GOÜ tahvillerinde altın yıl: Zayıf doların çifte etkisi

EXANTEFinans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
2025’in ilk üç çeyreği geride kalırken küresel sabit getirili piyasaların yıldızı artık iyice belli oldu: gelişmekte olan ülke (GOÜ) yerel para cinsi borçlanma araçları. Yılbaşından bu yana %15’i aşan getiriler, bu tahvilleri yalnızca kendi kategorisinde değil, tüm varlık sınıfları içinde zirveye taşıdı. Peki yatırımcıları bu kadar cezbeden şey ne? Aslında üç ana unsur öne çıkıyor: yüksek carry getirisi, doların zayıflaması ve gelişmiş merkez bankalarının daha güvercinleşmesi.
GOÜ tahvillerindeki başarının bel kemiği hala carry getirisi. Brezilya, Meksika, Endonezya gibi ülkelerde hâlâ yüksek reel faizler var ve yatırımcıya hatırı sayılır kupon geliri sağlıyor. 2025’te elde edilen toplam getirinin üçte ikisinden fazlası bu kanaldan geldi. Bu gelir, yılın kalanında kur ya da faiz dalgalanmalarıyla yaşanabilecek kayıpları telafi edebilecek güçte. Örneğin, gelişmekte olan ülke para birimlerinin neredeyse yarısı hâlâ dolar karşısında zayıf kalsa da, yatırımcı carry geliri sayesinde kendini koruyabiliyor.
Doların zayıflığı mevzusu
ABD dolarındaki gevşeme de bu tabloya destek oldu. Fed’in faiz indirim döngüsüne yaklaştığı beklentisi, yatırımcıların gelişmekte olan ülke para birimlerine yönelmesini hızlandırdı. Kolombiya pesosu, Polonya zlotisi, Güney Afrika randı gibi para birimleri getirileri yukarı çekerken; Türk lirası ve Arjantin pesosu gibi daha kırılgan para birimleri bile bu genel rüzgârdan faydalanıyor. Yatırımcı için bu durum sadece faiz farkı değil, kurdan gelen kazanç anlamına da geliyor.
Gelişmiş ülkelerde özellikle Fed’in söylemlerinin yumuşaması, vadeye duyarlı getirileri ön plana çıkardı. ABD 10 yıllık tahvil faizlerindeki gerileme, GOÜ piyasalarında uzun vadeli tahvilleri cazip hale getirdi. Yatırımcı artık sadece kupon gelirine değil, aynı zamanda fiyat artışından doğan sermaye kazancına da bakıyor. Bu eğilim özellikle Asya piyasalarında dikkat çekiyor; Güney Kore ve Tayland tahvilleri uzun vadeli yatırımcıların ilgisini çekmeye başladı.
Riskler de ortada
Tabii tablo tamamen güllük gülistanlık değil. Küresel büyümedeki yavaşlama, Çin ekonomisindeki kırılganlıklar ve emtia fiyatlarında görülen sert hareketler GOÜ piyasalarını zorlayabilir. Üstelik bazı ülkelerdeki seçim süreçleri ve jeopolitik gerginlikler de kur oynaklığını artırma potansiyeli taşıyor. Yine de güçlü carry gelirleri ve doların zayıflığı, şimdilik bu risklere karşı koruyucu bir tampon görevi görüyor.
Bugün yatırımcı açısından tablo oldukça net: GOÜ tahvilleri sadece kısa vadeli spekülatif fırsatlar sunmuyor, aynı zamanda düzenli ve güçlü bir pasif gelir kapısı hâline gelmiş durumda. Bu yüzden fon yöneticileri için bu tahviller, portföy çeşitlendirmesinde daha merkezi bir rol üstlenmeye başladı.
Sonuçta 2025, gelişmekte olan ülke borçlanma piyasaları için adeta bir dönüm noktası olabilir. Doların zayıflığı, yüksek faizlerden gelen carry getirisi ve uzun vadeli tahvillere olan iştah birleştiğinde, GOÜ tahvilleri yatırımcıya “düşük riskli ama yüksek getirili” bir hikaye sunuyor. Elbette kısa vadede dalgalanmalar sürecektir, fakat yılın geri kalanında en cazip oyun alanı hâlâ gelişmekte olan ülke borçlanma kâğıtları gibi görünüyor.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
EXANTEFinans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
YAZARLAR

Eren Kuru
Sipay Hazine Müdürü ve yatırım danışmanı. Daha önce Borsa İstanbul’da İş Geliştirme Departmanı’nda, Vakıf Yatırım'da Yatırım Danışmanlığı ve Algoritmik Trading Departmanı'nda, Ziraat ve Allbatross Portföy tarafında da Fon Yönetimi'nde çalıştı.

EXANTE
Finans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
ABD'de 2026 ara seçimleri, Trump'ın ikinci döneminin kalan son iki yılının çerçevesini belirlemiş durumda. Resmi olmayan sonuçlara göre demokratlar hem temsilciler meclisinde hem de senatoda çoğunluğu ele geçirdi. Temsilciler meclisini demokratların kazanması beklenen bir sonuçtu. Sürpriz, cumhuriyetçilerin yıllardır elinde tuttuğu eyaletlerde de koltuklarını yitirerek senato tarafını da kaybetmesi oldu. Bu sonuç Washington'da Trump'ın gücünün yeniden dengelenmesi sürecini başlatırken, önümüzdeki iki yılın maliye, ticaret ve dış politika gündemini doğrudan etkileyecek

İstanbul Sanayi Odası’nda (İSO) 13 yıldır devam eden Erdal Bahçıvan dönemi sona erdi. 4 Kasım'da yapılan seçimlerde Adnan Dalgakıran, Bahçıvan'ın desteklediği Ender Yılmaz'ı 67'ye karşı 86 oyla geride bırakarak İSO'nun 2026-2030 dönemi Yönetim Kurulu Başkanı seçildi. Peki yeni İSO Başkanının programında hangi başlıklar var?

BIST 100’ün Ağustos ayında 14 bin 600 puanın üzerine çıktığı, ancak Eylül ayında yatırım fonlarında yaşanan likidite krizinin etkisiyle sert biçimde gerilediği üçüncü çeyrekte, Borsa İstanbul’un yatırımcı kompozisyonunda da belirgin bir ayrışma yaşandı. TÜYİD-Yatırımcı İlişkileri Derneği tarafından Merkezi Kayıt Kuruluşu (MKK) verilerinden yola çıkılarak hazırlanan Borsa Trendleri Raporu’nun 2026 üçüncü çeyrek sayısında, yerli yatırımcıların portföy değerindeki kayıpların yabancı yatırımcılara kıyasla çok daha yüksek olduğu, yabancıların ise özellikle sanayi ve ticaret şirketlerindeki ağırlıklarını artırdığı görüldü.

Bu hafta yurt içinde Ekim ayı enflasyonu, imalat sanayisi PMI verileri ve öncü dış ticaret istatistikleri öne çıkarken, yurt dışında ABD'de Ekim ayı istihdam verileri, İngiltere Merkez Bankası'nın (BoE) faiz kararı ve Avro Bölgesi öncü enflasyonu ön planda.
01 Kas 2026

Dünyanın en büyük kripto para borsası Binance'e yönelik tarihin en büyük saldırılarından birinde 6,3 milyar dolarlık varlık etkilendi. Saldırganlar farklı blokzincir ağlarında varlıkları transfer edip ETH ve Bitcoin'e dönüştürmeye yönelirken, Tether, Circle ve diğer kripto kuruluşlarının müdahaleleriyle yaklaşık 2,7 milyar dolarlık varlık donduruldu. Saldırı, dijital finans sisteminin güvenliğini ve kripto piyasasında merkezî müdahale gücünü yeniden tartışmaya açtı.




