Bugüne bırakılmış bir günce

Özlem Altunok, 24 Eylül'e kadar Arter'de görebileceğin "Bugün de Yaşıyorum"u yazdı.
Bugüne bırakılmış bir günce

11 Temmuz - Arter - İstanbul
Arter ile birlikte

Bu yaz Arter ’deyiz Yazın tadını şehirde çıkaranlar, nasılsınız? Biz de buralardayız. İstanbul’un peşindeyiz. Yazı dolu dolu geçirmeye de pek niyetliyiz. Siz de öyleyseniz Arter ’e bekleriz; çünkü Arter’de yakalayabileceğiniz pek çok etkinlik, gezilecek sergiler ve yapılacak çok şey var. Neler var? Arter Kitabevi ’nden başlamak isteriz. Nitelikli sanat yayınlarını makul fiyatlarla bulabileceğiniz kitabevinde, sanatın farklı dallarına odaklanan ve mutlaka ilginizi çekeceğini düşündüğümüz nefis bir seçkiyle karşılaşabilirsiniz. Programlara paralel güncellenen Arter Yayınları ’nı da edinebilirsiniz. Bu disiplinlerarası seçkinin yanı sıra çağdaş sanatın temel kaynaklarına, süreli yayınlara, elektronik veri tabanlarına ve muhtelif dijital içeriğe ulaşabileceğiniz bir ortak kullanım alanı olan Arter Kütüphanesi ’ni ücretsiz ziyaret edebilir ve bütün günü orada değerlendirmek için pek çok neden bulabilirsiniz. Cengiz Çekil: Bugün de Yaşıyorum , Eva Koťátková: Bir Balıkmışım Bacakları Olan , Elina Brotherus: Large de Vue , Sarkis: SONSUZ ve Nuri Kuzucan: Pasaj sergileri ziyaretinizi bekliyor. Salıdan pazara rehberli turlara katılabilirsiniz. Küçük dostlarımızı çağdaş sanatla tanıştırabilirsiniz. Yazın devam eden Çocuk Atölyeleri bizce harika bir fırsat. Bu ay Masa Altında Masal ve Binaların Gölgeleri, Şehrin Rengi atölyeleri farklı yaşlardan çocuk misafirleri bekliyor. Yetişkinleri de unutmadık: Her perşembe “Yakın Bakış” turlarına ücretsiz katılabilir ve güncel sergilerden seçili eserleri bir tema etrafında tartışabilirsiniz. Yaz boyunca devam edecek yeni etkinlikleri kaçırmamak için Arter ’i buradan takip edebilirsiniz.

Daha fazlasını öğren

Aposto İstanbul

Aposto İstanbul

İstanbul'dan ve dünyadan seçilmiş etkinlikler, kültür-sanat ajandası, şehir gündemi, tematik rehberler ve şehrin sınırlarından taşmaya değecek davetler her hafta e-posta kutunda.

Sergi adı: Bugün de Yaşıyorum / Cengiz Çekil

Nerede? Arter

Ne zaman? 9 Şubat - 24 Eylül

Neden gitmeli? 1970’lerde başlayan sanat üretiminde öncü ve yenilikçi yaklaşımıyla sanatçı kimliğinin yanı sıra akademisyenliğiyle de dikkat çeken Türkiye çağdaş sanatının önemli köşetaşı isimlerinden biri Cengiz Çekil. Ancak 2015 yılında kaybettiğimiz sanatçının eserleri, 2010’da Vasıf Kortun’un küratörlüğünü yaptığı Rampa’daki retrospektif sergisinden sonra ilk kez bu denli kapsamlı bir sergiyle izleyiciyle buluşuyor.

Cengiz Çekil’in 2011’de New York'taki The Museum of Modern Art’ın (MoMA) koleksiyonuna dâhil edilen Günce adlı 1976 tarihli işi, bir hatıra defterine yaklaşık iki ay boyunca o günün tarihini atarak bir mühürle not düştüğü “Bugün de Yaşıyorum” cümlesinden oluşuyor. Arter’deki retrospektif sergi başlığını, 80 darbesi öncesinde gündelik hayatın olağanlaşan şiddet atmosferinde hayatta kalmanın olağanüstülüğünü, korkuya karşılık umudu nahif bir dille anlatan bu cümleden alıyor. Böylece sergi, Çekil’in “bugün de” eserleriyle yaşadığını izleyiciye hatırlatıyor. 

Saplantı, Cengiz Çekil, 1974 [2013] | Fotoğraf: Barış Özçetin

Saplantı, Cengiz Çekil, 1974 [2013] | Fotoğraf: Barış Özçetin

Serginin küratörü Eda Berkmen; Bugün de Yaşıyorum sergisini kurarken Çekil’in çeşitliliği ve kapsamı geniş sanat pratiğini, izleyicinin dolayımsız bir şekilde eserlere odaklanabilmesine olanak sağlamaya çalışarak kurgulamış. Uzun yıllardır izleyiciyle buluşmayan, yeni kuşakların neredeyse hiç karşılaşmadığı eserleri müze içinde konumlandırırken kategorize etmek yerine doğrudan ve açık bir sergileme biçimini tercih etmiş. Berkmen’in sergide yer vermek istediği olmazsa olmaz eserler ise 1980’li yılların sonunda ürettiği Düzenleme ismini vererek numaralandırdığı yerleştirmeleri, 1995 İstanbul Bienali’nde Aya İrini’de sergilenen Sağır Çığlık ve şaşırtıcı mekanik bir düzenek olan Yerleştirme 96 isimli yapıt.

Düzenleme No. 5, Cengiz Çekil, 1987 | Kaynak: Argonotlar

Düzenleme No. 5, Cengiz Çekil, 1987 | Kaynak: Argonotlar

Cengiz Çekil kimdir?

Ankara’da Gazi Eğitim Enstitüsü’nde resim okuduktan sonra 1970-1975 yılları arasında devlet bursuyla Paris’te École Nationale Supérieure des Beaux-Arts’da eğitimine devam eden sanatçı, avangart sanat akımlarıyla ilişki kurmanın da etkisiyle yerleşik resim ve heykel algısının dışında bir üretim pratiği geliştirir. Yıllar sonra “Kendime rağmen dönüşü olmayan bir yolculuğa çıkmış gibi hissettim” diye tarif edeceği ilk kavramsal işlerinden Korkuluk’u da o yıllarda Paris’te üretir:

“Paris’te göre göre, yapa yapa, bir gün, bir hâl geldi bana. Atölyeye müthiş bir heyecanla girdim ve hızla çalışmaya başladım. Önce haç şeklinde bir tahta çaktım. Bir paltom vardı, haça onu giydirdim. Sonra üstüne alçı atarak korkuluğa dönüştürdüm. Kafasına da bir şapka koydum. Korkuluk çıktı ortaya. Bir kriz, trans hâli gibiydi, birdenbire, titremeyle beraber bir rahatlama…”  

İçinde yaşadığı dönemin sosyo-politik  yansımalarını eserlerine taşıyan Cengiz Çekil; enerji, zaman, inanç, ölüm gibi temel kavramları ele almasıyla evrensel bir dil kurarken bir yandan da yerel kültürden beslenen üretimleriyle dikkat çeken bir sanatçı. Doğduğu coğrafya, çocukluğu, babasıyla kurduğu ilişkinin de eserlerine yansıdığını gördüğümüz sanatçı; gündelik ve hazır nesneleri işlevlerinden soyutlayarak ürettiği yerleştirmeleriyle geleneksel sergileme biçimlerine, ticari sanat anlayışına karşı da bir tavır sergiler. 80 darbesinin toplum üzerinde yarattığı sinikliği ve korkuyu Maşallah ve Evet serilerine dönüştürür, yine o yıllarda taşrada öğretmenlik yaparken evi taşlandığında İletişim Taşı adlı bir iş üretir. İşlerinde sıklıkla kullandığı mezar ya da mezar taşlarıyla ölümün düşünceleri öldüremeyeceğini, enerjinin kaybolamayacağını anlatır. Tıpkı geride bıraktığı eserleri gibi…

Şeyler (detay) Cengiz Çekil, 1998 | Kaynak: Argonotlar

Şeyler (detay) Cengiz Çekil, 1998 | Kaynak: Argonotlar

Bir alıntı: 

Bundan neredeyse 10 yıl önce, Eylül 2014’te, Istanbul Art News için yaptığımız söyleşide bir romantik olduğunu ve romantiklerin içinde bulundukları zamana dair mutsuzlukları olduğu için bugünle değil; geçmişle ilgilendiklerini söyleyerek pek çok işinin çocukluğuyla bağı olduğunu anlatmıştı Çekil. O söyleşide çocukluğunu anlattığı bölümde ise şöyle diyordu: 

Benim için çocukluğumla ilgili önemli iki mekândan biri, yazın göçtüğümüz bağ eviydi. Bağda orada burada bulduklarımdan bir şeyler yaratmaya çalışırdım, meraklı bir çocuktum. Mesela kabak yaprağının sapından fıskiye, tahtalarla kayık, su çarkı yapardım. İlginçtir; bir Japon dizisinde görmüştüm o su çarklarından, sonra babamın atölyesinde daha gelişmişlerini yapmıştım. Zaten bir diğer çocukluk mekânım da babamın atölyesi…

Babam enteresan bir adamdı. Ona hayrandım, çünkü çok yaratıcı ve zeki, sürekli arayışlar içinde olan biriydi. Bütün hayatı boyunca bir sürü iş değiştirdi ama esas işi tamircilikti. Onda bir kasaba insanının köşelere vuran böcekler gibi çıkış arama hâlini görüyordum.

Bor’un ilk bisikletçisiydi. Sonra sıkıldı, dokumacılık yapmaya başladı, ardından su değirmeni çalıştırdı. Ağır vasıta şoförlüğü, makine tamirciliği derken en son yaşlılığına yakın; güçten kuvvetten düşeceğini hesap ederek saatçiliği öğrendi. Bütün çarşı kapanır, bir tek onun ışıkları yanar, gece üçlere kadar tutkuyla çalışırdı. Her işi zirveye getirir, orada bırakırdı. Bu, biraz da taşra insanının çıkışsızlığı gibiydi.

Bilimsel düşünen bir kafası olduğu için dincilerle de arası iyi değildi. Oruç tutmamak meseledir bizim oralarda ama babam oruç tutmaz, namaz kılmazdı. O dar coğrafyada bizim eve her gün gazete girerdi, düzenli kitap okunurdu. Babamın düşünce sistemi biz çocuklarını yetiştirmesi açısından da önemliydi. Mesela tanrıyı sorduğumuzda elektriği gösterir, “İşte böyle bir şey tanrı” derdi, “etkisi var ama kendisi yok”. Güzel bir eğretileme, öyle değil mi? İşte babamın o atölyesi, orada yaptığı işler benim dünyamın oluşmasında, ileride yapacağım işlerde çok etkili oldu. Babamın hayata bakışını Duchamp’a da benzetirim ben…

Öne çıkan eser:

Yine Istanbul Art News’teki söyleşide çocukluğun doğasından etkilenerek ürettiği Çocukluğa Doğru, Çocukluktan Beri işini onun  ağzından aktaralım:

“Çocuk yılan boğar.” Türkçe bu deyim çocukların tehlikeyi, tehlikeli şeyleri bilmemelerini anlatır. Çocukluğumda kendi oyuncaklarımı kendim yapardım. Sandalyeden kamyon yapmak gibi. Bu işim de böyle bir hissedişin üründür. Boş Coca Cola şişeleriyle; pilli, ampullü, tehlikeli patlayıcı bir düzeneği çağrıştıran oyuncaklar yaptım. Bu işi Paris’te 1974 yılında yaptım. Temmuz 1975’te sergiledim. İşin yapılış tarihi, dönemi, işi ve duruşunu tanımlayan; anlatan bir unsur olduğu için ilk yapıldığı tarihi belirtmek istedim. İstanbul’da sergilediklerimde ilk örneklere sadık kalarak yeniden ürettiğimi belirtmek için 1974 ile birlikte 2010 tarihini de yazmıştım. Sergilendiği zaman pillerin olması, ampulün yanması, biraz ‘kola’nın da olması işi yaşatacaktır. Pil kutusunu da ona göre tasarladım.

Çocukluğa Doğru, Çocukluktan Beri (detay), Cengiz Çekil, 1974 | Fotoğraf: Barış Özçetin

Çocukluğa Doğru, Çocukluktan Beri (detay), Cengiz Çekil, 1974 | Fotoğraf: Barış Özçetin

Ve daha fazlası: 

Cengiz Çekil’in eğitiminden pratiğine, akademi ve kültür üretimlerine katkılarından işlerinin yer aldığı sergi ve koleksiyonlara hayatını ayrıntılandıran arşivi, SALT Araştırma tarafından sınıflandırılarak 2020 yılında dijital ortama aktarıldı. SALT aynı yıl Cengiz Çekil: 21.08.1945-10.11.2015 yayınını da basılı olarak erişime sundu. Türkçe ve İngilizce dillerinde ayrı hazırlanan kitap Erden Kosova’nın kaleme aldığı monografiyle açılıyor; Ahu Antmen, Sevgi Avcı, Vasıf Kortun ve Sarah Neel-Smith’in yazıları ile Vahap Avşar ve Hans Ulrich Obrist’in söyleşilerini bir araya getiriyor. Beraberinde bağımsız bir kitap formunda oluşturulan Cengiz Çekil Okulu ise Çekil’in öğrencilerinden Vahap Avşar’ın 2015’te ürettiği aynı adlı videonun dökümünü sunuyor. Vasıf Kortun tarafından düzenlenerek yayıma hazırlanan metin, Avşar’ın 1995’te Ankara’da başlayarak 20 yıl boyunca Çekil’le belli aralıklarla yaptığı samimi ve incelikli söyleşilerden meydana geliyor.

Yazı: Özlem Altunok

Argonotlar, güncel sergileri ve güncel sanat tartışmalarını ele alan bağımsız ve çok sesli bir platformdur. Argonotlar’ın diğer içeriklerine web sitesinden erişebilirsin.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Aposto İstanbul

Aposto İstanbul

İstanbul'dan ve dünyadan seçilmiş etkinlikler, kültür-sanat ajandası, şehir gündemi, tematik rehberler ve şehrin sınırlarından taşmaya değecek davetler her hafta e-posta kutunda.

NEREDE YAYIMLANDI?

Aposto İstanbulAposto İstanbul

BÜLTEN SAYISI

🌤️ Kalamış Yaz Festivali, Hooverphonic

Bu hafta şehrin ajandasında dolu dolu festivaller, Phantoms III, Kalben ve daha nicesi var.

11 Tem 2023

Arter ile birlikte
Fotoğraf: Deniz Sabuncu

YAZARLAR

Aposto İstanbul

İstanbul'dan ve dünyadan seçilmiş etkinlikler, kültür-sanat ajandası, şehir gündemi, tematik rehberler ve şehrin sınırlarından taşmaya değecek davetler her hafta e-posta kutunda.

İLGİLİ OKUMALAR