Lezzet Fetihleri

Bir lezzet yolculuğuna çıkıp Venedik, Lizbon ve Amstardam'ın şehir tarihine iştah kabartan bir perspektiften bakıyoruz.
Lezzet Fetihleri

Duende

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

Günümüzde önemini göz ardı etsek de baharat aslında geçmişte tarihin akışına doğrudan etki etmiştir. Avrupa ve dolayısıyla dünyanın da kaderini değiştiren Coğrafi Keşifler'in yapılmasındaki temel motivasyonlardan biri olan bu lezzete erişmek, bir yemek zevkinin de ötesinde bir zenginlik alameti olarak sayıldı. Yemeğe lezzet katan, onu bozulmasına karşı koruyan, prestij ve hatta şifa kaynağı olan baharatların yolculuğu üzerine bir yolculuğa çıkalım. Yazının bundan sonraki kısmını iştah açıcı bulabileceğinizi hatırlatmak isterim. 

Ünlü şef ve yemek yazarı Michael Krondl'ın The Taste of Conquest isimli kitabı, İletişim Yayınları tarafından Lezzet Fetihleri adıyla Türkçeye kazandırıldı. C. Aslı Kutay'ın çevirisiyle Ruhun Gıdası Kitaplar serisinden yayımlanan bu değerli çalışma sadece baharatlar değil, daha da geniş bir manada bir lezzet yolculuğuna çıkıp Venedik, Lizbon ve Amsterdam'ın şehir tarihine bu perspektiften bakıyor.

Mirası taşıyanlar: Akdeniz'deki gelişmiş ticaret ağıyla büyük bir zenginliğe sahip olan Venedik ve ardından keşif ve sömürgelerle gelişen Lizbon ile Amsterdam, günümüze kadar ulaşan gösterişli bir mirasın taşıyıcısı oldu. Fransada uzun süre karabiber dışında baharat kullanımda fazla çeşitliliğe sahip olunmasa da İtalya şehir devletlerinde safran, zencefil, muskat, tarçın gibi baharatlar hem zengin sofralarını süsleyip hem de tıbbi reçetelerde de kendilerine yer bulmuştu. Hem şifa hem de prestij aracı hâline gelen baharatlar, elbette en çok Venedik'ten İtalya şehirlerine ve Avrupa'nın diğer bölgelerine yayılıyordu.

Yiyecekler, hayatımıza buzdolapları girene kadar üç şekilde muhafaza edildi; kurutularak, tuzlanarak ve asitte bekletilerek. Üstelik bu işlem yüzlerce yıl boyunca oldukça başarılı bir şekilde sürdürüldü. Dolayısıyla baharatlar, yiyeceklere tat katma, prestij ve şifanın yanı sıra bu besinlerin bozulmasını önlemede de ustalıkla kullanıldı.

Altınla mukayese edilmese de baharatlar kimi zaman bir yatırım aracı olarak da Amsterdam, Lizbon, Venedik gibi şehirlerin pazarlarında işlem gördü. Bu üç şehrin toplumsal, gastronomik ve ekonomik yaşantısına doğrudan etki eden baharatlar, yukarıda da belirttiğimiz üzere hem aylar süren deniz seferlerinin hem de bu yolculukların sonucu oluşan zenginliğin sebebiydi. Çoğu zaman para yerine de kullanılan baharatlar, dolaylı yoldan da olsa günümüzde bu şehirleri ziyaret ettiğimizde hayranlıkla baktığımız binaların inşasına da sağladığı maddi getiriyle katkı sunmuştu. 

Bu üç şehrin tarih boyunca kimi dönem çakışan tarihlerde yaşadıkları “altın çağ”da büyük payı olan baharatlar ve onlara dair ilginç anekdotların yer aldığı Lezzet Fetihleri, yemek kültürü ve tarihiyle ilgilenenlerin sık sık başvurduğu kitaplardan olacak nitelikte. Akıcı ve merak uyandırıcı bir üslupta kaleme alınan kitap bu açıdan da literatür için büyük kazanım. Yazara ait bir diğer önemli çalışma olan Sweet Invention: A History of Dessert  kitabının da tez vakitte Türkçeye kazandırılması merakla bekliyorum. Özellikle son aylarda yaşanan kur artışıyla birlikte bu kitapların orijinal edisyonlarına erişmenin gittikçe zorlaştığını da göz önünde bulundurursak çeviriler daha da ön plana çıkıyor.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Duende

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

NEREDE YAYIMLANDI?

DuendeDuende
∙

BÜLTEN SAYISI

Hip hop "hip hop" olmadan önce, sahneler perdeye çıktıktan sonra

Üniversite yurdunda tohumları atılan plak şirketi, bir filmi bir tiyatro sahnesine sığdıranlar, tuhaflıkları kucaklayan bir müzisyen ve dahası.

13 Kas 2020

Hip hop "hip hop" olmadan önce, sahneler perdeye çıktıktan sonra

YAZARLAR

İhsan Dindar

Kitap yazarı @ Duende

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

İLGİLİ OKUMALAR

DuendeDuende
∙

HİKAYE

Altın Koza'nın ardından: Adana'da neler izledik?

33. Adana Altın Koza Film Festivali’ni, ulusal yarışmanın hayal kırıklıkları, Dünya Sineması’nın güçlü filmleri ve sinemanın sınırlarını sorgulatan tartışmalarıyla ele aldık.

Emre Eminoğlu

·

05 Eki 2026

Altın Koza'nın ardından: Adana'da neler izledik?
DuendeDuende
∙

HİKAYE

Gabriele Esposito ile bedenin görsel hafızası üzerine

Çocuk yaşta başladığı dans eğitiminin ardından İtalya’da profesyonel bir dansçı olarak tanınan Gabriele Esposito, zamanla odağını performansın ötesine taşıyarak bedenin bir görüntüyü nasıl şekillendirdiğine yöneldi. Esposito ile bedenin görsel anlatıdaki rolünü, moda ve koreografi arasındaki ilişkiyi ve hareketin yeni teknolojilerle değişen sınırlarını konuştuk.

Bartu Bıçak

·

05 Eki 2026

Gabriele Esposito ile bedenin görsel hafızası üzerine
DuendeDuende
∙

HİKAYE

Arabesk yeniden: Gençlerin çalma listelerinde neden kara bulutlar geziniyor?

Spotify verileri arabesk müzik dinlenmelerinin 2020’den bu yana yüzde 435 arttığını gösteriyor. Üstelik bu yükselişin merkezinde gençler var ancak yeni kuşağın bir kısmı, dinlediği müziğin arabesk olduğunun farkında bile değil. Türler arasındaki sınırların silindiği, yalnızlık ve gelecek kaygısının arttığı bir dönemde ana akım Türkçe müzik giderek daha karamsar bir tona bürünüyor.

Eda Solmaz

·

05 Eki 2026

Arabesk yeniden: Gençlerin çalma listelerinde neden kara bulutlar geziniyor?
DuendeDuende
∙

HİKAYE

'Uzaklar, Kuşaklar, Bakışlar': Bir aile arşivinden dünyaya bakmak

“Uzaklar, Kuşaklar, Bakışlar” başlıklı sergi, 212 Photography Istanbul’un 2026 edisyonunda Erbak ailesinin üç kuşağının seyahat tutkusu ve fotoğraflarını biraraya getiriyor. Nuri Z. Erbak (1914), Mehmet H. Erbak (1950) ve Ceylin Erbak Aytekin’in (1988) dünyanın farklı noktalarında çektiği kareler, 1930’ların Mısır ve Japonya’sından Tibet’e, Antarktika’ya uzanıyor. Bu arşivin nasıl oluştuğunu fotoğrafçı, yazar ve Erbak ailesinin üçüncü kuşak temsilcisi Ceylin Erbak Aytekin ile konuştuk.

Elif Bayram

·

02 Eki 2026

'Uzaklar, Kuşaklar, Bakışlar': Bir aile arşivinden dünyaya bakmak
DuendeDuende
∙

HİKAYE

Ela Lee'den 'Ceyda': Kırılınca görünür olanlar

Ela Lee, kendi hayatından izler taşıyan ilk romanı Ceyda’da, dışarıdan kusursuz görünen hayatı bir cinsel saldırının ardından parçalanan Türk-Koreli genç avukat Jade’in hikayesini anlatıyor. Rıza, adalet, göçmenlik, aile, başarı baskısı ve suçluluk duygusu etrafında ilerleyen roman, Jade’in başına gelenlerden çok, yaşadıklarının ardından kendisi ve kurduğu hayatla yeniden yüzleşmesine odaklanıyor.

Şeyma Ye

·

02 Eki 2026

Ela Lee'den 'Ceyda': Kırılınca görünür olanlar