Türk dizileri dünyada üçüncü sırada


Şube yok, sıra yok; ING’de Cebimdeki Danışman KOBİ var Kolay, akıllı ve kişisel bir müşteri deneyimi yaratan zahmetsiz bankacılık anlayışıyla ING , yeni şubeniz Cebimdeki Danışman KOBİ ile tanıştırıyor. Yüz yüze çözümleriyle Cebimdeki Danışman KOBİ , ING Mobil ’de . Nedir? Hayatınızda daha fazla yer kaplamak için değil, hayata daha çok yer açmak için çalışan ING, Cebimdeki Danışman KOBİ ’yi sunuyor. Bu sayede KOBİ’ler işleriyle ilgilenebilecekleri vakti harcamıyor, Cebimdeki Danışman KOBİ’ye görüntülü bağlanarak bankacılık işlemlerini olduğu yerden kolayca halledebiliyor. Cebimdeki Danışman KOBİ ile görüntülü görüşerek; Kredi, e-vadeli mevduat hesabı ve POS ürünlerine kolayca başvurulabilirsiniz. Kredi başvurusu için talep ettiğiniz krediye göre fiyatlama alabilir, bütçenize uygun ödeme tablosu hakkında bilgi alabilirsiniz. Size özel şirket kredi kartı bonus kampanyaları, e-Turuncu Hesap vadeli mevduat hesabı veya birikim hesapları, fon ve hisse senedi alım satım işlemleri hakkında detaylı bilgi ve destek alabilirsiniz. Şube aramakla, sıra beklemekle vakit kaybettirmeyen Cebimdeki Danışman KOBİ ile ING Mobil Kurumsal ’da tanışabilir; dijital ortamdan şube hizmetini anında ve zahmetsizce deneyimleyebilirsiniz.
Daha fazlasını öğren →
Paretoİş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
Türkiye şu anda ABD ve Birleşik Krallık'ın ardından dünyanın en büyük üçüncü dizi ihracatçısı konumunda ve içerikler yalnızca Ortadoğu'da değil, Avrupa ve Latin Amerika'da da popülerliğini artırıyor. Türkiye'de haftalık yayınlanan ve her bir bölümü üç saati bulan diziler, diğer ülkelerde daha kısa bölümler hâlinde ekranlara veriliyor.
Hatta: 2023 yılında Türk dizilerinin en büyük ithalatçıları İspanya, Suudi Arabistan ve Mısır oldu; televizyon veri firması Glance'e göre, 2023'ün ilk yarısında İspanya'da en popüler üç senaryolu program Türk dizilerinden oluştu.
- Parrot Analytics verilerine göre ise 2020-2023 yılları arasında Türk dizilerine yönelik küresel talep %184 artarken, bu oran Kore dizileri için %73 oldu. Televizyon dağıtım şirketi İzzet Pinto, Kore dizileri yalnızca 13 reklam saati sürerken Türk dizilerinin yaklaşık 200 saate kadar uzayabildiğini söylüyor.
Değerlendirme: İstanbul Ticaret Odası Başkanı Şekib Avdagiç, Ekim ayında MIPCOM fuarında yaptığı açıklamada Türk dizilerinin 108 ülkede izlendiğini, %80'inin daha yayına girmeden yurt dışına satıldığını, çok popüler bir dizinin bölüm başı küresel hasılatının 600 bin doları geçebildiğini söylemişti.
Peki neden? The Economist'in makalesine göre, Türk dizilerine yönelik yüksek talebin sebepleri arasında manzaralar, kostümler ve çekici oyuncuları kapsayan "göze hitap edebilme" unsuru ilk sırada geliyor. Buna ek olarak Arap coğrafyasındaki izleyici kitlesi, Hollywood yapımlarının aksine Türk dizilerinin Müslümanları "kahraman" olarak tasvir etmesini takdir ediyor. Bir diğer sebep de sansürün yönetmenleri yaratıcı olmaya zorlaması. Bu durum, özellikle cinsel gerilimin hâkim olduğu sahnelerde seyirciye eğlenceli bir şekilde yansıyor.
- Perspektif: Dizilerin Türkiye'nin uluslararası arenadaki imajına olumlu katkı sağladığı ve izleyicilerin ülkeyi ziyaret istemesine yol açtığı da konuşuluyor.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
Paretoİş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Türkiye, dizi ihracatında dünyada üçüncü sıraya yükseldi. Eyfel Kulesi, kötü mali yönetimi protesto eden işçilerin grevi nedeniyle ziyarete kapatıldı.
22 Şub 2024

YAZARLAR

Pareto
İş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
İLGİLİ OKUMALAR
Shein, Londra ve New York’taki halka arz girişimlerinin başarısızlıkla sonuçlanmasının ardından bu hafta nihayet Hong Kong borsasında halka açıldı. Birkaç yıl önce hızlı modanın yükselen yıldızı olarak görülen şirket, yatırımcıların karşısına zirve döneminden çok daha farklı bir tabloyla çıktı. Analistlere göre bu tablo, şirketi 100 milyar dolar değerlemeye taşıyan ekonomik koşulların artık ortadan kalktığını da kanıtladı.

Bir çalışanı değerli kılan yalnızca görev tanımında yazanları yerine getirmesi değil; aksaklıkları fark etmesi, sahiplenmesi ve çözümün parçası olmak istemesi de aynı zamanda. Çalışma arkadaşını, müşterisini, itibarını ve geleceğini dert edinen çalışanlar kurumları ileri taşıyor. Ancak dert edinmek yalnızca kişinin tercihi değil; bu çalışanlar sorgulama, fikir belirtme ve sorumluluk alma alanı buldukları ölçüde kurumun gelişimine gerçek bir katkı sunabiliyorlar.

Yapay zeka, artık yazılımı ucuzlatmanın ötesinde, hizmet sektörünün ekonomisini de değiştiriyor. Yeni nesil “AI-native” ajanslar, müşteriye bir araç verip işi ona bırakmak yerine operasyonun tamamını üstleniyor ve ajans hizmetini platform fiyatına sunuyor.

Yıllarca raporlar, hedefler ve uyum kriterleri üzerinden ele alınan sürdürülebilirlik, 2026’nın çoklu kriz ortamında kabuk değiştiriyor. Çevresel ve sosyal riskler büyürken, şirketlerin sürdürülebilirliği ana iş kollarından ayrı, ikincil bir alan olarak görmesi giderek daha işlevsiz hâle geliyor. Yeni dönemin sorusu artık ne kadar sürdürülebilir göründüğümüz değil, sürdürülebilirliği finansal performansa, büyümeye ve organizasyonel dayanıklılığa ne kadar entegre edebildiğimiz.

Güvenin ve itibarın göstergelerini, güven ve itibarın kendisiyle karıştırdığımızda her şeyi “parasını bastırarak” çözebileceğimizi düşünüyoruz. Oysa göstergeleri satın almak kolay, güvenin kendisini satın almak ise mümkün değil. Çünkü sahici güven; strateji, sabır, emek ve zamana yayılan bir tutarlılık gerektiriyor. Kestirmeler ise yalnızca sahnedeki kağıttan kaplanı parlatıyor; işler ters gittiğinde o kaplan kimseyi korumuyor.



