İmkansız Üçleme

İmkansız Üçleme

22 Aralık - Alternatif Bank
Alternatif Bank ile birlikte

Dijital Krediniz uygun ödeme seçenekleriyle Alternatif Bank ’ta Alternatif Bank'tan Dijital İhtiyaç Kredisi Yaklaşan yeni yıl çoğu zaman yeni ihtiyaçları da beraberinde getiriyor. Alternatif Bank , bütçe hesabı yapmaktan yılbaşının heyecan ve umut dolu ruhunu ıskalayanlara, Dijital Kredi ’yle yeni yıla girmeden ihtiyaçlarını karşılama imkânı sağlıyor. Nedir? Faiz oranları %2,06’dan başlayan ve 36 aya varan vade imkânı sunan Dijital Kredi , müşterilerine kendi bütçelerine en uygun ödeme planı seçme olanağı tanıyor. Neler var? Alternatif Bank müşterileri , şubeye gitmeden, sadece dijital kanalları kullanarak sigortasız Dijital Kredi avantajlarından faydalanabiliyor. Dijital Kredi hakkında detaylı bilgi sahibi olmak için bu bağlantıyı ziyaret edebilir, görüntülü görüşmeyle kolayca Alternatif Bank müşterisi olabilir ve şubeye gitmeden onaylanan kredinizi anında kullanmaya başlayabilirsiniz.

Daha fazlasını öğren →

EXANTE

EXANTE

Finans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.

İmkansız üçleme (Impossible Trinity) uluslararası iktisadın en önemli hipotezlerinden biridir. Hipotez, 1960'ların erken dönemlerinde Kanadalı Nobel ödüllü ekonomist Robert Mundell ve İngiliz ekonomist Marcus Fleming tarafından ayrı ayrı ortaya atılmıştır.

Bu hipoteze göre, bir ekonomide sabit döviz kuru, serbest sermaye hareketleri ve bağımsız para politikası olgularından sadece ikisinin aynı anda etkin bir şekilde uygulanabilir ve dışarıda kalan olgudan mecburen feragat edilmesi gerekir. Diğer bir ifadeyle, politika yapıcılar, ekonomik amaçlarını yerine getirebilmek adına aldıkları kararların tamamında bağımsız değildir. Araçlardan bazılarını kendi amaçları doğrultusunda bağımsız bir şekilde belirlerken bir kısmını da sonuç olarak kabullenmek durumundadırlar.  

Yukarıdaki görsel, hipotezin bir özeti niteliği taşıyor. Buna göre, “a” yolunu seçen bir ülkede sabit kur rejimi, “b” yolunu seçen bir ülkede bağımsız bir para politikası setinin uygulanması, “c” yolunu seçen bir ülkede ise sermaye hareketlerini serbest bırakmak mümkün ya da sürdürülebilir değildir.

Mevcut durum

Günümüzde, parasal sınırların pratik olarak ortadan kalktığı gerçeği ile karşı karşıyayız. Bu bağlamda, özellikle küresel ekonomi içinde belirli bir hacim kaplayan ülkelerin sermaye hareketlerini kısıtlama seçeneğinin masada olmadığını söyleyebiliriz. Buradan hareketle, günümüz ekonomi yönetimlerinin seçimlerinin en temel anlamda sabit kur sistemi ile bağımsız para politikası benimsemek arasında olduğu sonucuna varabiliriz.

Bunu bir örnekle açıklamak gerekirse, sermaye hareketlerinin serbest olduğu varsayımı ile, sabit kur sistemi uygulanması hedeflenen bir ekonomide, merkez para otoritesinin aksiyonları, yerel para biriminin değerini koruma amacıyla kullanılabilir. İç dinamikler, talep seviyesinin dengelenmesi, enflasyona karşı alınabilecek aksiyonlar gibi unsurlar, diğer bir ifadeyle bağımsız merkez bankası aksiyonları sınırlandırılmak durumunda kalır.

Bugünün karmaşık ekonomi dünyasının dinamiklerinin yanında küresel dengesizlikler sebebiyle hem merkez para otoritelerinin hem de hükümetlerin attıkları sıra dışı para ve maliye politikası adımları hipotezin zaman zaman sorgulanmasına yol açıyor. İçinden geçtiğimiz süreç de bunun bir istisnası değil.

Öte yandan, yukarıda da vurguladığımız üzere, günümüzün ekonomik ekosistemi, sermaye hareketlerindeki serbestiyi vazgeçilebilir bir seçenek olmaktan çıkarıyor. Bu da imkansız üçleme kavramının imkansız ikilem (sabit kur-bağımsız para politikası takası) olarak yeniden adlandırılabileceği tartışmalarını doğuruyor.

Tartışma ve eleştiriler hipotezin çeşitli açılardan güncellenebileceğini savunsa da üç olgunun aynı anda yönetilme girişimleri tarihe geçen Peso krizi ve Arjantin krizi gibi gerçekleri değiştirmiyor.

Türkiye örneği

Ülkemizde imkansız üçleme hipotezinin sınırlarını test etme eğiliminin uzun yıllardır devam ettiğini söylemek mümkün. Meşhur 1994 krizinde, sermaye hareketleri serbestisi altında hem faizleri hem de kuru kontrol etme gayretimiz tarihin en büyük finansal krizlerinden birine yol açmıştı.  2009 krizinin ardından yaşanan kaosun etkilerini hafifletmek ve iç dengeyi korumak adına karmaşık araçlarla denenen sistemden, küresel dengeler yerine oturduktan sonra kademeli olarak vaz geçilmişti.

Bugün de hipotezi sınar durumdayız. Bu seferki girişim, yüksek faiz-stabil kur açmazını kırmayı amaçlıyor. Geçtiğimiz yıl, para politikası aracının alışıldık metot çerçevesinde kullanılmayacağının ilan edilmesinin ardından yaşanan kur şokunu takip eden dönemde alınan makro ihtiyati önlemler kırılmanın belirli bir noktada görece stabilize olmasını sağlamıştı.

Mevcut politika setinde, sermaye hareketlerinin serbest olduğu ancak stabilite adına atılan adımlarla yabancı kaynaklı sıcak paranın belli oranda dışlandığını görüyoruz. Bunun yanında, para politikasının bağımsız bir araç olarak kullanılmadığı ve kurun serbest piyasada belirlenmekle birlikte müdahalelere açık bir seyirde yola devam ettiği de aşikar. Dolayısıyla mevcut model, imkansız üçlemenin en güçlü şekilde sınandığı dönemlerden biri olarak tarihe geçecektir. Bunun yanında, politika setinin kırılganlığına ve sürdürülebilirliğine ilişkin soru işaretleri ise yine en önemli tartışma konularından biri olmayı bir süre daha sürdürecektir.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

EXANTE

EXANTE

Finans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.

NEREDE YAYIMLANDI?

EXANTEEXANTE
∙

BÜLTEN SAYISI

🧺 85 milyonun taşındığı küfe

Asgari ücretin bugün açıklanması bekleniyor. Bakan Nebati enflasyonun önümüzdeki aylarda daha belirgin şekilde düşeceğini ifade etti. Türkiye'de konut sahipliği son 10 yılda geriledi.

22 Ara 2022

Alternatif Bank ile birlikte
Unsplash

YAZARLAR

EXANTE

Finans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.

İLGİLİ OKUMALAR

EXANTEEXANTE
∙

HİKAYE

Kalkınmanın jeoekonomisi: Küresel ticarette yeni dönem

ABD-İran savaşının ve artan korumacılığın etkisiyle küresel ticarette dengeler değişirken, ülkelerin ulusal güvenlik ve jeopolitik öncelikleri ekonomik kararlarında giderek daha belirleyici hale geliyor. Ancak teknolojik dönüşüm ve stratejik sektörlerdeki yatırımların gelişmiş ülkelerde yoğunlaşması, gelişmekte olan ülkelerin kalkınma ve gelir farkını kapatma çabalarını zorlaştırıyor.

Kalkınmanın jeoekonomisi: Küresel ticarette yeni dönem
EXANTEEXANTE
∙

HİKAYE

Rekorlar kıran küresel tahvil faizleri neden artıyor ve bunu ne durdurabilir?

Küresel ekonomide en önemli gündem maddesi, uzun vadeli tahvil faizlerindeki önlenemeyen yükseliş olmaya devam ediyor. Sadece ABD’de değil, birçok gelişmiş ülkede on yıllık tahvil faizlerinin çok sert yükseldiği görülüyor. Peki neden ve bu gidişi ne durdurabilir?

Erhan Aslanoğlu

·

15 Eki 2026

Rekorlar kıran küresel tahvil faizleri neden artıyor ve bunu ne durdurabilir?
EXANTEEXANTE
∙

HİKAYE

ABD'nin akaryakıt krizi nasıl Putin’e yaradı?

ABD Başkanı Donald Trump’ın Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile yaptığı dizel tedarik anlaşması, ABD Kongresinde Cumhuriyetçiler ile Demokratların hükümetin kapanması sürecinde dahi yaşamadıkları ölçüde bir ortak mutabakat sağlamalarına neden oldu. Peki Trump neden böyle bir karar aldı? Rusya bu anlaşmadan ne kazanacak ve ABD’nin Ukrayna politikasında nasıl bir değişiklik yaşanıyor?

Emircan Yaman

·

14 Eki 2026

ABD'nin akaryakıt krizi nasıl Putin’e yaradı?
EXANTEEXANTE
∙

HİKAYE

Sanayide yaz ayı bilançosu: İmalatta büyüme sıfıra yaklaştı

İmalat sanayiinde ilk dört ayda %1,3’e ulaşan üretim artışı, Ağustos ayında %0,2’ye geriledi. Giyim ve makine sektörlerinde daralma tüm şiddetiyle sürerken, önceki yıllarda büyüyen bazı sanayi kolları da yaz aylarında üretim kaybetmeye başladı.

Emircan Yaman

·

13 Eki 2026

Sanayide yaz ayı bilançosu: İmalatta büyüme sıfıra yaklaştı
EXANTEEXANTE
∙

HİKAYE

2026 Nobel Ekonomi Ödülü: İnsan davranışları ekonomi politikalarını nasıl şekillendiriyor?

Nobel Ekonomi Ödülü’nü alan Robert Hall ve Michael Woodford’un çalışmalarının ortak noktası, ekonomik istikrarın yalnızca bugün alınan kararlara değil, insanların geleceğe ilişkin beklentilerine de bağlı olduğu düşüncesi oldu. Ödülün gerekçesinde “makroekonomik istikrarın mikroekonomik temellere yaptığı katkılar” ifadesi yer alırken burada Türkiye açısından da önemli çıkarımlar var. Bu teze göre, ekonomik istikrarın toplumsal karşılığı tek başına enflasyonun düşmesi değil.

Pelin Cengiz

·

12 Eki 2026

2026 Nobel Ekonomi Ödülü: İnsan davranışları ekonomi politikalarını nasıl şekillendiriyor?