Kahvenin rafine hâli: Probador Colectiva

Probador, Tophane’nin bir yokuşunda kahveciden çok tadım yapılan bir laboratuvar gibi.
Kahvenin rafine hâli: Probador Colectiva

19 Eylül - Coffee Department - İstanbul
Coffee Department ile birlikte

İstanbul’da sonbahar: Coffee Department Okullar açıldı, İstanbul eski kalabalığına kavuştu. Peki bundan şikayetçi miyiz? Asla. Çünkü sonbaharla birlikte şehre dönmenin verdiği heyecanı paylaşmak ve dünyanın en kaliteli çekirdeklerinden üretilen kahveleri yudumlamak için semtin en sevilen kahve dükkânı Coffee Department’ta buluşmaya hazırız. Neler var? Afrika’nın en lezzetli kahve üreticilerinden Etiyopya’nın kahveleri; bulutlarla kaplı dağlarından, yüzyıllık ağaçlarından ve kahve emekçilerinin nitelikli tarım yöntemlerinden yola çıkarak Coffee Department’ın fincanlarında nefis bir içeceğe dönüşmeye devam ediyor. Coffee Department’ın en sevilenlerinden Etiyopya Uraga ; siyah frenk üzümü ve şerbetçi otu aromalarının öne çıktığı bir kahve olmasının yanı sıra limon asiditesine de sahip. Tam da fırından taze çıkmış bir kurabiyenin yanına yakışacak cinsten, bizden söylemesi. Başka? Pandos'un el yapımı dondurmalarını bu yaz ziyaretçileriyle buluşturan Coffee Department'ın menüsünde Lotus bisküvili dondurmalı Lotus Affogato ve bitter çikolatanın Coffee Department kahveleriyle bir araya geldiği, hem kahveyi hem de çikolatayı beraber deneyimleyeceğiniz bir dondurma olan Kahveli Çikolata Dondurm a, yazın bittiğini kabul etmek istemeyenler ve sıcaklara son kez veda etmek isteyenler için dükkânda hâla mevcut. Nerede? Bugünlerde Reşitpaşa’daki yeni kavurmahanesine taşınma telaşı içinde olan Coffee Department; hem Balat hem de Nişantaşı şubeleriyle kahve müdavimlerini tüm üretim süreçlerine şeffaf bir şekilde ulaşılabilen nitelikli kahve çekirdekleriyle buluşturuyor. Yolu oralara düşmeyecek olanlara ise Coffee Department’ın internet sitesini ziyaret etmelerini öneriyoruz.

Daha fazlasını öğren

Aposto İstanbul

Aposto İstanbul

İstanbul'dan ve dünyadan seçilmiş etkinlikler, kültür-sanat ajandası, şehir gündemi, tematik rehberler ve şehrin sınırlarından taşmaya değecek davetler her hafta e-posta kutunda.

Probador Colectiva’yı bana Kolombiyalı komşum önerdi. Kahveyi Kolombiya'dan biri önerirse dinlemek gerek — Türkiye'de yaşayan birinin taharet musluğu önermesi gibi tavsiyeyi uzmanından almak en iyisi. Dediğine göre yerliler arasında pek bilinmese de expat topluluğu içinde tercih edilen bir yer. Nitekim boş mekâna gittiğimde benden sonra ilk teşrif edenler Almanya'dan geliyordu.

Probador, kahvenin sunulmasından ibaret olan bir yer değil, aynı zamanda işlendiği bir alan. Her pazartesi kavurdukları kahveler teşhirde duruyor, açıklamaları da detaylıca menüde yer alıyor. Her hafta iki çekirdekten espresso yapıyorlar. Başka şehirleri bilemem ama İstanbul’da bir kahvecide espressonun farklı kahve çekirdeklerinden yapılması da pek alışılageldik değil. Belki Tokat’ta durum farklıdır, bilemem.

Denememiş olsam da çay menüsü de derinlikli, ithal çaylardan oluşuyor. Bir yandan kahve ve çay çeşitliliği ve katlanılan zahmet bariz. Bir yandan da burası insanın "kafe" deyince aklına gelen her içeceği tüketeceği bir mekân olduğuna dair bir vaatte bulunmuyor. Probador doğal olarak Starbucks menüsünden hâllice kombinasyonlu siparişler verebileceğiniz bir yer değil, süt eklenen kahveler mevcut fakat az. Kahvenin ve çayın rafine hâli öne çıkıyor.

Sıcaklar kadar soğuklar da leziz. Bu kadar çeşit cold brew (soğuk demleme) sunan Türkiye’de sanıyorum ki başka bir mekân yok. SL 28 kodlu cold brew'ları asiditesi düşük kahveleri tercih ettiğim için bana önerildi. Kakao notaları ön planda, akıcı ve yumuşak bir cold brew.

Cold brew'ların tatlı tasarımlı etiketlerinin arasında benzer tarzda fakat kendini ayıran bir kombucha gözüme çarpıyor — üstünde Cascara yazılı. Biraz sohbet ve cep telefonunda hızlı bir aramadan sonra cascara kelimesinin İspanyolca "kabuk" anlamına geldiğini ve bu bağlamda kahve meyvesinin kurutulmasından sonra demlenmesiyle elden edilen çaya dendiğini öğreniyorum. Kahve çekirdeğinin etrafını sarmalayan bu meyve kısmı kombuchada kullanıldığı için adı Cascara. Vişne aromaları yoğun, asit hissi az olmasına rağmen ferah bir tada sahip, içinde de meğer biraz kafein bulunuyor. Yanda bir kavanozda kahve meyvesi kabuklarının kurutulmuş hâlleri bekliyor. Koku kiraz gibi, biraz da tütünümsü — yeni açılmış bir antikacıda dolaşmak gibi. SL 28 cold brew tatlılara, cascara kombucha da fesleğenli, peynirli bir sandviçe güzel gider kanımca. Lakin Probador’da atıştırmalık menüde yok.

Burası az kişinin bildiği, daha da az kişinin gittiği bir yer. Bu satırları yazarken aklımdan bir hinlik yapıp ismini saklamak geçmedi değil. Nitekim bunu rica eden apéro okurları da oldu. İnsanın sevdiği bir mekânı gönlüne yakın yerde sır gibi saklaması bir süre güzel olsa da uzun vadede mantıklı seçenek değil. İyi yerlerin ortaya çıkarılması, tavsiye edilmesi bu yerlere yönelik talebi artırıyor. Bu talep de ya bu yerlerin marka olarak büyümesini ve çoğalmasını ya da benzer kalitede yerlerin rekabet olarak çoğalmasına ön ayak oluyor. Ucuz kopyalar tabii ki bu çarkın bir parçası fakat kısa soluklu ömürlere sahip olmaları konsept çalıp kaliteyi imitasyona taşıyamayanları denklemde etkisiz elemana çeviriyor.

Probador Colectiva iki sebeple bu sürecin biraz dışında. Birincisi kahveci kültürü doruk noktasında. Artık kopyalanacak bir tarafı kalmadı denebilir — Probador’un tadım ve kaynak odaklı kahvecilik konsepti yenilikçiliğiyle değil icrasında kalitesiyle öne çıkıyor. Bu da bizi ikinci sebebe getiriyor: ustalık. Probador belli ki damak tadı kuvvetli, bu işi ayakbastı parası veya hikâyeye dayanan bir gastronomik işgaliye için değil, hakiki lezzet ve kalite arayışı için uğraşan ehil bireyler tarafından yürütülüyor.

Tophane’nin bir yokuşunda çaktırmadan duran Probador Colectiva’yı parmakla işaret ederken niyetim, sükûnet dolu büyüsünü bozmak değil. Bozacağımı da sanmıyorum — ortamın sosyal kapitalinden değil, kahvenin ustalıkla işlenmesinden zevk alan insanların teşrif edeceği mekânın sükûneti azalsa da büyüsüne tanışıklıklar ekleyecek.

Bu yazı 15 Eylül 2021 tarihinde apéro'da yayımlanmıştır.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Aposto İstanbul

Aposto İstanbul

İstanbul'dan ve dünyadan seçilmiş etkinlikler, kültür-sanat ajandası, şehir gündemi, tematik rehberler ve şehrin sınırlarından taşmaya değecek davetler her hafta e-posta kutunda.

NEREDE YAYIMLANDI?

Aposto İstanbulAposto İstanbul

BÜLTEN SAYISI

🌞 İstanbul'da bir ömür

19 Eylül Pazar sabahından herkese günaydın. Bu hafta ajandada dans gösterilerinden, sergilere; şehrin farklı yerlerinde yakaladığımız konserlerden tiyatrolara nice etkinlik var.

19 Eyl 2021

Coffee Department ile birlikte
Fotoğraf: Deniz Sabuncu

YAZARLAR

Berkok Yüksel

A former child writing about food and London for Aposto.

Aposto İstanbul

İstanbul'dan ve dünyadan seçilmiş etkinlikler, kültür-sanat ajandası, şehir gündemi, tematik rehberler ve şehrin sınırlarından taşmaya değecek davetler her hafta e-posta kutunda.

İLGİLİ OKUMALAR

Sanasaryan Han: Vakıftan lüks otele uzanan yüz yıllık mülkiyet düğümü

Sirkeci’de, İstanbul’un en yoğun geçiş noktalarından birinde yükselen Sanasaryan Han, bugün "lüks otel" olarak işletiliyor. Ancak binanın hikayesi bir otelden çok daha fazlası: Bir Ermeni vakfı, devletleşen bir mülkiyet, siyasi tutukluluk hafızası ve yarım asrı aşan bir hukuk mücadelesi...

Vartan Estukyan

·

17 Tem 2026

Sanasaryan Han: Vakıftan lüks otele uzanan yüz yıllık mülkiyet düğümü
Şehri yaşamanın bedeli: Bayramın ücretsiz otobüslerinde bir İstanbul turu

Bayramda arabasız gezmek, çoğu insana külfet geliyor. Azalan otobüs seferleri, artan yolcu sayısı, belli semtlere gitmenin işkenceye dönüşmesi bayram gezmesinin olmazsa olmazları. Öte yandan ücretsiz bayram otobüsleri, sabahın nurunda kalkıp işe gidenler, bu yüzden şehri ancak bayramdan bayrama keşfedenler, iki kuruş harçlıkla hayatını idame ettirmeye çalışan kadınlar, denizi görmeden büyüyen çocuklar, çocuklarına denizi göstermek için bayramı bekleyen aileler için biraz da.

Ayça Örer

·

29 May 2026

Şehri yaşamanın bedeli: Bayramın ücretsiz otobüslerinde bir İstanbul turu
Hafıza bahçesinde bir kent turu: İstanbul'un kokusu nasıl hatırlanır?

İstanbul, bitkileri ve kokularıyla geçmişin ve bugünün birlikte yaşadığı bir hafıza bahçesidir. Kimileri meşhur bir lavanta kolonyasının ferah kokusuyla büyümüştür; kimileri Tokatlıyan Han’ın önünden geçerken tanıdık bir lavanta esintisini bugün hâlâ duyar. Ve bazen, İstanbul sadece kokusuyla hatırlanır.

Gözde Keskin

·

28 Nis 2026

Hafıza bahçesinde bir kent turu: İstanbul'un kokusu nasıl hatırlanır?
Kır çiçeğinden kültür çiçeğine: İstanbul kent yaşamında lalenin serüveni

İstanbul'da lale sevgisinin kökenleri çok eski zamanlara kadar uzanıyor. Türklerle birlikte Orta Asya'dan çıkıp Anadolu'ya ve İstanbul'a ulaşan lale, bahçelerimizden evlerdeki vazolara, geleneksel el sanatlarından edebiyata hep baştacı ediliyor. Hazır mevsimi gelmişken lalenin tarihinden bugüne uzanan renkli bir yolculuğa çıkıyoruz.

Gözde Akyüz

·

19 Nis 2026

Kır çiçeğinden kültür çiçeğine: İstanbul kent yaşamında lalenin serüveni
Geçmişe isim koymak: Bizans diye bir devlet var mıydı?

Bir devleti, kendi çağında kendine verdiği adla mı anmalıyız, yoksa sonradan yakıştırılan adla da anabilir miyiz? Bu sorunun tek bir doğru cevabı yok. Ancak şunu bilmeden sağlıklı bir tartışma yürütülemez: Bizans, Doğu Roma’nın kendine verdiği bir ad değildir. Bu da bizi daha büyük bir soruya götürür: Tarihi kim anlatıyor, hangi kelimelerle ve neden?

Şerif Yenen

·

10 Mar 2026

Geçmişe isim koymak: Bizans diye bir devlet var mıydı?