Kazdağları’nda Cengiz Holding’e ikinci dava

Zengin biyolojik çeşitliliğe ve verimli tarım topraklarına sahip Kazdağları maden şirketlerinin çevresel tahribata yol açacak maden projelerinin tehdidi altında. Cengiz Holding‘in daha önce mahkeme kararıyla iptal edilen maden projesine bir kez daha “Çevresel Etki Değerlendirme (ÇED) olumlu” kararı verildi. Kazdağları’nı korumak üzere kurumlar ve vatandaşlar kararın iptaline yönelik Çanakkale Nöbetçi İdare Mahkemesi’ne dava dilekçesi verdi. Kazdağı Doğal ve Kültürel Varlıkları Derneği yaptığı açıklamada Kazdağları’nın %79’unun madenlere ruhsatlandırılmış olduğunu belirtti. Bölge halkı enerji ve maden şirketlerine karşı mücadele verdiklerini belirtti.
- Neden önemli? Kazdağı Doğal ve Kültürel Varlıkları Derneği Başkanı Süheyla Doğan, projenin biyolojik çeşitlilik, tarım alanları ve iklim değişikliğiyle mücadelede kritik rolü olan karbon yutakları üzerindeki olumsuz etkilerinin yanı sıra su kaynakları için büyük tehdit oluşturduğuna vurgu yaparak projenin sebep olacağı çevresel sorunların sosyoekonomik sıkıntılara da yol açacağını belirtti. Tarımsal faaliyetlerin zarar göreceği köylerde köylülerin yoksullaşması söz konusu.
- Arka plan: Cengiz Holding ÇED raporuna rağmen yasadışı olarak 21 Şubat’ta Halilağa Bakır Madeni’ndeki faaliyetlerine devam etmişti. Alınan bilirkişi raporu çevre örgütlerinin lehine çıkmasına rağmen şirket çalışmalarına devam edince bölge halkı şirkete dava açmıştı. Dava sonucunda 6 Aralık’ta Çanakkale 1’inci İdare Mahkemesi kararı iptal ederken şirket proje için tekrar başvurmuştu. Bakanlık iptal edilen proje için 14 Mart tarihinde yeniden “ÇED olumlu” kararı vermişti.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
NEREDE YAYIMLANDI?
apéro gazete'de bu hafta: Haftanın tarım ve gastronomi haberleri, Mayıs ayı boyunca mezesi, muhabbeti, umudu, kültürü, politikası, neşesi ve hüznüyle rakı hakkında ettiğimiz sohbetlerden kısımlarla.
27 May 2023

YAZARLAR

apéro
İştah ve ufuk açan yemek yayını. Her çarşamba ve cumartesi önlüğünü giyer.
İLGİLİ OKUMALAR
Göçle taşınan, mahallelerde köklenen ve uzun süre “etnik” kategorisinde tutulan mutfaklar bugün fine dining’in parçası oluyor. Peki bir mutfak ne zaman prestij kazanıyor? Onu “yüksek gastronomi”ye taşıyan değer ölçütlerini kim belirliyor? Sosyoloji profesörü Zafer Yenal ve yemek editörü Reyhan Ülker, bu dönüşümün arkasındaki toplumsal ve gastronomik hiyerarşilere bakıyor.
26 Eyl 2026

Dışarıdan bakıldığında şarap kültürü ve turizmiyle, hatta biraz romantize edilmiş bir Fransız şarap imgesiyle özdeşleşen Beaujolais’nin, içeriden bakıldığında nasıl bir emek, iklim ve aile ekonomisi üzerine kurulduğunu Ceren Aral Desnos, bir beyaz yakalı olarak deneyimlediği bir günlük bağbozumu üzerinden anlatıyor.

Beslenme trendleri ortaya çıkarken bilimsel bilgi; medya, beden idealleri, sosyal normlar ve gıda endüstrisi tarafından seçiliyor, sadeleştiriliyor ve ürünleştiriliyor. Böylece bilim, gündelik yaşamın ve tüketim alışkanlıklarının parçası hâline gelirken sağlıklı beden, “doğru” beslenme ve kendimize iyi bakmak da sürekli yeniden tanımlanıyor.

Yunanistan’ın küçük Kiklad adalarından Sifnos, yerel ürünleri, geleneksel yemekleri ve son 15 yılda açılan şef restoranlarıyla ülkenin öne çıkan gastronomi duraklarından birine dönüştü. Adada nohut, peynir, kapari, kekik balı ve balık gibi ürünler hem geleneksel tavernaların hem de yeni nesil restoranların menülerinde yer buluyor. Seramikçilik gibi yüzyıllardır süren zanaatlar yemek kültürünün bir parçası olmaya devam ederken farklı ülkelerden şeflerle yapılan işbirlikleri de Sifnos mutfağını yeni tatlara ve tekniklere açıyor.

Bir zamanlar bir hayatta kalma becerisi olan foraging, bugün fine dining'in, wellness kültürünün ve sosyal medyanın ilgi alanında. Bu geri dönüş, insanın doğadan yeniden beslenmesinden çok, doğayla kopmuş ilişkisinin farkına varmasıyla ilgili olabilir.




