Bebekler ve çocuklar için uluslararası bir festival: Atta Festival

Aposto İstanbulİstanbul'dan ve dünyadan seçilmiş etkinlikler, kültür-sanat ajandası, şehir gündemi, tematik rehberler ve şehrin sınırlarından taşmaya değecek davetler her hafta e-posta kutunda.
28. İstanbul Tiyatro Festivali biter bitmez yeni bir festival karşımızda. Türkiye’de bebekler ve çocuklar için tasarlanmış ilk ve tek uluslararası festival, Atta Festival 8 Aralık'a kadar devam ediyor. Bu yıl 8. edisyonuyla karşımıza çıkan festival, İstanbul’un farklı sahneleriyle gösterimde. Çocukların sanat ve kültür haklarından yola çıkan etkinliği, festival direktörü Hakan Silahsızoğlu’yla konuştuk.
Bu yıl 8. kez düzenlenen Atta Festivali’nden bahsedebilir misiniz?
Atta Festival, Türkiye’nin bebekler ve çocuklar için düzenlenen ilk ve tek uluslararası sanat festivali. Bu yıl 8. kez düzenlenen festival, 20 Kasım-8 Aralık 2024 tarihleri arasında İstanbul’un iki yakasında ve Eskişehir’de sanatseverlerle buluşuyor. Festival, 0-2 yaş arası bebeklerden başlayarak 9 yaş ve üzeri çocuklara kadar farklı yaş gruplarına hitap eden çeşitli performans, atölye ve interaktif etkinlikler sunuyor.
Bu yıl festivalde Amerika Birleşik Devletleri, Birleşik Krallık, Çek Cumhuriyeti, Danimarka, Fransa, İrlanda, Lüksemburg ve Türkiye’den sanatçılar yer alıyor. Programda opera, dans, tiyatro, müzikal animasyon ve daha birçok farklı sanat formu yer alırken, Atta’nın odak noktasında bu yıl İrlanda’dan etkinlikler bulunuyor.
Bu festival nasıl bir ihtiyaçtan doğdu? Nasıl karar verdiniz böyle bir festival yapmaya?
İstanbul gibi bir metropolde çocuklar için nitelikli ve uluslararası ölçekte bir festival olmaması bizi harekete geçirdi. Türkiye’deki çocukların, tıpkı İngiltere, Amerika, Fransa’da yaşayan çocuklar gibi, kaliteli oyunları izlemeleri ve kültür-sanata erişim haklarından yola çıktık.
Etkinlik ve oyunları seçerken nasıl bir yol izlediniz? Daha önce oyunları görmüş müydünüz?
Dünyadaki önemli çocuk festivallerini yerinde takip ederek, alanında öncü sanatçı ve toplulukları programa dahil ediyoruz. Örneğin, bu yıl ABD’den bebekler için bir opera (luzAzul), Danimarka’dan biyoçeşitlilik temalı bir performans (Bloom) ve İrlanda’dan bir tiyatro oyunu (Rothar) gibi özgün performansları önce izledik sonra da seçkimize ekledik. Atta, uluslararası ağıyla, dünyanın farklı ülkelerinde tanınan ve saygı gören bir platform hâline geldi.

luzAzul
Türkiye’de tiyatro festivali yapmak zor. Siz bir de bunu bebekler ve çocuklar için yapıyorsunuz. Bu süreçte ne gibi zorluklar yaşadınız?
En büyük zorluk, performansların doğası gereği sınırlı seyirci kapasitesine sahip olması. Bu durum bilet gelirlerini sınırlıyor; seyahat ve prodüksiyon maliyetlerini karşılamak için özel ve kamu işbirlikleri geliştirmemiz gerekiyor. Bunun yanında, İstanbul dışındaki çocuklara da ulaşmak için sponsor destekleriyle Türkiye’nin birçok şehrinde etkinlikler düzenliyoruz. Geçtiğimiz yıl 13 şehirde 109 etkinlik gerçekleştirdik.
8. Atta Festivali programında neler var? Çocukları neler bekliyor?
Bu yıl festivaldeki öne çıkan performanslardan bazıları:
- luzAzul (0-2 yaş, ABD): Bebekler için büyüleyici bir opera deneyimi.
- Bloom (3-6 yaş, Danimarka): Biyoçeşitliliği ele alan interaktif bir gösteri.
- GO! (7+ yaş, Fransa & Lüksemburg): Dans ve dövüş sanatlarını mapping ve dijital teknolojiyle buluşturan hareketli ve dinamik bir performans.
- Rothar (4-8 yaş, İrlanda): Hareket ve denge temalı eğlenceli bir tiyatro oyunu.
- Hermit (Hollanda): Minimalist anlatımıyla 2-6 yaş için eğlenceli bir tiyatro gösterisi.
Ayrıca 5-8 Aralık tarihlerinde düzenlenecek “Atta Türkiye Çocuk Tiyatroları Showcase Programı” kapsamında, 12 farklı ülkeden festival direktörleri Türk tiyatro topluluklarını izleyerek onlarla bağlantılar geliştirecek.
Bu etkinlikler çocukların sosyalleşmesine de katkı sağlıyor. Size nasıl dönüşler geliyor?
Evet, çocukların sosyalleşme, empati ve hayal gücü gelişiminde bu tür etkinliklerin büyük katkısı olduğunu görüyoruz. Veliler ve eğitmenlerden, çocukların yaratıcılıklarının arttığına, özgüven kazandıklarına dair çok olumlu geri bildirimler alıyoruz. Çocuklar, sanatla hem eğleniyor hem de farklı kültürleri tanıyarak geniş bir perspektif kazanıyor. Bunun yanı sıra yapılan birçok çalışma, kültür ve sanatla izleyici olarak veya aktif olarak karşılaşan çocukların eğitim ve sosyal hayatlarına ciddi bir katkısı olduğunu kanıtlıyor.
Son olarak sizin eklemek istediğiniz noktalar var mı?
Atta Festival, çocukların hayal gücünü harekete geçiren, onları sanatla buluşturan bir köprü olmayı hedefliyor. Bu yıl da dünyanın dört bir yanından çocuklara yönelik sanatın en iyi örneklerini Türkiye’de buluşturuyoruz. Tüm aileleri bu eşsiz deneyime ortak olmaya davet ediyoruz!
🎟️ Festival programı ve biletler burada.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
Aposto İstanbulİstanbul'dan ve dünyadan seçilmiş etkinlikler, kültür-sanat ajandası, şehir gündemi, tematik rehberler ve şehrin sınırlarından taşmaya değecek davetler her hafta e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Shein'in ABD pazarını bu kadar hızlı nasıl ele geçirdiği, yöneticilerinin kimler olduğu ve bu kadar çok ürünü bu kadar ucuza nasıl satabildiği sorularının üzerinde bir gizem perdesi var.
26 Kas 2024

YAZARLAR

Emrah Akbaş
Editör ve tiyatro yazarı.

Aposto İstanbul
İstanbul'dan ve dünyadan seçilmiş etkinlikler, kültür-sanat ajandası, şehir gündemi, tematik rehberler ve şehrin sınırlarından taşmaya değecek davetler her hafta e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Bayramda arabasız gezmek, çoğu insana külfet geliyor. Azalan otobüs seferleri, artan yolcu sayısı, belli semtlere gitmenin işkenceye dönüşmesi bayram gezmesinin olmazsa olmazları. Öte yandan ücretsiz bayram otobüsleri, sabahın nurunda kalkıp işe gidenler, bu yüzden şehri ancak bayramdan bayrama keşfedenler, iki kuruş harçlıkla hayatını idame ettirmeye çalışan kadınlar, denizi görmeden büyüyen çocuklar, çocuklarına denizi göstermek için bayramı bekleyen aileler için biraz da.

İstanbul, bitkileri ve kokularıyla geçmişin ve bugünün birlikte yaşadığı bir hafıza bahçesidir. Kimileri meşhur bir lavanta kolonyasının ferah kokusuyla büyümüştür; kimileri Tokatlıyan Han’ın önünden geçerken tanıdık bir lavanta esintisini bugün hâlâ duyar. Ve bazen, İstanbul sadece kokusuyla hatırlanır.

İstanbul'da lale sevgisinin kökenleri çok eski zamanlara kadar uzanıyor. Türklerle birlikte Orta Asya'dan çıkıp Anadolu'ya ve İstanbul'a ulaşan lale, bahçelerimizden evlerdeki vazolara, geleneksel el sanatlarından edebiyata hep baştacı ediliyor. Hazır mevsimi gelmişken lalenin tarihinden bugüne uzanan renkli bir yolculuğa çıkıyoruz.

Bir devleti, kendi çağında kendine verdiği adla mı anmalıyız, yoksa sonradan yakıştırılan adla da anabilir miyiz? Bu sorunun tek bir doğru cevabı yok. Ancak şunu bilmeden sağlıklı bir tartışma yürütülemez: Bizans, Doğu Roma’nın kendine verdiği bir ad değildir. Bu da bizi daha büyük bir soruya götürür: Tarihi kim anlatıyor, hangi kelimelerle ve neden?

Kar-kış demeden güne Boğaz'ın soğuk sularına atlayarak başlayan İstanbulluların sayısı her geçen gün artıyor. Sarayburnu'ndan Suadiye'ye, oradan Bebek'e, şehrin farklı noktalarından denize giren bu cevval yüzücüler arasında Kapalıçarşı esnafından eski bankacılara, lisanslı sporculardan hiç yüzme bilmeyenlere pek çok farklı profil var. Ortak noktaları ise üç tarafı denizlerle çevrili bir ülkede denize sırtlarını dönmeyi reddetmeleri...





