Jeopolitik riskler, ekonomideki sis bulutlarını artırdı

Ciddi boyutlara yükselen jeopolitik riskler ekonomik görünüme ilişkin tahmin yapmayı gittikçe zorlaştırıyor.
Jeopolitik riskler, ekonomideki sis bulutlarını artırdı

EXANTE

EXANTE

Finans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.

Ciddi boyutlara yükselen jeopolitik riskler, ekonomik görünüme ilişkin tahmin yapmayı gittikçe zorlaştırıyor. Daha geçen hafta gelen OECD'nin Ekonomik Görünüm Raporu küresel ekonominin bu yıl ve gelecek yıl %3 üzerinde büyüyeceğini öngörüyordu. Dünyanın iki büyük ekonomisi ABD ve Çin’de yavaşlama beklenirken Avrupa, Ortadoğu ve Orta Asya ile Latin Amerika gibi birçok bölgede büyüme beklentisi paylaşılıyor.

Buna karşın, son verilere baktığımızda ABD ekonomisi beklenenden daha güçlü, %3 civarında bir büyüme performansı içerisindeyken Avrupa’dan gelen sinyaller öngörülen büyümeye şüpheyle yaklaşmaya neden oluyor. Çin ekonomisi zayıflıyor fakat Çin’in çok büyük boyuttaki para ve maliye politikası destekleri acaba Çin toparlayabilir mi sorusunu gündeme getiriyor. 

  • Özetle, dünyanın en büyük uluslararası kuruluşlarının tahminlerinin bile kısa sürede tersine dönebileceği bir süreçten geçiyoruz.

Stagflasyonu daha çok konuşabiliriz

Son günlerde yaşadığımız jeopolitik gerginlik, daha büyük boyutlara ulaşırsa maalesef senaryoların tümden değiştiği, dünyanın durgunluk ve enflasyonu birlikte yaşadığı bir stagflasyona gitme riski de artacak. 

330 trilyon USD'nin üzerinde borcun olduğu, 2008 krizinden sonra kapitalizm tarihinin en düşük faiz ortamından geçen küresel ekonomik sistemin faiz artışına karşı son derece hassas olduğu bir yapıda, olası bir stagflasyonun finansal kurumlar üzerinde son derece olumsuz yansımaları olabilir. Reel sektör krizi finansal piyasalara bulaşabilir. 

  • Umarız bunları konuşmayacağımız bir gündemle devam ederiz ama gelişmeler maalesef risk algımızı yüksek tutmamızı gerektiriyor.

İçeride PMI verilerinde sert düşüş

İçeriye baktığımızda, dün gelen veriler ekonomide üretim tarafında daralmanın daha güçlendiğine işaret ederken, paradoksal bir şekilde talepte canlanma sinyalleri veriyor. Enflasyona ilişkin öncü göstergeler ise 15 ayı geçen para politikasındaki sıkılaşma çabalarına rağmen pek de istenilen bir noktada olunmadığının sinyallerini veriyor.

İmalat Sanayi Satın Alma Yöneticileri Endeksi (PMI) verileri ile başlayalım. Endeks, Ağustos ayındaki 47,8 seviyesinden Eylül ayında 44,3 seviyesine gerileyerek Mayıs 2020’den bu yana en sert düşüşü gerçekleştirmiş oldu. Üstelik ekonomik faaliyet koşullarındaki bozulma peş peşe altıncı ayına girmiş oldu. Endeks içerisinde takip edilen 10 sektörün tamamında, siparişlerde, üretimde ve istihdamda olumsuz bir tablonun olduğunu görüyoruz. 

Eylül ayında bozulmanın en güçlü olduğu sektörlerin, giyim ve deri ürünleri, metalik olmayan mineral ürünler, ana metal sanayi, makine ve metal ürünler, kimyasal plastik ve kauçuk ürünler olduğu görünüyor. 

  • Tekstil, elektrik, elektronik, kara ve deniz taşıtları ile mobilya sektörü zaten sıkıntılı tablosunu devam ettiriyor. 

Sanayi üretimi geçen Temmuz ayında %3’ten fazla yıllık daralma göstermişti. İmalat sanayindeki daralma %5’in üzerindeydi. Ağustos ve Eylül PMI verileri, sanayi üretimdeki daralmanın en az Temmuz ayı kadar olma ihtimalinin yüksek olduğunu gösteriyor. Ekonomideki yavaşlamadan en negatif etkilenenin sanayi sektörü olduğunu görmeye devam ediyoruz. 

Açıkçası çok da sürpriz olmayan bir tablo ile karşı karşıyayız. Çok pahalı hâle gelmemiz, rekabet gücümüzdeki zayıflığı her geçen ay rakamlara daha fazla yansıtmaya başladı. Tüm bunların yanında, PMI verilerinin sektörel ayrıntılarına, birçok sektörde maliyet baskısının arttığına dair sinyaller alıyoruz.

Tüketici güveni ve tüketim eğilimi artıyor

Üretim tarafında artan bu zayıflığa karşın, iç talep göstergelerinde benzer bir tabloyu göremiyoruz. BloombergHT Tüketici Güven Ön Endeksi, Eylül ayında artış göstermişti. TCMB ve TÜİK tarafından açıklanan Eylül ayı Tüketici Güven Endeksi de artış gösterdi. 

Dün yayımlanan BloombergHT Tüketici Güven Nihai Endeksi, tüketim eğilimindeki hareketin güçlendiğini ve tüketici güveninin daha da arttığını gösteriyor. Konut sektöründeki hareketlenme ile tüketici kredi ve kredi kartı harcamalarının yukarı dönmeye başlaması iç talepte daha fazla zayıflamadan ziyade tekrar toparlanma yönünde sinyaller veriyor. Üretimin daha zayıfladığı bir ortamda talebin canlanma eğilimi net bir şekilde enflasyonist etki yaratır. Önümüzdeki aylarda bu eğilimi fiyat katılıklarında görebiliriz.

Enflasyon sinyalleri güçlü

İstanbul Ticaret Odası enflasyon verileri de aynı yönde sinyaller veriyor. Eylül ayında İstanbul Ücretliler Geçinme Endeksi, %3,9 artarken toptan eşya fiyatları endeksi %4,67 arttı. Veriler, Ağustos ayına göre hem talep hem maliyet enflasyonu koşullarında önemli bir artış olduğuna işaret ediyor. Giyim, konut gibi mevsimselliği olan ürün grupları dışında da artışların oldukça yüksek olduğunu görüyoruz. 

Döviz kurlarının oldukça yatay gittiği bir ortamda, küresel emtia fiyatlarının Eylül ayının son 10 gününde Fed’in faiz indirimi ile yukarı hareketlendiği bir çerçevede, maliyet enflasyonundaki bu artış, hizmet sektörlerindeki fiyatlama davranışlarının dolaylı yansımalarının hâlâ yüksek olduğunu gösteriyor. Rakamlar, Merkez Bankası’nın aylık %1,5’lara çekmeye çalıştığı aylık enflasyon rakamlarının hayli üzerinde kalmaya devam ettiğimize işaret ediyor.

Sonuç olarak, sanayi yoluyla üretimin baskılandığı, iç talebin kıpırdanma, enflasyonun direnme sinyalleri verdiği bir dönemdeyiz. Yaklaşık 15 aydır devam eden parasal sıkılaşma sonunda iç talebin çok daha net yavaşlaması, üreticilerin dış talebi iç taleple ikame etmesi, ihracattaki büyüme potansiyelinin artması, enflasyonist dinamiklerin çok daha güçlü kırılması beklenirdi. Maalesef o noktada olmadığımızı görüyoruz. 

Eğer enflasyonla mücadelede daha güçlü bir tablo çizmek istiyorsak mevcut politika çerçevesinin kurgusunda dış talebi artırmaya yönelik ve enflasyonist beklentileri kırmaya yönelik yeni adımlar atmamız gerekiyor.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

EXANTE

EXANTE

Finans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.

NEREDE YAYIMLANDI?

EXANTEEXANTE

BÜLTEN SAYISI

💥 Ortadoğu’da tansiyon yükseliyor

Dün hem yurt içi hem de yurt dışında pek çok önemli veri açıklanmış olsa da, piyasalar öncelikli olarak tırmanan jeopolitik gerilimlere odaklandı.

02 Eki 2024

IRIB

YAZARLAR

Erhan Aslanoğlu

İstanbul Topkapı Üniversitesi rektör yardımcısı, akademisyen ve ekonomist. Makroekonomi, Türkiye ve dünya ekonomisi alanlarıyla ilgilenen Aslanoğlu’nun yayımlanmış bir kitabı, kitap bölümleri, çok sayıda makalesi ve tebliğleri bulunuyor. Genel ekonomi, makroekonomik göstergelerin yorumlanması, Türkiye ve dünya ekonomisi, göstergeler ve gelişmeler üzerine seminer ve eğitimler veriyor.

EXANTE

Finans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.

İLGİLİ OKUMALAR

EXANTEEXANTE

HİKAYE

Ufukta faiz indirimi görünmüyor

Piyasalardaki iştah ve enerji, yoğun sermaye harcaması, bol sermaye ve rekabetçi büyüme arzusuyla öne çıkan Reagan dönemi 1980'ler, 1998-99 ve 2004-06 yıllarını andırıyor.

Eren Kuru

·

16 Tem 2026

Ufukta faiz indirimi görünmüyor
EXANTEEXANTE

HİKAYE

Fed'de Warsh çizgisi: Merkez bankalarında yeni iletişim standardı

Ortaya çıkan tablo, daha az konuşan ancak şeffaflıktan ödün vermeyen, iletişimini daha sade metinlerle kuran, piyasaya daha az yönlendirme yapan fakat hedefleri konusunda daha kararlı ve kurumsal açıdan daha disiplinli bir merkez bankası modeline işaret ediyor.

Eralp Ersoy

·

16 Tem 2026

Fed'de Warsh çizgisi: Merkez bankalarında yeni iletişim standardı
EXANTEEXANTE

HİKAYE

Sanayisizleşme uyarısı: Hazır giyim sektörü 2050 için yeni yol haritası sundu

Türkiye'nin en büyük dış ticaret fazlası veren sanayi kollarından tekstil ve hazır giyim sektörü, 2025 yılını 26,2 milyar dolarlık ihracatla kapattı. Doğrudan 845 bin, dolaylı etkileriyle birlikte yaklaşık 2 milyon kişiye istihdam sağlayan sektör, 2022'de ulaştığı zirveden bu yana tarihinin en sert daralmalarından birini yaşıyor. Konuyla ilgili sunum yapan TGSD yönetimi, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı'na sunulan üç aşamalı strateji haritasının ayrıntılarını paylaştı.

Emircan Yaman

·

14 Tem 2026

Sanayisizleşme uyarısı: Hazır giyim sektörü 2050 için yeni yol haritası sundu
EXANTEEXANTE

HİKAYE

Haftalık takvim: Gözler Fitch ve ABD TÜFE'de

Bu hafta hem yurt içi hem de yurt dışı piyasalarda veri akışı güçlü. Yurt içinde Fitch değerlendirmesi ve cari denge, yurt dışında ise ABD TÜFE ön planda olacak.

13 Tem 2026

Haftalık takvim: Gözler Fitch ve ABD TÜFE'de
EXANTEEXANTE

HİKAYE

Küresel ekonomik performansta ülkeler ve ülkeler içerisinde ayrışma netleşiyor

Küresel ekonomide bir taraftan savaşın yarattığı belirsizliği ve bunun başta petrol ve altın fiyatları olmak üzere finansal piyasalardaki yansımalarını izlerken, diğer taraftan özellikle yapay zeka alanında yaşanan olağanüstü teknolojik gelişmelerin önümüzdeki dönemde ekonomik hayata nasıl yansıyacağını anlamaya çalışan bir piyasa dinamiğiyle karşı karşıyayız.

Erhan Aslanoğlu

·

09 Tem 2026

Küresel ekonomik performansta ülkeler ve ülkeler içerisinde ayrışma netleşiyor