve gelişmekte olan ülkelerdeki dış borcun 2020'nin sonunda 8,7 trilyon dolara tırmandığını ve bazı ülkelerde çift haneli bir yüzde artışı gördüğünü söyledi.

1970’lere göre daha kötü olan bir durum ise doların tarihsel olarak yüksek seviyesi. Bu durum borç ödemeyi veya emtia satın almayı daha da maliyetli hale getiriyor.

Yoksul ülkelerin küreselleşmesinin bedeli stagflasyon gibi olayların riskleri nedeniyle ağır oluyor. Massachusetts Amherst Üniversitesi'nde ekonomi profesörü olan Jayati Ghosh'un geçen yıl dış politika için yazdığı gibi, gelişmekte olan ülkeler uzun zamandır “gelişmiş ekonomilerin makroekonomik politikalarının yayılmalarının” insafına kalmış durumda.

Ghosh, "Ancak bu karşılıklı bağımlılık tarafından bugün olduğu kadar acımasızca kullanıldığını hissetmemiş olmaları mümkün" diyor.

Not: Yazı Washington Post'tan derlenmiştir.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Pareto

Pareto

İş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.

NEREDE YAYIMLANDI?

ParetoPareto
∙

BÜLTEN SAYISI

🔦 Sri Lanka'da neler oluyor?

Yoksul ülkelere küreselleşmenin bedeli ağır oluyor. Gotabaya Rajapaksa, dün istifa etti. Peki Sri Lanka bu krize nasıl sürüklendi?

15 Tem 2022

Zingat ile birlikte
🔦 Sri Lanka'da neler oluyor?

YAZARLAR

Pareto

İş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.

İLGİLİ OKUMALAR

ParetoPareto
∙

HİKAYE

Yanlış soru: Reklamcılık bitti mi? Doğru soru: ‘Ödünç alınmış dikkat’le marka iletişimi olur mu?

"Ödünç dikkat çağı" bugünlerde yeni bir şey gibi paketleniyor ama neredeyse reklamcılık kadar eski bir tartışma bu. Öte yandan viral akımlar, memler, trend sesler, influencerlar çağında araştırmalar, ödünç dikkatin kapıyı açsa da alışkanlık yaratmadığını da gösteriyor. Peki bu tartışmaların ortasında reklamcılıktan elde kalan ne? Bunun cevabı şeffaf süreçler, doğrulanabilir sonuçlar, kanıtlar ve gerçek insan emeğinde yatıyor.

Ümit Alan

·

23 Eki 2026

Yanlış soru: Reklamcılık bitti mi? Doğru soru: ‘Ödünç alınmış dikkat’le marka iletişimi olur mu?
ParetoPareto
∙

HİKAYE

Aidiyet ekonomisi: Favori markalarınız neden bez çanta satıyor?

Eskiden yalnızca satın alınan ürünleri taşımak için kullanılan bez çantalar, bugün tüketiciler için bir statü sembolüne, markalar için ise maliyetsiz bir reklam aracına dönüşüyor. Giderek daha fazla işletme, esas faaliyet alanının dışına çıkarak bez çantalardan tişörtlere, şapkalardan kupalara kadar uzanan “merch” koleksiyonları oluştururken bir dönemler ücretsiz dağıtılan bu promosyon ürünleri, tüketicilerin para ödemeye gönüllü olduğu yeni bir pazar yaratıyor.

Doğa Yurduneri

·

21 Eki 2026

Aidiyet ekonomisi: Favori markalarınız neden bez çanta satıyor?
ParetoPareto
∙

HİKAYE

Otomobil sektörünün yeni ikilemi: Yakıt krizi elektriklinin kaderini değiştirir mi?

Ortadoğu'daki savaşın tetiklediği akaryakıt krizi, elektrikli otomobillere yönelik talebi yeniden artırırken sektördeki dengeleri de değiştiriyor. Son bir yılda elektrifikasyon yatırımlarını küçülten otomobil devleri, yükselen talep ve Çin’deki üreticilerin güçlenen rekabeti karşısında gelecek stratejilerini yeniden değerlendirmek zorunda kalıyor.

Doğa Yurduneri

·

14 Eki 2026

Otomobil sektörünün yeni ikilemi: Yakıt krizi elektriklinin kaderini değiştirir mi?
ParetoPareto
∙

HİKAYE

Dijital ödemede güven eşiği: Her 10 işletmeden 7’si yeni çözümlere açık

Dijital ödeme çözümleri, her geçen gün daha da yaygınlaşırken işletmelerin bu çözümlere yaklaşımında güven, kullanım kolaylığı ve sağlanan somut fayda belirleyici hâle geliyor. Yakın tarihte Garanti BBVA’nın kuruluşu Tami’nin ve Ipsos Türkiye’nin işbirliğinde gerçekleşen çalışma da işletmelerin dijital ödeme çözümlerine açık olduğunu, fakat dönüşümün esas anahtarının güven olduğunu ortaya koyuyor.

12 Eki 2026

Dijital ödemede güven eşiği: Her 10 işletmeden 7’si yeni çözümlere açık
ParetoPareto
∙

HİKAYE

İhsan Cem Zararsız: "Yol çok uzunmuş, biz hala başındayız"

Tüketicilerin kredi kullanım tercihleri son yıllarda nasıl değişti, Türk bankacılık sektörü para politikası kararlarına nasıl uyum sağlıyor ve finansal teknolojiler alanında faaliyet gösteren girişimlerin büyümesinin önündeki başlıca sorunlar neler? TeklifimGelsin Kurucu Ortağı ve CEO’su İhsan Cem Zararsız, kredi piyasasındaki gelişmeleri, bankaların dijitalleşme sürecini ve Türkiye’de girişimlerin finansmana erişimde yaşadığı sorunları Aposto okurları için anlattı.

Emircan Yaman

·

12 Eki 2026

İhsan Cem Zararsız: "Yol çok uzunmuş, biz hala başındayız"