Renkler zehirleyebilir mi?: Organik ve sentetik boyalar

Renk yapımı ve insanlık tarihinin kesiştiği noktalar, aşırıya kaçan uygulamalar üzerine.

Together with The Body Shop

Fark yaratan güzellikle Türkiye’de 20’nci yıl: The Body Shop Türkiye'de 20'nci yıl 2003 yılında İstanbul ’da açtığı mağazasıyla ilk defa Türkiye’deki müşterileriyle buluşan The Body Shop ; çevreye ve topluluklara fayda yaratan kampanyaları, her birinin ayrı bir hikâyeye sahip olduğu zengin ürün çeşitliliği ve aktivist politikalarıyla Türkiye’deki 20’nci yılını kutluyor . Etik, duyarlı ve sürdürülebilir prensiplere sahip The Body Shop’ın hikâyesi feminist ve insan hakları aktivisti Dame Anita Roddick sayesinde 1976 ’da Brighton’da başladı. Doğal içerikli, çeşitli ve neredeyse tamamı vegan olan ürünleriyle müşterilerinin güzellik rutinlerinin vazgeçilmezi olan The Body Shop , 1976’dan bu yana daha adil ve daha güzel bir dünya için çalışıyor. Macerasını şimdi dünyanın pek çok farklı noktasına taşıyan ve kurulduğu günden bugüne sektördeki oyuncular arasında fark yaratan tutumlar sergileyen güzellik markası, gücünü dünyamız için olumlu değişimler ortaya koymak için kullanıyor. The Body Shop , tüm dünyada olduğu gibi Türkiye pazarında da ürünlerini yerel üreticilerden tedarik edip sosyal değişimlere katkı sağlayarak toplum için ; hayvanlar üzerinde deney yapmayarak, yeniden doldurulabilir ürünleri ve sürdürülebilir ambalaj tercih ederek dünya için fark yaratma hedefleriyle çalışmalarına devam ediyor. Dahası: Birleşmiş Milletler iş birliğiyle küreselde yürüttüğü sosyal sorumluluk kampanyasını Toplum Gönüllüleri Vakfı (TOG) ve gençlerle el ele vererek Kendi Sesin Ol adıyla Türkiye’de hayata geçiren The Body Shop; Engelsiz Yaşam ve Eğitim Derneği , Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu ve Hayat Sende Derneği ’yle de değerli çalışmalara imza attı. Güzelliği iyilik için kullanılan bir güç hâline getiren The Body Shop ürünleriyle buradan buluşabilir, tüm ürünlerde geçerli %50’ye varan büyük yaz indiriminden yararlanarak çevreye duyarlı bir bakım rutinine sahip olabilirsiniz.

Learn more

Angst

Angst

Her cuma 12.00’de, çevre ve iklim gelişmelerine türler arası eşitlik ilkesini benimseyerek gelişmeleri aktarıyoruz.

Renk pigmentleri aracılığıyla geçmiş hakkında başka hiçbir yolla öğrenemeyeceğimiz şeyleri öğrenme potansiyelimiz var.

— Melonie Ancheta (Renk araştırmacısı)

İnsanlık tarihi, Atmos’un ilham verici bir şekilde bahsettiği gibi, makro-tarihçiler tarafından anlatıldığı zaman oldukça kısıtlı konular etrafında dönüyor. Heyecanlı hayatta kalma dramaları, savaşlar, fetihler, vebalar ve imparatorlukların yükselişleri veya düşüşleriyle dolu hikâyelerden bahsediyoruz. Hâlbuki bunların arasında alternatif konular da var—mesela bazıları kılıçların çarpışmasını değil, renklerin insanlarla ilişkisini araştırıyor.

Renk yapımı ve insanlık tarihi: İlkel bir çorbadan karmaşık varlıklara geçişle beraber Homo Sapiens’ler, etrafa renk katmak için durmayan bir çabaya girmiş gibi. Buna Neandertal kuzenler de dâhil—mesela 60,000 yıl öncesine kadar, şu an İspanya olarak adlandırdığımız topraklardaki mağaralarını yer altından çıkarılan rustik bir pigment olan kırmızı taş boyasıyla biraz daha ev gibi yapıyorlardı. 250,000 yıl geriye gidince, kırmızı taş boyasını bir pigment olarak deneyimlediklerine dair ipuçları da bulunabiliyor.

Dolayısıyla renk yapımı, oldukça eski zamanlardan beri insanlarla beraber ilerliyor. Antik Mısır’ın parlak mavilerinden, Çin Han Hanedanı’nın morlarına kadar.

Kanatlı Scarab Amuleti, Antik Mısır, Geç Dönem (M.Ö. 664-332). Anonim
Fotoğraf: Heritage Art/Heritage Images, Getty Images


Renk ve insan ilişkisi: Kültürlerin doğayla bağı

Kuzeybatı Sahili'ndeki insanlar için renklerle olan ilişki, topraktan çıkarılan okrayla kırmızı; kömür veya yakılmış kemikle siyah; celadonit ve vivianit mineralleriyle yeşil ve maviyi oluşturmayı içeriyordu.

Dünyanın diğer bölgelerinde, farklı renkler ve bu renkleri oluşturacak malzemeler hüküm sürüyordu. Mesela Avustralya merkezli boya üreticisi David Coles'un Chromatopia adlı kitabına göre, Birleşik Krallık'takiler mavi yapmak için woad bitkisini kullanırken günümüz Lübnan'ındaki Fenikeliler, Tyrian morunu deniz salyangozundan çıkarıyorlardı. Çin'de giysiler ve yiyecekler safran kullanarak boyanırken İnka ve Aztek toplulukları, cochineal böceklerinin öğütülmesiyle elde edilen yoğun kırmızıyı değerli buluyordu.

Kullanılan malzemelerin ve yaratılan renklerin çeşitliliğine rağmen, dünya genelindeki insanlar, renk verici bir molusk veya kaya olsun, renkleri doğal dünyada somut ve tanınabilir unsurlar veya canlılardan elde etmekte ortaktı. Bu renklerin çeşitliliği, her kültürün eşsiz bir şekilde doğayla olan bağını ve onun değişikliklerini sanat ve hayatlarına nasıl entegre ettiğini gösteriyor.

Chromatopia: An Illustrated History of Color


Devrim heyecanı: Endüstrileşme süreciyle gelen tehlike

1800'lü yıllarla birlikte sentetik renk maddelerinin endüstrileşmesiyle bu durum değişmeye başlıyor. 1856'da, 18 yaşındaki kimyager William Perkin, kömür endüstrisinin bir yan ürünü olan kömür katranını kullanarak sıtmaya bir tedavi üretmeye çalışırken kömür katranı çamurunu bir mavi çivit boyasına dönüştürme yolunu buluyor. 

Sentetik boyada devrim: Perkin'in bu buluşu, sentetik boya üretiminde bir devrim başlatıyor ve dünyanın çoğunun renk üretme şeklini değiştiriyor. Kısa bir süre sonra diğer kimyagerler, kömür katranı ve diğer petrokimyasal ürünlerden gökkuşağının her rengini nasıl sentezleyeceklerini bulmaya başlıyorlar.

Doğal dünyaya karşı zafer: Perkin'in hayatına odaklanan ve gazeteci Simon Garfield tarafından yazılan Mauve adlı kitap, Perkin'in çağdaşlarının buluşunu doğal dünyaya karşı bir tür zafer olarak nasıl övdüğünü anlatıyor.

Sör William Perkin
Fotoğraf: SSPL, Getty Images


1858'de British Association'ın dernek başkanı Richard Owen, "Kimyanın, ihtiyaç duyulan şeylerin üretiminde, doğanın mevcut canlı enerjilerini ne ölçüde geçebileceğini tahmin etmek imkânsızdır," ifadesinde bile bulunuyor. 

Bu esnada Perkin'in kimya öğretmeni August Hofmann, Birleşik Krallık'ın dünyanın en büyük renk ihracatçısı olacağını ilan ediyor: 

[Birleşik Krallık], yakında kömür türevi mavi renklerini indigo yetiştiren Hindistan'a, katranla damıtılmış kırmızısını cochineal üreten Meksika'ya ve fosil ikamelerini quercitron ve saflor için Çin ve Japonya'ya gönderebilir.

Boya üreticiliği ve sonrası

Birleşik Krallık'ın boya üreticisi tahtını önce Almanya'ya daha sonra da Çin'e bırakmasına rağmen, Hofmann'ın bir konuda pek de yanılmadığı söylenebilir: Sentetik boyaların ortaya çıkışı, doğal boya ticaretini büyük ölçüde tahrip ediyor. 

Artık günlük yaşamda kullanılan nesneleri, bir kişinin yerel manzarasında gözüyle tanıyabileceği malzemelerle renklendirme günleri geride kalıyor. Kimya laboratuvarının renk üreticisi olduğu çağ başlıyor ve o zamandan beri sadece genişliyor.

Günümüzde durum: Birleşik Krallık merkezli Colour Connections Textile Consultancy'den Phil Patterson'a göre, bugün kullanılan tekstil boyalarının %99'dan fazlası sentetik.

Bu evrim, bireysel kimyanın ve endüstriyel üretimin gelişiminin etkileyici bir hikâyesi olarak görülebilir. Ancak bu hikâyenin paralelinde, renklerin doğal köklerinden uzaklaşmanın belki de kültürel ve ekolojik bir bedeli de var. Bu konu, insanlığın gelecekteki renk kullanımını, toplumlar ve çevre üzerindeki etkisini anlamamızı sağlayabilir.

Boya üreticileri, daha güvenli alternatiflerin mevcut olmaya başlamasıyla birlikte bazı boyalardaki kurşun pigmentlerini değiştirmeye başlıyor
Kaynak: American Coatings Association


Renkler zehirleyebilir mi?: Kültürel ve ekolojik bedel

Renkli atıklar, boyahanelerin yakınlarındaki su yollarına düzenli olarak sızarak yerel ekosistemleri zehirliyorlardı. Müşteriler, Perkin'in icadına yardımcı olduğu anilin boyaları giydikten sonra cilt iltihabı şikâyetlerinde bulunuyorlardı. Garfield'a göre, 1870'te bir kimyager, ticari magenta boyalarla boyanmış 14 giysi örneğinden dokuzunun %2 arsenik içerdiğini ve beşinin %4,3-6,5 arasında arsenik içerdiğini buluyor.

Boya yapımı fabrikasının yakınında yaşayan bir kadın arsenikle zehirlenerek öldü ve organlarında arsenik bulundu; aynı zehir, fabrikanın sınırları içindeki tüm kuyuları kirletiyordu. Garfield'ın kitabına göre, o dönemlerde çocukların duvar kağıdından zehirlenerek uyurken ölmesi pek de nadir olmayan bir durum.

21. yüzyılda: Bu skandallar, Perkin'in yüzyılından sonra da devam ediyor. Bunlardan biri 2007 yılında gerçekleşiyor. Mattel, üzerlerinde kullanılan boya içindeki güvenli olmayan kurşun seviyeleri nedeniyle 967,000 oyuncağı geri toplatıyor ve birkaç gün sonra, toksik boya kullanmakla suçlanan şirketin kurucusu intihar ediyor.

Toplatılan oyuncaklardan birkaçı
Kaynak: The New York Times


Çözüme doğru bir vaka çalışması: Melonie Ancheta

Bunlar, sanayileşme boyunca renklerin nasıl üretildiği ve kullanıldığı konusundaki görünürde masum sanatsal ve estetik seçimlerin, aslında bireyler ve topluluklar üzerinde derin ve bazen ölümcül etkileri olabileceğini açıkça ortaya koyuyor. Kimyasal renklendirme, her ne kadar renk yelpazemizi genişletse de, çevre ve sağlık üzerinde ciddi sorunlara yol açıyor. Bu nedenle, doğal boyaların yeniden canlandırılması ve sürdürülebilirlik yoluyla renklendirme tekniklerinin evrimi daha da önem kazanıyor.

Mesela renk araştırmacısı Melonie Ancheta, yaklaşık 30 yıl önce, özellikle Haida ve Tlingit gibi Kuzeybatı Sahili'nin yerli halklarının kullandığı renkleri incelemeye başlıyor. Akabinde çalışmalarını daha derin bir boyuta taşıyor. Geleneksel boyaları kendi eserlerinde kullanma arzusu, onu eğilmiş sedir kutulardan süslü giysilere kadar bir dizi boyalı iş yaratan bir sanatçı olmaktan renk yapma uygulamalarına yönelik bir araştırmacıya dönüştürüyor.

Ancheta'nın bilimsel çalışmaları, belirli bir manzarayla bağlantılı yaşayan halkların özel uygulamalarına odaklanmış olsa da, öğrendikleri geniş bir perspektif sunuyor. Bu, renklerin binlerce yıl boyunca her yerdeki insanlar tarafından nasıl toplandığını ve kullanıldığını aydınlatıyor: özünde, insanlar renkleri doğada kendiliğinden oluşan malzemelerden topluyorlardı. Bu bilgi, çevremizdeki dünyanın renklerini anlamamız ve onlara nasıl değer verdiğimiz konusunda yeni bir bakış açısı sunuyor. Böylece endüstrileşmekten kaynaklanan sorunlara çözümde bu perspektifi kullanmak mantıklı görünüyor.

Hikâyeyi beğendiniz mi? Paylaşın.

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Angst

Angst

Her cuma 12.00’de, çevre ve iklim gelişmelerine türler arası eşitlik ilkesini benimseyerek gelişmeleri aktarıyoruz.

İLGİLİ BAŞLIKLAR

mavi

mor

kırmızı

Renk

Homo Sapiens

Neandertal

İspanya

Çin Han Hanedanı

Scarab Amuleti

Antik Mısır

Heritage Art

Heritage

Avustralya

David Coles

Birleşik Krallık

Lübnan

Fenikeliler

NEREDE YAYIMLANDI?

AngstAngst

HİKAYE

💀 Renkler zehirleyebilir mi?: Sentetik boyaların kültürel ve ekolojik bedeli

Çevre Haftası kutlamaları arasında renk yapımı ve insanlık tarihinin kesiştiği noktalar, aşırıya kaçan uygulamalar üzerine.

09 Haz 2023

The Body Shop ile birlikte
Fotoğraf: In Pictures Ltd./Corbis, Getty Images

YAZARLAR

Angst

Her cuma 12.00’de, çevre ve iklim gelişmelerine türler arası eşitlik ilkesini benimseyerek gelişmeleri aktarıyoruz.

İLGİLİ OKUMALAR

;