The World's 50 Best’te Anadolu mutfağı temsilcileri

The World’s 50 Best Restaurants listesi hafta içinde 51-100 sıralamasının kazananlarını açıkladı. Listeye TURK Fatih Tutak 66. sıradan giriş yaparken Maksut Aşkar’ın şefi ve ortaklarından olduğu Neolokal 63. sırada yer aldı. Michelin sahibi her iki restoran yerel lezzetler ve yerel ürünler odaklı menüleriyle ön plana çıkıyor. 2015’ten beri listede olan Mikla’nın, ödül töreninde açıklanacak ilk 50’de yer alıp almayacağıysa merak konusu.
S.Pellegrino & Acqua Panna sponsorluğunda düzenlenen The World's 50 Best Restaurants listesinin 21. ödül töreni 20 Haziran 2023'te Valencia'da gerçekleşecek. Tören, yerel saatle 20:40'tan itibaren, YouTube üzerinden canlı yayınlanacak.
- Nedir? The World's 50 Best Restaurants, ilki 2002'de İngiliz dergisi Restaurant'ı yayımlayan Birleşik Krallık merkezli medya şirketi William Reed tarafından hazırlanan bir listedir. Liste ve ödüller hâlâ aynı medya şirketine ait olsalar da artık doğrudan Restaurant’la ilgili değildir. 1-50 restoran sıralamasına ek olarak, bireyler ve restoranlar için, bir önceki yılın listesindeki restoranlardan 50 şefin oylarıyla belirlenen One To Watch Ödülü, Simge Ödülü, En İyi Kadın Şef Ödülü ve Şeflerin Seçimi Ödülü dâhil olmak üzere özel ödüller de veriliyor. Organizasyon belirli bölgelerde, o bölgedeki daha fazla mekânı sergileyebilmek amacıyla 51-100'lük sıralama listesini törenin öncesinde duyuruyor. Küresel gastronomi trendlerinin bir barometresi niteliği taşıyan liste dünyanın her yerinden çeşitli mutfakların ön plana çıkmasına katkı sunuyor.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
apéro gazete'de bu hafta: Türkiye gastronomisinde şaraptan restorancılığa uluslararası değerlendirmelerden alınan ödüller, iklim değişikliğinden teknolojiye, kanun teklifinden katkı maddesine dünyadan haberler.
09 Haz 2023

YAZARLAR

apéro
İştah ve ufuk açan yemek yayını. Her çarşamba ve cumartesi önlüğünü giyer.
İLGİLİ OKUMALAR
Bir zamanlar İstanbul’un takvimi deniz üzerinden tutulurdu. Palamutun, lüferin ve uskumrunun gelişi mutfakta neyin pişeceği kadar, kayıkların ne zaman suya ineceğini, balıkçı tezgahlarının görünümünü ve şehrin gündelik akışını da belirliyordu. Bazı şeyler hiç değişmiyor. Ekim geldiğinde İstanbul’da gözler hâlâ yeniden denize çevriliyor.

Londra’yı gastronomi üzerinden tanımak için her zaman şehrin en yeni restoranlarının peşine düşmek gerekmiyor. Bazen birkaç sokaklık bir rota, şehrin yemek kültürünün nasıl değiştiğini görmek için yeterli. Borough Market’tan Bermondsey Street’e kadarki bu bölge de bunun iyi örneklerinden biri. Emre Onar, sevdiği duraklar ve kendi deneyimleri üzerinden bu kısa mesafeyi adım adım anlatıyor; kahveyle başlayan rotayı pazar tezgahlarından restoranlara, oradan da Bermondsey Street’in sakinliğine taşıyor.

Urla’da sofraya giden yol, toprağın ve mevsimin sunduklarıyla başlıyor. WMF işbirliğiyle, Şef Dilek Yetkiner eşliğinde lavantalardan Ege otlarına uzanan bir hasadın ardından mutfağa geçtik. Doğada başlayan akşamı, uzun bir yaz akşamına yakışan sofrada, Bi’ Masa Akademi’de pişirdiklerimizle tamamladık.
05 Eki 2026

İki Michelin yıldızlı Villa Aida’nın kurucu şefi Kanji Kobayashi, Vakko L’Atelier’in “Guest Chef Dinner” serisi için İstanbul'daydı. Şef Kobayashi, sohbetimizde İstanbul’da karşılaştığı malzemeleri kendi mutfak diliyle yeniden düşünürken şehrin yemek kültüründe kendisine tanıdık gelen ve ayrışan noktaları anlattı.

Göçle taşınan, mahallelerde köklenen ve uzun süre “etnik” kategorisinde tutulan mutfaklar bugün fine dining’in parçası oluyor. Peki bir mutfak ne zaman prestij kazanıyor? Onu “yüksek gastronomi”ye taşıyan değer ölçütlerini kim belirliyor? Sosyoloji profesörü Zafer Yenal ve yemek editörü Reyhan Ülker, bu dönüşümün arkasındaki toplumsal ve gastronomik hiyerarşilere bakıyor.




