Finansal erişim yolculuğu

Dünyada ilk olarak 1940’lı yıllarda ortaya çıkan “finansal erişimi artırma dürtüsü”, son 10 yılda Türkiye’de büyük bir dönüşüme neden oldu.
Finansal erişim yolculuğu

Advicemy #1
Advicemy ile birlikte

Kariyer gelişimi için sertifikalı eğitimler: Advicemy İş hayatı çoğu zaman zorlayıcı ve stresli. Farklı karakterlerdeki insanlarla profesyonel ilişkiler kurmak; hiyerarşiyi, zamanı, işleri, ilişkileri yönetebilmek; tüm bunları duygusal bir yaşamı idare ederken yapmak çoğu zaman zorlayıcı oluyor. Hem profesyonel ilişkilerde hem de iş süreçlerinde bireysel yetkinlikleri geliştirmek iş hayatından maddi ve manevi anlamda tatmin olmayı destekliyor. Herkes için oldukça zor geçen ve herkesi daha da kırılgan hâle getiren bu süreçte eğer kendinizde geliştirildiği takdirde profesyonel yaşamınıza katkı sağlayacak bazı noktalar tespit ediyorsanız Advicemy ile tanışmanız iyi olabilir. Zira 2019 yılından bu yana pek çok alanda danışanlarla danışmanları bir araya getiren Advicemy, düzenlediği farklı temalara ve profesyonelliklere hitap eden kurumsal eğitimleriyle video konferans aracılığıyla kariyer gelişimini mümkün kılıyor. Advicemy’de kurumsal eğitimler: Advicemy, bir süredir düzenlediği sertifikalı kurumsal eğitimlerle kariyer gelişimi fırsatını dijital ortama taşıyor. Satış, pazarlama, ekip yönetimi, kurumsal telefon kültürü, müşteri odaklı hizmet, şikayet yönetimi gibi uzmanlıklara odaklanan eğitimlerin yanı sıra iş hayatında herkesin ihtiyaç duyduğu stres, zaman ve kriz yönetimi becerileri, duygusal dayanıklılık gibi konular üzerine eğilen eğitimlerle Advicemy, bireylerin iş dünyasındaki performansını ve verimliliğini artırmaya; kariyer gelişimlerini hızlandırmaya yardımcı oluyor. Kaydolduktan sonra Zoom üzerinden katılım gösterilebilen her bir eğitimde, eğitimin tamamına katılanlar Advicemy ve eğitim sahibi kurum tarafından verilen Katılım Sertifikası'nı almaya hak kazanıyor. Yılın son dönemine özel indirim avantajlarıyla sunulan eğitimlerin tamamını bu bağlantıdan inceleyebilirsiniz. Advicemy: Türkiye'nin en büyük danışman portalı olmak amacıyla 2019 yılında kurulan ve "yeni nesil danışmanlık platformu" mottosuyla faaliyetlerini sürdüren Advicemy; girişimcilikten stil danışmanlığına, psikolojik danışmanlıktan kişisel gelişime, e-ticaretten iş geliştirmeye, pazarlamadan astrolojiye pek çok alanda yetkin danışanlara saniyeler içinde ulaşmak mümkün oluyor. Kullanıcılar, diledikleri konuda diledikleri danışmanla ön görüşme ya da mesajlaşma yoluyla ayrıntıları konuşup ilk randevularını ayarlayabiliyor. Dijital danışmanlık hizmetinin yanı sıra kurumsal eğitimleriyle de ön çıkan ve Advicemy’nin kurumlara özel olarak geliştirdiği eğitim çözümleri hakkında ayrıntılı bilgi için bu bağlantıdan iletişime geçebilirsiniz.

Daha fazlasını öğren

Pareto

Pareto

İş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.

Ödeal Kurucu Ortağı 

Türkiye gibi gelişmekte olan ülkeler için, eski deyimle “ekonominin kayıt altına alınması” ve bu oranın sürekli olarak artırılması temel bir ihtiyaç. Aslında finansal erişim denen olgu biraz da bu amaca hizmet ediyor. Finansal teknoloji şirketlerinin ortaya çıkması ve yaygınlaşmasından önce aylık kotalar, sabit maliyetler ve yıldırıcı bürokratik işlemler nedeniyle Türk ekonomisinin temeli olan KOBİ’ler, ciddi bir şekilde finansal sisteme erişim ve farklı finansal araçlardan yararlanma sorunu yaşıyordu. Tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de alışverişlerde ve tüm ekonomide kart kullanım oranı hızla artmış, küçük işletmeler ise tüketicilerin bu taleplerine aynı hızda yanıt verememişti. Ödeal, 6 yıl önce o dönemin alışveriş ekosistemini doğru okuyup finansal erişilebilirlik ihtiyacını doğru tespit ederek Cepte POS ile Türkiye’de ilk kez, cep telefonunu POS olarak kullanma imkânı sunmuştu. Buradaki hedef sadece maliyetler ve bürokrasi nedeniyle POS yatırımı yapamayan KOBİ’lere çok düşük maliyetli ve bürokrasisiz finansal bir alternatif sunmak değildi, aynı zamanda onlara bankacılık sistemine daha fazla dâhil olma kapısı da açılıyordu.

2010’lu yılların başları, bir bakıma Türkiye’nin finansal erişim olgusuyla tanışma yıllarıydı. Tabii, finansal erişim olgusunun Türkiye’deki gelişiminden önce kısaca dünya öyküsünü özetlemekte fayda var. Finansal erişim (financial inclusion) hakkındaki ilk uyarıları yapanlardan biri, 1994’teki “Bankacılık sistemi elbette çok önemli ama finansal erişim, sadece bankacılık sisteminin çözebileceği bir sorun değil” açıklamasıyla Bill Gates olmuştu. 2000’li yılların başında ise iş insanlarının yanı sıra OECD gibi uluslararası kuruluşlar da devletlerin bu konuya el atması gerektiğini dillendirmeye başladı. Nitekim 2006’de OECD tarafından düzenlenen bir yuvarlak masa toplantısında, “Finansal erişimde sadece bankalara güvenmek çözüm sağlamıyor” değerlendirilmesi yapıldı.

Peki, bankalar neden çözüm sağlamıyor? Çünkü başta maliyet altyapısı olmak üzere, bankaların temel amacı finansal erişimi sağlamak değil. Bankalar için belirli bir hedef kitlenin altına ulaşmak pek mümkün değil zira orada ne birim ekonomisi ne de ölçek ekonomisi çalışıyor. Dolayısıyla bu ekosistemin çok ciddi bir risk yapısı var.

Bunu kimler yapacak? Teknoloji yoğun, maliyeti düşük ve dinamik şirketler elbette. Ama bunun için bir lisanslama mekanizması gerekliydi. Tam bu noktada 2007’de Avrupa Birliği, “Ödeme Hizmetleri Direktifi”ni yayımladı. Bu direktifle birlikte aynı zamanda felsefi bir dönüşüm de başladı. Eskiden “ödeme sistemleri” olan tanım “ödeme hizmetleri” hâline geldi. Başka bir ifadeyle ödeme hizmetleri, aynı ev ve iş yerlerine ulaştırılan elektrik ve su hizmetleri gibi devletlerin, lisanslı özel şirketler aracılığıyla verdiği kamu hizmetleri kapsamına alındı.

Türkiye’de süreç nasıl bir seyir izledi? Kamu otoritelerinin ana bir düşüncesi vardı: Bankalarda var olan operasyon yüklerini arındırıp sadeleştirelim. Dolayısıyla bankacılıktan risk ve faiz çıkarıldı, geriye kalan vadesiz mevduat türevi yapıya ise e-para dendi. Böylesi bir yapının sermaye sorumluluğu da 300 milyon dolardan 5 milyon TL’ye indirildi. Ardından yetki ve sermaye yeterliliği daha da düşürüldü ve adı “ödeme hesabı” olsun dendi. Burada şöyle önemli bir değişim oldu: E-para sisteminde ödeme kuruluşuna istediğiniz kadar para yatırıp gidiyordunuz ancak ödeme hesabı sisteminde, yatırdığınız paranın nereye transfer edileceğini de belirtmek durumundasınız.

Son olarak, 2019’da finansal teknoloji sektörünü üç farklı açıdan etkileyen “ödeme ve menkul kıymet mutabakat sistemleri, ödeme hizmetleri ve elektronik para kuruluşları” hakkında bir kanun çıkarıldı. Kanunun yarattığı değişimlerden ilki ve en önemlisi, fonların bulunduğu hesap üzerindeki hakkın ve inisiyatifin tamamen vatandaşa verilmesiydi. Sektörü etkileyecek boyutlarından bir diğeri ise değişen rekabet koşulları oldu. Üçüncü değişiklik ise TCMB’nin bu alandaki yetkilerinin artırılmış olmasıydı. Tüm bu gelişmelerle birlikte amiyane tabirle patron değişti, BDDK lisansıyla faaliyete başlayan kurumlar artık TCMB lisansıyla faaliyete devam ediyor.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Pareto

Pareto

İş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.

İLGİLİ BAŞLIKLAR

NEREDE YAYIMLANDI?

ParetoPareto

BÜLTEN SAYISI

🏅 Bitcoin, yeni altın mı?

7 Aralık Pazartesi sabahından herkese günaydın. Bu hafta gündemimizde S&P Global’in ile IHS Markit'in 44 milyar dolarlık birleşmesi, Birleşik Krallık caddelerindeki kriz, Xiaomi’nin pazar payını artırmaya yönelik yeni stratejisi ve Ryanair’in Boeing 737 Max’ın itibarını kurtarma operasyonu var.

07 Ara 2020

Advicemy ile birlikte
🏅 Bitcoin, yeni altın mı?

YAZARLAR

Pareto

İş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.

İLGİLİ OKUMALAR