Küresel işsizliğin 2024'te artması bekleniyor

Paretoİş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
Birleşmiş Milletler'e bağlı bir kuruluş olan Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) Çarşamba günü yaptığı açıklamada, küresel işsizlik oranının 2024'te özellikle gelişmiş ekonomilerde yükselen seviyeler nedeniyle 2 milyon kişi artarak %5,2'ye yükselmesinin beklendiğini belirtti. Çalışan yoksulluğu ve gelir eşitsizliğinde de artış öngörülüyor.
- Önümüzdeki iki yıl içinde, üst-orta gelirli ülkelerde istihdamda kısıtlı artış görüleceği; düşük-orta ve alt-orta gelirli ülkelerdeki istihdam artışlarının güçlü kalacağı tahmin ediliyor.
- Buna ek olarak rapor, yaşam kalitesindeki iyileşmelerin hızlı bir şekilde görülmesinin beklenmediği G20 ülkelerinin çoğunda, enflasyon ve azalan gelirler nedeniyle yaşam standartlarının iyileşmemesi olasılığını vurguluyor.
- Kayıt dışı çalışma oranlarının aynı kalması ve 2024 yılında küresel işgücünün yaklaşık %58'ini oluşturması bekleniyor.
Önemli nokta: Ülkelerin pandemi koşullarından çıkışıyla birlikte kısa bir büyüme hamlesinin ardından, toplam işgücü verimliliği artışının hızla önceki on yılda görülen düşük seviyelere geri döndüğü vurgulandı. Bunun nedenleri arasında, önemli miktarda yatırımın hizmetler ve inşaat gibi daha az üretken sektörlere yönlendirilmiş olması, beceri eksikliği, özellikle gelişmekte olan ülkelerde ve düşük üretkenlikli firmaların ağırlıkta olduğu sektörlerde teknolojinin daha hızlı benimsenmesini engelleyen dijital tekellerin hâkimiyeti yer alıyor.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
Paretoİş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
İktisadi literatürde artan ücretler ve yükselen fiyatlar arasındaki sebep-sonuç ilişkisini açıklamak için kullanılan ücret-fiyat sarmalı terimini Türkiye örneği üzerinden değerlendiriyoruz.
11 Oca 2024

YAZARLAR

Pareto
İş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
İLGİLİ OKUMALAR
Almanya merkezli yemek teslimatı platformu Delivery Hero, yakın zamanda Uber'in satın alma teklifini kabul ettiğini duyurdu. Masaya konulan 14,8 milyar dolarlık teklif, ilk bakışta şirketin son yıllarda büyük bir atılım yaptığı teslimat pazarındaki yeni bir satın alım gibi görünse de aslında Uber’in yıllardır adım adım ördüğü çok daha büyük bir dönüşümün son halkasıydı.

Avrupa Birliği’nde yürürlüğe giren yeni kurallara göre, tekstil sektöründeki devasa israfı önlemek amacıyla büyük moda markaları bundan böyle satılamayan giysi ve ayakkabıları imha edemeyecek. Her yıl Avrupa’da satılamayan tekstil ürünlerinin yüzde 9’u çeşitli yöntemlerle imha ediliyordu. Satılmayan ürünleri için önce indirimli satışlar, alternatif satış kanalları ve farklı pazarlar kullanılacak, şirketler ürünleri hayır kurumlarına veya sosyal girişimlere bağışlayabilecek.

Gün bittiğinde o yapılacaklar listesindeki bütün tikleri atmış olmak profesyonel hayatın gereği olabilir. Müşterinizin, yöneticinizin memnuniyeti elbette önemli… Ancak bir şekilde kendi düşüncelerinizle baş başa kalma lüksünü bulabildiğiniz bir an olursa kendinize şu soruyu sorabilirsiniz: "Bugün sadece önüme yığılan işleri mi erittim, yoksa ortaya gerçekten bana ait bir şeyler koyabildim mi?"

Polaroid, üst üste ikinci yaz kampanyasını da yapay zeka karşıtı hissiyata ayırdı. Markanın sahillerdeki billboardlara yerleştirdiği reklamları "Veri merkezleri hepsini içip bitirmeden gidip denize atla" diyor; "yapay zekanın parmaklarımızın arasındaki kumu üretip üretemeyeceğini" sorguluyordu. Peki teknoloji liderlerinin kendilerini "tastewashing" ile yeniden paketlemeye çalıştığı bir dönemde markaların yapay zekayla mesafesi nasıl inandırıcı olur?

Ticaret Bakanlığı, yerli üretimi desteklemek ve cari açığı azaltmak amacıyla pek çok ithal üründe ek gümrük vergisi oranlarını artırdı. Her ne kadar bu düzenlemeler iç pazarda Çin ürünlerinin oluşturduğu haksız rekabetten kaynaklanan dezavantajları gidermeye yönelik olsa da, tüketiciye etkisinin zam olarak yansıyacağı beklentisi hâkim. Kur baskısıyla ithalatın üretmeye göre daha avantajlı olduğu Türkiye’de alınan bu kararların enflasyonla mücadeleye, cari açığın düşürülmesine ve yerli üretime etkileri ne olacak?



