Yurt dışından kopuk bir hafta

Geçen hafta, uluslararası sahnede hem diplomatik hem de ekonomik açıdan dikkat çekici olaylara tanıklık ettik. Bu gelişmeler, ülkelerin politik ve ekonomik yönelimlerini şekillendirirken geleceğe dair stratejik hesaplamalarını da etkiledi.
Yurt dışından kopuk bir hafta

EXANTE

EXANTE

Finans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.

Geçen hafta, uluslararası sahnede hem diplomatik hem de ekonomik açıdan dikkat çekici olaylara tanıklık ettik. Bu gelişmeler, ülkelerin politik ve ekonomik yönelimlerini şekillendirirken, geleceğe dair stratejik hesaplamalarını da etkiledi.

Donald Trump’ın Şi Cinping’i yemin törenine davet etmesi, ABD ile Çin arasındaki gerginliğin ardından bir zeytin dalı olarak yorumlanabilir. Ticaret tarifeleri ve teknoloji savaşları çerçevesinde bu adım, Trump’ın çok yönlü stratejisinin bir parçası olarak da görülebilir. 

  • Ancak bu diplomatik jestin ardından ABD’nin yapay zeka çiplerine yönelik daha sıkı tedbirler planlaması, ilişkilerin geleceğine dair soru işaretlerini artırıyor. 

Japonya ise ekonomik stratejilerinde dikkat çekici bir dönemden geçiyor. 13.9 trilyon yenlik devasa bir ek bütçenin onaylanması, Shigeru Ishiba hükümetinin ekonomiyi canlandırma çabalarının bir göstergesi. Bununla birlikte, Japonya Merkez Bankası’nın faiz artırımı konusundaki temkinli tavrı, ekonomik dinamiklerin çok boyutlu bir yaklaşımla ele alındığını ortaya koyuyor.

Bölgesel olarak, İsrail’in Suriye’deki askerî harekatları gündemdeydi. Bu hareketlilik, bölgesel güvenliği yeniden şekillendirirken diplomatik arenada yeni gerilimlere yol açabilir. Ayrıca, Mısır ve Suudi Arabistan gibi bölgesel aktörlerin sert eleştirileri, bu krizin uluslararası bir boyuta evrilme ihtimalini gündeme getiriyor. 

Çin’in ekonomi politikalarına bakıldığında ise 14 yıllık sıkı para politikasından vazgeçilerek gevşeme sinyalleri verilmesi, küresel ekonomik dengeler açısından önemli bir dönüm noktası olabilir. Bu adım, Çin’in büyümeyi teşvik etme ve yavaşlayan yatırımcı güvenini yeniden inşa etme çabalarının bir parçası olarak değerlendirilebilir.

ABD borsaları, haftanın ilk yarısında teknoloji hisselerindeki dalgalanmaların etkisiyle karışık bir seyir izledi. Nasdaq, Meta ve Alphabet hisselerindeki sert düşüşlerin ardından toparlanmaya çalıştı. Jerome Powell’ın faiz oranlarına ilişkin istikrarlı mesajları ise piyasalara belirli bir güven sağladı. 

Avrupa piyasalarında ise Almanya ve Fransa’dan gelen ekonomik veriler büyük etki yarattı. Almanya’nın ihracat rakamlarındaki düşüş, Avrupa Merkez Bankası’nın gelecekteki politika adımlarına dair belirsizlikleri artırdı. FTSE 100, enerji sektörü hisselerindeki artış sayesinde pozitif bir kapanış yaptı.

Asya pazarlarında, Japonya’nın ÜFE verileri öne çıktı. Bu veri, Japonya Merkez Bankası’nın faiz artırımı tartışmalarının odağına yerleşti. Hong Kong Borsası ise Çin’in gevşeme politikalarına ilişkin umutlarla yukarı yönlü bir hareket sergiledi.

Yurt içi piyasalar

Yurt içinde ise Suriye’deki gelişmeler nedeniyle siyasi haber akışı oldukça yoğundu. Borsa haftaya pozitif bir başlangıç yaptı ancak haftanın devamında zayıf bir performans sergiledi. Geçen haftalarda bankacılık endeksi, endeksin yükselişinde itici güç olurken son üç gün negatif bölgede seyretti. Endeksin ABD doları cinsinden 280 seviyesine kadar gelmesi, kâr satışı olarak değerlendirilebilir. Bu nedenle, beş haftalık yükselişin ardından gelen negatif performans, oldukça normal bir düzeltme olarak yorumlanabilir.

Hisse vadeli arbitraj tarafında kanal, 50 baz puan aralığında dalgalandı. Haftaya başlarken %40-45 seviyelerinde olan getiriler, hafta sonunda %45-50 aralığına genişledi. Faiz indirimleri yaklaştıkça bu getirilerin kademeli olarak daralması beklenebilir. Getirilerin daralmasıyla birlikte yatırımcıların bir miktar risk alabileceği öngörülüyor.

TL cinsi tahviller haftaya kötü bir performansla başladı. Verim eğrisinin kısa vadeli tarafı, uzun vadeye kıyasla daha fazla değer kaybı yaşadı. İki yıllık tahvilin getirisi %43’e kadar yükselirken, on yıllık tahvilin getirisi %30’un üzerine çıktı. Manşet enflasyon trendi aşağı yönlü ilerlese de mevsimsellikten arındırılmış enflasyonun beklentilerin üzerinde gelmesi, TL tahvillerinin zayıf performans sergilemesine neden oldu.

Beş yıllık risk priminde ise aşağı yönlü bir hareket izlendi. Haftaya 250 baz puan ile başlayan risk primi, 245’in altına kadar geriledi. Kuzey Avrupa’da Trump’ın barış çağrısı, Suriye’deki rejim değişikliği ihtimali ve ABD tahvil faizlerinin %4.10 seviyesine gerilemesi, Türkiye’nin eurobond verim eğrisine pozitif etki yaptı. Verim eğrisi, risk primiyle paralel hareket ederek kısa vadeli getirilerde 5 baz puanlık bir geri çekilme yaşarken, uzun vadede bu hareket sınırlı kaldı. İlerleyen haftalarda da benzer bir tempoyla devam etmesi beklenebilir.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

EXANTE

EXANTE

Finans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.

NEREDE YAYIMLANDI?

EXANTEEXANTE

BÜLTEN SAYISI

PREMIUM'A ÖZEL

💸 Peş peşe cari fazla

Dün yurt içi piyasalarda çoğunlukla TCMB ve BDDK tarafından yayımlanan veriler ile yetkili merciler tarafından yapılan açıklamaları takip ettik. Olumlu haber akışı piyasalara çok yansımamış olacak ki gün sonunda yatay bir görünüm mevcuttu.

13 Ara 2024

Daily Sabah

YAZARLAR

Eren Kuru

Sipay Hazine Müdürü ve yatırım danışmanı. Daha önce Borsa İstanbul’da İş Geliştirme Departmanı’nda, Vakıf Yatırım'da Yatırım Danışmanlığı ve Algoritmik Trading Departmanı'nda, Ziraat ve Allbatross Portföy tarafında da Fon Yönetimi'nde çalıştı.

EXANTE

Finans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.

İLGİLİ OKUMALAR