
LGBTİ+'lar ve herkes için güvenli bir mekân ağı projesi şugarmekanlar'la tanışın.
Şugarmekanlar nedir, neler yapar?
En kısa hâliyle şugarmekanlar LGBTİ+'lar ve herkes için güvenli bir mekân ağı. LGBTİ+'ların ve herkesin gittiğinde güvende hissedeceği mekânların bir listesini oluşturuyoruz. Şu anda ağımızda Kadıköy ve Taksim'de toplam altı kafe, dört kooperatif, iki bar var. Mekânlarla yaptığımız anlaşmaya göre düzenli eğitimler yürütüyoruz; şiddetsizlik ve toplumsal cinsiyet eğitimleri gibi. Aynı zamanda, mekânlar da LGBTİ+ istihdamına öncelik vereceğini taahhüt ediyor. Sticker'lar tasarlıyoruz, dağıtımını yapıyoruz. Politik söylemlerin mekânlarda yer bulması, aşinalığının artmasını istiyoruz. şugarmekanlar olarak, beraber kurguladığımız bir örgütlenme alanı, bir ağ oluşturmak ve ihtiyaç hâlinde dayanışma içinde olmak politikamızın temelinde yer alıyor. Bunun yansıması, olası şiddet/taciz süreçlerini queer feminist politikayla yürütmek olabileceği gibi, pandemi gibi bir krizde ayakta kalma yollarını birlikte aramak da olabiliyor.
LGBTİ+'lar için "güvenli alan" ne anlama geliyor ve neden önemli?
Yaptığımız anlaşmanın ilk maddesi LGBTİ+'ların cinsel yönelimleri, cinsiyet kimlikleri ya da cinsiyet performansları nedeniyle bu mekânlarda herhangi bir ayrımcılık yaşamamasına işaret ediyor. Bazı mekânların girişinde ayrımcılığa, bazı mekânlarda ise tacize uğrayabiliyoruz; bazı mekânlarda öpüşünce dışarı atılabiliyoruz, bazılarında ise iş arıyoruz ama bulamıyoruz. Kapısından geri çevrilmeyeceğimizi bildiğimiz, çişimiz geldiğinde cinsiyetimizi sorgulatan tuvaletlerin olmadığı, taciz ve şiddet yaşandığında sorumluluk alan kafe ve barların listesine sahip olma arzusu bizi harekete geçirdi. Mekânlarla ve kendi içimizdeki süreç ilerledikçe fark ettik ki güvenli alan tanımımızı olabildiğince genişletmeyi konuşmaya ihtiyacımız varmış. Kesişen kimlikler, birleştiren duygular, benzer varoluşlarla karşılaştıkça güvenli alanı kurgularken dikkate almamız gerekenler ve hâliyle dayanışma grubumuz da genişliyor. LGBTİ+'lar için güvenli alan olmak kadar hayvanlar, yaşlılar, norm dışı bedenlere sahip insanlar yani herkes için güvenli bir alan kurgulamanın politikamızı daha kapsayıcı bir hâle getireceğini düşünüyoruz. Kooperatifler, kafeler ve barlara ilave olarak LGBTİ+'ların günlük işlerini ayrımcılık görmeden gerçekleştirmesi için emlakçı, eczane, kuaför gibi mekânları da ilerleyen zamanlarda “şugarlaştırmak" istiyoruz.

Bünyenizdeki mekânlar ve çalışanları pandemi sürecinden nasıl etkilendi?
Pandemi sürecinde anlaşmamız olan mekânlarla çevrim içi görüşmeler yaptık; deneyimlerini ve ihtiyaçlarını dinlemek ve pandemiyle ilgili hislerimizi konuşmak için bir alan yaratmak istedik. Toplantıda mekânların deneyim aktarımlarına göre; örneğin ödemeler konusunda çok zorlanan mekânlar veya kapanan mekânlar oldu. Yeni çözüm arayışlarına gidenler oldu, sosyal mesafe ve hijyenle alakalı yaratıcı fikirler ortaya çıktı. Mekânları dönüşen oldu; örneğin Kuçe Yemek Kolektifi yerini Beyoğlu’nda yeni açılacak bir kooperatife bırakıyor. Kooperatifler olumlu etkilendi. Gerek doğal gıdaya ulaşmak isteyen bilinçli müşteri sayısında gerek temiz gıda zincirine katkı sağlamak isteyen gönüllülerde artış oldu. Bize umut oldu.
İsteyenler şugarmekanlar'a ne şekilde destek olabilir?
Aslında “şugarmekan” olmak bir tanım gibi. Yalnızca bizim bu tanımı verdiğimiz mekânlar değil, her mekân şugarmekan olabilir. Bu sebeple bize en büyük destek herkesin kendi etrafındaki mekânları dönüştürmeye çabalaması olur. Onun haricinde elbette bizim şugarmekan olarak adlandırdığımız mekânlara gitmek, bu mekânların sürdürülebilir olmasına destek olmak çok önemli. Diyelim Kadıköy veya Taksim’desiniz, belirli bir planınız yok ve bir şeyler yemek içmek istiyorsunuz. O hâlde açın internet sitemizi ve buradan şugarmekan'lara ulaşın, ziyaret edin, zaman geçirin, "şugariyet" katın!
Şugar sticker'ları buradan indirebilir, baskı alarak mekânlarınızı renklendirebilirsiniz.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Bardağın boş ve dolu tarafı: Vegan bal, gıda sahteciliğine blockchain önlemi, güvenli mekân ağı, mevsimlik tarım işçileri
21 Eki 2020

YAZARLAR

apéro
İştah ve ufuk açan yemek yayını. Her çarşamba ve cumartesi önlüğünü giyer.
İLGİLİ OKUMALAR
Bir zamanlar İstanbul’un takvimi deniz üzerinden tutulurdu. Palamutun, lüferin ve uskumrunun gelişi mutfakta neyin pişeceği kadar, kayıkların ne zaman suya ineceğini, balıkçı tezgahlarının görünümünü ve şehrin gündelik akışını da belirliyordu. Bazı şeyler hiç değişmiyor. Ekim geldiğinde İstanbul’da gözler hâlâ yeniden denize çevriliyor.

Londra’yı gastronomi üzerinden tanımak için her zaman şehrin en yeni restoranlarının peşine düşmek gerekmiyor. Bazen birkaç sokaklık bir rota, şehrin yemek kültürünün nasıl değiştiğini görmek için yeterli. Borough Market’tan Bermondsey Street’e kadarki bu bölge de bunun iyi örneklerinden biri. Emre Onar, sevdiği duraklar ve kendi deneyimleri üzerinden bu kısa mesafeyi adım adım anlatıyor; kahveyle başlayan rotayı pazar tezgahlarından restoranlara, oradan da Bermondsey Street’in sakinliğine taşıyor.

Urla’da sofraya giden yol, toprağın ve mevsimin sunduklarıyla başlıyor. WMF işbirliğiyle, Şef Dilek Yetkiner eşliğinde lavantalardan Ege otlarına uzanan bir hasadın ardından mutfağa geçtik. Doğada başlayan akşamı, uzun bir yaz akşamına yakışan sofrada, Bi’ Masa Akademi’de pişirdiklerimizle tamamladık.
05 Eki 2026

İki Michelin yıldızlı Villa Aida’nın kurucu şefi Kanji Kobayashi, Vakko L’Atelier’in “Guest Chef Dinner” serisi için İstanbul'daydı. Şef Kobayashi, sohbetimizde İstanbul’da karşılaştığı malzemeleri kendi mutfak diliyle yeniden düşünürken şehrin yemek kültüründe kendisine tanıdık gelen ve ayrışan noktaları anlattı.

Göçle taşınan, mahallelerde köklenen ve uzun süre “etnik” kategorisinde tutulan mutfaklar bugün fine dining’in parçası oluyor. Peki bir mutfak ne zaman prestij kazanıyor? Onu “yüksek gastronomi”ye taşıyan değer ölçütlerini kim belirliyor? Sosyoloji profesörü Zafer Yenal ve yemek editörü Reyhan Ülker, bu dönüşümün arkasındaki toplumsal ve gastronomik hiyerarşilere bakıyor.




