Trump, abluka kararıyla neyi amaçlıyor?

ABD Başkanı Donald Trump, ABD donanmasının Hürmüz Boğazı’nı abluka altına alacağını, İran’a ait olan, İran limanlarından yükleme yapan veya İran’a geçiş ücreti ödeyen herhangi bir geminin geçişine izin vermeyeceklerini açıkladı. Peki kulağa oldukça saçma gelen bu ikinci ablukanın anlamı ne? Trump Hürmüz’ü ikinci bir ablukaya alarak ne yapmak istiyor?
Trump, abluka kararıyla neyi amaçlıyor?

EXANTE

EXANTE

Finans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.

ABD Başkanı Donald Trump, ABD donanmasının Hürmüz Boğazı’nı abluka altına alacağını, İran’a ait olan, İran limanlarından yükleme yapan veya İran’a geçiş ücreti ödeyen herhangi bir geminin geçişine izin vermeyeceklerini açıkladı. Uygulama, 13 Nisan Pazartesi günü resmen yürürlüğe girdi ve donanma ablukaya başladı. 

Çin ve Rusya gibi ülkeler kararı tehlikeli ve sorumsuzca olarak nitelendirirken, Trump sosyal medyada ünlü Çinli stratejist Sun Tzu’ya benzetilerek alay konusu oldu. 

Peki kulağa oldukça saçma gelen bu ikinci ablukanın anlamı ne? Trump Hürmüz’ü ikinci bir ablukaya alarak ne yapmak istiyor?

İran’ın gelir kaynakları

Öncelikle savaş sırasında İran’ın petrol ihracat temposuna bir bakalım. Savaşın başlangıcından bu yana Hürmüz Boğazı fiili olarak kapalı durumda olsa da İran, boğaz üzerinden petrol ve doğalgaz ihracına devam etti. 

Kpler tarafından derlenen verilere göre İran, Mart ayında Hürmüz Boğazı üzerinden günlük 1,8 milyon varillik petrol ihracatı yaptı ve bu petrolün tamamı Çin’e gitti. Benzer şekilde Windward’ın verilerine göre ise savaşın başlangıcından bu yana İran’ın ana petrol ihracat terminallerinin yer aldığı Harg Adası’ndan toplam 58,7 milyon varillik petrol sevkiyatı yapıldı. Bu tutar, savaş öncesi ihracat seviyesine nispeten yakın bir seviye.

  • Ayrıca İran, Şubat başından itibaren karadaki depolarda tuttuğu petrol stokunu yüzen platformlara aktarmaya başlamış, 16 Şubat haftasında günlük petrol ihracatını 3,8 milyon varil ile rekor seviyeye yükseltmiş ve petrol yüklü tankerlerini Basra Körfezi’nden çıkarmıştı. Kpler’in verilerine göre İran bu sayede 180 milyon varillik bir yüzen depolama tamponu oluşturdu. 

  • Geride bıraktığımız hafta, Malezya açıklarında İran petrolü yüklü olduğu tahmin edilen 96 tanker tespit edilmişti. Tankerlerin demirledikleri noktada ham petrolün gemiden gemiye transfer edildiği ve bu petrolün Çin limanlarına yönlendirildiği tahmin ediliyordu. 

Ayrıca İran, Hürmüz’den yapılan geçişleri de bir gelir kapısına dönüştürmüştü ve bu yaklaşımını kurumsallaştırma eğilimdeydi. Geçen bazı süpertankerlerden Çin yuanı veya kripto para üzerinden 2 milyon dolara varan geçiş ücreti alan İran yönetimi, aynı zamanda boğazdan geçişlerin kontrol altına alınmasını öngören bir kanun teklifi üzerine de İran Meclisi’nde çalışma yürütüyordu. Hazırlanan teklif, İran Meclisi Ulusal Güvenlik Komisyonu’ndan da geçmişti.

  • İran geçiş ücretlerini CIPS sistemi üzerinden Çin yuanı, Bitcoin veya USDT olarak tahsil ediyor. Böylece ABD finans sisteminin tamamen dışında kalınmış olunuyor. Ücretler ham petrol yükü için varil başına yaklaşık 0,50-1 dolar olarak hesaplanıyor yani 2 milyon varil kapasiteli tam yüklü bir süpertanker 2 milyon dolara karşılık gelen bir geçiş ücreti ödüyor.

  • TRM tarafından yapılan tahminlere göre yalnızca petrol tankerlerinden bu ücret alınırsa İran, günde en az 20 milyon dolara kadar gelir elde edebilir. İşin içine LNG tankerleri de dahil edilirse ayda 800 milyon dolarlık net bir gelir elde edilmesi mümkün olabilir. 

Trump ne istiyor?

Uzun lafın kısası şu: Trump, abluka yoluyla İran’ın savaşı sürdürebilmek için ihtiyaç duyduğu gelir kaynaklarını kesmek istiyor.

Trump yönetimi bunu daha önce Venezuela’da da yapmıştı. Şu an ABD tarafından hapiste tutulan Venezuela’nın eski Devlet Başkanı Nicolas Maduro ile anlaşmaya varamayan Trump, Venezuela’ya giren veya çıkan tüm petrol tankerlerine karşı abluka ilan etti ve abluka kapsamında 15 bine yakın ABD askeri Karayipler’de konuşlandırıldı. Sonuçta Venezuela’nın petrol ihracatında güçlü bir düşüş yaşandı ve petrolünün önemli kısmını Venezuela’dan alan Küba’nın enerji sistemi çöktü. 

Trump Venezuela’da denediği bu modeli şimdi İran’da denemek istiyor. Ancak arada büyük farklar var. Karayipler görece kontrol edilebilir bir havza, Hürmüz ise dünya petrol ticaretinin %20’sinin geçtiği büyük bir kilit noktası. İran savaşa devam etme konusunda kararlı, arkasında Çin gibi büyük bir güç var ve yükselen petrol fiyatı başta AB ve ABD olmak üzere bütün dünya ekonomilerini olumsuz etkiliyor. Trump şimdi, askeri operasyonla birlikte ABD içinde 5 dolar seviyesine yaklaşan benzin fiyatları ve %3,3 ile son 2 yılın en yüksek seviyesine çıkan enflasyon ile de uğraşmak zorunda. 

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

EXANTE

EXANTE

Finans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.

YAZARLAR

Emircan Yaman

Piyasalar ve Finans Editörü

EXANTE

Finans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.

İLGİLİ OKUMALAR

EXANTEEXANTE
∙

HİKAYE

Fed sonrası küresel tahvil piyasalarında neler oluyor?

Fed’in 25 baz puanlık faiz artışı, küresel tahvil piyasalarında yalnızca politika faizinin bir kademe daha yükselmesi anlamına gelmiyor. Kararın piyasa açısından daha önemli tarafı, ABD’de para politikasının beklenenden daha uzun süre sıkı kalabileceğine yönelik algının güçlenmesi. Bu noktada küresel tahvil piyasasının en önemli referansı ABD 10 yıllık tahvil faizi olmaya devam ediyor.

Eren Kuru

·

24 Eyl 2026

Fed sonrası küresel tahvil piyasalarında neler oluyor?
EXANTEEXANTE
∙

HİKAYE

Güncel fon krizinin tahlili: Türkiye sermaye piyasası için yeni bir eşik

SPK'nın 131 fonu tasfiye etmesiyle 455 bini aşkın yatırımcının birikimi askıda kaldı. Türkiye'nin derin bir sermaye piyasası kurabilmesi için haksız kazanç geri alınmalı, zarar mükellefe yüklenmemeli. Bu kriz, doğru dersler çıkarıldığında Türkiye sermaye piyasası için bir eşik olabilir.

Yaman Alp Ungan

·

24 Eyl 2026

Güncel fon krizinin tahlili: Türkiye sermaye piyasası için yeni bir eşik
EXANTEEXANTE
∙

HİKAYE

Tüketicinin sepeti küçülürken, fişi nasıl büyüyor?

ABD’den Türkiye’ye, fiyatların gelirlerden hızlı arttığı bir dönemde tüketici harcamaktan vazgeçmek yerine alışveriş biçimini değiştiriyor. Daha küçük sepetler, market markaları, daha sık alışveriş ve kredi kartına yayılan ödemeler hane bütçesindeki baskının giderek daha görünür hâle gelen sonuçları. Tüketim verileri canlılığını korurken, bu canlılığın arkasında gelir dağılımı, borçlanma ve sürekli sonraya bırakılan harcamalar var.

Hakan Bektaş

·

24 Eyl 2026

Tüketicinin sepeti küçülürken, fişi nasıl büyüyor?
EXANTEEXANTE
∙

HİKAYE

2008 krizinin ışığında bugünün fon krizi

Ülkemiz fon piyasasında önceki hafta adeta deprem yaşandı. Teknik detaylara ilişkin çokça yazılıp çizilse de dip toplamda tasarruf sahiplerinin “paramı ne zaman ve hangi değer üzerinden geri alabileceğim?” sorusu yanıtlanmayı bekliyor. Bu noktada benzer yaşanmışlıkları yakın geleceğe dair belirsizlikleri azaltabilecek bir ayna olarak kullanabiliriz. 2008'de ABD'de yaşanan Reserve Primary Fund krizi de öğretici bir örnek olarak karşımıza çıkıyor.

Eralp Ersoy

·

24 Eyl 2026

2008 krizinin ışığında bugünün fon krizi
EXANTEEXANTE
∙

HİKAYE

Türkiye cari açığını nasıl finanse ediyor?

TCMB verilerine göre Türkiye, Ocak-Temmuz döneminde toplam 34,8 milyar dolarlık cari açık verdi. Geçen yılın aynı dönemine kıyasla 10,6 milyar dolar büyüyen açığın finansmanında bankaların ve şirketlerin dış borçlanması öne çıktı. İlgili dönemde açığın finansmanı için yurt dışından kullanılan krediler önemli ölçüde artarken, rezervlerden de geçen yıl kullanılanın iki katından fazla kaynak kullanıldı.

Emircan Yaman

·

23 Eyl 2026

Türkiye cari açığını nasıl finanse ediyor?