COP26’ya doğru: Ne durumdayız?

26'ncı BM İklim Değişikliği konferansının başlamasına daha 1 ay var; ancak heyecan şimdiden başladı. COP26'nın iklim politikaları için “belirleyici” olması bekleniyor.
COP26’ya doğru: Ne durumdayız?

Lexus - 24 Eylül Haftası
Lexus ile birlikte

İncelikli ve ileri teknoloji lüksü keşfedin: Lexus

"Otomobili işlevinin ötesine taşıyan, bir araçtan bir tutkuya dönüştüren nedir?" sorusuna vereceğimiz yanıt şüphesiz, marka olur. Markanın yarattığı deneyim, sunduğu ayrıcalıklar, peşinde koştuğu vizyon; müşteri için esas değeri yaratır.

Daha fazlasını öğren →

Pareto

Pareto

İş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.

İllüstrasyon: Ayşe Ezgi Yıldız

26'ıncı Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı’nın (COP26) başlamasına sayılı günler kaldı. 2020’de pandemi nedeniyle ertelenen konferans, 1-12 Kasım tarihlerinde 195 ülke liderinin katılımıyla İskoçya’nın Glasgow kentinde düzenlenecek. COP Başkanı Alok Sharma, şimdiden uyardı: “Konferans, kolektif iklim politikaları için belirleyici olacak.”

COP nedir ve neden önemli?

İlk defa 1995’te düzenlenen COP zirvesi; ülke liderlerinin, iş dünyası temsilcilerinin, aktivistlerin ve medya mensuplarının her sene farklı bir ülkenin ev sahipliğinde bir araya gelerek iklim değişikliği ve iklim politikaları üzerine fikir alışverişinde bulundukları bir platform. Bu seneki COP'un önemli olmasının iki nedeni var: Pandemi nedeniyle bir sene ertelenmesi ve Paris Anlaşması’ndan bu yana kaydedilen gelişmelerin değerlendirileceği ilk konferans olması.

Peki, bu ne demek? 2015’te 197 ülke tarafından kabul edilen Paris Anlaşması, bugüne kadar iklim konusunda atılan en kolektif adımlardan biri olarak kabul ediliyor. Anlaşmanın nihai hedefi, küresel sıcaklık artışını 2100 yılının sonuna kadar 1,5 °C üstü ile sınırlamak. Anlaşmayı kabul eden her ülke, bu hedefin gerçekleştirilmesine katkıda bulunmak için “niyet edilen ulusal katkı beyanı” (INDC) olarak bilinen bazı hedefler belirledi. Bu hedeflerin beş yılda bir güncellenmesi ve “daha da iddialı” hale getirilmesi üzerine de anlaşıldı. Kasım ayında gerçekleşecek COP zirvesi, bu beyanların test edileceği ve güncel beyanların tartışılacağı ilk zirve olacak.

Bugüne kadar; ABD, Avrupa Birliği ve Birleşik Krallık dahil 113 ülke resmî olarak yeni beyanlar sundu veya beyanlarını güncelledi; ancak Çin, Hindistan ve Suudi Arabistan gibi ülkeler beyanlarını güncellemezken Brezilya gibi hedeflerini küçültenler de var.

İklim krizi ile mücadelede ne durumdayız?

İklim politikalarına geniş bir perspektiften baktığımızda 2000’li yıllarda ciddi bir ilerleme kaydedildiğini görmek mümkün. London School of Economics'te yer alan Grantham Araştırma Enstitüsü’ne göre, dünya çapında 1.900'den fazla iklim mevzuatı bulunuyor ve bunların neredeyse üçte ikisi son 10 yılda yasalaştı. Hâlihazırda 70’ten fazla ülke, 2050’ye kadar net sıfır emisyona ulaşmaya yönelik taahhütlerini açıkladı. Avrupa Birliği, 2019 yılında “Avrupa Yeşil Mutabakat” (European Green Deal) adını verdiği anlaşmayı imzalayarak iklim nötr olma yönünde bir dizi politika ortaya koydu. Buna göre, karbon salımı 2030’a kadar %50 oranında azaltılırken 2050’ye kadar sıfır karbon hedefine ulaşılacak.

Tüm bunlara ek olarak; 5 Haziran Dünya Çevre Günü’nde COP26 iklim eylemi liderleri, “Race To Zero” isimli bir kampanya başlattı. Kampanya kapsamında, küresel karbon emisyonlarının %25’inden ve dünya GSH’sinin %50’sinden sorumlu olan 773 şehir, 31 bölge, 3 bin 67 şirket, 173 büyük yatırımcı ve 622 üniversite, 2050’ye kadar net sıfır karbon taahhüdünde bulundu.

“Race to Zero” kampanyası, hükümetler dışındaki aktörleri iklim krizi mücadelesine dahil etme ve hükümetlere iş dünyasının Paris Anlaşması’nın hedeflerine ulaşma konusunda istekli olduğunu gösterme açısından önemli bir rol oynuyor. Zira sıfır karbon hedeflerinin ulusal ve yerel düzeylerde artması her ne kadar gezegenimiz için olumlu bir gelişme olsa da birçok şirket, bu dönüşümden dolayı iş modellerinde çarpıcı değişiklikler yapmak zorunda kalacağı için harekete geçme konusunda isteksiz davranıyor. Vivid Economics’in tahminine göre; geçişle ilgili düzenlemeler, özellikle karbon fiyatlandırması ve teknolojik değişiklikler, dünyanın en büyük şirketlerinden 1.400'ünün toplam piyasa değerini %3 oranında veya 1,6 trilyon dolar azalmasına neden olabilir. Üstelik, hükümetlerin ve uluslararası kuruluşların iklim politikalarını ertelemesinin şirketler üzerinde daha kalıcı ve büyük etkiler yaratacağı tahmin ediliyor. Bu da COP26 Zirvesi’nin iş dünyası için de önemli çıktıları olacağını gösteriyor.

Peki, COP26’nın başarısı nasıl ölçülür?

Financial Times’tan Christina Figueres’e göre, COP26’nın başarısı üç ayrı unsura bağlı. İlk olarak, tüm G20 ülkelerinin emisyonları en az %45 oranında azaltma sözü vermesi gerekiyor. İkinci olarak dünyanın en zenginleri olan G7 ülkeleri, yoksul ülkelerin iklim krizi kaynaklı uğradığı ekonomik kayıpları telafi etmek için finansal destek planı ortaya koymalı. Son aşamada ise iş, politikacılardan ziyade dünyanın önde gelen şirketlerinin CEO’larına düşüyor. Figueres, “CEO’lar ancak krizi önleyerek iş sürekliliğine sahip olabilecekleri gerçeğiyle yüzleşmeliler,” diyor. Bu yüzleşmenin yönetim kurullarına iklim uzmanlarını dahil etmeleri, iklim risklerini açıklamaları, tedarik zincirlerini temizlemeleri ve Uluslararası Enerji Ajansı’nın net sıfır karbon enerjisini okumaları ile mümkün olacağını da ekliyor.

Öte yandan, COP26’nın başarısını COP25'te çözümsüz kalan sorunlardan kaçını çözdüğünü ve “niyet edilen katkı beyanlarının” ne derece yükseltildiğini inceleyerek de ölçmek mümkün. COP25’te çözülmeyen konuların başında karbon emisyonu kredisi ve karbon piyasası kurmak geliyordu. COP26'da da kömür kullanımını azaltma, iklim finansmanı, elektrikli araç dönüşümü ve ormansızlaşma gibi temel konuların yanı sıra karbon piyasası ana gündem maddelerinden biri olacak. Mümkün olan en fazla konunun çözüme kavuşması için özellikle ev sahibi Birleşik Krallık’ın ciddi bir efor sarf etmesi gerekiyor. Daha önümüzde 1 ay var; ancak heyecan şimdiden başladı. Bakalım COP26 zirvesi gerçekten “belirleyici” mi yoksa "hayal kırıklığı" mı olacak?

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Pareto

Pareto

İş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.

NEREDE YAYIMLANDI?

ParetoPareto
∙

BÜLTEN SAYISI

🔮 Geleceğin yakıtı: Hidrojen

26'ıncı BM İklim Değişikliği konferansının başlamasına sayılı günler kaldı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Paris Anlaşması'nın ekim ayında meclise sunulacağını açıkladı. Hidrojen devrimin yaklaştığına yönelik tartışmalar yeniden alevlendi.

24 Eyl 2021

Lexus ile birlikte
🔮 Geleceğin yakıtı: Hidrojen

YAZARLAR

Nurefşan Kutlu

Business Editor

Pareto

İş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.

İLGİLİ OKUMALAR

ParetoPareto
∙

HİKAYE

Yanlış soru: Reklamcılık bitti mi? Doğru soru: ‘Ödünç alınmış dikkat’le marka iletişimi olur mu?

"Ödünç dikkat çağı" bugünlerde yeni bir şey gibi paketleniyor ama neredeyse reklamcılık kadar eski bir tartışma bu. Öte yandan viral akımlar, memler, trend sesler, influencerlar çağında araştırmalar, ödünç dikkatin kapıyı açsa da alışkanlık yaratmadığını da gösteriyor. Peki bu tartışmaların ortasında reklamcılıktan elde kalan ne? Bunun cevabı şeffaf süreçler, doğrulanabilir sonuçlar, kanıtlar ve gerçek insan emeğinde yatıyor.

Ümit Alan

·

23 Eki 2026

Yanlış soru: Reklamcılık bitti mi? Doğru soru: ‘Ödünç alınmış dikkat’le marka iletişimi olur mu?
ParetoPareto
∙

HİKAYE

Aidiyet ekonomisi: Favori markalarınız neden bez çanta satıyor?

Eskiden yalnızca satın alınan ürünleri taşımak için kullanılan bez çantalar, bugün tüketiciler için bir statü sembolüne, markalar için ise maliyetsiz bir reklam aracına dönüşüyor. Giderek daha fazla işletme, esas faaliyet alanının dışına çıkarak bez çantalardan tişörtlere, şapkalardan kupalara kadar uzanan “merch” koleksiyonları oluştururken bir dönemler ücretsiz dağıtılan bu promosyon ürünleri, tüketicilerin para ödemeye gönüllü olduğu yeni bir pazar yaratıyor.

Doğa Yurduneri

·

21 Eki 2026

Aidiyet ekonomisi: Favori markalarınız neden bez çanta satıyor?
ParetoPareto
∙

HİKAYE

Otomobil sektörünün yeni ikilemi: Yakıt krizi elektriklinin kaderini değiştirir mi?

Ortadoğu'daki savaşın tetiklediği akaryakıt krizi, elektrikli otomobillere yönelik talebi yeniden artırırken sektördeki dengeleri de değiştiriyor. Son bir yılda elektrifikasyon yatırımlarını küçülten otomobil devleri, yükselen talep ve Çin’deki üreticilerin güçlenen rekabeti karşısında gelecek stratejilerini yeniden değerlendirmek zorunda kalıyor.

Doğa Yurduneri

·

14 Eki 2026

Otomobil sektörünün yeni ikilemi: Yakıt krizi elektriklinin kaderini değiştirir mi?
ParetoPareto
∙

HİKAYE

Dijital ödemede güven eşiği: Her 10 işletmeden 7’si yeni çözümlere açık

Dijital ödeme çözümleri, her geçen gün daha da yaygınlaşırken işletmelerin bu çözümlere yaklaşımında güven, kullanım kolaylığı ve sağlanan somut fayda belirleyici hâle geliyor. Yakın tarihte Garanti BBVA’nın kuruluşu Tami’nin ve Ipsos Türkiye’nin işbirliğinde gerçekleşen çalışma da işletmelerin dijital ödeme çözümlerine açık olduğunu, fakat dönüşümün esas anahtarının güven olduğunu ortaya koyuyor.

12 Eki 2026

Dijital ödemede güven eşiği: Her 10 işletmeden 7’si yeni çözümlere açık
ParetoPareto
∙

HİKAYE

İhsan Cem Zararsız: "Yol çok uzunmuş, biz hala başındayız"

Tüketicilerin kredi kullanım tercihleri son yıllarda nasıl değişti, Türk bankacılık sektörü para politikası kararlarına nasıl uyum sağlıyor ve finansal teknolojiler alanında faaliyet gösteren girişimlerin büyümesinin önündeki başlıca sorunlar neler? TeklifimGelsin Kurucu Ortağı ve CEO’su İhsan Cem Zararsız, kredi piyasasındaki gelişmeleri, bankaların dijitalleşme sürecini ve Türkiye’de girişimlerin finansmana erişimde yaşadığı sorunları Aposto okurları için anlattı.

Emircan Yaman

·

12 Eki 2026

İhsan Cem Zararsız: "Yol çok uzunmuş, biz hala başındayız"