Dergi sektörüne kısa bir bakış

Paretoİş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
Aposto Kurucu Ortağı
"Magazine" kelimesinin Türkçedeki tam karşılığı “dergi”. Türkiye tarihinin bir noktasında bu kelime nasıl ünlülerin hayat haberlerinin verildiği köşelere adını verdi emin olamasam da *magazinin* etimolojisi oldukça ilgi çekici.
Arapça depolama alanı olarak kullanılan *maḵzan* bugün özellikle şarapların depolandığı yer olarak sıkça geçen “mahzen” kelimesini doğuruyor. Buradan İtalyanca ve Fransızcaya “depo alanı” olarak geçerken fotoğrafların, makalelerin, farklı bölümlerin bir araya toplandığı "magazine" kelimesine ilham oluyor.
Dergileri özenle bir araya getirilmiş görsel ve metinsel bir içerik gösterisi olarak tanımlamak mümkün. Bu gösteriler yüzyıllardır medyanın en önemli kollarından birini oluştururken son 15 yıldır varoluşunun en büyük krizini yaşıyor.
- 2015-2020 yılları arasında ABD dergi ve periyodik yayın endüstrisi %5,5 küçüldü. Basılı derginin gün geçtikçe küçülen pazar payına karşılık dijital yayıncılıktaki reklam gelirlerinin dramatik artışı kaçınılmaz. Ancak kelime olarak dahi fiziksel objelerin bir araya getirildiği bir depo alanı anlamına gelen dergiler tam sayfa görselleri, deneysel tipografik dokunuşları, üzerine aylarca çalışılan kapak tasarımları olmadan dijitalde tam olarak neler yapıyor?
- Eğer gazete sektörünü Google aramaları ve AdSense bitirdi şeklinde genel bir indirgeme yaparsak dergilerin sonunun Instagram ve benzeri sosyal medya mecraları olduğunu söylemek de aynı derecede bir yaklaşım olur. Kelime anlamı dahi “instant” (anlık) “gram” (telegram kelimesindeki gibi iz bırakan, kaydedilen, yazılan kayıtlar) olan bir sosyal medya mecrasının dünyaya yepyeni bir görsel alan yaratarak dergilerin işlevini üzerine alması bana kalırsa teknoloji tarihinin kırılma noktalarından biri. Artık basılı dergi almıyoruz çünkü Instagram’da anlık olarak görsel tatminler yaşayabiliyoruz. Ancak bir mecranın hem sosyal hem de medya ihtiyaçlarımızı aynı anda karşılaması ne kadar sağlıklı? Kişiler için tasarlanmış bir platform, dergiler gibi donanımlı editoryal ekipler için ne kadar farklı özellikler sunabiliyor? Kişiler için tasarlanmış bir platform, dergilere alternatif gelir kapıları yaratıyor mu?
- Dergilerin fiziksel bir obje olarak dahi rengârenk geniş dünyasına karşılık tek bir gönderi formatına ve telefon ekranlarına bizi kapatan sosyal medya mecraları şüphesiz dergiler için tasarlanmış araçlar değil. Tam olarak da bu yüzden 20 yıl önce gazete ve dergilerin toplumdaki işlevini şu an influencer'lar görüyor. Instagram’ın bireyden bireye görsel paylaşım mecrası olduğunu düşündüğümüzde bu dönüşüm zaten tarihsel olarak kaçınılmaz. Ancak teknoloji endüstrisinin, Silikon Vadisi’nin ve teknoloji girişimcilerin sorusu medya endüstrisinin geleceğini (ve belki de geleneksel anlamda bitişini) sosyal medya mecralarına bırakıp bırakmamak gerektiği olmalı. Bu soruya Aposto’nun cevabı şüphesiz hayır.
- Dergi (ve genel anlamda medya) sektörünün bunalımını teknolojik gelişmelerin, Silikon Vadisi’ndeki en büyük değerlemelerin son 10 yılda sosyal medya yönüne kaymış olmasına bağlıyorum. 2020 teknoloji girişimcilerinin temel amaçlarından biri yeni yayıncılık araçları, alternatif gelir modelleri, platformlar üretmek ve “sosyal” ile “medya” kelimelerini ayrı ayrı tekrardan tanımlamak olmalı. Bilgi kirliliğinin, anlamsız içerik akışının, demokratik aksaklıkların ve kişisel - toplumsal tıkanıklığın önüne bu araçlarla geçebileceğine inancım tam.
Aposto bu yolculuğa yeni yayıncılık yazılımları, içerik platformları ve alternatif yayınlar üreten bir teknoloji şirketi olarak büyük bir merak, heyecan ve üretim arzusuyla atılıyor. Dergilerin geleceği için yeni teknolojilerle karşılaşmak üzere...
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
Paretoİş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
NEREDE YAYIMLANDI?
5 Ekim Pazartesi sabahından herkese merhaba. Pareto, bu sabah dijital bir dergi ruhuyla yeni kapılarını açıyor. Her hafta iş dünyasının öne çıkan isimlerini ağırlayacağımız yazı dizimizin ilk konukları Ussal Şahbaz, Yasin Oral ve Aposto kurucu ortağı Orhun Canca.
05 Eki 2020

YAZARLAR

Pareto
İş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
İLGİLİ OKUMALAR
Gün bittiğinde o yapılacaklar listesindeki bütün tikleri atmış olmak profesyonel hayatın gereği olabilir. Müşterinizin, yöneticinizin memnuniyeti elbette önemli… Ancak bir şekilde kendi düşüncelerinizle baş başa kalma lüksünü bulabildiğiniz bir an olursa kendinize şu soruyu sorabilirsiniz: "Bugün sadece önüme yığılan işleri mi erittim, yoksa ortaya gerçekten bana ait bir şeyler koyabildim mi?"

Polaroid, üst üste ikinci yaz kampanyasını da yapay zeka karşıtı hissiyata ayırdı. Markanın sahillerdeki billboardlara yerleştirdiği reklamları "Veri merkezleri hepsini içip bitirmeden gidip denize atla" diyor; "yapay zekanın parmaklarımızın arasındaki kumu üretip üretemeyeceğini" sorguluyordu. Peki teknoloji liderlerinin kendilerini "tastewashing" ile yeniden paketlemeye çalıştığı bir dönemde markaların yapay zekayla mesafesi nasıl inandırıcı olur?

Ticaret Bakanlığı, yerli üretimi desteklemek ve cari açığı azaltmak amacıyla pek çok ithal üründe ek gümrük vergisi oranlarını artırdı. Her ne kadar bu düzenlemeler iç pazarda Çin ürünlerinin oluşturduğu haksız rekabetten kaynaklanan dezavantajları gidermeye yönelik olsa da, tüketiciye etkisinin zam olarak yansıyacağı beklentisi hâkim. Kur baskısıyla ithalatın üretmeye göre daha avantajlı olduğu Türkiye’de alınan bu kararların enflasyonla mücadeleye, cari açığın düşürülmesine ve yerli üretime etkileri ne olacak?

Türkiye’de kurumsal dönüşüm yönetimi denince akla ilk gelen isimlerden biri olan Burhan Karaçam’ın "Değişim, İnsan, CEO" kitabı, yakın zamanda okuruyla buluştu. Yeni kitabı vesilesiyle Aposto editörleriyle biraraya gelen Karaçam, yöneticilik serüveninden çıkardığı en önemli dersleri ve geleceğin yöneticilerine tavsiyelerini paylaştı.

Yıllarca bir girişimin ciddiyetini ölçmenin en kestirme yolu ekip büyüklüğüydü. "Kaç kişisiniz?" sorusu aslında "Ne kadar gerçeksiniz?" demekti. Yapay zeka, bu denklemi sessizce bozdu. Bugün en hızlı büyüyen şirketlerin bazıları, bir toplantı odasına sığacak ekiplerle yönetiliyor. Peki küçük bir ekip nasıl büyük iş çıkarıyor ve bu modelin görünmeyen bedeli ne?



