Borsadaki düşüşün gerçek sebepleri neler?


Pluxee okula dönüş döneminde de çalışanların yanında Çalışanlarının hayatına her alanda dokunan şirketler için fırsatlar sunan Pluxee, şimdi de okul ihtiyaçlarında kolaylık sağlıyor. Pluxee ’nin kurumsal dijital hediye platformu Pluxee Hediye , sevilen markalarla yaptığı işbirlikleriyle okula dönüş alışverişine yeni bir alternatif sunuyor. Kırtasiyeden teknolojiye, giyimden markete birçok kalemde ihtiyacın ortaya çıktığı okula dönüş dönemimde çalışanlarının okula dönüş heyecanını paylaşan firmalar ihtiyaçlarını Pluxee Hediye aracılığıyla %100 dijital olarak karşılayabiliyor. Dahası; Pluxee Hediye işverenlere de %44’e varan vergi avantajı sunuyor. Çalışanlar ise bakiyelerini birçok prestijli markada, ihtiyaç duydukları ürünlerde diledikleri gibi kullanabilmenin özgürlüğünü yaşıyor. Pluxee Hediye platformunda, okul giyimi için Boyner Mavi, Ayakkabı Dünyası, Defacto, Mudo gibi markalar yer alırken çalışma alanları için Ikea, teknolojik çözümler için Teknosa ve kırtasiye malzemeleri için Ofix, Carrefour, A101 gibi markalar bulunuyor. Okul alışverişini tamamen online platformlardan yapmak isteyenler için ise Pazarama ve Hepsiburada gibi e-ticaret siteleri seçenekler arasında. Pluxee Hediye ile yeni okul dönemine hazırlanmak için burayı ziyaret edebilirsiniz.
Daha fazlasını öğren →
EXANTEFinans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
Borsa İstanbul ana endeksleri 5 Ağustos günü küresel piyasalardaki krizin etkisiyle keskin bir düşüş yaşadı ve aradan 1,5 aylık bir süre geçmesine rağmen hâlâ düştüğü seviyenin üzerine çıkabilmiş değil.
Tam aksine, endeksler ‘Kara Pazartesi’ olarak da ifade edilen 5 Ağustos günü düştüğü seviyenin altında bir noktada fiyatlanmaya devam ediyor. Borsa İstanbul verilerine göre 5 Ağustos – 16 Eylül arasındaki dönemde ana endeks olan BIST 100 endeksi, TL bazında %3,2, USD bazında ise %4,8 kayba uğradı. Bu sırada aynı dönemde düşüşlerden en çok etkilenen endekslerden Nikkei 225 %16,8, TOPIX %15,4, S&P 500 %8,3, Nasdaq Composite ise %8,1 kazanç yaşadı.
Bu dönemde sektörel endeksler de çoğunlukla ana endeksleri takip etti. Borsa İstanbul’un en büyük sektörel endekslerinden biri olan BIST Mali Endeksi Ağustos başından bu yana toplam %11,7 kayıp yaşarken, BIST Sınai Endeksi %10,6, BIST Bankacılık Endeksi %12,4, BIST Holding Endeksi %12,9, BIST Metal Ana Endeksi %14,8, BIST Sigortacılık Endeksi ise %16,5 kayba uğradı.
Beklenti altı bilançolar
Türk borsasında Temmuz ayından bu yana kaydedilen düşüşlerin ana sebeplerinden biri olarak beklenenin çok altında gelen şirket bilançoları gösteriliyor. Ülkemizde enflasyonla mücadele programı kapsamında uygulanan sıkılaştırıcı politikalar talebi kısıtlamaya yönelik olduğu için doğal olarak şirketlerin satışları düşüyor ve finansman maliyetleri yükseliyor.
Bu durum hiç beklenmedik şirketlerin, konjonktür gereği hiç beklenmedik kâr düşüşleri veya zararlar açıklamasına yol açabiliyor. Örneğin 2024 yılının ilk yarısında Türkiye’nin en büyük şirketlerinden;
- Koç Holding net kârının bir önceki yıla kıyasla %95 azalarak 1,6 milyar TL seviyesinde gerçekleştiğini açıkladı.
- Sabancı Holding ilk yarıda 7,6 milyar TL net zarar ettiğini duyurdu.
- Türkiye’nin en büyük sanayi kuruluşu Tüpraş, net kârının %57 azalışla 5,4 milyar TL’ye indiğini açıkladı.
- Alarko Holding 2024’ün ilk yarısında 1,2 milyar TL net zarara uğradığını açıkladı.
- Pegasus Hava Yolları net kârının %63 azalışla 496 milyon TL’ye indiğini duyurdu.
- Anadolu Grubu Holding’in ilk yarı kârı, bir önceki yılın aynı dönemine kıyasla %58 azalışla 4 milyar TL’ye indi.
Yabancı yılbaşından bu yana borsadan uzak
Ekonomik soğuma belirtileri yabancı yatırımcıların da Türkiye’ye yatırım yaparken borsa yerine farklı alternatifler aramasına yol açıyor. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası tarafından yayımlanan menkul kıymet verilerine göre yabancı yatırımcılar 2024 yılının başından bu yana 11,1 milyar USD’lik net DİBS, 383 milyon USD’lik net ÖST alımı yaparken, 1,9 milyar USD’lik net hisse senedi satışı gerçekleştirdi.
Yüksek faiz ve düşük kur riskinin bulunduğu ve ekonomik çarkların yavaşladığı bir ortamda, yabancı yatırımcıların devlet tahvili alması veya farklı araçlar yoluyla carry trade yaparak TL yatırımı gerçekleştirmesi, pek çok sektör profesyoneli tarafından ‘beklenen’ ya da ‘normal’ olarak karşılanıyor.
“Borsanın hikayesine olan inanç zayıfladı”
Konuyla ilgili görüşlerini Aposto’ya aktaran Strateji Portföy Genel Müdürü ve Fon Yöneticisi Burak İhsan Çetinçeker, “2008 Mortgage Krizi sonrası 2009 yılı itibariyle geçilen ‘ultra gevşek para politikası’ döneminin hisse senedi yatırımcıları için en akılda kalan ve meşhur söylemlerinden biridir, ‘paranın gidebileceği başka yer yok’. On yılı aşkın bir süre, arada iniş çıkışlı dönemler olduysa da, yatırımcıların tercihlerini belirleyen bu söylem oldu” ifadelerini kullandı. Çetinçeker, sözlerine şöyle devam etti:
“Pandemi sonrası yaşanan enflasyonist süreç ise bu söylemi küreselde perçinlerken, Türkiye'de her şeye rağmen devam eden düşük faiz politikası nedeniyle adeta bir kanuna dönüştürdü. Ta ki geçtiğimiz yıl uygulanmaya başlanan ortodoks politikalara kadar. Faiz temelli enstrümanlar enflasyondan korunma gayretine yardımcı olan birer alternatif olmaya başladığı andan itibaren, borsanın hikâyesine olan inanç zayıfladı.”
“Tabii borsanın eski seviyelerine ulaşmakta zorlanmasını yalnızca yatırımcının hikâyeye olan inancının zayıflaması ile açıklamak doğru olmaz” diyen Çetinçeker, “Zira hikâye, gerçek olduğu kadar kurgu da olabilir ve alternatif getirinin olmadığı zamanlarda çok kez kurgu hikâyeler yazılmış, okunmuş ve satın alınmıştır” diye de ekledi.
Ekonominin soğuduğu, şirket kârlarının azaldığı ve alternatif getiri araçlarının öne çıktığı bir dönemde ortaya çıkan tablonun çok da şaşırtıcı olmadığına dikkat çeken Çetinçeker, “Ekonomimizin soğuduğu ve buna bağlı olarak şirket kârlarının zayıfladığı bir ortamda, tasarruf sahiplerinin hisse senetlerine yatırım yapma iştahının azalması, üzerinde pek de düşünmeyi gerektirmeyecek bir durum. Hele de kuvvetli bir alternatif getiri varken” dedi.
“Dolayısıyla, bazıları için ilk kez görülen ve hayrete düşüren bu durum, esasında basit bir döngünün tekrar eden tezahürü. Tıpkı enflasyon sakinleşip büyüme normal patikasına oturduktan sonra başlayacak faiz indirimi döneminde ‘borsanın hikâyesi’nin yeniden dilden dile dolaşacak olması gibi.”
“Teknik resesyon yaşanacağı ortada”
Konuyla ilgili Aposto’ya konuşan Uludağ Üniversitesi Öğretim Üyesi ve ALB Yatırım Başekonomisti Doç. Dr. Filiz Eryılmaz ise borsanın üzerinde bir baskı bulunduğuna vurgu yaparak, "Bu baskının pek çok sebebi var, ancak bana sorarsanız ana sebebi gelen bilançolar” dedi.
"Özellikle ikinci çeyrek bilançolarına baktığımzıda yaklaşık %80’inin beklenti altında olduğunu görüyoruz. Aslında yılın bu zamanları için hedefler daha yüksekti ve piyasa bu kadar diplere inmeyi beklemiyordu. Piyasanın beklentisi, bilançolarda kötüleşmenin üçüncü çeyrekte başlayacağı yönündeydi. Şu anda piyasalarda ‘Üçüncü çeyrekte daha kötüsünü görür müyüz, en kötüsü geride kaldı mı?’ soruları tartışılıyor."
Son dönemde gelen verilerin ve öncü göstergelerin ekonomik soğumayı çok net bir biçimde yansıttığını söyleyen Eryılmaz, “Bir teknik resesyon yaşayacağımız ortada, 2025’teki büyümemiz de daha düşük olacak. Bu da direkt olarak bilançoları etkiliyor” ifadelerini kullandı.
“Yabancı, bilançoların netleşmesini bekleyecektir”
Yabancı yatırımcının borsaya gelmiyor olmasıyla ilgili “Yabancı, bilançoların netleşmesini ve gerçek hisse değerlerinin ortaya çıkmasını istiyor” ifadelerini kullanan Eryılmaz, “Büyüme endişeleri onlarda da ağır basıyor. Yabancı, bir süre daha geride durup hangi hisse gerçek değerinde, hangisi değerinin altında fiyatlanıyor bunu anlamaya çalışacaktır. Endekste üçüncü çeyrek bilançoları görünmeden yabancının Türkiye’ye ilgi duyacağından pek emin değilim” diye de ekledi.
“Mayıs’tan beri yabancı satıyor. Yurt içi yatırımcılar bunu belirli bir süre karşıladı ama artık onlar da karşılamıyor çünkü hiç beklenmedik gelişmeler oldu. 5 Ağustos’ta yaşanan olayın ardından 10.000 seviyesinin altına inildi bir daha çıkamadık, dönem dönem Mehmet Şimşek istifa etti haberleri gelip endeksi 9.700’ün altına itti, bir yandan İran-İsrail gerilimi patladı endeks daha da geriledi. Üst üste olumsuz gelişmeler ve baskılar üzerine yerli de artık yabancının satışını karşılamıyor.
Ayrıca yerli büyük oyuncular pek çok şeyden endişe duyuyor; bunlardan biri vergi meselesi. Bakan Şimşek Eylül-Ekim aylarında gelecek yeni vergi paketinde borsa kazançlarının vergilendirilmesi meselesinin olabileceğini söylemişti. Erken seçim tartışmaları, endeks mühendisliği, VİOP tarafında açılan yüklü kısa pozisyonlar ve spot tarafta yaşanan dengesizlik gibi etmenler orta-uzun vadede pozisyon almak isteyen yatırımcıları etkiliyor.”
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
EXANTEFinans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Hazine ve Maliye Bakanlığı merkezî yönetim bütçe dengesinin Ağustos ayında 129,6 milyar TL açık verdiğini duyurdu. Böylece 12 aylık yıllıklandırılmış bütçe açığı 1,97 trilyon TL'ye çıkarak rekor seviyeye ulaştı.
17 Eyl 2024

YAZARLAR

Emircan Yaman
Piyasalar ve Finans Editörü

EXANTE
Finans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Gelirlerin fiyatlara yetişemediği bir yerde enflasyon verisinin gündelik hayattaki yansıması bir karşılanabilirlik sorununa dönüşüyor. Enerjiden gübreye, tarladan rafa uzanan maliyet zinciri gıdanın hane bütçesindeki yükünü artırırken TÜİK’in 2025 verilerine göre Türkiye’de fertlerin %35,1’i iki günde bir et, tavuk ya da balık içeren bir yemeğin masrafını karşılayamıyor. Yani mesele aslında "karşılanabilirlik".

Arjantin Devlet Başkanı Javier Milei'nin kamuda radikal kesintilerin ve kemer sıkma politikalarının simgesi olarak siyasi şovlarında kullandığı “motosierra” (elektrikli testere) politikaları halktan giderek daha çok tepki çekiyor. Şirket iflasları artarken enflasyon ve hayat pahalılığı nedeniyle halkın borç yükü rekor seviyeye ulaşıyor. Vatandaşlar gıda, ilaç ve temel giderler için kredi çekmek zorunda kalıyor. Hükümet ise borçlanmayı "özel bir mesele" olarak nitelendirerek yapısal reformları savunmaya devam ediyor.

Bridgewater Associates’in kurucusu Ray Dalio’ya göre asıl risk ABD’nin ne kadar borçlandığı değil, giderek büyüyen tahvil arzını yatırımcıların hangi faiz seviyesinden taşımaya razı olacağı. Sıfıra yakın faizlerle kamu borcunun maliyetinin görünmezleştiği dönem kapanırken piyasa artık yalnızca enflasyonu ve merkez bankalarını değil, devletlerin bilançolarını da fiyatlamaya hazırlanıyor.

Bu hafta hem yurt içi hem de yurt dışı piyasalarda yoğun bir veri takvimi izlenecek. Yurt içinde Pazartesi günü açıklanacak Ağustos ayı sektörel enflasyon beklentileri ön plana çıkarken, yurt dışında Çarşamba günü ABD'de açıklanacak ikinci çeyrek GSYH revizyonu ve Temmuz ayı PCE enflasyonu ile Cuma günü Fed Başkanı Kevin Warsh'ın Jackson Hole konuşması takip edilecek.
24 Ağu 2026

Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), İran’ın BAE topraklarına yönelik balistik füze saldırılarının ardından İran ile yürütülen tüm faaliyetleri, ticari alışverişi ve finansal işlemleri ikinci bir karara kadar askıya aldığını duyurdu. İran yönetimi füze saldırısıyla ilgisi bulunmadığını ve bunun bir “sahte bayrak” operasyonu olduğunu ifade etmiş olsa da, BAE’nin kararı İran’ın en büyük ithalat kapısını ve yaptırımlar altında kullandığı başlıca ödeme merkezlerinden birini aynı anda devre dışı bırakma potansiyeli taşıyor.




