UMAMİ KİTAP: KUİR FEMİNİST YAYINCILIK


Gücünü propolisten alan bakım: Etat Pur’den Pure Active Propolis Günümüzde neredeyse herkesin cilt sorunu akne. Akneye eğilimli bir cilde sahip olmak günlük hayatımızı etkileyebilir ve kendimizi aynada en rahat hissettiğimiz görüntümüzden uzak kalmamıza sebep olabilir. Doğadan aldığı ilhamı deneyimle buluşturan Etat Pur , bugünün bülteninde, karma, yağlı ve akneye eğilimli ciltler için etkili bir kullanım amacı sunan Pure Active Propolis ’in formülünü keşfetmeye davet ediyor. Nedir? Arındırıcı ve yatıştırıcı özellikleriyle tanınan propolis özlerinden elde edilen Pure Active Propolis, karma ve yağlı ciltleri arındırmaya ve pürüzlerin görünümünün azalmasına yardımcı konsantre bir bakım sunarken cildi arındırır, yatıştırır ve akne endişelerine yönelik bakım sağlar. Pure Active Propolis ’in kanıtlanmış etkinliği; %85 Daha temiz bir cilt görünümü sağlar, %80 Cilt pürüzlerini gözle görülür şekilde azaltır, %75 Cilt dokusunu yeniler, %70 Geniş gözeneklerin küçülmesine yardımcı olur. Nasıl? Tabii ki de mucizevi formülün sırrı propolis sayesinde. Arı özünden elde edilen ve çok kuvvetli, doğal bir antioksidan olma özelliği taşıyan propolis, hücre yenilenmesini hızlandırırken, hücre artıklarını dışarı atar ve cilt gözeneklerini temizler. Temiz cilt gözenekleri, hem sivilce oluşumunu hem de akne oluşumunu engeller. Sadece antibakteriyel özelliğiyle değil, antienflamatuar özelliğiyle de tanınan propolis; iltihaplanma, akne ve sivilce problemlerinin azalmasına yardımcı olur. Onarıcı ve yenileyici gücü sayesinde ciltte oluşan kızarıklıkları yatıştırır ve cilt lekeleriyle savaşır. Etat Pur: Güzellik endüstrisi, sahte vaatler ve ‘’hepsi bir arada’’ mucizevi çözümlerle ürünlerin ve içeriklerin sayısını artırırken kökleşmiş inançlara aykırı bir düşünceden doğan Etat Pur, günlük cilt bakım ürünlerinden aktif içerikleri ayırır. Etat Pur, ultra güvenli bir cilt bakımı için sıkı formülasyon prensipleriyle, gerekli olmayan içerikleri cilde yüklemeden cilde sadece ihtiyacı olanı vererek, cilt bakımının mükemmel yansımasını sunar. Gündüz ve gece bakım kreminde önce 4 damla olarak yüz çevresine uygulanması önerilen Pure Active Propolis’i keşfetmek için burayı ziyaret edebilirsiniz.
Daha fazlasını öğren →
AngstHer cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.
Büşra Mutlu ve Seçil Epik
Bilemiyorum Molly, seni zor bir hayat bekliyor. Doktor ya da büyük bir şey olacakmışsın. Sonra da kalkmış evlenmeyeceğim diyorsun. Herkesin yaptığı bazı şeyleri yapmak zorundasın yoksa kimse seni sevmez.
— Yakut Orman’da Leroy’un kural tanımayan kuzeni
Molly’yi uyardığı bir cümle
Molly’nin yolculuğu kendini sevmeye giden bir yolculuk değil — bütün yolculuğu kendini sevmesiyle başlıyor. Sesini en dürüst hâliyle çıkarmaktan korkmadığı her karşılaşma, doğrularından sapmadığı her yol ayrımı ve bu uğurda çektiği zorlukların her birinde Molly kendini sevmeye devam ediyor.
bell hooks, Feminizm Herkes İçindir kitabında şunları söylüyor ve ardından Rita Mae Brown’ın sınıf mücadelesine dair bir alıntısına yer veriyor:
Lezbiyen feminist düşünürler, feminist harekette ilk kez sınıf meselelerini gündeme getiren, görüşlerini anlaşılabilir bir dille ifade eden aktivistlerdendi. Kendilerine destek olması için kocalara bel bağlamayı hayal dahi etmemişlerdi ve çoğu zaman, tüm kadınların işgücünde karşılaşacakları sorunların, heteroseksüel kadınlara göre çok daha fazla farkındaydılar. (...)
Bardağı Taşıran Son Damla başlıklı yazısında, (henüz ünlü bir yazar olmayan Rita Mae Brown) açıkça şunu belirtmişti: Sınıf, Marx’in ‘üretim; araçlarıyla ilişki’ tanımından çok daha fazlasıdır. Sınıf, davranışlarınız, temel varsayımlarınız, nasıl davranacağınızın öğretilme biçimi, kendiniz ve ötekilerden ne beklediğiniz, gelecek anlayışınız, sorunları nasıl anladığınız ve çözdüğünüz, nasıl düşündüğünüz, hissettiğiniz ve davrandığınızla ilgilidir.
Rita Mae Brown’ın yarattığı Molly karakteri “kendini sevme”nin jenerik sloganlara indirgenen bir durum değil, bir eylem olduğunu hatırlamak açısından önemli. Ayna karşısında pastel renklerle çevrelenip huzur içinde sonunda kendimizi sevdiğimizi dünyaya duyuracağımız o anı beklerken aslında zaten kendimizi birileri bu sevgiyi bazı koşullara bağlamaya başlamadan önce seviyor olduğumuzu fark etmek için de. Özellikle kız çocukları için toplumsal cinsiyet engeline takılmaya başladıkları ana kadar durum çoğunlukla böyle.

İllüstrasyon: Irmak Hacımusaoğlu
Dürüst olmak gerekirse Yakut Orman’ın okurlarca beğenilmesi büyük bir sürpriz olmadı, kitabın yayımlamamış olması daha büyük bir sürprizdi bizim için. Ne var ki kitabın daha genç okurlardan annelerine ve hatta anneannelerine ulaşarak jenerasyonlar arası bir yolculuğa çıkmasını beklemiyorduk. Okur yorumları çoğunlukla Molly’nin kendilerine ilham ve cesaret verdiği yönünde olsa da Molly’yi biz kurgusal olmayan fânilerden daha yukarıya koymak yerine, okurların Molly’de kendilerine dair buldukları şeylere odaklanmayı seçebiliriz.
Yakut Orman’da sevginin cinsiyetliliği
Bir önceki sayıda sevginin cinsiyetliliğine dair yazarken bir bell hooks alıntısına yer vermişti Alara Demirel. Devam etmeden önce onu tekrar hatırlamakta fayda var:
Çocukluğumuzdan itibaren, sevgiye dair konuşmaların cinsiyetlendirilmiş bir anlatı, bir kadın meselesi olduğunu öğreniriz. Sevgiye dair takıntılarımız, ilk aşkımızla veya hayal kırıklığıyla başlamaz. Kadınların erkeklerden daha az önemli olduğunu, ne kadar iyi olursak olalım, ataerkil evrenin gözünde asla yeterince iyi olmadığımızı fark etmemizle başlar. Ataerkil kültürde kadınlık, daha en baştan bizleri değersiz veya o kadar da değerli değil diye damgalar. Dolayısıyla kız çocuklar ve kadınlar olarak en çok, sevilmeye layık olup olmadığımız konusunda kaygı duymayı öğrenmemiz hiç şaşırtıcı değil.
Pek çoğumuz varoluşumuz gereği sevilebilir olduğumuz fikriyle büyümüyoruz. Leroy’un kitapta çocuksu naifliğiyle şıp diye söyleyiverdiği “Herkesin yaptığı bazı şeyleri yapmak zorundasın yoksa kimse seni sevmez,” cümlesi pek çoğumuzun hayatını şu veya bu şekilde etkileyen bir fikri barındırmıyor mu? Aşk ve sevginin sık sık fedakârlıkla özdeşleştirilmesi nereye düşüyor?
Farklı olmanın zorluğu: Başkaları — ailemiz, sevgilimiz, arkadaşlarımız, çocuklarımız ve toplum — için verdiğimiz ödünler ve katlandıklarımız sevginin göstergesi sayılırken neden kendimiz olabilmek için döktüğümüz her damla ter farklı olmamızın bir “bedeli” olarak karşımıza çıkıyor? Sürekli farklı olmanın ne kadar “zor,” “tehlikeli” ve “yalnız” olduğu mesajına maruz kalırken çoğumuz için “uyum sağlamanın” ve -mış gibi yapmanın bir o kadar zorlayıcı olduğunu neden kimse konuşmuyor?
Umami yolculuğuna LGBTİ+’ların ve kadınların hikâyelerine odaklanmak, queer’i bir çatı terim olarak alıp toplumsal cinsiyet, sınıf, erkeklik, ırk gibi meseleleri “başka” bir açıdan ele alan kitaplar yayımlamak niyetiyle çıktık. Aslında başlangıçta temel bir soru vardı: Okumak istediğimiz kitapları neden Türkçede bulamıyoruz?

Umami'nin ilk kitabı Yakut Orman
Bir sektör olarak yayıncılık
Bunun aslında çok kolay bir cevabı var: Yayıncılık bir sektör. Aksini düşünme eğiliminde olsak da tüm sektörlerde olduğu gibi büyük patronları, para kazanma kaygısı, dev reklam bütçeleri, sesini duyuramayan ya da ekip arkadaşlarına baskın gelen çalışanları var. Ekonomik olarak da epey kaygan bir zeminde. Buna rağmen büyüklü küçüklü pek çok yayınevinin hâlihazırda çok değerli feminist ve kuir anlatıları içeren kitaplar yayımladığının altını çizmek gerek. Diğer yandan tüm bu ekonomik kaygıların, baskın ataerkil kültürün aslında seçilen kitapları ve onların sunuluş biçimlerini etkilemediğini düşünmek için de bir nedenimiz yok.
Küçük bir örnek vermek gerekirse Leslie Feinberg’in kuir edebiyatın kültleşmiş eserlerinden biri olan Stonebutch Blues romanı Türkçede 2007 yılında Sevici Türküsü: Bir Sevicinin Romanı başlığıyla Artshop Yayıncılık tarafından yayımlanmış. Kitabın haklarını alabilir miyiz diye bakınırken yazarı Feinberg’in vasiyeti doğrultusunda, kitap haklarının ancak gelirin LGBTİ+ derneklere aktarılması koşuluyla alınabildiğini öğrendik. Kısacası, Stonebutch Blues kitabının doğrudan bu alana odaklanmayan bir yayınevi için hiçbir anlamı yok. Umami içinse mutlaka en iyi şekilde yayımlanması, okurunu bulması, yeni tartışmalara alan açması gereken bir kitap — ekonomik getirisi olsa da olmasa da.
Yakut Orman’ı Dılşa Ritsa Eşli’nin tutkulu çevirisi, Şafak Şule Kemancı gibi önemli bir sanatçının özgün kapak tasarımıyla Türkçede yayımladığımızda kitabın LGBTİ+’lar ve kadınlar tarafından bu derece büyük bir sevgi ve dayanışma çemberiyle sarmalanacağı aklımızdan bile geçmezdi. Bize tutkuyla sevdiğimiz bu işe girişmemizi ve onu sürdürme gücünü sağlayan bir şey vardıysa o da hem içinde bulunduğumuz topluluğun hem de hiç tanımadığımız okurların bu tutkuya ortak olmasıydı. Yanılmıyorduk, biz vardık. Kalabalıktık da. Bizim gibiler için de hem edebiyat metinlerinde hem de bir sektör olarak yayıncılıkta bir yer var. Bu temsil hakkı için bir adım atmış olmak yaptığımız en iyi şeydi. Hem kendimiz hem de “Ben varım ama hani neredeyim?” diyen tüm okurlar için.
Yazının en başına Leroy’un söz ettiği koşullu sevgiye dönelim: Sevginin özellikle kız çocukları ve kadınlar, beyaz olmayan ırklar, alt sınıftan olanlar, eşcinseller ve translar için kazanılması gereken bir “değer” olmadığını hatırlamak ve elimizden geldiğince değdiğimiz herkese bunu hatırlatmaktan vazgeçmiyoruz: “Eğer kendimi sevmezsem kimseyi sevemem, bu kadar.”
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
AngstHer cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.
NEREDE YAYIMLANDI?
Kuir temsiller görmeye #HakkımVar! Türkiye'nin kuir feminist yayınevi Umami Kitap'la tanışıyoruz; Yakut Orman'ı yakından inceliyoruz; hafta sonu mini bir festivale davetliyiz.
15 Şub 2022

YAZARLAR

Angst
Her cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.
İLGİLİ OKUMALAR


