

Dijital Krediniz uygun ödeme seçenekleriyle Alternatif Bank ’ta Alternatif Bank'tan Dijital İhtiyaç Kredisi Yaklaşan yeni yıl çoğu zaman yeni ihtiyaçları da beraberinde getiriyor. Alternatif Bank , bütçe hesabı yapmaktan yılbaşının heyecan ve umut dolu ruhunu ıskalayanlara, Dijital Kredi ’yle yeni yıla girmeden ihtiyaçlarını karşılama imkânı sağlıyor. Nedir? Faiz oranları %2,06’dan başlayan ve 36 aya varan vade imkânı sunan Dijital Kredi , müşterilerine kendi bütçelerine en uygun ödeme planı seçme olanağı tanıyor. Neler var? Alternatif Bank müşterileri , şubeye gitmeden, sadece dijital kanalları kullanarak sigortasız Dijital Kredi avantajlarından faydalanabiliyor. Dijital Kredi hakkında detaylı bilgi sahibi olmak için bu bağlantıyı ziyaret edebilir, görüntülü görüşmeyle kolayca Alternatif Bank müşterisi olabilir ve şubeye gitmeden onaylanan kredinizi anında kullanmaya başlayabilirsiniz.
Daha fazlasını öğren →
EXANTEFinans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
İmkansız üçleme (Impossible Trinity) uluslararası iktisadın en önemli hipotezlerinden biridir. Hipotez, 1960'ların erken dönemlerinde Kanadalı Nobel ödüllü ekonomist Robert Mundell ve İngiliz ekonomist Marcus Fleming tarafından ayrı ayrı ortaya atılmıştır.
Bu hipoteze göre, bir ekonomide sabit döviz kuru, serbest sermaye hareketleri ve bağımsız para politikası olgularından sadece ikisinin aynı anda etkin bir şekilde uygulanabilir ve dışarıda kalan olgudan mecburen feragat edilmesi gerekir. Diğer bir ifadeyle, politika yapıcılar, ekonomik amaçlarını yerine getirebilmek adına aldıkları kararların tamamında bağımsız değildir. Araçlardan bazılarını kendi amaçları doğrultusunda bağımsız bir şekilde belirlerken bir kısmını da sonuç olarak kabullenmek durumundadırlar.

Yukarıdaki görsel, hipotezin bir özeti niteliği taşıyor. Buna göre, “a” yolunu seçen bir ülkede sabit kur rejimi, “b” yolunu seçen bir ülkede bağımsız bir para politikası setinin uygulanması, “c” yolunu seçen bir ülkede ise sermaye hareketlerini serbest bırakmak mümkün ya da sürdürülebilir değildir.
Mevcut durum
Günümüzde, parasal sınırların pratik olarak ortadan kalktığı gerçeği ile karşı karşıyayız. Bu bağlamda, özellikle küresel ekonomi içinde belirli bir hacim kaplayan ülkelerin sermaye hareketlerini kısıtlama seçeneğinin masada olmadığını söyleyebiliriz. Buradan hareketle, günümüz ekonomi yönetimlerinin seçimlerinin en temel anlamda sabit kur sistemi ile bağımsız para politikası benimsemek arasında olduğu sonucuna varabiliriz.
Bunu bir örnekle açıklamak gerekirse, sermaye hareketlerinin serbest olduğu varsayımı ile, sabit kur sistemi uygulanması hedeflenen bir ekonomide, merkez para otoritesinin aksiyonları, yerel para biriminin değerini koruma amacıyla kullanılabilir. İç dinamikler, talep seviyesinin dengelenmesi, enflasyona karşı alınabilecek aksiyonlar gibi unsurlar, diğer bir ifadeyle bağımsız merkez bankası aksiyonları sınırlandırılmak durumunda kalır.
Bugünün karmaşık ekonomi dünyasının dinamiklerinin yanında küresel dengesizlikler sebebiyle hem merkez para otoritelerinin hem de hükümetlerin attıkları sıra dışı para ve maliye politikası adımları hipotezin zaman zaman sorgulanmasına yol açıyor. İçinden geçtiğimiz süreç de bunun bir istisnası değil.
Öte yandan, yukarıda da vurguladığımız üzere, günümüzün ekonomik ekosistemi, sermaye hareketlerindeki serbestiyi vazgeçilebilir bir seçenek olmaktan çıkarıyor. Bu da imkansız üçleme kavramının imkansız ikilem (sabit kur-bağımsız para politikası takası) olarak yeniden adlandırılabileceği tartışmalarını doğuruyor.
Tartışma ve eleştiriler hipotezin çeşitli açılardan güncellenebileceğini savunsa da üç olgunun aynı anda yönetilme girişimleri tarihe geçen Peso krizi ve Arjantin krizi gibi gerçekleri değiştirmiyor.
Türkiye örneği
Ülkemizde imkansız üçleme hipotezinin sınırlarını test etme eğiliminin uzun yıllardır devam ettiğini söylemek mümkün. Meşhur 1994 krizinde, sermaye hareketleri serbestisi altında hem faizleri hem de kuru kontrol etme gayretimiz tarihin en büyük finansal krizlerinden birine yol açmıştı. 2009 krizinin ardından yaşanan kaosun etkilerini hafifletmek ve iç dengeyi korumak adına karmaşık araçlarla denenen sistemden, küresel dengeler yerine oturduktan sonra kademeli olarak vaz geçilmişti.
Bugün de hipotezi sınar durumdayız. Bu seferki girişim, yüksek faiz-stabil kur açmazını kırmayı amaçlıyor. Geçtiğimiz yıl, para politikası aracının alışıldık metot çerçevesinde kullanılmayacağının ilan edilmesinin ardından yaşanan kur şokunu takip eden dönemde alınan makro ihtiyati önlemler kırılmanın belirli bir noktada görece stabilize olmasını sağlamıştı.
Mevcut politika setinde, sermaye hareketlerinin serbest olduğu ancak stabilite adına atılan adımlarla yabancı kaynaklı sıcak paranın belli oranda dışlandığını görüyoruz. Bunun yanında, para politikasının bağımsız bir araç olarak kullanılmadığı ve kurun serbest piyasada belirlenmekle birlikte müdahalelere açık bir seyirde yola devam ettiği de aşikar. Dolayısıyla mevcut model, imkansız üçlemenin en güçlü şekilde sınandığı dönemlerden biri olarak tarihe geçecektir. Bunun yanında, politika setinin kırılganlığına ve sürdürülebilirliğine ilişkin soru işaretleri ise yine en önemli tartışma konularından biri olmayı bir süre daha sürdürecektir.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
EXANTEFinans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Asgari ücretin bugün açıklanması bekleniyor. Bakan Nebati enflasyonun önümüzdeki aylarda daha belirgin şekilde düşeceğini ifade etti. Türkiye'de konut sahipliği son 10 yılda geriledi.
22 Ara 2022

YAZARLAR

EXANTE
Finans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Ülkemiz dünya ölçeğinde pahalı hâle gelmeye başladı; bu pahalılık her ay daha da artıyor. Bununla birlikte pahalılık artış hızımızda bir miktar gerileme var.

ABD 30 yıllık tahvil faizinin önceki hafta %5,2’yi aşması, yalnızca bir tahvilin satılması ya da fiyatının gerilemesi olarak okunmamalı. Bu hareket, küresel finans sisteminde uzun vadeli risk algısının ciddi şekilde yükseldiğine işaret ediyor. Başka bir ifadeyle, yatırımcıların enflasyon, kamu borcu, büyüme ve belirsizlik karşısında talep ettiği uzun vadeli risk primi yeniden fiyatlanmış durumda.

NATO, Çin'in NTE tekeline karşı kritik maden alım kulübü kurdu; Türkiye kurucu üyelerden oldu. Dünyanın önde gelen NTE yatağı Beylikova için fırsat kapısı açıldı. Bu kapıdan geçebilmek, rezervimizi uluslararası standartta belgelemekten, mühendis yetiştirmekten ve yatırımı finanse etmekten geçiyor.

Almanya sanayisindeki zayıflamanın arkasında fiyat rekabetindeki gerilemeyle birlikte elli yıl boyunca sürdürülen ucuz Rus enerjisine dayalı üretim ve ihracat modelinin bozulması da yer alıyor. “Wandel durch Handel” yaklaşımı Rusya ve Çin’de beklenen dönüşümü sağlamazken, Almanya’yı enerji ve tedarik zincirlerinde ciddi bağımlılıklarla karşı karşıya bıraktı.

2026'nın ilk yarısı ölçülü bir faiz indirimi ile başlayan ancak rüzgarın birkaç hafta içinde tam tersine döndüğü, manşet göstergelerin görece iyi seyrettiği fakat bu seyrin bedelinin alt kırılımlarda ortaya çıkmaya başladığı hareketli bir dönem oldu.



