TCMB ve para politikasının yakın geçmişi


Yeni dönem başvuruları başladı: International Executive MBA Programı Paris Sorbonne Üniversitesi 'nin iş okulu olan IAE Paris Sorbonne Business School ve BMI Business School Istanbul iş birliğiyle düzenlenen International Executive MBA Programı , Ekim 2023 ’te başlayacak dönemi için yeni öğrencilerini bekliyor. Nedir? Lider yöneticiler geliştirmek için özel olarak hazırlanan International Executive MBA Programı , uluslararası anlamda geçerliliğe ve tanınırlığa sahip resmi bir Yöneticiler için İşletme Yüksek Lisans Programıdır. Neler var? Küresel akademik standartlarda hazırlanmış olan eğitim içeriği Avrupa’dan ve Türkiye’den alanında uzman dünyaca ünlü akademisyenlerden oluşan eğitmen kadrosu ve sunduğu eşsiz networking ortamıyla dikkat çeken 18 aylık program, eğitim seanslarının yanı sıra lider firmaların üst düzey yöneticileriyle deneyim paylaşımı seansları, eğitim modüllerine eşlik edecek yönetim simülasyonları, liderlik / kişisel gelişim koçluk seansları ve takım uygulama çalışmalarıyla katılımcılara benzersiz bir gelişim yolculuğu sunuyor. Modüllerden ikisinin Paris’te, geriye kalanların İstanbul’da gerçekleşeceği program hakkında detaylı bilgiye ulaşmak için bu bağlantıyı ziyaret edebilirsiniz.
Daha fazlasını öğren →
EXANTEFinans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
Merkez bankaları yapıları gereği beşeri olmaktan çok teknik kurumlardır. Para politikası araçlarının getirdiği büyük güç ve bağımsızlık ilkesi ise uygulamalarda hükümetlerle zaman zaman ayrışan söylemlerin yükselmesine yol açabilir. Diğer bir ifadeyle, merkez bankalarının aksiyon setleri hükümetlerin her zaman hoşuna gitmeyebilir.
Eski ABD Başkanı Donald Trump’ın başkanlık süresi boyunca sürekli olarak faiz oranları üzerinden Fed Başkanı Jerome Powell ile atışması buna bir örnek olarak gösterilebilir.
Buradaki ayrışma çoğu zaman büyük savrulmalara yol açmaz ve kurumlar arasındaki uzlaşı bir şekilde sağlanır. Bu durum da sürdürülebilir bir denge mekanizmasının temelini oluşturur.
Zaman zaman hükümetler ile merkez bankası yönetimleri arasındaki uyumsuzluklar ise ekonomi politikalarının ya da hedeflenen sonuçlara ulaşmak için kullanılan araçların etkinliğini kısıtlayabilir. Böylesi durumlarda ise sertleşen demeçler ve hatta görevden alınan merkez bankası başkanları görebiliriz. Bu aksiyonlar ise kamuoyunda merkez bankasının bağımsızlığı konusundaki tartışmalarını alevlendirir.
Ülkemizde de 2016 yılından bu yana buna benzer bir durumun varlığından bahsetmek mümkün. Merkez Bankası’nın bağımsızlığı ilkesi ile hükümetin ekonomi politikaları arasındaki uyumsuzluk kendini yönetim kadrosundaki ani değişimler ve beraberinde gelen söylem güncellemeleri ile gösteriyor.
Yakın geçmiş
Nisan 2016’da Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Başkanlığı görev süresini dolduran Doç. Dr. Erdem Başçı, görevi yeni başkan Murat Çetinkaya’ya devretti. Başçı görev süresi boyunca enflasyonla başarılı bir şekilde mücadele ederek, manşet enflasyonu tek haneye indirmeyi başarmış bir merkez bankacısıydı. Görevi devrettiği sırada manşet enflasyon %6,5 seviyesindeyken, TCMB’nin politika faizi (1 hafta vadeli repo faizi) %7,5’ti.
Yeni başkan Çetinkaya görevinin ilk iki yılında politika faizinde güçlü değişimler yapmadı. 2018 yılına girildiğinde TCMB politika faizi %8 seviyesi ile tek hanede bulunuyordu.
ABD Merkez Bankası (Fed) tarafından başlatılan faiz artırım serisiyle birlikte küresel çapta değerlenme eğilimine giren USD, TL karşısında da değer kazanmaya başladı. Öyle ki 2018 yılına 3,70 seviyelerinde başlayan USD/TL kuru, aynı yılın haziran ayında 4,68’e kadar yükseldi. Bu durum elbette ki artan maliyetler nedeniyle manşet enflasyonun da yükselmesine neden oldu ve 2018 Haziran’da TÜFE yıllık bazda %15,3’e yükselerek son 15 yılın en yüksek seviyesini gördü.
Çetinkaya yönetimindeki TCMB bu durum karşısında hemen harekete geçti ve haziran ayı Para Politikası Kurulu toplantısında politika faizini 850 baz puan artırarak %16,5’e yükseltti. Kurum bununla da yetinmedi. Siyasi çalkantılar nedeniyle USD kurunda daha yüksek artışlar görülmesi üzerine baskıyı hafifletebilmek adına daha sert faiz artışları yaptı ve politika faizi Eylül 2018’de %24’e yükseltildi.
Faiz artışlarının sonuçları da beklendiği şekilde görüldü. 2018’in Eylül ayında 6,33 seviyelerinde bulunan USD kuru, 2019 yılına girildiğinde 5,33’e kadar geriledi. 2018’in Aralık ayında %25’e kadar yükselen manşet enflasyon ise 2019 Haziran’da %15,8 seviyesine düştü.
Faiz indirimleri
6 Temmuz 2019 tarihinde TCMB Başkanı Murat Çetinkaya henüz görev süresini tamamlamadan görevden alındı. Piyasa çevrelerinde Çetinkaya’nın gerçekleştirdiği faiz artışlarının Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın hoşuna gitmediği ve görevden alımının bu yüzden gerçekleştiği konuşuldu. Erdoğan, birkaç ay sonra yaptığı açıklamasında, “TCMB (başkanını) görevden alma yetkisini de aldık, laf dinlemiyordu. Yeni arkadaş ile devam ettik, dedik ki faiz oranlarını düşüreceğiz" ifadelerini kullanacaktı.
Beklendiği üzere Çetinkaya’nın görevden alınmasının ardından TCMB faiz indirimlerine başladı. Başkan Uysal yönetiminde düzenlenen ilk PPK toplantısında 425 baz puan faiz indirimi yapılarak politika faizi %19,75’e düşürüldü. Burada da kalınmadı. TCMB politika faizini 2020 yılının Mayıs ayına kadar toplamda 1575 baz puan düşürerek %8,25 seviyesine indirdi. Böylece Murat Uysal, Cumhuriyet tarihinde görevi süresince en fazla faiz indirimi yapılan TCMB Başkanı olarak tarihe geçmiş oldu.
Faiz indirimlerinin yan etkileri özellikle döviz kurlarında görüldü. Uysal’ın göreve geldiği Temmuz 2019’da 6,33 olan USD/TL kuru, Ağustos 2020’ye gelindiğinde 7,29’a kadar yükseldi. Manşet enflasyon ise %11,3 ile çift hanelerde seyretti.
TCMB eylül ayı PPK toplantısında 200 baz puan faiz artışına giderek duruma müdahale etmeye çalıştı fakat bu artış yeterli olmadı ve USD/TL kurundaki artış sürdü.
Ekonomik büyümede de istenen başarının sağlanamaması üzerine Murat Uysal göreve getirildikten 16 ay sonra görevden alınarak yerine maliye eski bakanı Naci Ağbal getirildi.
Ağbal dönemi
Ağbal’ın göreve gelmesi, ilk etapta kamuoyunda soru işaretleriyle karşılandı. Merkez Bankası’nın içinden yetişmemiş olan ancak siyasi hayatı boyunca ekonomi ile iç içe olan Ağbal, piyasa algısını çok kısa süre içinde değiştirdi. Politika faizini enflasyon normalleşene kadar yüksek tutma taahhüdü veren Ağbal, TCMB’nin piyasaya müdahalelerinin sıfırlanacağını da ilan etti.
18 Mart 2021 tarihli Para Politikası Kurulu toplantısında politika faizini 100 baz puanlık beklentilere karşı 200 baz puan artıran Ağbal, bu adımla birlikte göreve geldiği kasım ayından bu yana toplam 875 baz puan artırım yapmış oldu. Ağbal, mart ayı toplantısının 2 gün sonrasında ise bir gece yarısında görevden alındı ve görevden alınan üçüncü merkez bankası başkanı olarak tarihe geçti. Ağbal görevinde sadece beş ay kalabildi.
Naci Ağbal tarafından uygulanan yüksek faiz politikası, uzun süredir artış yönünde olan USD kurunu geriletmeyi başarmıştı. Ağbal’ın göreve geldiği 7 Kasım 2020 tarihinde 8,51 seviyesine bulunan USD/TL kuru, Mart 2021’de 7,56’ya kadar gerilemişti.
Ağbal’ın görevden alınmasının ardından CDS’te yukarı yönlü bir hareket yaşanırken TL hızla değer kaybetti. Birkaç aylık süre içinde yeniden hizalanan piyasa algısı bu kararla birlikte tamamen değişti.
Ve bugün…
Naci Ağbal’ın ardından göreve 2015 yılında Adalet ve Kalkınma Partisi’nden Bayburt milletvekili olarak seçilen Prof. Dr. Şahap Kavcıoğlu atandı.
Göreve gelişinin erken dönemlerinde mevcut politikanın korunacağı, politika faizinin enflasyonun üzerinde tesis edileceği taahhüdünde bulunan Kavcıoğlu, ilerleyen dönemde para politikası uygulamalarını genişletici maliye politikalarına yakınlaştırmaya başladı.
Eylül 2021’de başlayan faiz indirimi serisi ile (ilk adım 100 baz puandı ve politika faizi enflasyonun altına geriledi) politika faizi 15 ayda %19’dan %9’a çekildi. Bu süreçte yaşanan kur şoku ve beraberinde gelen enflasyonist baskı “yeni politikanın geçiş süreci” olarak değerlendirildi ve bu görüş korunmaya devam ediliyor.
Bu süreçte Nisan 2021’de 8,23 seviyesinde seyreden USD/TL kuru, şu sıralarda 18,87 seviyesinden işlem görüyor. Manşet enflasyon ise Ekim 2022’de %85,5’e kadar yükselerek 24 yılın zirvesini kaydetti.
Bugün ülkemizde merkez bankası bağımsızlığına ve bunun gerekliliğine dair tartışmalar geride kalmış durumda. Ekonomi yönetimi, ekonomik hedeflere ilişkin kararları bütünsel olarak ve birbirlerini dengeleyici değil, destekleyici olarak alıyor. Söz konusu uygulama modelinin fayda-maliyet analizi ise bundan sonraki yıllarda daha sağlıklı bir şekilde yapılacaktır.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
EXANTEFinans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Gözler TCMB'nin şubat ayı PPK toplantısına çevrildi. BIST 100 endeksi günü ekside kapatırken, Fed tutanaklarında yer alan ifadeler dikkat çekti
23 Şub 2023

YAZARLAR

Emircan Yaman
Piyasalar ve Finans Editörü

EXANTE
Finans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
BIST 100’ün Mayıs ayında 15 bin puanın üzerine çıktığı, ancak jeopolitik gerginlikler nedeniyle yatırımcıların risk iştahının geçen yılın aynı dönemine göre daha düşük seyrettiği ikinci çeyrekte, Borsa İstanbul’daki yatırımcı kompozisyonunda da belirgin bir ayrışma yaşandı. TÜYİD-Yatırımcı İlişkileri Derneği tarafından Merkezi Kayıt Kuruluşu (MKK) verilerinden yola çıkılarak hazırlanan Borsa Trendleri Raporu’nun 2026 ikinci çeyrek sayısı, yerli ve yabancı yatırımcıların hem portföy büyüklüğü hem de endeks tercihleri bakımından birbirinden ayrışmaya devam ettiğini ortaya koydu.

Bu hafta hem yurt içi, hem de yurt dışı piyasalarda son derece kritik veriler radarımızda. Yurt içinde Perşembe günü açıklanacak cari işlemler dengesi ve TCMB Enflasyon Raporu ön plandayken, yurt dışında Çarşamba günü açıklanacak ABD TÜFE verileri bekleniyor.
10 Ağu 2026

Ülkemiz dünya ölçeğinde pahalı hâle gelmeye başladı; bu pahalılık her ay daha da artıyor. Bununla birlikte pahalılık artış hızımızda bir miktar gerileme var.

ABD 30 yıllık tahvil faizinin önceki hafta %5,2’yi aşması, yalnızca bir tahvilin satılması ya da fiyatının gerilemesi olarak okunmamalı. Bu hareket, küresel finans sisteminde uzun vadeli risk algısının ciddi şekilde yükseldiğine işaret ediyor. Başka bir ifadeyle, yatırımcıların enflasyon, kamu borcu, büyüme ve belirsizlik karşısında talep ettiği uzun vadeli risk primi yeniden fiyatlanmış durumda.

NATO, Çin'in NTE tekeline karşı kritik maden alım kulübü kurdu; Türkiye kurucu üyelerden oldu. Dünyanın önde gelen NTE yatağı Beylikova için fırsat kapısı açıldı. Bu kapıdan geçebilmek, rezervimizi uluslararası standartta belgelemekten, mühendis yetiştirmekten ve yatırımı finanse etmekten geçiyor.




