Küresel merkez bankaları dolar alımına mı yöneliyor?


Akra Antalya ile 7. Antalya Akra Caz Festivali Nedir? Caz ve dünya müziğinin sevilen isimlerini müzikseverlerle buluşturmaya devam eden 7. Antalya Akra Caz Festivali , çağdaş cazın yanı sıra funk, rock, Latin, soul, pop ve elektronik tınıları da harmanlayan performanslarla dinleyiciyi büyülemeye devam ediyor. Festivalin tadını Antalya'nın kalbinde unutulmaz bir tatille birleştirebileceğiniz Akra Caz Odası paketiyle konaklamanız boyunca katılacağınız konserlere ücretsiz giriş sağlayabilirsiniz. Nerede ve ne zaman? Festival 12 Haziran’a kadar Akdeniz’in ve Bey Dağları’nın eşsiz manzarası eşliğinde Akra Antalya 'nın a çık hava sahnesinde ziyaretçilerini ağırlamaya devam ediyor. Kimler var? Grammy ödüllü Judith Hill ’i bu akşam , İstanbul Caz Festivali kapsamındaki Genç Caz+ yarışmasına katılan ve sahne alan grupların yanı sıra Antalya’dan da grupların davet edildiği Akra Genç Caz konserini yarın akşam , bol ödüllü saksafoncu ve besteci Nubya Garcia ’yı 8 Haziran ’da, dünyaca ünlü piyanist ve besteci Fazıl Say ’ı ise 11 ve 12 Haziran akşamları dinleyebilirsiniz. Not almalı: Akra Caz Odası paketi kapsamında TheLifeCo Akra Antalya’nın tüm hizmetlerinde %15 indirim ve festival özel günlük Detoks programlarında da %30 indirim fırsatlarıyla wellness deneyimi sizleri bekliyor.
Daha fazlasını öğren →
EXANTEFinans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
Birleşik Krallık merkezli düşünce kuruluşu Official Monetary and Financial Institutions Forum (OMFIF) küresel merkez bankalarının ileriki dönemde USD alımına daha fazla yönelmeyi planladığına işaret ediyor. OMFIF tarafından toplamda 5,4 trilyon USD’lik uluslararası rezerve sahip olan 73 kurumun katılımıyla düzenlenen anketin sonuçlarına göre, küresel merkez bankalarının net %18’i önümüzdeki dönemde USD alımlarını artırmayı planlıyor. Aynı ankete bir yıl önce verilen cevaplar ise merkez bankalarının yalnızca net %6’sının USD alımını artırmayı planladığını gösteriyordu.
Küresel kutuplaşmanın ve yerel para birimlerine yönelimin her geçen gün daha fazla arttığı bir ortamda, USD varlıklarını artırmayı planlayan merkez bankalarının bir yıl içinde keskin bir artış göstermesi, otoritelerin USD’de hâlâ potansiyel gördüğüne ve ABD’de faiz oranlarının uzun bir süre daha yüksek kalmasını beklediklerine işaret ediyor.
Özellikle gelişmekte olan ülkelerin BRICS gibi de-dolarizasyon yanlısı uluslararası örgütlere rağbet göstermesi ve yerel para birimiyle ticaret anlaşmalarının keskin bir hacim artışı segilemesi, kamuoyunda USD’nin küresel hakimiyetini kaybedeceğine dair beklentileri ateşlemişti. Ancak istatistikler ve anket sonuçları, USD’nin en azından bir süre daha hakimiyetini sürdüreceğini gösteriyor.
De-dolarizasyon çabaları
Küresel çapta USD’nin hegemonyasını kırmak ve yerel para birimlerini değerlendirmek konusundaki çabalar çok öncelerden beri mevcuttu Ancak ABD ve AB’nin Rusya’nın Ukrayna’yı işgal etmesinin ardından Rusya Merkez Bankası’na ait olan 300 milyar USD’lik rezerv varlığını dondurması ile Rusya ve Çin’in de dahil olduğu BRICS grubu bu tarz çabalara hız verdi. Güney Afrika’da düzenlenen BRICS zirvesinde liderlerin, bürokratlara ülkeler arasındaki ticarette dolara bağımlılığı azaltacak önlemler geliştirme görevi vermesi, sonraki BRICS zirvesinde ortak para biriminin tartışılacağının ifade edilmesi ve zirveye ev sahipliği yapan Güney Afrika Devlet Başkanı Cyril Ramaphosa’nın “Yerel para birimlerinin kullanımı, alternatif finansal düzenlemeler ve alternatif ödeme sistemleri için küresel bir momentum var” sözlerini sarfetmesi bu çabalara birer örnek olarak gösterilebilir.
Buna ek olarak Birleşik Arap Emirlikleri, İran, Etiyopya ve Türkiye gibi ülkelerin BRICS bloğuna katılma yönünde görüş bildirmesi, ayrıca birlik üyeleri arasından Rusya’nın başta Çin olmak üzere çeşitli ülkelerle yerel para birimleri üzerinden ticaret anlaşmaları imzalaması ve BAE, Hindistan gibi ülkelerin yurt dışı para transferlerinde yerel para birimi kullanacağının sözünü vermesi, bu çabaların genişlemekte olduğuna işaret ediyor.
Başta Çin olmak üzere BRICS ülkeleri yerel para birimleriyle yapılan ticaretin küresel USD talebine sekte vurabileceğini ve bunun da USD’nin küresel hegemonyasının sona erdirebileceğini düşünüyor. Bazı kurumlar, Çin’in ticaret hacmini de göz önünde bulundurarak, bu yolla özellikle CNY’nin JPY’yi dahi geride bırakarak dünyanın en büyük üçüncü rezerv para birimi olabileceğini söylüyor.
OMFIF’in bulgularına göreyse bu durumun yakın vadede gerçekleşmesi olası değil. Konuyla ilgili konuşan OMFIF Genel Müdürü Nikhil Sanghani, “Doların yakın vadede en çok talep gören para birimi olması, buna karşın renminbiye (CNY) olan talebin düz bir çizgide kalması, geniş çaplı de-dolarizasyon anlatısının en azından durakladığını gösteriyor" ifadelerini kullanıyor. Sanghani ayrıca Asya ve Latin Amerika ülkelerinde yer alan merkez bankalarının USD alımına daha fazla yöneldiğini ve CNY alımlarını sınırlandırdığını söylüyor.
Kurum, küresel rezerv kompozisyonunda bir değişim beklemiyor da değil. Ancak bunun çok kademeli ve yavaş bir biçimde olması bekleniyor. Sanghani bu beklentinin son 10 yılda izlenen trende uygun olduğunu da ifade ediyor.
Uluslararası rezervler ne durumda
Uluslararası Para Fonu (IMF) istatistiklerine göre dünyada resmi otoritelerin sakladığı 12,3 trilyon USD’lik uluslararası döviz rezervinin %58,4’ü yine USD cinsi rezervlerden oluşuyor. Bu rezervlerin %20,0’si EUR cinsi, %5,7’si JPY cinsi, %4,8’i GBP cinsi, %2,3’ü CNY cinsi, %3,8’i ise diğer para birimi cinsinden varlıklardan meydana geliyor.
Yıllık bazda bakıldığında de-dolarizasyon çabalarının hız kazandığı 2022’den bu yana USD’nin toplam rezervlerden aldığı payın yalnızca 0,1 puan azalırken, bu dönemde CNY’nin aldığı payın 0,3 puan, EUR’un aldığı payın ise 0,4 puan gerilediği görülüyor. Bu dönemde majör rezerr para birimleri haricinde ‘diğer’ para birimlerinin aldığı payın ise 0,4 puan artışla %3,9’a yükselerek 2011 yılından bu yana en yüksek seviyesini görmüş olması ise dikkat çekiyor.
Son 20 yıla bakıldığında ise kompozisyonun daha büyük değişime uğradığı görülüyor. IMF verilerine göre USD’nin küresel rezerv paralar içindeki payının 2003 yılından bu yana 7,1 puan, EUR’un aldığı payın ise 5,1 puan gerilediği göze çarpıyor. Ancak yine de herhangi bir para biriminin USD veya EUR’a karşı güçlü bir pozisyon kazanamadığı da görülüyor. Örneğin bu dönemde USD ve EUR’a karşı alternatif olarak gösterilebilecek en güçlü para birimi olan JPY’nin küresel rezervlerden aldığı payın yalnızca 1,3 puan artarken, GBP’nin aldığı payın 1,9 puan, ‘diğer’ para birimlerinin aldığı payın ise 1,8 puan arttığı görülüyor. 2003 yılından daha sonra majör rezerv para birimi sayılan CNY, CAD ve AUD’un aldıkları payların ise sırasıyla 1,2, 1,1 ve 0,6 puanlık artış yakaladığı, ancak bu para birimlerinin küresel rezervlerden aldığı payın toplamının %7,0’yi dahi geçmediği dikkat çekiyor.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
EXANTEFinans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Borsa gelirlerine ilişkin vergi tartışmaları hem gündemi hem de piyasaların seyrini belirledi. Gün sonuna doğru gelen "yalnızca işlem vergisi planlanıyor" açıklaması ise ortamın bir nebze de olsa sakinleşmesine neden oldu.
06 Haz 2024

YAZARLAR

EXANTE
Finans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Bu hafta hem yurt içi hem de yurt dışı piyasalarda yoğun bir veri takvimi izlenecek. Yurt içinde Pazartesi günü açıklanacak Ağustos ayı sektörel enflasyon beklentileri ön plana çıkarken, yurt dışında Çarşamba günü ABD'de açıklanacak ikinci çeyrek GSYH revizyonu ve Temmuz ayı PCE enflasyonu ile Cuma günü Fed Başkanı Kevin Warsh'ın Jackson Hole konuşması takip edilecek.
24 Ağu 2026

Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), İran’ın BAE topraklarına yönelik balistik füze saldırılarının ardından İran ile yürütülen tüm faaliyetleri, ticari alışverişi ve finansal işlemleri ikinci bir karara kadar askıya aldığını duyurdu. İran yönetimi füze saldırısıyla ilgisi bulunmadığını ve bunun bir “sahte bayrak” operasyonu olduğunu ifade etmiş olsa da, BAE’nin kararı İran’ın en büyük ithalat kapısını ve yaptırımlar altında kullandığı başlıca ödeme merkezlerinden birini aynı anda devre dışı bırakma potansiyeli taşıyor.

Hem Japonya’da hem de Amerika’da piyasaların merkez bankalarını faiz artırmaya zorladığı bir süreçten geçiliyor. Ancak tarih gösteriyor ki genellikle bu savaşın kazananı tahvil piyasaları oluyor. Bu nedenle önümüzde, faizlerle ilgili olarak piyasaların çok da sevmediği stresli bir sürecin içinde bulunduğumuzu bir kez daha görülüyor.

Türkiye ekonomisinin omurgası KOBİ'lerin ihtiyacı mali ve beşeri sermayedir. Bunun yolu da büyüme sermayesi ve profesyonelleşmeden geçmektedir. Ancak özel sermaye yatırımları Türkiye'de milli gelirin yalnızca %0,03'üne denk gelmekte. Avrupa'da ise bu oran %0,44. Çözüm, şirketlerimizi kurumsallaştıracak daha derin bir özel sermaye piyasasından geçmektedir.

Uzun vadeli devlet tahvili getirileri dünyanın neredeyse her yerinde aynı anda zirvelere ulaşıyor. Getiri eğrisinin uzun tarafı son dönemlerde çokça dikkat çekmeye başladı. Ancak tahvillerdeki bu hareket, klasik “resesyon korkusu” hikayesine pek benzemiyor.



