

Molino Cucina’nın en yenisi: Cacio e Pepe
Tat almak, biyolojiyle açıklanabilecek bir duyu almanın ötesinde olabilir mi? Bazı lezzetleri sevmenin, bazı ikilileri birbirine çok yakıştırmanın ailemizden, toplumdan, okuduklarımızdan etkilendiği söylenebilir mi?
🍸 Su tadımı, su sommelier’si: Gün gelir bir restoranda, beyaz eldivenli ince bıyıklı bir garson su istediğinizde elinize bir menü verir, hilal kaşlarınız kalkar ve “Bu ne menüsü?” dersiniz. Su, halktan olan bizlerin bildiğinin aksine menüsü olacak kadar farklar içeren bir sıvı. Hatta ve hatta su sommelier’si unvanı dahi mevcut. Bu bağlantıdan ulaşabileceğiniz videoda su sommelier’si Martin Riese, arkadaşlarımla vereceğimiz tepkilere benzer şekilde tepkiler veren rap sanatçısı 2 Chainz ve disk jokey Diplo ile su tadımı yapıyor.
🚱 Uygunsuz bir gerçek: Biraz da ciddileşelim. Küresel ısınmanın etkileri, artan nüfusun tarımsal ihtiyaçları doğrultusunda artan su kullanımı ve dişini fırçalarken musluğu kapamayanlar yüzünden dünya muhtemel bir su kriziyle karşı karşıya. Explained kısa belgesel serisinin bu bölümü dünya su krizi hakkında.
Hoş geldin! Aposto Premium üyelerine özel bu içeriği okumak için Premium üye olabilir ya da Premium hesabına giriş yapabilirsin.
Aposto Premium
Ayda
- Aposto'nun tüm arşivine ve güncel yayınlara sınırsız erişim.
- Yükselen endüstrilerden gelişme ve içgörüleri aktaran, entelektüel dünyanı besleyecek Premium üyelere özel makale ve bültenler.
- Gündemdeki gelişmeleri küresel bir perspektifle aktaran analizler.
- Aposto Radyo için hazırladığımız podcast ve sesli belgesellere websitemiz ve mobil uygulamamızdan erişim imkanı.

NEREDE YAYIMLANDI?
Haftanın menüsü biraz sulu: Suyun içindekiler, tarımda sulama, su politikaları ve dahası.
20 Oca 2021

YAZARLAR

Berkok Yüksel
A former child writing about food and London for Aposto.

apéro
İştah ve ufuk açan yemek yayını. Her çarşamba ve cumartesi önlüğünü giyer.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
OKUMAYA DEVAM EDİN
Kemikleri ve iç organlarıyla yenen ortolan kuşu, Fransız gastronomisinin en tartışmalı yemeklerinden biri. Dumas’nın mutfak sözlüğünden "Succession"a uzanan hikayesi, bir lokmalık haz uğruna hayvanlara çektirilen acıyı gündeme getirirken geleneksel olarak ortolanları yerken başa örtülen peçete, başka bir soruyu da akla getiriyor: Yemek yerken neden saklanırız?

Nezleyken elma neden elma gibi gelmez, kırmızıya boyanmış beyaz bir şarap kırmızı şarap gibi algılanabilir mi? Lezzet yalnızca dilimizin işi değil. Koku, görme ve ağızda oluşan duyumların kesişiminde şekillenen bu deneyim, bir yiyeceği tanımamızdan onu sevmemize kadar pek çok şeyi etkiliyor.

Batı Karadeniz’in iç kesimlerindeki Daday, deniz etkisinin azaldığı, yüksek rakımlı ve ormanlık bir coğrafyada yer alıyor. Ormanlar, meralar, tarım arazileri ve köyler birbiriyle iç içe. Üretim ise iklimin ve mevsimlerin çizdiği sınırlar içinde ilerliyor. İki gün boyunca ziyaret ettiğimiz çiftlikler, bu koşullarla kurulan farklı ilişkileri anlamak için iyi birer durak.

Bir zamanlar İstanbul’un takvimi deniz üzerinden tutulurdu. Palamutun, lüferin ve uskumrunun gelişi mutfakta neyin pişeceği kadar, kayıkların ne zaman suya ineceğini, balıkçı tezgahlarının görünümünü ve şehrin gündelik akışını da belirliyordu. Bazı şeyler hiç değişmiyor. Ekim geldiğinde İstanbul’da gözler hâlâ yeniden denize çevriliyor.

Londra’yı gastronomi üzerinden tanımak için her zaman şehrin en yeni restoranlarının peşine düşmek gerekmiyor. Bazen birkaç sokaklık bir rota, şehrin yemek kültürünün nasıl değiştiğini görmek için yeterli. Borough Market’tan Bermondsey Street’e kadarki bu bölge de bunun iyi örneklerinden biri. Emre Onar, sevdiği duraklar ve kendi deneyimleri üzerinden bu kısa mesafeyi adım adım anlatıyor; kahveyle başlayan rotayı pazar tezgahlarından restoranlara, oradan da Bermondsey Street’in sakinliğine taşıyor.





