Postane'yle: Deprem süreci ve sonrası


Bu topraklar için el ele
Türkiye’nin yaşadığı felaketin yıl dönümünü hüzünle anıyoruz. İlk günden bu yana bölgede yaraları sarmak için adımlar atan Metro Türkiye , geleceğe dair umutların yeşermesi için yürüttüğü çalışmada değer katan bir aşamaya ulaşmanın…
Daha fazlasını öğren →
2021 yılında kurulan Postane , etki odaklı çalışmalara ve ortak kültürel üretimlere ev sahipliği yapan bir sosyal merkez. Postane daha adil ve yaşanabilir bir dünya için üretenleri, kültür mirasını koruyup yaşatanları, yenilikçi ve yaratıcı hikayeleri dinlemeyi ve anlatmayı sevenleri biraraya getirmeyi hedefliyor. Bu amaç doğrultusunda da sosyal ve çevresel etki odaklı çalışanlarla yurttaşlar arasındaki etkileşimi kolaylaştıran, değişim elçisi aktörlere kuluçka sağlayan, sosyal inovasyonu teşvik eden, nitelikli eğitim ve araştırmaya olanak veren altyapılar kuruyor.
Depremin ilk gününden itibaren afet bölgesindeki yerel topluluklar ve üreticilerle iletişimde olan ve onlara destek sağlamak için başlattığı çalışmalarını sürdüren Postane ekibiyle biraraya geldik. Aradan geçen bir yılda üreticiler ve kooperatifler cephesinde neler yaşandı, süregelen ihtiyaçlar neler ve nasıl destek olabiliriz, diye biz sorduk, onlar da anlattı.
"Bir yıl geçmiş olmasına rağmen hâlâ barınma gibi temel ihtiyaçlara yönelik ciddi sorunlar devam ediyor. İnsanlar hayatta kalabilmek için birçok sorunu kendi imkanlarıyla halletmeye çalışıyor. Aslına bakarsanız bunu da belirsizlik içinde yapıyorlar."
6 Şubat Depremleri'nin ardından deprem bölgesindeki üreticiler ve bağlı oldukları kooperatifler nasıl etkilendi? Bölgedeki güncel durum hakkında bilgilendirebilir misiniz?
Bölgedeki tüm üreticiler ve kooperatifler için bölgede yaşayan herkes gibi ilk iki hafta, belki de daha uzun bir süre hayatta kalmak için yaşamsal ihtiyaçları karşılamaya çabalamakla geçti. Bazı üreticiler için üretim yerleri barınma alanlarına dönüştü. Defne Apollon İpekçilik bunlardan biri.
İlk akut süreci atlattıktan sonra üreterek iyileşmeye çalışan kadınlar oldu. Bunun için Defne Kadın Kooperatifi ve Vakıflı Kadın Kooperatifi gibi üretim yerlerinin hasarlarını tespit ederek onardılar ve üretime başladılar. Depremin ardından geçen üç-dört ay içinde bazı üreticiler, işçileri göç ettiği için çalışacak insan bulmakta zorlandıklarını dile getirdiler. Temas ettiğimiz üreticilerin çoğu, kısa süre içerisinde tekrar üretime geçmek istedi. Ancak barınma gibi en temel ihtiyaçlarını bile kendi başlarına çözmek zorunda kaldıkları o dönemde, yerel halkın genel anlamda odağı bu sorunları çözmeye kaydı. Çözemeyenler de göç etti.
Tedarik zincirinde büyük bir kırılma yaşandığı için ilk birkaç ay üretilenlerin kentin dışına çıkması ya da üretim için gerekli bazı malzemelerin ulaşması oldukça zordu. Bu problemlere rağmen kısa sürede üretime tekrar başlayan çok sayıda kooperatif oldu. Depremden sonra kurulan kooperatiflere de tanık olduk. Özellikle ilk üç ay çevre iller başta olmak üzere dışarıdan epey destek geldi. Bu destekler sayesinde birçok kooperatif üretime başlayabilmek için can suyu aldı ve tedarik sorununu giderebildi.
"Bölgede hâkim olan belirsizlikler ve yaşanan travma göz önünde bulundurularak, bölgeye temel yaşam ihtiyaçlarının yanı sıra psikolojik, sosyal ve kültürel destek projeleriyle de gidilmesi gerektiğini düşünüyoruz."
Depremin üzerinden geçen bir yılda, yerel topluluklar, üreticiler ve kooperatifler özelinde süreç nasıl ilerledi?
İlk birkaç ay deprem bölgesine her yerden çok yoğun bir desteğin yağdığını söyleyebiliriz. Hatta bazı kooperatiflerin bu destekleri yönetmekte zorlandıklarını dahi duyduk. Ancak yaz aylarından itibaren bu destekler azaldı. Bir yıl geçmiş olmasına rağmen hâlâ barınma gibi temel ihtiyaçlara yönelik ciddi sorunlar devam ediyor. İnsanlar hayatta kalabilmek için birçok sorunu kendi imkanlarıyla halletmeye çalışıyorlar. Aslında bakarsanız bunu da yaparken belirsizlik içindeler.
Devam eden ihtiyaçlar ve bunlara yönelik çözüm önerileriniz neler?
Üreticiler açısından baktığımızda depolama, üretim alanı, üretim araçları gibi kendi başlarına çözmeleri gereken büyük kalemler var. Üretime devam etmelerini sağlamak için ürünlerini satın almak bir destek olabilir. Bunun için de oy verdiğimiz yerel yönetimlerin, çalıştığımız veya parçası olduğumuz kurumların sosyal tedarik ilkesini benimseyerek başta deprem bölgesinde yer alan kooperatif, yerel üretici, sosyal girişim gibi sosyal ekonomik aktörlerden satın alma yapmalarını talep edebiliriz. Böylelikle bireysel desteğin ötesinde, dayanışma temelinde daha büyük ölçekli bir ekonominin ve deprem gibi kriz anlarında da daha dirençli dayanışma ağlarının inşasına katkıda bulunabiliriz.
Ayrıca bölgede hâkim olan belirsizlikler ve yaşanan travma göz önünde bulundurularak, bölgeye temel yaşam ihtiyaçlarının yanı sıra psikolojik, sosyal ve kültürel destek projeleriyle de gidilmesi gerektiğini düşünüyoruz.
Yerel topluluklara, üreticilere ve kooperatiflere destek olmak amacıyla bu süreçte Postane nasıl bir rol üstlendi?
İlk olarak ekibimiz ve topluluğumuz içinde yakınları depremden etkilenen arkadaşlarımızın derdine düştük. Temas içinde olduğumuz deprem bölgesinden sivil toplum kuruluşlarından olabildiğince sağlıklı bilgi almaya ve bölgeden üreticilerimizle temasa geçmeye çalıştık.
Kendi ekibimiz ve topluluğumuzun katılımıyla, doğrudan adreslerine teslim edebileceğimiz teyitli ihtiyaçlara cevap vermeye çalıştık. İlk etapta jeneratör, sağlık malzemesi, çadır, uyku tulumu, çocuk kıyafeti gibi malzemeleri adreslerine ulaştırdık.
Devam eden çalışmalarınız neler?
Sosyal ekonomiyi ve sosyal tedariği teşvik etmek için kurduğumuz Hikayesi Olan Şeyler Dükkanı’nda bir deprem dayanışma köşesi oluşturduk. Ürünlerimizden Postane Bahçe Posteri bu köşenin ilk ürünlerinden oldu. Üreticilerimiz de bu köşede çeşitli ürünleriyle yer aldı. Dayanışma köşesinin geliri deprem bölgesinden üreticileri desteklemek için kullanıldı ve hâlâ bu dayanışma devam ediyor.
Amacımız; üretime yeniden başlamalarına vesile olacak can suyunu sağlamak, kırılan tedarik zincirine alternatif kanal oluşturmaktı. Bu süreçte birbirinden farklı hikayelere sahip beş farklı Antakyalı üretici ile dayanışma köşemizi büyüttük. Sahaya giden ekip arkadaşımız aracılığıyla satışa çıkarmak üzere ürünleri Postane’ye ulaştı. Ceylan Çağlar’ın deri çanta ve cüzdanları, Emel Duman’ın Defne Apollon İpekçilik ürünleri, İsa Kart’ın taş oymaları ve heykelleri, sanatçı Ezgi Aysever ve Macide Yalçınkaya’nın sanat eserleri hâlâ Postane Dükkan’da yerini koruyor.
Sosyal tedarik ilkesiyle, sadece yerel üretici, kooperatif ve sosyal girişimciler gibi sosyal ekonomi aktörlerinden tedarik ettiğimiz ürünleri kullandığımız Postane Kafe’nin 1 haftalık gelirini Ahbap Derneği’ne bağışladık. Depremden yara alan üreticimiz Defne Kadın Kooperatifi ile dayanışmak için tüm geliri kooperatife göndermek kaydıyla kooperatif ürünlerinden bir Dayanışma Köşesi oluşturduk.
Giresun’dan fındık üreticimiz Ağustos, deprem dayanışması için çıtlak fındıklarından bağışladı. Yine deprem bölgesinden üreticilerimiz Ağın Kadın Kooperatifi ve Solinova Kadın Kooperatifi ile kampanyalar düzenledik. Defne, Ağın, Vakıfköy ve Rimmen Kadın kooperatifleri ile nar ekşisi üreticisi Eshki ile aktif olarak çalışmaya devam ediyoruz.
Bu zor zamanlarda deprem bölgesinden İstanbul'a göç etmek durumunda kalan kişilere, komşularımıza ve aynı zamanda deprem sonrası kaygıları artan İstanbullulara yönelik Psikolojik Dayanışma ve Destek Amaçlı Grup Çalışmaları başlattık. İstanbul Bilgi Üniversitesi Grup Liderliği ve Grup Psikoterapileri Programı ve İstanbul Psikodrama Derneği işbirliğinde ücretsiz olarak sürdürdüğümüz paylaşım grupları ile kolaylaştırıcılar eşliğinde biraraya geldik. Hep birlikte tecrübe ettiğimiz acıları, hissettiğimiz sıkışmışlığı birarada olarak hafifletmek için çalıştık. Birlikte iyi olabilmeyi hayal ettik.
Hâlihazırda kültür sanat ile doğa koruma alanlarının kesişiminde faaliyet gösteren kişi ve kurumları desteklemek amacını taşıyan Postane Kültür Doğa Programı’nı deprem sonrasında olabildiğince deprem gündemini canlı tutacak şekilde dönüştürdük. Bu kapsamda Altyazı ile hazırladığımız Kültür Doğa Film Gösterimleri’ne, sağlıklı ve güvenli kentleşmeyi gündeme alan filmlerle devam ettik.
Postane Prodüksiyon olarak Antakya’nın yeniden inşa sürecine, zanaatkar ve kültür emekçilerinin hikayelerini taşımak amacıyla bir video seri çalışmasını, uluslararası paydaşlarımızdan Bertha Vakfı’nın desteğiyle başlattık. Bu çalışma kapsamında ilk etapta 10 yerel üreticinin kısa videoları hazırlandı. Postane’de hikayelerini anlattığımız üreticilerin de katılımıyla büyük bir buluşma ile projenin lansmanını yaptık.
Antakya’nın Yüzleri serisinin ön hazırlıklarını ve çekimlerini yaparken yeni üreticilerle tanıştık. Onların ürünlerini de Postane Shop ile buluşturduk. Bu video serisi ile de yaptıkları işlerin kültürel miras açısından önemini anlatmaya, görünürlük kazandırmaya çalıştık. Hem sosyal medya hesaplarımızda hem Postane Cafe’de hem de dükkanlarımızda hikayelerini görünür kıldık. Destek ağını büyütmeye çalıştık.
Uluslararası paydaşımız Allianz Vakfı ve Avrupa Kültür Vakfı’nın destekleriyle 150 bin euro değerinde bir Deprem Dayanışma Fonu’nun oluşumuna katkıda bulunduk. Deprem bölgesinde depremin yaralarını sarmak için özellikle kadın, çocuk ve gençlerle aktif bir şekilde çalışan kişi, inisiyatif ve kurumlara yönelik kullanılacak bu fonun ihtiyaç ve paydaş analizlerini tamamladık, çerçevesini oluşturduk ve depremin yıldönümünde duyurusuna çıktık.
Daha fazla bilgi edinmek ve deprem bölgesine destek olmak için Postane İstanbul'la iletişime geçebilirsin.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
NEREDE YAYIMLANDI?
6 Şubat 2023 sabahı Kahramanmaraş merkezli depremlerle sarsıldık. Türkiye tarihinin en uzun sabahının üstünden bir yıl geçti. Deprem süreci ve sonrasını Postane ekibiyle konuştuk.
07 Şub 2024

YAZARLAR

apéro
İştah ve ufuk açan yemek yayını. Her çarşamba ve cumartesi önlüğünü giyer.
İLGİLİ OKUMALAR
Batı Karadeniz’in iç kesimlerindeki Daday, deniz etkisinin azaldığı, yüksek rakımlı ve ormanlık bir coğrafyada yer alıyor. Ormanlar, meralar, tarım arazileri ve köyler birbiriyle iç içe. Üretim ise iklimin ve mevsimlerin çizdiği sınırlar içinde ilerliyor. İki gün boyunca ziyaret ettiğimiz çiftlikler, bu koşullarla kurulan farklı ilişkileri anlamak için iyi birer durak.

Bir zamanlar İstanbul’un takvimi deniz üzerinden tutulurdu. Palamutun, lüferin ve uskumrunun gelişi mutfakta neyin pişeceği kadar, kayıkların ne zaman suya ineceğini, balıkçı tezgahlarının görünümünü ve şehrin gündelik akışını da belirliyordu. Bazı şeyler hiç değişmiyor. Ekim geldiğinde İstanbul’da gözler hâlâ yeniden denize çevriliyor.

Londra’yı gastronomi üzerinden tanımak için her zaman şehrin en yeni restoranlarının peşine düşmek gerekmiyor. Bazen birkaç sokaklık bir rota, şehrin yemek kültürünün nasıl değiştiğini görmek için yeterli. Borough Market’tan Bermondsey Street’e kadarki bu bölge de bunun iyi örneklerinden biri. Emre Onar, sevdiği duraklar ve kendi deneyimleri üzerinden bu kısa mesafeyi adım adım anlatıyor; kahveyle başlayan rotayı pazar tezgahlarından restoranlara, oradan da Bermondsey Street’in sakinliğine taşıyor.

Urla’da sofraya giden yol, toprağın ve mevsimin sunduklarıyla başlıyor. WMF işbirliğiyle, Şef Dilek Yetkiner eşliğinde lavantalardan Ege otlarına uzanan bir hasadın ardından mutfağa geçtik. Doğada başlayan akşamı, uzun bir yaz akşamına yakışan sofrada, Bi’ Masa Akademi’de pişirdiklerimizle tamamladık.
05 Eki 2026

İki Michelin yıldızlı Villa Aida’nın kurucu şefi Kanji Kobayashi, Vakko L’Atelier’in “Guest Chef Dinner” serisi için İstanbul'daydı. Şef Kobayashi, sohbetimizde İstanbul’da karşılaştığı malzemeleri kendi mutfak diliyle yeniden düşünürken şehrin yemek kültüründe kendisine tanıdık gelen ve ayrışan noktaları anlattı.




