Sevgililer Günü'ne sıvı prelütler

Apéro’nun sofistike ruhları için günün anlam ve önemine uygun tarifler.
Sevgililer Günü'ne sıvı prelütler

TazeDirekt #n
Tazedirekt ile birlikte

Ne yediğinizi önemseyen online pazar: Tazedirekt

Denetim, vergi ve danışmanlık şirketi Deloitte Türkiye'nin Taze Gıda Tüketicisi Araştırması özellikle pandemi dönemiyle tüketici tercihlerinde fiyat kadar güvenlik başlığının da belirleyici olduğunu gösteriyor. Organik ve denetimli üretim…

Daha fazlasını öğren →

apéro

apéro

İştah ve ufuk açan yemek yayını. Her çarşamba ve cumartesi önlüğünü giyer.

Bir kur yapma biçimi olarak kokteyl. Galiba 18 yaşındayken içkileri birbirine karıştırma üstüne tefekkür etme için motivasyon kaynaklarımdan biri buydu. Tahmin ediyorum sadece benim için böyle değildi. Nice çilekli mojito'lar üstlerinde “Pelin” ismini taşıyarak arzuların müphem bir ifadesine dönüştüler – püf noktası shaker'da hazırlamak ki imza bir şey olduğunu iddia edebilesiniz. Nice fıçıda yaşlandırılmış negroni'ler ıssız adamlığın şairane ruhuna temas ettiler.

Bütün bunlar; her ne kadar çiğ de olsa, kokteyllerin yanlarında küçük ifadelere her zaman yeri olduğunu gösteriyor. Bu yönüyle hep hoşuma gitmiştir. Paylaşacağım bu üç tarif de sevgilerini ifade etmek için topluca belirlenmiş bir güne biat etmeyenler içindir. Sevgisini bir haiku ile ifade edebilenler için; alternatif ve lirik bir yöntem olması dileğiyle…

Sahneye ilk olarak Ayurveda’nın afrodizyak çocukları çıkıyor. Üç bin yıllık bu Hindistan kökenli alternatif tıp disiplini; en iyi afrodizyağın partnerinizin kendisi olduğunu savunsa da bazı baharatların bu duruma tuz biber olabileceğini düşünüyor.

Sende mi Buluşalım Bende mi?


Malzemeler:

  • 5,5 cl İrlanda viskisi (Burbon veya İskoç viskisi kullanıyorsanız 5 cl daha ideal.)
  • 2 cl shukra şurubu (Aslında böyle bir şey yok, İsveç şurubu gibi bir şey zannetmeyin. Metaforik bir isim sadece.)
  • 2,5 cl limon suyu
  • 1 yumurta beyazının yarısı
  • Itır yağı
     

Shukra şurubu için malzemeler

  • 300 gr şeker
  • 300 ml su
  • 0,2 gr safran (Mermer havanda toz hâline getirin)
  • 5 adet kakule (Çekirdekleri açılmış)
  • 3 dilim taze zencefil
  • 2 gr öğütülmüş meyan kökü
     

Yapılışı: 

  1. Yumurtayı, yanlarına ıtır yağı damlatılmış bir pamuk koyarak bir gece buzdolabında bekletin. Yumurta kabuğunun geçirgenliği sayesinde koku yumurta akına sinecek ve kokteylin köpüğü ıtır kokacak. Püf noktası ıtırı pamuğa az damlatmak, yoksa parfüm gibi bir tat elde etmeniz muhtemel.
     
  2. Shukra şurubu için malzemeleri bir tencerede kaynayana kadar karıştırarak ısıtın. Kaynamaya başlayınca ateşi kapatıp, yarım saat soğumaya bırakın. Süzün ve şişeleyerek dolapta saklayın.
     
  3. Viskiyi, şurubu, limon suyunu ve yumurta akını shaker'da önce buzla çalkalayın sonrasında ince bir süzgeçten geçirip buzsuz olarak tekrar çalkalayın. Bu işlemin tam tersi de yapılabilir. Ben kokteyl soğuduktan sonra havalandırma işleminin yapılmasının daha iyi bir kıvam verdiğini düşünüyorum. Tabii en mükemmelinin peşinde olanlar için iç kısmı gümüş bir shaker tavsiye ederim. Gümüşün porozitesi daha yüksek olduğu için kokteyl çok daha fazla havalanıyor ve ipeksi bir doku ortaya çıkıyor. Tabii bunlar sadece gerçek şikemperverler için nüanslardır. Yoksa kavanoz da kullanabilirsiniz. 
     
  4. Buzlu bir rocks bardağa doldurun. 
     
  5. Garnitür olarak köpüğün üzerine üç minik dal safran koyun. Bir sen, bir ben, bir de…
     

Sıradaki kokteyl, Sevgililer Günü'nü yalnız geçirenler için. Kim bilir belki de tasavvufi aşkın bir metaforudur bu kokteyl. Tarif görece daha basit; biliyorum kendin için yapınca her şey gözünde büyür. Bunu dikkate aldım biraz.

Ruhuna Dokun


Malzemeler:

  • 5 cl votka
  • 3,5 cl taze nar suyu
  • Beyoğlu reyhanlı güllü gazoz


Yapılışı: 

  1. Collins bardağı buzla doldurup votka ve nar suyunu ekleyin, gazozla tamamlayıp hafifçe karıştırın. 
     
  2. Garnitür olarak tek bir tomurcuk gül kurusu koyun kokteylin üstüne. Ona bakın. Mevlana’yı İngilizce seslendirmelerinden dinleyin, bırakın ruhunuzun güzelliği gül kurusunun üzerinden size yansısın.

Sıradaki kokteyl sevdiceği için gözünü kırpmadan seppuku yapabilecekler ve aşkı bambu kesici hikâyesindeymişçesine yaşayanlar için geliyor.

Bambulara Kazıdım Adını
 

Malzemeler:

  • 5,5 cl cin
  • 2 cl yaseminli yeşil çay şurubu
  • 2 cl bergamot şurubu
  • 1 cl bal sirkesi
     

Yaseminli yeşil çay şurubu için malzemeler:

  • 300 gr şeker
  • 300 ml su
  • 1,5 yemek kaşığı yaseminli yeşil çay
     

Yapılışı: 

  1. Yaseminli yeşil çay şurubu için önce tencerede su ve şekeri karıştırarak ısıtın. Kaynamasına yakınken yaseminli yeşil çayı atıp ocağı kapatın. Yedi dakika bekletip süzün ve şişeleyin.
     
  2. Diğer bütün malzemeleri shaker'da çalkalayıp önceden soğuttunuz bir martini bardağına süzün. 
     
  3. Garnitür olarak; kokteylin üzerinde bir adet defne yaprağı yüzdürün, onun da üzerine kuru yasemin yaprakları ekleyin. Dudaklarınızdan zaten bir haiku dökülecektir, sonrasında içmenizi tavsiye ederim.


İllüstrasyon: Burcu Kavkacı

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

apéro

apéro

İştah ve ufuk açan yemek yayını. Her çarşamba ve cumartesi önlüğünü giyer.

NEREDE YAYIMLANDI?

apéroapéro
∙

BÜLTEN SAYISI

∙

PREMIUM'A ÖZEL

😉 Müzeyyen bu leziz bir tutku: Afrodizyak gıdalar

Haftanın menüsü aşkla hazırlandı: Afrodizyak gıdalar, plasebo tutkular, aşka prelüt kokteyller

10 Şub 2021

Tazedirekt ile birlikte
😉 Müzeyyen bu leziz bir tutku: Afrodizyak gıdalar

YAZARLAR

apéro

İştah ve ufuk açan yemek yayını. Her çarşamba ve cumartesi önlüğünü giyer.

İLGİLİ OKUMALAR

apéroapéro
∙

HİKAYE

İstanbul’da mevsimi balık söylerdi

Bir zamanlar İstanbul’un takvimi deniz üzerinden tutulurdu. Palamutun, lüferin ve uskumrunun gelişi mutfakta neyin pişeceği kadar, kayıkların ne zaman suya ineceğini, balıkçı tezgahlarının görünümünü ve şehrin gündelik akışını da belirliyordu. Bazı şeyler hiç değişmiyor. Ekim geldiğinde İstanbul’da gözler hâlâ yeniden denize çevriliyor.

Büşra Soydemir

·

17 Eki 2026

İstanbul’da mevsimi balık söylerdi
apéroapéro
∙

HİKAYE

Londra gastronomi rotası: Borough Market’tan Bermondsey Street’e

Londra’yı gastronomi üzerinden tanımak için her zaman şehrin en yeni restoranlarının peşine düşmek gerekmiyor. Bazen birkaç sokaklık bir rota, şehrin yemek kültürünün nasıl değiştiğini görmek için yeterli. Borough Market’tan Bermondsey Street’e kadarki bu bölge de bunun iyi örneklerinden biri. Emre Onar, sevdiği duraklar ve kendi deneyimleri üzerinden bu kısa mesafeyi adım adım anlatıyor; kahveyle başlayan rotayı pazar tezgahlarından restoranlara, oradan da Bermondsey Street’in sakinliğine taşıyor.

Emre Onar

·

10 Eki 2026

Londra gastronomi rotası: Borough Market’tan Bermondsey Street’e
apéroapéro
∙

HİKAYE

Hasat, Mutfak ve Sofra: WMF ile Urla’da bir akşam

Urla’da sofraya giden yol, toprağın ve mevsimin sunduklarıyla başlıyor. WMF işbirliğiyle, Şef Dilek Yetkiner eşliğinde lavantalardan Ege otlarına uzanan bir hasadın ardından mutfağa geçtik. Doğada başlayan akşamı, uzun bir yaz akşamına yakışan sofrada, Bi’ Masa Akademi’de pişirdiklerimizle tamamladık.

05 Eki 2026

Hasat, Mutfak ve Sofra: WMF ile Urla’da bir akşam
apéroapéro
∙

HİKAYE

Şef Kanji Kobayashi’nin İstanbul notları

İki Michelin yıldızlı Villa Aida’nın kurucu şefi Kanji Kobayashi, Vakko L’Atelier’in “Guest Chef Dinner” serisi için İstanbul'daydı. Şef Kobayashi, sohbetimizde İstanbul’da karşılaştığı malzemeleri kendi mutfak diliyle yeniden düşünürken şehrin yemek kültüründe kendisine tanıdık gelen ve ayrışan noktaları anlattı.

Reyhan Ülker

·

03 Eki 2026

Şef Kanji Kobayashi’nin İstanbul notları
apéroapéro
∙

HİKAYE

Mutfakların dili: Etnik mutfaklar nasıl yüksek gastronomiye dönüşüyor?

Göçle taşınan, mahallelerde köklenen ve uzun süre “etnik” kategorisinde tutulan mutfaklar bugün fine dining’in parçası oluyor. Peki bir mutfak ne zaman prestij kazanıyor? Onu “yüksek gastronomi”ye taşıyan değer ölçütlerini kim belirliyor? Sosyoloji profesörü Zafer Yenal ve yemek editörü Reyhan Ülker, bu dönüşümün arkasındaki toplumsal ve gastronomik hiyerarşilere bakıyor.

Reyhan Ülker

·

26 Eyl 2026

Mutfakların dili: Etnik mutfaklar nasıl yüksek gastronomiye dönüşüyor?