Bir Fed Başkan adayının portresi: Kevin Warsh 101

Donald Trump ile Jerome Powell arasındaki fırtınalı ilişkinin sonuna geliyoruz. Powell’ın görev süresi 15 Mayıs 2026 tarihinde bitecek. Powell’ın görev süresinin sona ermesinin ardından Fed yönetiminde kalmayacağı tahmin ediliyor. Bunun yanında Trump’ın özellikle ikinci döneminde defalarca ve alışık olmadığımız tarzdaki mesajları müstakbel başkanın politika yaklaşımına dair güçlü ipuçları veriyordu. İlkin Noel öncesi açıklanması beklenen yeni başkan adayı geçtiğimiz hafta nihayet açıklandı ve piyasaların zihnindeki en önemli soru işaretlerinden biri ortadan kalktı. Aday gösterme isimleri zaman zaman öne çıkan Waller, Hassett ve Rieder’ın aksine bir nevi “sessiz ve derinden” gelerek ipi göğüsleyen Kevin Warsh’u tanıyalım.
1970 doğumlu olan Kevin Warsh, Başkan Bush döneminde, 2006-2011 yılları arasında Fed Guvernörler Kurulu’nda görev aldı. Göreve atandığında sadece 35 yaşında olan Warsh, böylelikle kurum tarihinin en genç guvernörü olma unvanını aldı. Warsh, Fed atamasından önce Morgan Stanley’de yatırım bankacılığı yapıyor ve Beyaz Saray’da ekonomik danışman olarak görev yapıyordu. 2008 krizinde dönemin Fed Başkanı ve merkez bankacılığı tarihinde adını efsaneler arasına yazdıran Ben Bernanke’nin çekirdek çalışma grubunda da yer alan Warsh, Fed’in G20 temsilcisi olarak uluslararası ilişkileri de yönetti. Bernanke’nin “piyasa öngörüsü ve temasları paha biçilmez” olarak nitelediği Warsh, Fed’deki görevinin sona ermesini takiben Stanford Üniversitesi’nde akademik hayata adım attı.
Hoş geldin! Aposto Premium üyelerine özel bu içeriği okumak için Premium üye olabilir ya da Premium hesabına giriş yapabilirsin.
Aposto Premium
Ayda
- Aposto'nun tüm arşivine ve güncel yayınlara sınırsız erişim.
- Yükselen endüstrilerden gelişme ve içgörüleri aktaran, entelektüel dünyanı besleyecek Premium üyelere özel makale ve bültenler.
- Gündemdeki gelişmeleri küresel bir perspektifle aktaran analizler.
- Aposto Radyo için hazırladığımız podcast ve sesli belgesellere websitemiz ve mobil uygulamamızdan erişim imkanı.

EXANTEFinans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
YAZARLAR

Eralp Ersoy
Sipay’da Hazine Direktörü.

EXANTE
Finans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
OKUMAYA DEVAM EDİN
Sermaye Piyasası Kurulu (SPK), yayımladığı yeni rehberle yatırım fonları ve portföy yönetim şirketlerine ilişkin bir dizi yeni düzenlemeye gitti. Yeni kurallarla özellikle serbest fonların pay piyasasındaki yatırımlarına ilişkin sınırlar yeniden belirlenirken, portföy yönetim şirketlerinin sermaye ve personel şartlarında da önemli değişiklikler yapıldı. Peki portföy yöneticileri ve sektör paydaşları bu düzenlemeyi nasıl değerlendirdi?

Suriye’de Aralık 2024’te yaşanan yönetim değişikliğinin ardından hızla büyüyen Türkiye-Suriye ekonomik ilişkileri, yeni bir aşamaya geçmeye hazırlanıyor. Türk şirketleri bugüne kadar savaşta üretim kapasitesinin önemli bölümünü kaybeden Suriye’ye gıda, makine, elektrik ekipmanı, yapı malzemesi gibi temel ürünler ihraç etti. Şimdi bu ticaretin bir bölümünü Suriye içindeki üretime taşıyacak banka ve sanayi altyapısının kurulması gündemde.

Bu hafta hem yurt içi hem de yurt dışı piyasalarda yoğun bir veri takvimi izlenecek. Yurt içinde Pazartesi günü açıklanacak ikinci çeyrek büyüme ve Temmuz ayı işgücü verileri ile Perşembe günü açıklanacak Ağustos ayı enflasyonu ön plana çıkarken, yurt dışında Salı günü Avro Bölgesi'nde açıklanacak Ağustos ayı enflasyonu ile Cuma günü ABD'de açıklanacak Ağustos ayı istihdam verileri takip edilecek.
31 Ağu 2026

Verim eğrisi kontrolü (YCC), merkez bankalarına belirli vadelerde faizi doğrudan sabitleme gücü veriyor ancak bu güç, taahhüt sorgulanmaya başladığında hızla bir tuzağa dönüşebiliyor. ABD’den Japonya’ya, İngiltere’den Avustralya’ya uzanan örnekler YCC’nin asıl sınavının girişte değil çıkışta verildiğini, başarının ise büyük ölçüde zamanlama, kademelilik ve iletişime bağlı olduğunu gösteriyor.

TCMB’nin haftalık repo ihalelerine beklenenden erken dönmesi teknik olarak bir normalleşme adımıydı ancak piyasa aynı karardan Eylül’de faiz indirimi, Ekim’e kadar bekleme ve erken gevşeme olmak üzere üç farklı sonuç çıkardı. Merkez bankacılığında iletişim doğrudan bir politika aracıysa belki de asıl soru kararın kendisinden çok piyasanın neden TCMB’nin hangi gelişmeye nasıl karşılık vereceğini hâlâ ortak bir çerçeveden okuyamadığıdır.




