Sirkeci'de bir Hayyam.

Müdavim: Hayyam Pasajı.
Sirkeci'de bir Hayyam.

13 Nisan - İBB Kültür AŞ - Soli
İBB Kültür AŞ ile birlikte

İstanbul Tarihî Yarımada model Sergisi Miniatürk’te İstanbul Tarihî Yarımada model Sergisi Nedir? Sergi . İBB Kültür AŞ ve ModelPort iş birliğinde hazırlanan İstanbul Tarihî Yarımada model Sergisi , on bini aşkın tarihî figürün 1/87 oranında küçültülmüş hâliyle ziyaretçilerini bekliyor. Nerede? Sergi, Sütlüce’deki Miniatürk ’ün girişinde yer alıyor. Neden gitmeli? Dünyanın en eski yerleşim bölgelerinden olan Tarihî Yarımada’nın 17. yüzyıldan 19. yüzyıla uzanan hikâyesinin aslına sadık kalınarak modellendirildiği İstanbul Tarihî Yarımada model Sergisi , 400 yıl öncesinin tarihî yapılarına, sosyal hayatına ve tarihe geçen olaylarına yeniden hayat veriyor. Neler var? 50 bin LED ışığın yanı sıra yüzlerce insan, at arabası, yangınlar, meşaleler ve dumanları tüten bacalar gibi hareketli figürden oluşan sergi; At Meydanı ’ndan Darphane-i Amire ’ye, Sultanahmet Camii ’nden Topkapı Sarayı Fil Bahçesi ’ne kadar pek çok mekânın modeline ev sahipliği yapıyor. İstanbul Tarihî Yarımada model Sergisi hakkında ayrıntılı bilgiye buradan ulaşabilir, sergi için Miniatürk ’ü ziyaret edebilirsin.

Daha fazlasını öğren

Soli

Soli

Seyahat ve kültür yayını SOLİ, şehirleri ve içindeki farklı kültürel toplulukları araştırmak üzere mahallelere ve mahallelilerin hikâyelerine odaklanıyor.

Mahalleli ve anlatıcı: Laleper Aytek. Müdavim: Hayyam Pasajı. Fotoğraflar: Deniz Sabuncu.

Sirkeci benim için; Kadıköy’den bindiğim vapur yolculuğuyla başlayan, vapurdan inince önce doğru Hayyam’a, oradan da Sirkeci’deki diğer pasajlara ve yol üstündeki dükkânlara uğrayarak “Yeni bir şeyler var mı?” diye görmek, sormak üzere çizdiğim yol, karşılaşma ve buluşmalar bütünü. Âdeta bir çocuk heyecanıyla. Günün nasıl geçtiğini anlamadığım yer. İstanbul’un kara ve deniz tüm ulaşım noktalarının merkezi. Garı, şehrin 2 yakasının, yurtdışı yolculukların başlangıç ve varış noktası. Eminönü’nde Mısır Çarşısı’ndan Tahtakale’ye, Doğubank’tan Gülhane Parkı’na oradan Yerebatan Sarnıcı’na, Cağaloğlu’na ve Beyazıt’a uzanan Tarihî Yarımada’nın kalbi ve geçiş noktası.  

Hayyam


Fotoğraf çekmeye başladığım yıllarda Sirkeci; Hayyam Pasajı’na, diğer pasajlardaki küçük fotoğrafçı dükkânlarına meraklı bir yolculuktu benim için. Yeni bir objektif almak, yeni çıkan bir kamerayı yakından inceleyebilmek, sevgili Kenan Akkaya’nın küçük dükkânında limonlu ıhlamur içerek sohbet etmek, kameralarla ilgili ilk bilgileri Kenan’dan öğrenmek (Kenan âdeta bizlerin o yıllardaki interneti gibiymiş), dükkâna uğrayan tanıdığım, tanımadığım amatör ve profesyonel; fotoğrafçılarla, meraklılarla, öğrencilerle fotoğraf üzerine konuşmak, her sohbette yeni bir şeyler öğrenmek, diğer katlardaki dükkânları dolaşıp eski ve yeni kameralarla diğer malzemeleri incelemek belki haftalık değil ama kesinlikle 3 haftada birlik rutini oluşturuyordu. 

Hayyam dışındaki pasajlarda da fotoğrafla ilintili o kadar çok tanıdık, bildik yer vardı ki; tamircisinden film, kâğıt ve dia çerçevesi temin edenine, stüdyo için ışık malzemeleri satanına, fotoğraf baskısı yaptırılana kadar. 20-30 yıl öncesinde fotoğraf dünyası sadece Sirkeci’ydi, benim için de Sirkeci, fotoğrafla ilişkim başladıktan sonraki ilk 15 yılda tek uğrak yerdi.

Bugün çevrimiçi dünya sayesinde her gün, her an Hayyam’da olabiliriz. Alacağımız malzemenin teknik özelliğini karşılaştırmalı olarak öğrenip dünyanın bir ucundan satın alabiliriz. Her şeye çok yakınız ama bir o kadar da uzağında, dışındayız. Değil miyiz? Kimselerle karşılaşmadan, kurduğumuz stüdyolarımızda daha da yalnızız. 

Sirkeci'yi çeken Sony Handycam


Sirkeci’ye gelenler, kalanlar ve geçenler

90’lı yıllarda Türkiye’de fotoğrafçıların dünyası ve buluştukları yer Hayyam’la birlikte diğer pasajlar, cadde üzerinde fotoğraf malzemesi satan dükkânlarla neredeyse bütün Sirkeci’ydi. Büyük Postane’nin karşısında Mehmet Cevizli’nin (Cevizli Ticaret’in sahibi, kamera dışında her türlü fotoğraf malzemesi satıyordu.) dükkânı vardı. Şahabettin Pamuk da orada çalışıyordu o yıllarda, ilk öyle tanışmıştık; “Ektachrome slide” filmler, arşiv malzemeleri, siyah beyaz filmler, kâğıtlar ve daha pek çok gereç. Uğur Varlı (Şu anda Acıbadem’de bulunan Uğur Varlı Fotoğraf Hizmetleri'nin kurucusu.) ilk baskılarımızı aldığımız yer, önce Hayyam Pasajı’ndaydı. Uğur bir yandan da dükkânın içinde kurduğu ufak stüdyosunda ürün çekimleri yapardı. Şahabettin (Pamuk) sonradan Mehmet Cevizli’den ayrıldı ve Pamuk Ticaret’i kurdu. Pamuk, bugün hâlâ Kastel Han’da öğrencilerimin siyah beyaz film banyosu yaptırdıkları, film malzemeleri satın aldıkları önemli bir nokta. Mehmet Cevizli önce Sirkeci’den Maslak’a taşındı, taşınmak zorunda kaldı. Sonra profesyonel fotoğraf malzemeleri satmaktan vazgeçip bir baskı merkezi açtı, sergiler hazırladı; butik, özenli bir fotoğraf baskı merkezi olarak uzun yıllar çalıştı ama sonra oradan ve hatta İstanbul’dan da vazgeçti. Bunları takip eden Zoom İthalat ve Jirayir Gamsaragan’da. Unutamadığım yığınla anımsatıcı ve bir o kadar da hikâye; Sirkeci.  

Pamuk Ticaret, Şahabettin Bey


O “nostaljik” günlerle bugünleri ayıran en önemli şey; “temas”. Yan yana gelmek, karşılaşmak, buluşmak, sohbet etmek. Samsun’dan, Adapazarı’ndan, Antalya’dan ve daha pek çok yerden hiç tanımadığımız fotoğraf gruplarıyla bizleri buluşturan bir yerdi Sirkeci ve Hayyam. Bu coğrafyadaki fotoğrafçılar için dünya Hayyam’dı ama bugün artık Dünya Hayyam oldu. 

Artık Zoom üzerinden ufak ve kendimizi saklayıp göstermediğimiz bir pencere açarak katılıyoruz hayata. Gerçekten dahil oluyor muyuz? Hatırladığım şeyler, hatıralarım, çağrışımlar…  30 küsür yıllık fotoğraf geçmişimi okuyabileceğim bir zaman tüneli yolculuğu gibi. Hissedebildiğimiz, hissetmeyi seçtiğimiz şeyler değişse de Hayyam hâlâ Sirkeci’nin, İstanbul’un ve Türkiye’nin hafızasını taşıyor, sahip çıkıyor, saklıyor. Yıllar sonra adını dahi bilmediğimiz kanallardan birbirimize uzanırken belki de bu mahallede, Hayyam sayesinde yakalanan anlara bakıp hatırlayacağız; eskise de yanı başımızda duranları. 

İstanbul'u belgeleyenler Hayyam'da tamir ediliyor


Bir başka Hayyam var mı?

İstanbul'daki fotoğraf dünyası şimdilerde tek bir merkezde değil. İlgilenenler için daha küçük ve farklı noktalarda bir sürü Hayyam var artık. Bunlardan biri; Fındıklı'da, Galataport’un tam karşısında 2 büyük dükkânla Hayyam kadar, Sirkeci kadar kucaklayıcı, samimi ve Hayyam’dan çok daha profesyonel bir yaklaşımla çalıştıklarını söyleyebileceğim Fujifilm ve hemen yanında profesyonel ışık sistemlerini bizlerle buluşturan Godox. Fujifilm; bugün İstanbul için Canon ve Nikon’un piyasada gerilediği yıllarda analog kullanıcıdan dijital tercihlere, Youtuber’lardan, profesyonel fotoğrafçılara, setlere, stüdyolara, TV programlarına ve genç fotoğrafçılara kadar oldukça geniş bir alanda fotoğraf dünyasına hizmet veren bir fotoğraf üssü konumunda. 

Sirkeci'de alternatif bir ihlal harekatı


Bir ihlâl harekatı olarak fotoğraf

Fotoğraf da şiir gibi, yazı gibi bir sınır ötesi (ihlâl) harekatıdır. Görünenin sınır ötesine geçmek, Walter Benjamin ve Charles Baudelaire’in “Fotoğraf görünürün sınırlarında dolaşır ve ancak o kadardır.”, John Berger’in ise “Fotoğraflar görünümlerden çeviri yapmazlar. Onlardan alıntı yaparlar” tanımlarının ortaklığını tersyüz etmek ve fotoğrafın bu sınırları, görünümler üzerinden ihlâl eden bir ifade biçimi olduğunu kabul edebilmektir bir yandan da.

Görüntü avcısının asli görevi böyle ihlâllerdeki Hoffmanstal’ın söylediği “Yazılmamış olanı okutan” kelimelerin ve görünümlerin peşinden giderek, sır perdesini önce kendisi, ardından da okur ve izleyici için aralaması, onları bilmedikleri “az” ve “özdeki çok” ile buluşturacak görüntüler üzerinden yeni ve başka dünyalara davet ve ortak etmektir.

Jeanette Winterson’un Sanat Başkaldırır’da kitap ve söz ikilisinin ilişkisi üzerinden yazdıklarını fotoğraf ve göz üzerinden okuyacak olursak: “Fotoğraf beni yeniden oluşturmaz, yeniden tanımlar, sınırlarımı zorlar, kalbimi koruyan çitleri yerle bir eder. Güçlü görüntüler zihinlerimizin sınırlarında faaliyet gösterir ve hâlihazırda var olanı başkalaştırır.”

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Soli

Soli

Seyahat ve kültür yayını SOLİ, şehirleri ve içindeki farklı kültürel toplulukları araştırmak üzere mahallelere ve mahallelilerin hikâyelerine odaklanıyor.

NEREDE YAYIMLANDI?

SoliSoli

BÜLTEN SAYISI

#78: ROTA: 13 dakikada Sirkeci

Rota: 13 dakikada Sirkeci. Mahalleli: Laleper Aytek. Müdavim: Hayyam Pasajı.

13 Nis 2023

İBB Kültür AŞ ile birlikte

YAZARLAR

Soli

Seyahat ve kültür yayını SOLİ, şehirleri ve içindeki farklı kültürel toplulukları araştırmak üzere mahallelere ve mahallelilerin hikâyelerine odaklanıyor.

İLGİLİ OKUMALAR

SoliSoli

HİKAYE

Seyahatin yeni değer önerisi: Yediğin içtiğin senin olsun, bana öğrendiğini anlat

Kültürel değer üretme biçimi değişiyor. Seyahat de bunun dışında kalmıyor. Seyahatin tarihsel işlevlerinden biri olan öğrenme, kültürel katılım ve karşılaşma, dijital çağın koşullarında yeniden görünür oluyor.

Elif Bayram

·

12 Tem 2026

Seyahatin yeni değer önerisi: Yediğin içtiğin senin olsun, bana öğrendiğini anlat
SoliSoli

HİKAYE

12 Ağustos tam güneş tutulması rehberi: Nereye gitmeli, ne yapmalı?

12 Ağustos’ta yaşanacak tam güneş tutulması Grönland’ın doğusundan başlayıp güneye doğru ilerleyecek ve ardından İzlanda’nın batı kıyıları ile İspanya’nın kuzeyinden geçecek. Yaklaşık iki dakika sürecek bu doğa mucizesine tanık olmak isteyenler için farklı zevklere göre öneriler hazırladık.

Deniz Aytekin

·

12 Tem 2026

12 Ağustos tam güneş tutulması rehberi: Nereye gitmeli, ne yapmalı?
SoliSoli

HİKAYE

Paris'in en şık kaosu: Paris Erkek Moda Haftası'ndan notlar

23-28 Haziran arasındaki Paris Erkek Moda Haftası bir kez daha gösterdi ki bugün moda yalnızca kıyafet üretmiyor; şehirlerin kültürel ritmini belirleyen, farklı disiplinleri aynı masada buluşturan ve en beklenmedik karşılaşmalar için alan açan canlı bir ekosistem olmaya devam ediyor.

Doruk Başkır

·

11 Tem 2026

Paris'in en şık kaosu: Paris Erkek Moda Haftası'ndan notlar
SoliSoli

HİKAYE

Gölgeden çıkan zanaat: Türkiye'de bağımsız saatçiliğin sessiz yükselişi

Kuruçeşme'de, sadece randevuyla hizmet veren Salon Kantiem, Türkiye'nin ilk bağımsız saatçilik butiği olma iddiasında. Ama bir mağazadan çok bir buluşma noktası olarak tasarlanmış. Türkiye'de bağımsız saatçilikte yaşanan dönüşümün ortasında duran isimlerden biriyle, Turkish Watch Guy'ın kurucusu ve yeni açılan Salon Kantiem'in ortaklarından Doruk Ünlü'yle saatlerin anlattığı hikayelerden ve Türkiye'nin potansiyelinden sohbet ediyoruz.

Orhun Canca

·

10 Tem 2026

Gölgeden çıkan zanaat: Türkiye'de bağımsız saatçiliğin sessiz yükselişi
SoliSoli

HİKAYE

6'dan 6'ya İstanbul | Mitte Brot'ta gecenin son, sabahın ilk durağı

Belki Canelé’sini belki Earl Grey’li kekini tattınız ama muhtemelen henüz onunla tanışmadınız. Mitte Brot'un pasta şefi Gökçe Durukan, şehrin kahve laboratuvarı Petra’nın kahve eşlikçileriden sorumlu. Sabahın erken saatlerinde müşterilerine sıcak ve taze ürünler servis etmek üzere geceden çalışmaya başlayanlardan yalnızca biri. Gecenin son, sabahın ilk durağının temsilcisi. Gökçe’yle pâtisserie yaklaşımlarına, pasta şefi olarak rutinlerine ve şehirde gece çalışmaya dair laflıyoruz.

Elif Bayram

·

08 Tem 2026

6'dan 6'ya İstanbul | Mitte Brot'ta gecenin son, sabahın ilk durağı