COP26’ya doğru: Ne durumdayız?


İncelikli ve ileri teknoloji lüksü keşfedin: Lexus "Otomobili işlevinin ötesine taşıyan, bir araçtan bir tutkuya dönüştüren nedir?" sorusuna vereceğimiz yanıt şüphesiz, marka olur. Markanın yarattığı deneyim, sunduğu ayrıcalıklar, peşinde koştuğu vizyon; müşteri için esas değeri yaratır. Türkiye’de lüksün tanımını yeniden yapan Lexus, sunduğu ayrıcalıklı deneyimle müşterilerine bu değeri vadediyor. Zira bu lüks anlayışındaki her ayrıntı, bir felsefe üzerine temelleniyor. Tasarım anlayışı ve Takumi zanaatkârlığı: Akıllı sadelik, ilgi çekici zerafet ve kusursuz öngörü. Lexus'un tasarım anlayışının temelini bu üç başlık oluşturuyor. Her Lexus modelinde standart olan üstün kalite ve işçilik ise Takumi zanaatkârlığıyla garanti altına alınıyor. Boyanın hatasızlığı, deri döşeme dikişlerinin kusursuzluğu gibi tüm ayrıntılar tek tek Takumi Ustalarının kontrolünden geçiyor. Omotenashi misafirperverliği: Japon kültürünün önemli bir parçasını oluşturan Omotenashi, Lexus'un da müşteri deneyimi anlayışının temelini oluşturuyor. Lexus, hem showroom'larında hem de otomobillerinde müşterilerine unutulmaz bir deneyim yaşatarak kendilerini evlerindeymiş gibi hissetmelerini sağlıyor. Tüm ayrıntıları düşünen Lexus, her müşterisine özel kişiselleştirilmiş deneyimler sunmayı hedefliyor. Hibrit teknolojisi: Tüm modellerinde hibrit motor seçeneği sunan tek premium marka olan Lexus'un kendi kendini şarj eden teknolojisi, yavaşlarken ve fren yaparken hibrit akünün kendisini şarj etmesini mümkün kılıyor. Benzin ve elektrik gücünü birleştiren bu teknoloji sayesinde çevre dostu, yakıt tasarruflu ve konforlu yolculuklar mümkün oluyor. Lexus Türkiye ayrıcalıkları: Türkiye’nin en geniş premium servis ağı, yüksek ikinci el değerinde geri alım garantisi, her müşteriye özel bir Lexus Bireysel Danışmanı, ihtiyaç hâlinde helikopterle teknisyen gönderimi, servis süresince ikame araç desteği, randevuyla 7 gün 24 saat showroom ziyareti, tatile uçakla giderken Lexus’ların gidilecek yere tırla transferi gibi ayrıcalıklı hissettiren birçok hizmet; Lexus Türkiye tarafından sağlanıyor. Lexus, bir otomobilden çok daha fazlasını vadediyor. Lexus’u ve ayrıcalıklarını keşfetmek için bu bağlantıyı kullanabilirsiniz.
Daha fazlasını öğren →
Paretoİş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
İllüstrasyon: Ayşe Ezgi Yıldız
26'ıncı Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı’nın (COP26) başlamasına sayılı günler kaldı. 2020’de pandemi nedeniyle ertelenen konferans, 1-12 Kasım tarihlerinde 195 ülke liderinin katılımıyla İskoçya’nın Glasgow kentinde düzenlenecek. COP Başkanı Alok Sharma, şimdiden uyardı: “Konferans, kolektif iklim politikaları için belirleyici olacak.”
COP nedir ve neden önemli?
İlk defa 1995’te düzenlenen COP zirvesi; ülke liderlerinin, iş dünyası temsilcilerinin, aktivistlerin ve medya mensuplarının her sene farklı bir ülkenin ev sahipliğinde bir araya gelerek iklim değişikliği ve iklim politikaları üzerine fikir alışverişinde bulundukları bir platform. Bu seneki COP'un önemli olmasının iki nedeni var: Pandemi nedeniyle bir sene ertelenmesi ve Paris Anlaşması’ndan bu yana kaydedilen gelişmelerin değerlendirileceği ilk konferans olması.
Peki, bu ne demek? 2015’te 197 ülke tarafından kabul edilen Paris Anlaşması, bugüne kadar iklim konusunda atılan en kolektif adımlardan biri olarak kabul ediliyor. Anlaşmanın nihai hedefi, küresel sıcaklık artışını 2100 yılının sonuna kadar 1,5 °C üstü ile sınırlamak. Anlaşmayı kabul eden her ülke, bu hedefin gerçekleştirilmesine katkıda bulunmak için “niyet edilen ulusal katkı beyanı” (INDC) olarak bilinen bazı hedefler belirledi. Bu hedeflerin beş yılda bir güncellenmesi ve “daha da iddialı” hale getirilmesi üzerine de anlaşıldı. Kasım ayında gerçekleşecek COP zirvesi, bu beyanların test edileceği ve güncel beyanların tartışılacağı ilk zirve olacak.
Bugüne kadar; ABD, Avrupa Birliği ve Birleşik Krallık dahil 113 ülke resmî olarak yeni beyanlar sundu veya beyanlarını güncelledi; ancak Çin, Hindistan ve Suudi Arabistan gibi ülkeler beyanlarını güncellemezken Brezilya gibi hedeflerini küçültenler de var.
İklim krizi ile mücadelede ne durumdayız?
İklim politikalarına geniş bir perspektiften baktığımızda 2000’li yıllarda ciddi bir ilerleme kaydedildiğini görmek mümkün. London School of Economics'te yer alan Grantham Araştırma Enstitüsü’ne göre, dünya çapında 1.900'den fazla iklim mevzuatı bulunuyor ve bunların neredeyse üçte ikisi son 10 yılda yasalaştı. Hâlihazırda 70’ten fazla ülke, 2050’ye kadar net sıfır emisyona ulaşmaya yönelik taahhütlerini açıkladı. Avrupa Birliği, 2019 yılında “Avrupa Yeşil Mutabakat” (European Green Deal) adını verdiği anlaşmayı imzalayarak iklim nötr olma yönünde bir dizi politika ortaya koydu. Buna göre, karbon salımı 2030’a kadar %50 oranında azaltılırken 2050’ye kadar sıfır karbon hedefine ulaşılacak.
Tüm bunlara ek olarak; 5 Haziran Dünya Çevre Günü’nde COP26 iklim eylemi liderleri, “Race To Zero” isimli bir kampanya başlattı. Kampanya kapsamında, küresel karbon emisyonlarının %25’inden ve dünya GSH’sinin %50’sinden sorumlu olan 773 şehir, 31 bölge, 3 bin 67 şirket, 173 büyük yatırımcı ve 622 üniversite, 2050’ye kadar net sıfır karbon taahhüdünde bulundu.
“Race to Zero” kampanyası, hükümetler dışındaki aktörleri iklim krizi mücadelesine dahil etme ve hükümetlere iş dünyasının Paris Anlaşması’nın hedeflerine ulaşma konusunda istekli olduğunu gösterme açısından önemli bir rol oynuyor. Zira sıfır karbon hedeflerinin ulusal ve yerel düzeylerde artması her ne kadar gezegenimiz için olumlu bir gelişme olsa da birçok şirket, bu dönüşümden dolayı iş modellerinde çarpıcı değişiklikler yapmak zorunda kalacağı için harekete geçme konusunda isteksiz davranıyor. Vivid Economics’in tahminine göre; geçişle ilgili düzenlemeler, özellikle karbon fiyatlandırması ve teknolojik değişiklikler, dünyanın en büyük şirketlerinden 1.400'ünün toplam piyasa değerini %3 oranında veya 1,6 trilyon dolar azalmasına neden olabilir. Üstelik, hükümetlerin ve uluslararası kuruluşların iklim politikalarını ertelemesinin şirketler üzerinde daha kalıcı ve büyük etkiler yaratacağı tahmin ediliyor. Bu da COP26 Zirvesi’nin iş dünyası için de önemli çıktıları olacağını gösteriyor.
Peki, COP26’nın başarısı nasıl ölçülür?
Financial Times’tan Christina Figueres’e göre, COP26’nın başarısı üç ayrı unsura bağlı. İlk olarak, tüm G20 ülkelerinin emisyonları en az %45 oranında azaltma sözü vermesi gerekiyor. İkinci olarak dünyanın en zenginleri olan G7 ülkeleri, yoksul ülkelerin iklim krizi kaynaklı uğradığı ekonomik kayıpları telafi etmek için finansal destek planı ortaya koymalı. Son aşamada ise iş, politikacılardan ziyade dünyanın önde gelen şirketlerinin CEO’larına düşüyor. Figueres, “CEO’lar ancak krizi önleyerek iş sürekliliğine sahip olabilecekleri gerçeğiyle yüzleşmeliler,” diyor. Bu yüzleşmenin yönetim kurullarına iklim uzmanlarını dahil etmeleri, iklim risklerini açıklamaları, tedarik zincirlerini temizlemeleri ve Uluslararası Enerji Ajansı’nın net sıfır karbon enerjisini okumaları ile mümkün olacağını da ekliyor.
Öte yandan, COP26’nın başarısını COP25'te çözümsüz kalan sorunlardan kaçını çözdüğünü ve “niyet edilen katkı beyanlarının” ne derece yükseltildiğini inceleyerek de ölçmek mümkün. COP25’te çözülmeyen konuların başında karbon emisyonu kredisi ve karbon piyasası kurmak geliyordu. COP26'da da kömür kullanımını azaltma, iklim finansmanı, elektrikli araç dönüşümü ve ormansızlaşma gibi temel konuların yanı sıra karbon piyasası ana gündem maddelerinden biri olacak. Mümkün olan en fazla konunun çözüme kavuşması için özellikle ev sahibi Birleşik Krallık’ın ciddi bir efor sarf etmesi gerekiyor. Daha önümüzde 1 ay var; ancak heyecan şimdiden başladı. Bakalım COP26 zirvesi gerçekten “belirleyici” mi yoksa "hayal kırıklığı" mı olacak?
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
Paretoİş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
26'ıncı BM İklim Değişikliği konferansının başlamasına sayılı günler kaldı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Paris Anlaşması'nın ekim ayında meclise sunulacağını açıkladı. Hidrojen devrimin yaklaştığına yönelik tartışmalar yeniden alevlendi.
24 Eyl 2021

YAZARLAR

Nurefşan Kutlu
Business Editor

Pareto
İş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
İLGİLİ OKUMALAR



