Küresel merkez bankaları dolar alımına mı yöneliyor?


Akra Antalya ile 7. Antalya Akra Caz Festivali
Nedir? Caz ve dünya müziğinin sevilen isimlerini müzikseverlerle buluşturmaya devam eden 7. Antalya Akra Caz Festivali , çağdaş cazın yanı sıra funk, rock, Latin, soul, pop ve elektronik tınıları da harmanlayan performanslarla dinleyiciyi…
Daha fazlasını öğren →
EXANTEFinans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
Birleşik Krallık merkezli düşünce kuruluşu Official Monetary and Financial Institutions Forum (OMFIF) küresel merkez bankalarının ileriki dönemde USD alımına daha fazla yönelmeyi planladığına işaret ediyor. OMFIF tarafından toplamda 5,4 trilyon USD’lik uluslararası rezerve sahip olan 73 kurumun katılımıyla düzenlenen anketin sonuçlarına göre, küresel merkez bankalarının net %18’i önümüzdeki dönemde USD alımlarını artırmayı planlıyor. Aynı ankete bir yıl önce verilen cevaplar ise merkez bankalarının yalnızca net %6’sının USD alımını artırmayı planladığını gösteriyordu.
Küresel kutuplaşmanın ve yerel para birimlerine yönelimin her geçen gün daha fazla arttığı bir ortamda, USD varlıklarını artırmayı planlayan merkez bankalarının bir yıl içinde keskin bir artış göstermesi, otoritelerin USD’de hâlâ potansiyel gördüğüne ve ABD’de faiz oranlarının uzun bir süre daha yüksek kalmasını beklediklerine işaret ediyor.
Özellikle gelişmekte olan ülkelerin BRICS gibi de-dolarizasyon yanlısı uluslararası örgütlere rağbet göstermesi ve yerel para birimiyle ticaret anlaşmalarının keskin bir hacim artışı segilemesi, kamuoyunda USD’nin küresel hakimiyetini kaybedeceğine dair beklentileri ateşlemişti. Ancak istatistikler ve anket sonuçları, USD’nin en azından bir süre daha hakimiyetini sürdüreceğini gösteriyor.
De-dolarizasyon çabaları
Küresel çapta USD’nin hegemonyasını kırmak ve yerel para birimlerini değerlendirmek konusundaki çabalar çok öncelerden beri mevcuttu Ancak ABD ve AB’nin Rusya’nın Ukrayna’yı işgal etmesinin ardından Rusya Merkez Bankası’na ait olan 300 milyar USD’lik rezerv varlığını dondurması ile Rusya ve Çin’in de dahil olduğu BRICS grubu bu tarz çabalara hız verdi. Güney Afrika’da düzenlenen BRICS zirvesinde liderlerin, bürokratlara ülkeler arasındaki ticarette dolara bağımlılığı azaltacak önlemler geliştirme görevi vermesi, sonraki BRICS zirvesinde ortak para biriminin tartışılacağının ifade edilmesi ve zirveye ev sahipliği yapan Güney Afrika Devlet Başkanı Cyril Ramaphosa’nın “Yerel para birimlerinin kullanımı, alternatif finansal düzenlemeler ve alternatif ödeme sistemleri için küresel bir momentum var” sözlerini sarfetmesi bu çabalara birer örnek olarak gösterilebilir.
Buna ek olarak Birleşik Arap Emirlikleri, İran, Etiyopya ve Türkiye gibi ülkelerin BRICS bloğuna katılma yönünde görüş bildirmesi, ayrıca birlik üyeleri arasından Rusya’nın başta Çin olmak üzere çeşitli ülkelerle yerel para birimleri üzerinden ticaret anlaşmaları imzalaması ve BAE, Hindistan gibi ülkelerin yurt dışı para transferlerinde yerel para birimi kullanacağının sözünü vermesi, bu çabaların genişlemekte olduğuna işaret ediyor.
Başta Çin olmak üzere BRICS ülkeleri yerel para birimleriyle yapılan ticaretin küresel USD talebine sekte vurabileceğini ve bunun da USD’nin küresel hegemonyasının sona erdirebileceğini düşünüyor. Bazı kurumlar, Çin’in ticaret hacmini de göz önünde bulundurarak, bu yolla özellikle CNY’nin JPY’yi dahi geride bırakarak dünyanın en büyük üçüncü rezerv para birimi olabileceğini söylüyor.
OMFIF’in bulgularına göreyse bu durumun yakın vadede gerçekleşmesi olası değil. Konuyla ilgili konuşan OMFIF Genel Müdürü Nikhil Sanghani, “Doların yakın vadede en çok talep gören para birimi olması, buna karşın renminbiye (CNY) olan talebin düz bir çizgide kalması, geniş çaplı de-dolarizasyon anlatısının en azından durakladığını gösteriyor" ifadelerini kullanıyor. Sanghani ayrıca Asya ve Latin Amerika ülkelerinde yer alan merkez bankalarının USD alımına daha fazla yöneldiğini ve CNY alımlarını sınırlandırdığını söylüyor.
Kurum, küresel rezerv kompozisyonunda bir değişim beklemiyor da değil. Ancak bunun çok kademeli ve yavaş bir biçimde olması bekleniyor. Sanghani bu beklentinin son 10 yılda izlenen trende uygun olduğunu da ifade ediyor.
Uluslararası rezervler ne durumda
Uluslararası Para Fonu (IMF) istatistiklerine göre dünyada resmi otoritelerin sakladığı 12,3 trilyon USD’lik uluslararası döviz rezervinin %58,4’ü yine USD cinsi rezervlerden oluşuyor. Bu rezervlerin %20,0’si EUR cinsi, %5,7’si JPY cinsi, %4,8’i GBP cinsi, %2,3’ü CNY cinsi, %3,8’i ise diğer para birimi cinsinden varlıklardan meydana geliyor.
Yıllık bazda bakıldığında de-dolarizasyon çabalarının hız kazandığı 2022’den bu yana USD’nin toplam rezervlerden aldığı payın yalnızca 0,1 puan azalırken, bu dönemde CNY’nin aldığı payın 0,3 puan, EUR’un aldığı payın ise 0,4 puan gerilediği görülüyor. Bu dönemde majör rezerr para birimleri haricinde ‘diğer’ para birimlerinin aldığı payın ise 0,4 puan artışla %3,9’a yükselerek 2011 yılından bu yana en yüksek seviyesini görmüş olması ise dikkat çekiyor.
Son 20 yıla bakıldığında ise kompozisyonun daha büyük değişime uğradığı görülüyor. IMF verilerine göre USD’nin küresel rezerv paralar içindeki payının 2003 yılından bu yana 7,1 puan, EUR’un aldığı payın ise 5,1 puan gerilediği göze çarpıyor. Ancak yine de herhangi bir para biriminin USD veya EUR’a karşı güçlü bir pozisyon kazanamadığı da görülüyor. Örneğin bu dönemde USD ve EUR’a karşı alternatif olarak gösterilebilecek en güçlü para birimi olan JPY’nin küresel rezervlerden aldığı payın yalnızca 1,3 puan artarken, GBP’nin aldığı payın 1,9 puan, ‘diğer’ para birimlerinin aldığı payın ise 1,8 puan arttığı görülüyor. 2003 yılından daha sonra majör rezerv para birimi sayılan CNY, CAD ve AUD’un aldıkları payların ise sırasıyla 1,2, 1,1 ve 0,6 puanlık artış yakaladığı, ancak bu para birimlerinin küresel rezervlerden aldığı payın toplamının %7,0’yi dahi geçmediği dikkat çekiyor.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
EXANTEFinans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Borsa gelirlerine ilişkin vergi tartışmaları hem gündemi hem de piyasaların seyrini belirledi. Gün sonuna doğru gelen "yalnızca işlem vergisi planlanıyor" açıklaması ise ortamın bir nebze de olsa sakinleşmesine neden oldu.
06 Haz 2024

YAZARLAR

EXANTE
Finans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Küresel endeks sağlayıcılarının Türkiye'ye bakışı sertleşmeye devam ediyor. Haziran ayında MSCI'ın uyarısıyla başlayan süreç, temmuzda S&P DJI'ın Türkiye'yi izleme listesine almasıyla devam etti. Ağustosta FTSE Russell Türk hisselerine yönelik endeks güncellemelerini erteledi. Üç kurumun da aksiyonu fiili dolaşım oranlarının güvenilirliği, hissedar şeffaflığı ve bazı küçük ölçekli şirketlerle ilişkili fonlar üzerinden yapıldığı düşünülen koordineli işlemlere dayanıyor.

Küresel piyasalarda enflasyon dinamikleri, tahvil getirileri ve hisse senedi performansı arasındaki ilişki son dönemde dikkat çekici bir ayrışma sergiliyor. ABD'de enflasyonun beklentilerin üzerinde gelmesine ve Hazine tahvili getirilerinin yüksek seviyelerde seyretmesine rağmen, hisse senedi piyasalarının hala dirençli kalması öne çıkıyor.

AB’nin yeni “Made in Europe” kuralları, AB’den ayrılan İngiltere’yi içeride tutarken otuz yıllık Gümrük Birliği ortağı Türkiye’yi dışarıda bırakıyor. Bu tercihin ardında bir aidiyet ve rekabet kaygısı var. Türkiye’nin yanıtı rica değil, mütekabiliyet olmalı.
22 Eki 2026

Türkiye ile Suriye arasında, savaş yıllarında büyük ölçüde atıl kalan sanayi tesislerinin yeniden faaliyete geçirilmesi ve yeni sanayi bölgelerinin kurulması için uzun zamandır geniş kapsamlı bir hazırlık yürütülüyor. Son dönemde açıklanan projeleri birlikte değerlendirdiğimizde, Türkiye’nin Suriye’de üç ayaklı büyük bir yatırım planı uygulamaya hazırlandığı görülebiliyor

Bu hafta yurt içinde TCMB'nin faiz kararı ve tüketici güven endeksleri öne çıkarken, yurt dışında Çin'in üçüncü çeyrek büyümesi, İngiltere ve Japonya enflasyonu ile ABD, Almanya ve Avro Bölgesi öncü PMI verileri ön planda.
19 Eki 2026



