DEĞİŞEN POLİTİKA: YEŞİL AKLAMA

Yeşil aklama nedir? Nasıl fark edeceğiz?
DEĞİŞEN POLİTİKA: YEŞİL AKLAMA

15 Mart - Decathlon - ANGST
Decathlon ile birlikte

Bakım, onarım ve kişiselleştirme hizmeti: Decathlon Atölye

Mutlu kullanıcı kaygısıyla tüm hizmetlerini yürüten Decathlon , kullanıcılarına sunduğu ürünler kadar pek çok sporda teknik destek verdiği atölyeler üzerinden sunduğu servis kalitesini de bir o kadar önemsiyor ve atölyelerine bir kilit…

Daha fazlasını öğren →

Angst

Angst

Her cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.

Türkçeye “yeşil aklama” olarak çevrilen greenwashing kavramı, çoğu zaman şirketlerin çevreci kılığına bürünerek tüketicilere manipüle edilmiş bilgileri sunmalarıyla karşımıza çıkıyor. Artan iklim krizi sebebiyle doğaya daha az zarar veren ürünlere yönelmek isteyen ve tüketicileri “yeşil, sürdürülebilir, doğa dostu” gibi terimlerle kandıran şirketler arasında Adidas’tan Zara’ya, Coca-Cola’dan Starbucks’a kadar birçok firma var.

Yeşil aklama üzerinden yapılan tartışmalar, çoğunlukla şirketler üzerinden sınırlı kalıyor olsa da denkleme katmamız gereken başka taraflar da var. Devlet politikaları, uluslararası organizasyonlar da yeşil aklamanın çoğu zaman bir parçası olabiliyor. Bu noktada greenwashing kavramının özellikle diktatörlükte örtbas edilmesi istenen konular için çarptırılmış veri sunma yöntemi whitewashing'den (badanalama) geldiğini hatırlamakta fayda var — bu kavrama çoğumuz George Orwell’in romanı 1984’te tarihin sürekli çıkarlara göre değiştirilmesinde denk geliyoruz.

Bir yeşil aklama örneği olarak iklim suçlusu bp girişimi


Yeşil aklama festivali: COP26

COP, Birleşmiş Milletler’in iklim değişikliği üzerine düzenlediği doğrudan taraflar olarak adlandırılan bir konferans. Dünya liderleri ve şirket yöneticilerinin katıldığı bu konferanslarda iklim üzerinden konular tartışılıyor ve yeni sözler veriliyor.

Verilen sözler içerisinde 2030’a kadar ormansızlaşmayı bitirme, Paris Anlaşması'yla kabul edilen 2050’ye kadar karbon emilimini sıfıra düşürme olsa da bu konu hakkında atılan adımlar üzerinden şeffaf ve gerçekçi planlar sunulmuyor. Mesela Amazon aktivistleri, Brezilya hükümetinin COP üzerinden ayrılan bütçeye ulaşabilmek için altı boş sözler verdiğini söylüyor. Üstelik bu sene konferansa vize ve salgın yüzünden katılamayan birçok ülke temsilcisini de kattığımızda Greta Thunberg’in bu konferansı “Kuzey ülkelerinin küresel yeşil aklama festivali,” olarak adlandırmasına şaşmamak gerek. 

Bu konferansı yeşil aklama hâline getiren sadece şeffaf planlar sunulmaması değil — ülkelerin konu hakkında cezai bir sistem kurmaktansa yaptırımları tamamen “öz denetime” bırakması. 

Yeşil — aklayan — politikalar

Devletler yeşil politikalar üzerinden halklarına gerek yönetimde gerek seçim aşamasında birçok söz verseler de çoğu zaman bu sözlerin devamı gelmiyor. Örneğin Putin, iklim krizini kabul edip 2060’a kadar karbonda nötr hedefi koymuş olsa da bölgelerin ve şirketlerin emilimini azaltmak için hiçbir politika ortaya koymadı.

Biden, seçim süreci boyunca iklim ve çevrenin gündeminin en temel noktası olacağını söyledi fakat Pentagon sadece tek başına dünyada en çok karbon salımı yapan ve petrol kullanan kurum. Ayrıca Pentagon bir ülke olsaydı Peru ve Portekiz arasında en çok karbon salımı yapan 46. ülke oluyor. Geçtiğimiz ay Pentagon, daha çevreci olmak istediğini söylemiş olsa da bir silahlı kuvvetlerin özellikle savaş sırasında ürettiği karbon emilimi hakkında tam şeffaf bir bilgi vermesini beklemek pek mümkün değil.

Fotoğraf: Peter Summers


COP26’nın başkanı Birleşik Krallık'tan bir politikacı olsa da söz konusu ülkenin 2035 yılına kadar karbon emilimini %78 azaltacağı üzerine verdiği sözde ne durumda? Verilen sözlerden beri Birleşik Krallık’ta geleceğe yönelik karbon ayak izinin azaltılacağı politikaları görmektense şu an emilimi arttıran birçok eylemle karşılaşıyoruz. Bunlar içerisinde masif yol inşaatları, kesintiye uğrayan elektrikli araba teşvikleri, yeni petrol ve gaz arama yollarıyla havayolu genişletmelerinin devam edilmesi var. 

Biz ne yapabiliriz?

Şu ana kadar yeşil aklama tespitlerini daha çok şirketler üzerinden öğrendik. Şirketlerin reklamlarında kullandıkları dillerin yanıltıcı olması, hatalarını örtbas etmeye çalışmaları, tehlikeli ürünleri çevreci olarak pazarlamaları aslında yeşil aklamayı anlamak için bize küçük bir kılavuz sunuyor — bunu devlet ve uluslararası kurumlara da aktarabiliriz. Verilen sözler için hazırlanan planların ve belli aralıklarla bu konularla ilgili atılan adımların şeffaf bir şekilde paylaşılmasını talep edip kuruluşlar tarafından nelerin sponsorlandığını araştırabilir, resmî tartışmalarda kimlerin yer aldığına ve almadığına bakmak da yapabileceklerimizin arasında.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Angst

Angst

Her cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.

NEREDE YAYIMLANDI?

AngstAngst
∙

BÜLTEN SAYISI

✳️ YEŞİL AKLAMA, OTAMA KIRKPINAR, POLONYA SINIRINDA IRKÇILIK

Yeşil aklayan politikalar; agroekolojik kozmetikçi Otama Kırkpınar; Polonya sınırında ırkçılık.

15 Mar 2022

Decathlon ile birlikte
✳️ YEŞİL AKLAMA, OTAMA KIRKPINAR, POLONYA SINIRINDA IRKÇILIK

YAZARLAR

Eylül Aytan

Yazar - Apéro

Angst

Her cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.

İLGİLİ OKUMALAR

AngstAngst
∙

HİKAYE

Etki Alanı #1 | Dolly Parton nasıl 'Book Lady' oldu?

İnsanların hikayelerini çoğu zaman başarıları, kazandıkları ödüller ve kariyerlerindeki dönüm noktaları üzerinden anlatıyoruz. Peki sahip oldukları imkanlarla başkalarının hayatında neyi değiştirdiler? "Etki Alanı" yazı dizisinin ilk bölümünde doğduğu bölgede binlerce insana geçim kapısı açan ve milyonlarca çocuğa kitap ulaştıran bir program başlatan country müziğin en tanınmış isimlerinden Dolly Parton var.

Zeynep Erdoğan

·

18 Eki 2026

Etki Alanı #1 | Dolly Parton nasıl 'Book Lady' oldu?
AngstAngst
∙

HİKAYE

İstanbul'un kayıp dereleri: Kent suyun yolunu nasıl kapattı?

İstanbul’da dere yatakları yıllar içinde beton, yol, sanayi tesisleri ve konutlarla kuşatılırken kentin doğal su yolları giderek daraldı. İmar kararları, plansız yapılaşma ve altyapı yetersizlikleri, şiddetli yağışları sel felaketine dönüştüren riskleri büyüttü. İstanbul’un kayıp dereleri, kentin doğayla kurduğu ilişkinin nasıl değiştiğini ve yağmur suyunun önündeki engellerin nasıl biriktiğini gözler önüne seriyor…

Pelin Cengiz

·

15 Eki 2026

İstanbul'un kayıp dereleri: Kent suyun yolunu nasıl kapattı?
AngstAngst
∙

HİKAYE

Kabuk ile deniz arasında: Müşterekleşerek varolmak üzerine

Deniz kabuğunun derinliklerinde yankısını dinleyen özne, kendi sesiyle birlikte dışarıdaki dünyanın çok sesli çağrısını da işitmeye başladığında, artık ne tamamen içeridedir ne de tamamen dışarıda... Kabuk, hapishanesi olmaktan çıkar, bir köprü hâline gelir. Ve bu köprüden geçenler, içeride biriktirdikleri yankıyı yanlarında götürerek, onu müşterek bir dünyanın inşasında kullanmayı öğrenirler.

Eda Öztürk

·

14 Eki 2026

Kabuk ile deniz arasında: Müşterekleşerek varolmak üzerine
AngstAngst
∙

HİKAYE

Eleştirdiğimiz düzenin içinde kendimiz olarak kalabilmek: 24 yaşındaki hâlimiz bugün bizi görse ne derdi?

Yıllar geçtikçe sorumluluklar, kariyer, statü ve güvenlik uğruna bir zamanlar karşı çıktığımız düzenin parçası olurken verdiğimiz tavizler giderek alışkanlıklara, alışkanlıklar da karakterimize dönüşebiliyor. Gündüz Vassaf’tan Étienne de La Boétie’ye, Žižek’ten Byung-Chul Han’a uzanan düşünsel bir hat üzerinden, düzenin dışına çıkamasak bile ona bütünüyle teslim olmadan kendimize ait özgürlük alanları yaratmanın önemi üzerine...

Cem Arıdağ

·

14 Eki 2026

Eleştirdiğimiz düzenin içinde kendimiz olarak kalabilmek: 24 yaşındaki hâlimiz bugün bizi görse ne derdi?
AngstAngst
∙

HİKAYE

İnsan Hakları İzleme Örgütü’nden COP31 öncesi rapor: 'Çevre savunucuları baskı altında'

İnsan Hakları İzleme Örgütü, bugün yayımlanan raporunda, Kasım ayında COP31'e ev sahipliği yapmaya hazılanan Türkiye'de çevre protestolarına katılanların gözaltı, para cezası ve ceza soruşturmalarıyla karşı karşıya kaldığına dikkat çekti. Kurum, bu uygulamaların ifade ve toplantı özgürlükleri üzerinde caydırıcı etki yarattığını vurguladı.

13 Eki 2026

İnsan Hakları İzleme Örgütü’nden COP31 öncesi rapor: 'Çevre savunucuları baskı altında'