Hayır duaları ile beddualar arasında: Kendi barınağını kuranlar anlatıyor

AngstHer cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.
Fotoğraflar: Can Erok
Sayıları tam olarak bilinmemekle birlikte, Türkiye’de birkaç milyon sokak köpeği olduğu tahmin ediliyor. Ağustos 2024’te geçirilen tartışmalı hayvan hakları düzenlemesiyle beraber bu köpeklerin tamamı için sokaklardan zorla toplama ve barınaklara alma emri getirildi. Oysa ülke çapında barınaklarda yalnızca 105 bin hayvan kapasitesi bulunuyor. Peki o zaman bu emrin sonucu ne olacak?
- Sorulabilecek sayısız soru var. Ancak yeni düzenleme sistematik hayvan katliamı endişelerini yükseltirken net olan bir şey var ki, sokaktaki köpekler, yaşamak için vicdanlı insanların acil müdahalesine ihtiyaç duyuyor.
İşler bu noktaya gelene kadar vatandaşların müdahalesine ihtiyaç bırakmayacak şekilde çözülebilirdi. Ancak parti fark etmeksizin belediyeler uzun yıllar boyunca sorumluluklarını yerine getirmediler. Sokak köpekleri düzenli olarak kısırlaştırılsaydı şu anda milyonlarla ifade edilen rakamlara ulaşılmazdı. Ancak burada medya, oklarını çoğunlukla yöneticilere değil, hayvanlara çevirdi. Bu da hem köpeklerin akıbeti hem vatandaşın ve yöneticilerin vebali açısından etik bir iflasa yol açtı.
Birçoğumuz bu yasaya içerledik, isyan ettik. Ancak bazılarımız var ki, ellerini çok ağır bir taşın altına koydular; yöneticilerin ihmalini kendi çabalarıyla barınaklar kurarak kapatmaya çalıştılar. Bugün onların hikayelerini dinleyeceğiz.

Adana'da tek başına bir hayvan dostu: Selen Usta
Adanalı Selen Usta 42 yaşında, aslen sigortacı ancak üç aydır işi yok. Yine de güne erkenden başlıyor. Onun güne başlaması, Adana’daki 150’ye yakın köpeği yakından ilgilendiren bir eylem. Bunun sebebini gün boyu onu takip ederek idrak ediyoruz.
Bindiğimiz 2011 model arabanın arka koltuğu ilaç, mama, bez, plastik eldivenler ve plastik kaplardan oluşan bir curcuna. Bagajda kuru mama, yağmurluklar ve su, koltuğun arkasındaki cepte kırmızı dev bir köpek tarağı; torpidoda B12 hapları, sıvı C vitamini, karışık vitamin ezmesi, kremler ve ıslak mendil var. Litrelik termosunda filtre kahvesi de hazır ve büyük tur başlıyor.
İlk durak Adana’nın eski çarşısındaki Kocavezir Mahallesi’nde Cihat Tavukçuluk. 56 kilo tavuk göğsü kafesi siyah torbalara doldurulurken Selen, tavukçu Servet Abi ile hasbihal ediyor. Servet Abi, kırıntıların aç sokak hayvanlarına gideceğini bildiği için neredeyse yarı fiyatına satış yapıyor. Sonra bize dönerek Selen’i gösterip, “Allah herkese böyle hayırlı olmayı nasip etsin ” diyor.

Tavukları yüklenip, çevresi tarım arazileriyle kaplı olan ve ucu Akdeniz’e varan Karataş yoluna geçiyoruz. Selen arabayı kullanırken telefonu çalınca kulaklıkla cevap veriyor. Arabadaki atmosfer bir anda panik moduna bürünüyor: “Köpek yaşıyor mu? Öldü mü?” Selen’in bir önceki gün bulup kurtarmaya çalıştığı kangalın öldüğü haberini alıyoruz. Dönüp bize anlatıyor:
“Çok kötüydü. Bir saat kadar fön tuttum, hayvan ısınamadı. Derisinden iğne bile geçmiyordu, çok kalınlaşmıştı. Maalesef geç kalındı.”
Bir ara yola sapıyoruz. Selen için burası bilinen bir durak. Arabayı sağa çekip bagajdaki siyah plastik poşetlerden bir avuç tavuk kırıntısı koyuyor Selen yanımıza gelen kangalın önüne. Köpek, kum rengi kuyruğunu sağa solla dar açılarla sallayarak yemeye koyuluyor. Selen, bize dönüp “Bu bir deri bir kemikti, bir ayda bu hale geldi, iyi oldu” diyor.
Arabaya binip ana yoldan devam ediyor, sonra su kenarına sapıyoruz. Etraf portakal bahçelerinin kapladığı uçsuz bucaksız tarım arazileriyle dolu. Selen kornaya basa basa ilerlemeye başlayınca, çevremize bir anda tür tür köpek doluşuyor. Yol kenarında tekstil atıklarının oluşturduğu küçük dağın ardından kahverengi bir köpek ürkek ama heyecanlı bir şekilde arabaya bakıyor. Selen, “O, benim mucizem. Bir hafta önce görmeniz lazımdı. Kemikleri sayılıyordu. Her gün evden ıslak mama hazırlayıp geldim” diyor.
- Selen, köpeğin ardından tekstil yığıntılarının üzerine çıkıyor ancak köpek kendisine yaklaşmıyor. Selen de gülümseyerek tatlı bir tonla ona yemeğini oraya bıraktığını, istediği zaman gelip yiyebileceğini söylüyor.
Arabanın etrafında bekleyen yaklaşık on köpek daha sabırsızlar. Selen, bagajı açıyor ve kül rengi koca bir köpeğe “Sen direkt bagajdan yiyebilirsin” diyor. Köpek, gerçekten iki ayağının üzerine kalkarak bagajdaki poşetin içinden dilediği gibi nasiplenmeye başlıyor. Diğerlerine oyun yaparak verdiği tavuk parçaları, bir gün daha o köpeklerin hayatta kalmasını sağlıyor. Onlar için şenlik vakti.

Selen bir yandan bize onların huyunu, suyunu, bazısının hikayesini anlatmaya başlıyor. Kimisine araba çarpmış, ameliyat ettirmiş; kimisini kısırlaştırmış. Birkaç köpek bizi uzaktan izliyor. Yanımıza gelmeye çekindiklerini görünce, Selen tavuk parçalarını portakal bahçelerinin aralarına doğru savuruyor. Biz arabaya biner binmez köpekler hızla portakal bahçelerine giriyorlar.
Korna çala çala portakal bahçelerinin arasında gezip aç sokak hayvanları arıyoruz. Bir yandan Selen bize insanların kendisine nasıl yaklaştığını anlatıyor:
“Kimisi yanımda duruyor, illa ben sana yardımcı olacağım diyor. Kimisi sen hayvanları besliyorsun, biz de seni besleyelim diyerek portakal hediye ediyor. Kimisi de beni mahkemeye veriyor.”
Çevreyi kirlettiği şikayetiyle mahkemelik olduğunu anlatan Selen, kendisini şikayet eden adamın bagajı kafasına çarptığını, kendisini darp ettiğini, ölümle tehdit ettiğini ve bir defasında jandarmanın olay yerine gelerek kendisini korumak durumunda kaldığını söylüyor. Mahkemenin çevre kirliliği konusunda takipsizlik kararı verdiğini ve kendisinin de adamdan şikayetçi olduğunu ama hiçbir geri dönüş alamadığını anlatıyor.
Bir yandan korna çalıp köpek görmeye alışık olduğu yerde köpeklerin gelmemesinden tedirgin oluyor. Oradaki işçilerin yanına giderek soruyor: Köpekler neredeler? İşçiler ağaçların aralarında olabileceklerini söylüyor ama aldığı cevap Selen’i tatmin etmiyor. Hele ki “katliam yasası” ortamında…
Bakınarak devam ediyoruz. Oradakileri bulamıyoruz ama yol boyunca karşımıza küçüğüyle, büyüğüyle 100'e yakın köpek çıkıyor. Selen, neredeyse her birini şahsen tanıyor ve durumlarını önceki hâlleriyle karşılaştırıp değerlendirebiliyor. Kimisi için “Şunun tedavi olması lazım, bir türlü alamadım, içime dert oldu” diyor, kimisi için de “Bunlar dokuz yavru doğdular, şimdi üçü kaldı” tespitinde bulunuyor.
- Yumuk yumuk yavruların annesi yol kenarında çatık kaşlar ve çok utangaç bir kuyruk sallamayla Selen’i dikkatlice izliyor. Köpeği anlayanlar bilir ki, anne ne olduğunu kavramaya çalışıyor. Endişe ile umut arasında bir yerde: Acaba birileri yavrularıma zarar mı verecek? Yoksa bagajında 56 kilo tavukla gezen bu kadın imdadımıza mı yetişti?

Selen, bu rutini her gün tekrarlıyor. Bir gün de tatil yapayım demiyor. Covid olduğunda bile arabaya bağladığı serumla, halsizlikten ağlaya ağlaya bu yolculuğu tekrarladığını anlatıyor. Bir gün tavuk dağıtımı yaparken ertesi gün kuru mama ile besliyor hayvanları. İhtiyacı olan köpeklere vitamin takviyesinde de bulunan Selen için bu saatler süren besleme yolculuğu, kendi kurduğu barınakta son buluyor.
Kurucusu olduğu Dogiad Derneği ile 2020 yılında inşa ettiği bu barınağın hikayesi de yine bir yönetim ihmali ile başlıyor. Kozan barınağında köpeklerin açlıktan birbirini yediğinin duyulmasıyla patlayan bir skandal sonrasında barınaktaki 150 köpeği çıkararak himayesine alan Selen, Hadırlı bölgesindeki bir araziyi kendi barınağına çevirip, zaman içinde buradaki birçok köpeğin tedavisini yapıp sahiplendiriyor.
Şimdi barınağında kalan 40 köpekten kimisi el kadar ufak ırklar, kimisi Bingöl’den bir deri bir kemik gelen ve şimdi 60 kilo olan Dogo Arjantin. Her birinin hikayesi insanın canını bir kere daha acıtıyor. Ancak şimdiki hâllerine bakınca, hınzırlar ve durumlarından oldukça memnunlar. Selen bir yandan onların alanlarını temizlerken köpeklerin birçoğu geniş bir alanda koşarak oyun oynuyor; Selen’e ve bize şımarıklık yapıyor.

Mama vakti geldiğinde hepsi kendi alanlarına geçip beklemeye başlıyor. Her birinin ayrı temiz kapları var ve derneğe gelen desteklerle alınan kuru mamalardan yiyorlar. Kimi köpek, anne ve çocuklar olarak birarada kalıyor, kimisi boyutlarına ve mizaçlarına göre ayrı bölümlerde yaşıyor.
Burası, Selen’in yıllar boyunca kendinden vererek, bölmelerin tuğlalarına kadar kendi döşediği, tellerini kendi sardığı, köpeklerine kendi baktığı, oynadığı, beslediği bir vicdan mabedi gibi. Selen, yıllık olarak kiraladığı barınağındaki birçok köpeğinin bir zamanlar ölmek üzere olduğunu ancak zaman içinde sevgi, ilgi ve tedaviyle koşup oynayabilecek hâle geldiklerini yorgun bir ifadeyle, ama mutlulukla anlatıyor.
Barınaktaki köpeklerle vakit geçirdikten sonra gün batarken tekrar yola koyuluyoruz. Selen’in şehir merkezindeki evinde yaşayan, sokaktan sahiplendiği beş kediyi besleme vakti. Selen, bugünlük onlarla uzun vakit geçiremeyeceğini ancak ertesi gün kendini affettireceğini söylüyor.
Bizi kapıda karşılayan kedilerden birisine araba çarpınca barınağa bırakılmış ve tedavi edilmemiş, sonrasında Selen’le karşılaşınca şansı dönmüş. Bir tanesini bir mahallede kuyruğundan yakalamış çocukların elinden aldığını söylüyor. Kedileri biraz seviyor, onlara macun veriyor, sonra Selen için yine yola düşme vakti. Artık karanlık çöküyor.
Yeşilyurt Mahallesi’nin amber sokak lambalarıyla aydınlatılmış dar sokaklarına giriyoruz. Demir kapıdan girdiğimiz müstakil evde boy boy köpekler gelişimizi kutlamaya başlıyor. Köpeklerin bazıları bizi heyecanla koklarken, diğerleri Selen’in üzerine atlayarak ona hoş geldin diyorlar. Selen’in yakın arkadaşıyla beraber yaşadığı bu ev, günün son durağı.
Ne oldu da Selen böyle yaşıyor?
Fatoş Hanım ile kimisi pislik içindeki üretim merkezlerinden kurtarılan 14 köpeğe baktıkları bu ev, onların dış dünyadaki vicdansızlıklardan uzak kaldıkları yarı korunaklı bir sığınak. Selen, buradaki köpeklerine de mamalarını verdikten sonra arka ayakları tutmayan ufak Terrier cinsi Betty’nin bezini değiştiriyor. Sonra bir kahve eşliğinde oturup konuşuyoruz: Ne oldu da Selen böyle yaşıyor?

Evlenmemiş ve şu anda romantik bir ilişkisi olmayan, aslında dışarı çıkıp dans etmeyi çok seven ancak arkadaşlarıyla bir kahve içmek için bile buluşmaya vakit ve enerji bulamayan Selen anlatıyor:
“Özellikle son bir aydır çok zorlanıyorum. Bir aydır yalnızca birkaç gün panik atak yaşamadım. Boğazımda bir daralma oluyor, kafamda uçak kalkarken olan gibi bir basınç hissediyorum. Geçen gün markette bayıldım.”
Vicdanın bireye yıkılmasının bedellerini dinliyoruz. Geçen hafta çektiği 200 bin liralık kredi çoktan klinik borçlarına gitmiş durumda. Selen, son bir yıldır gelen desteklerin önemli ölçüde azaldığını çünkü insanların katliam yasasının çıkmasından bu yana sokak köpeklerine ve hayvanseverlere büyük ölçüde arkalarını döndüğünü söylüyor.
Onu en mutlu eden şey karşısına çıkan köpeklerin bir gün daha doyduğunu, evdeki ve barınaktaki köpeklerinin güvende olduğunu bilmek. Ama bu kolay bir görev değil. Selen günlük rutinini yalnız başına sürdürürken ona en büyük desteği Adanalı seramik sanatçısı Gaye Berkmen sağlıyor.
'Bize deli diyorlar ama biz de boşuna delirmedik'
Gaye, Selen ile sıkı iletişim hâlinde. Barınaktaki işleyişi, “Selen iç işleri, ben dış işleriyim” diye özetliyor; haftada iki gün Karaisalı tarafında besleme yaptığını, ürettiği seramik köpek maması kaplarının gelirlerinin köpeklere gittiğini ve vaktinin önemli kısmını kaynak arayışıyla geçirdiğini aktarıyor.

Yıllardır eczanelerden tarihi geçmiş ilaç toplayan Gaye, kuru mama, battaniye, yatak gibi desteklerin de peşinde. Ekonomi zor da olsa bir köpeğin bir aylık masrafına 500 lira vererek destek olmanın kendi mücadelelerine çok büyük katkısı olacağını söylerken, bir yandan hayvanseverlere güvenin kırılmasının etkilerini de yaşadıklarını ifade ediyor.
“Gerekirse kliniğin faturalarını inceleyip, hayvanı yerinde görüp borçlara katkıda bulunabilirler. Ya da kapalı mama almak istemiyorsa açık mama alabilir, onu kimse sonradan satamaz.”
Hem Gaye hem de Selen belediyelere kendilerini kullanmaları için açık çek verdiklerini, “Bize yer tahsis edin, bakımı gönüllü olarak biz yapalım” dediklerini, ancak belediyelerin hayvanseverlerden hiçbir şekilde faydalanmadığını anlatıyorlar. Selen, belediye barınaklarındaki köpeklerin fotoğraflarını çekip sahiplendirme çalışmaları yapmak için ısrarcı olduklarını ancak belediyelerin buna bile yanaşmadığını söylüyor.
Gaye de Selen gibi kendisini yalnız ve yorgun hissediyor. “Kim sokakta köpek görse bizi arayıp trafik kazası geçirmiş ya da tasmalı koşuyor diye bizi arıyor. Tamam bizi arıyorsun da, bari köpeğe uzaktan sponsor ol. Biz de geri çeviremiyoruz. Ben Selen’in yerinde olsam çoktan akıl hastanesine yatmıştım. Onun için çok üzülüyorum” diyor.

Borçlar dağ gibi büyürken, bir yandan sokaktaki riskler de artıyor. Selen, “Bize deli diyorlar ama biz boşuna delirmedik” diyor. Bazı hayvanseverlerin çözüm odaklı olmadığını, bu yüzden bu yakıştırmanın üzerlerine kaldığını söyleyen Selen, çözümü artık yalnızca kendi çeperinde arıyor.
- Kurtarabildiği köpekleri kurtarıyor, sahiplendirebildiklerini güvendiği evlere veriyor, ulaşabildiğinde köpekleri sokağa atan kişilere ulaşıp hesap soruyor; her gün 100'e yakın köpeği yolda besliyor ve onların sağlık durumlarını takip ediyor, kendi himayesindeki 54 köpeğe de verebildiği kadar sevgi veriyor.
Türkiye’nin farklı noktalarında yöneticilerin yarattığı boşluğu doldurmak niyetiyle kendi barınağını kuran, bu ağır taşın altına elini koyan, hayatlarını rafa kaldıran onlarca hayvansever var. Bu insanlar neden böyle yaşıyorlar? Ve yetişemedikleri köpekler gerçekten kimin umurunda?
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
AngstHer cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.
YAZARLAR

Nimet Kıraç
Bağımsız gazeteci. Türkiye’nin dört bir yanından ve Afganistan, Filistin, İsrail, Lübnan, Ukrayna, Rusya, Pakistan, Polonya, Yunanistan gibi dünyanın çok sayıda sıcak noktasından Gazete Oksijen için bildirdi. New York Times gazetesi için Türkiye’de aylarca süren araştırma haberlerinde, dosyalarda ve sıcak haberlerde muhabirlik yaptı. Haber yazıları, fotoğrafları ve videoları, Financial Times, CNN International, Al Monitor ve Euronews gibi uluslararası mecralarda yer aldı. İnsan, hayvan ve çevre hakları konularında sosyopolitik perspektifli yazılar yazıyor ve belgeseller hazırlıyor. George Washington Üniversitesi mezunu. Adanalı.

Angst
Her cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.
İLGİLİ OKUMALAR


