Yatırım Finansman ile "Gündem Masası"


Yatırım Finansman ’da hesabınızı açarak siz de yatırımınıza değer katmaya başlayabilirsiniz.
Daha fazlasını öğren →
EXANTEFinans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
Berna Önsel, Strateji ve Yatırım Danışmanlığı Uzmanı
Bilanço Dönemi Hız Kazandı
ABD endekslerinde hafta bağlamında 98 şirketin finansal sonuçlarını bildirmesi bekleniyordu. ABD’de 1 Ocak’tan bu yana ise 94 şirket (S&P 500’ün %19’u) finansal sonuçlarını açıklarken bunların 67’si (%71’i) beklentilerin üzerinde kârlılık rakamları açıkladı.
Zayıf beklenen 4Ç22 sezonu için olumlu bir dönem geçirildiğini, ancak bunun yeterince iştah yaratamadığını söyleyebiliriz. Öte yandan dünkü seansta Microsoft ve Boeing’den gelen beklenti altı sonuçların yanı sıra Tesla’nın rekor kâr açıklaması endeksleri destekledi.
Önümüzdeki hafta ise Apple başta olmak üzere teknoloji ve petrol şirketlerinden sonuçlar takip edilecek.
ABD İçin Resesyon Beklentisi Azalıyor
JPMorgan’ın, yüksek kredi notuna sahip tahvillerden Avrupa hisselerine 9 varlık sınıfını baz alarak oluşturduğu değerleme modeli ABD için resesyon beklentisinin azaldığında işaret ediyor. Baz alınan varlık sınıfları arasında, S&P 500 ve EuroStoxx Endeksleri, ABD 5 Yıllık ve Euro Bölgesi 5 Yıllık Hazine Bonosu ile baz metal fiyatları ilk sıralarda.
Model, Ekim 2022’de resesyonun kaçınılmaz olduğuna işaret ediyordu. Son 3 aylık periyotta Asya, Avrupa ve gelişmekte olan piyasa emsallerinin tümü boğa piyasası bölgesine girerken, S&P 500 ve Nasdaq 100 ise emsallerinin altında performans sergiledi.
Dolar bazında, son üç aylık dönemde en çok yükselişi Hang Seng Endeksi sağladı. Varlık sınıflarının çoğu, Çin’in yeniden açılmasının, Avrupa’da gaz fiyatlarının düşmesinin ve ABD’de enflasyonun beklenenden daha hızlı yavaşlamasının yardımıyla durgunluk risklerini daha az fiyatlıyor. S&P 500 için resesyon ihtimali %73 civarında olsa da bu, geçen yılki %98 seviyesinin altında.
Borçlanma Tavanı Bilmecesi
ABD Hazine Bakanı Janet Yellen’ın borçlanma tavanına ulaşılması ile ilgili açıklamalarının ardından ABD’de gündem yeniden bütçe tarafına çevrildi. Resmi verilere göre, 2021’de 31,4 trilyon $’a yükseltilen borçlanma tavanı ve tavana ulaşılması nedeniyle mevcut toplam borç tutarı ABD'de GSYH'nin (23,32 trilyon $) yaklaşık %135‘ine (2. Dünya Savaşı'ndan sonra en yüksek seviyeye) karşılık gelmektedir. Bütçe gelişmelerini takip eden Sorumlu Federal Bütçe Komitesi’ne göre, önümüzdeki 30 yılda da bu oranın artışını sürdürerek %152’ye yükselmesi beklenmektedir.
Yellen, ABD Kongresi’ni limitin artırılması ya da askıya alınması konularında yasa geçirmeye davet ediyor. Söz konusu yasa tasarısının kabul edilmemesi ise ilerleyen dönemde ciddi belirsizliklere neden olabilir. ABD’de geçmiş dönemlere bakıldığında borçlanma tavanına defalarca kez ulaşılmış olup bu dönemlerde ise kısa süreli krizler yaşanmıştır.
Hükümet verilerine göre borç limiti 1997′den 2022′ye kadar 22 kez yükseltildi. Her seferinde limit yükseltimi için Kongre’den onay alındı. Ancak, borçlanma limitinin artırılmadığı bir durumda ABD hükümeti mali yükümlülüklerini yerine getiremediği için temerrüde düşme riski ile karşı karşıya. Bunların sonucunda ise i) ABD kredi notu tehlikeye girebilir, ii) küresel para ve sermaye piyasalarında volatilite artabilir, iii) hükümet, kamu hizmetlerinde ve maaş ödemelerinde kısıntıya gidebilir (hükümetin kapanması) ve bu da tüketimi ve büyümeyi sekteye uğratabilir.
Aşağıdaki grafikte, 1990’lar bu yana ABD borçlanma tavanını görebilirsiniz:

Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
EXANTEFinans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası yılın ilk enflasyon raporunda yıl sonu enflasyon beklentisini sabit tuttu. Bakan Nebati Avrupa Parlementosu'nda sunum yaparken ABD ekonomisi beklentilerin üzerinde büyüdü
27 Oca 2023

YAZARLAR

EXANTE
Finans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
TÜSİAD Başkanı Ozan Diren, Dünya gazetesinden Recep Erçin’e verdiği söyleşide, Türkiye’nin kamu öncülüğünde hazırlanacak ve uygulaması yakından izlenecek 10-15 yıllık sanayi planlarına ihtiyaç duyduğunu söyledi. Türkiye halihazırda beş yıllık kalkınma planları hazırlıyor. Peki planlar ve destekler mevcutken neden yeniden planlamayı konuşuyoruz? Türkiye’nin geçmişte fabrikalar kurarak başladığı planlama deneyiminde ne değişti ve bugün hazırlanacak bir planın üretim kararları üzerinde nasıl bir etkisi olabilir?

Bu hafta hem yurt içi hem de yurt dışı piyasalarda yoğun bir veri takvimi izlenecek. Yurt içinde Salı günü açıklanacak merkezi yönetim bütçe dengesi ve Çarşamba günü açıklanacak Ağustos ayı Konut Fiyat Endeksi ile Perşembe günü yayımlanacak TCMB Para Politikası Kurulu toplantı özeti ön plana çıkarken, yurt dışında Çarşamba günü açıklanacak Fed faiz kararı ile Perşembe günü İngiltere Merkez Bankası ve Cuma günü Japonya Merkez Bankası tarafından açıklanacak faiz kararları takip edilecek.
14 Eyl 2026

Jeopolitik gelişmeler piyasaların en zor fiyatladığı risklerden biridir. Savaşın ne zaman sona ereceğini, bir zirveden hangi kararın çıkacağını veya seçimlerin siyasi dengeleri ne ölçüde değiştireceğini önceden bilmek mümkün değildir. Buna rağmen jeopolitik haber akışı yatırımcı açısından tamamen öngörülemez bir alan da değil.

Türkiye’de para politikasının yakın vadeli geleceğine dair soru işaretleri, jeopolitik karmaşa ve yansımalar bir yana, makro gündemin ana maddesi olmaya devam ediyor. Dezenflasyon sürecinde izlenen yatay-aşağı görünüm, şirketlerin birikimli finansman ihtiyacı ve enerji fiyatlarındaki oynaklık, Merkez Bankası’nın hareket eğilimine aynı anda ancak farklı yönlerde etkiliyor. 10 Eylül tarihli PPK kararını da bu kapsamda ve daha geniş bir çerçevede okumak gerekiyor.

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, 2027-2029 dönemini kapsayan Orta Vadeli Program'ı açıkladı. Bu programa iki ayrı soruyla yaklaşılabilir. Birincisi iç tutarlılıktır. Büyüme, enflasyon, işsizlik ve bütçe rakamları birbiriyle uyumlu mu? İkincisi dış geçerliliktir. Bu belgelerin geçmişte verdiği rakamlar, kaydedilenle karşılaştırıldığında ortaya nasıl bir sicil çıkıyor?



