

Bakım, onarım ve kişiselleştirme hizmeti: Decathlon Atölye Mutlu kullanıcı kaygısıyla tüm hizmetlerini yürüten Decathlon , kullanıcılarına sunduğu ürünler kadar pek çok sporda teknik destek verdiği atölyeler üzerinden sunduğu servis kalitesini de bir o kadar önemsiyor ve atölyelerine bir kilit noktası titizliğiyle yaklaşıyor. Neler var? Decathlon, atölyelerinde; bisiklet, kaykay, scooter, kayak, snowboard, raket sporları, su sporları ve kamp alanında profesyonel hizmet vermesinin yanı sıra basketbol potaları, fitness ekipmanları, masa tenisi masalarının satın alım sonrası teknik destek ve kurulum hizmeti de veriyor. Tüm bu hizmetlere ek olarak kişiselleştirme ve baskı hizmetleriyle de atölyelerine renk katıyor. Neden önemli? Sunduğu atölye hizmetleri ve ürünlerin her zaman arkasında duran Decathlon, tamir ve bakım hizmetleriyle sürdürülebilirlik temasına dokunuyor. Decathlon’un atölye hizmetlerinin mağazadan mağazaya ve dönemsel olarak farklılık gösterdiğini hatırlatarak sizi bakım, onarım, kişiselleştirme hizmetleriyle ilgili detaylı bilgi almak üzere bu bağlantıya davet ediyoruz. Decathlon’un bir mesajı var: Sağlıkla ve sporla kal …
Daha fazlasını öğren →
AngstHer cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.
Türkçeye “yeşil aklama” olarak çevrilen greenwashing kavramı, çoğu zaman şirketlerin çevreci kılığına bürünerek tüketicilere manipüle edilmiş bilgileri sunmalarıyla karşımıza çıkıyor. Artan iklim krizi sebebiyle doğaya daha az zarar veren ürünlere yönelmek isteyen ve tüketicileri “yeşil, sürdürülebilir, doğa dostu” gibi terimlerle kandıran şirketler arasında Adidas’tan Zara’ya, Coca-Cola’dan Starbucks’a kadar birçok firma var.
Yeşil aklama üzerinden yapılan tartışmalar, çoğunlukla şirketler üzerinden sınırlı kalıyor olsa da denkleme katmamız gereken başka taraflar da var. Devlet politikaları, uluslararası organizasyonlar da yeşil aklamanın çoğu zaman bir parçası olabiliyor. Bu noktada greenwashing kavramının özellikle diktatörlükte örtbas edilmesi istenen konular için çarptırılmış veri sunma yöntemi whitewashing'den (badanalama) geldiğini hatırlamakta fayda var — bu kavrama çoğumuz George Orwell’in romanı 1984’te tarihin sürekli çıkarlara göre değiştirilmesinde denk geliyoruz.
Bir yeşil aklama örneği olarak iklim suçlusu bp girişimi
Yeşil aklama festivali: COP26
COP, Birleşmiş Milletler’in iklim değişikliği üzerine düzenlediği doğrudan taraflar olarak adlandırılan bir konferans. Dünya liderleri ve şirket yöneticilerinin katıldığı bu konferanslarda iklim üzerinden konular tartışılıyor ve yeni sözler veriliyor.
Verilen sözler içerisinde 2030’a kadar ormansızlaşmayı bitirme, Paris Anlaşması'yla kabul edilen 2050’ye kadar karbon emilimini sıfıra düşürme olsa da bu konu hakkında atılan adımlar üzerinden şeffaf ve gerçekçi planlar sunulmuyor. Mesela Amazon aktivistleri, Brezilya hükümetinin COP üzerinden ayrılan bütçeye ulaşabilmek için altı boş sözler verdiğini söylüyor. Üstelik bu sene konferansa vize ve salgın yüzünden katılamayan birçok ülke temsilcisini de kattığımızda Greta Thunberg’in bu konferansı “Kuzey ülkelerinin küresel yeşil aklama festivali,” olarak adlandırmasına şaşmamak gerek.
Bu konferansı yeşil aklama hâline getiren sadece şeffaf planlar sunulmaması değil — ülkelerin konu hakkında cezai bir sistem kurmaktansa yaptırımları tamamen “öz denetime” bırakması.
Yeşil — aklayan — politikalar
Devletler yeşil politikalar üzerinden halklarına gerek yönetimde gerek seçim aşamasında birçok söz verseler de çoğu zaman bu sözlerin devamı gelmiyor. Örneğin Putin, iklim krizini kabul edip 2060’a kadar karbonda nötr hedefi koymuş olsa da bölgelerin ve şirketlerin emilimini azaltmak için hiçbir politika ortaya koymadı.
Biden, seçim süreci boyunca iklim ve çevrenin gündeminin en temel noktası olacağını söyledi fakat Pentagon sadece tek başına dünyada en çok karbon salımı yapan ve petrol kullanan kurum. Ayrıca Pentagon bir ülke olsaydı Peru ve Portekiz arasında en çok karbon salımı yapan 46. ülke oluyor. Geçtiğimiz ay Pentagon, daha çevreci olmak istediğini söylemiş olsa da bir silahlı kuvvetlerin özellikle savaş sırasında ürettiği karbon emilimi hakkında tam şeffaf bir bilgi vermesini beklemek pek mümkün değil.

Fotoğraf: Peter Summers
COP26’nın başkanı Birleşik Krallık'tan bir politikacı olsa da söz konusu ülkenin 2035 yılına kadar karbon emilimini %78 azaltacağı üzerine verdiği sözde ne durumda? Verilen sözlerden beri Birleşik Krallık’ta geleceğe yönelik karbon ayak izinin azaltılacağı politikaları görmektense şu an emilimi arttıran birçok eylemle karşılaşıyoruz. Bunlar içerisinde masif yol inşaatları, kesintiye uğrayan elektrikli araba teşvikleri, yeni petrol ve gaz arama yollarıyla havayolu genişletmelerinin devam edilmesi var.
Biz ne yapabiliriz?
Şu ana kadar yeşil aklama tespitlerini daha çok şirketler üzerinden öğrendik. Şirketlerin reklamlarında kullandıkları dillerin yanıltıcı olması, hatalarını örtbas etmeye çalışmaları, tehlikeli ürünleri çevreci olarak pazarlamaları aslında yeşil aklamayı anlamak için bize küçük bir kılavuz sunuyor — bunu devlet ve uluslararası kurumlara da aktarabiliriz. Verilen sözler için hazırlanan planların ve belli aralıklarla bu konularla ilgili atılan adımların şeffaf bir şekilde paylaşılmasını talep edip kuruluşlar tarafından nelerin sponsorlandığını araştırabilir, resmî tartışmalarda kimlerin yer aldığına ve almadığına bakmak da yapabileceklerimizin arasında.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
AngstHer cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Yeşil aklayan politikalar; agroekolojik kozmetikçi Otama Kırkpınar; Polonya sınırında ırkçılık.
15 Mar 2022

YAZARLAR

Eylül Aytan
Yazar - Apéro

Angst
Her cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.
İLGİLİ OKUMALAR
Okullar açıldı; artık akşamlar, hafta sonları ve evler yeniden ödevle dolacak. “O ödevler yapılacak!” Peki neden? Çocuğun ilgileriyle konuşuyor mu? Ona beceri kazandırıyor mu? Kendi başına bir şeyin peşine düşmesini sağlıyor mu? Uğraş edinmesini destekliyor mu? Eğitimin öğretmeni, okulu, sınavı, müfredatı hatta okulun kendisini tartışmaya açtığımız bir dönemde, okulun en görünmez kurumlarından ödev üzerine düşünüyoruz.

Kadınların hayatının yaklaşık üçte birine yayılan menopoz, yüzyıllar boyunca doğurganlığın kaybı ve toplumsal değerin azalması üzerinden konuşuldu; sağlık boyutu ancak son yüzyılda görünür olmaya başladı. Bugün hormon tedavisinden osteoporoza, çalışma hayatından ayrımcılığa uzanan etkileri daha fazla tartışılsa da birçok kadın hâlâ ne yaşadığını anlamak, doğru teşhisi almak ve tedaviye ulaşmak için kendi başlarına bırakılıyor.

2026 Uluslararası Hrant Dink Ödülü sahibi Süheyla Doğan’a bu ödül başta Kazdağları olmak üzere pek çok yerde ekoloji mücadelesini cesaretle sürdürdüğü, doğayı ve yaşamı savunmaktan vazgeçmediği, kadın hakları için mücadele ettiği, devlet destekli ekokırım projelerine karşı ısrarla ses çıkardığı ve doğayla birlikte yaşam hakkını savunduğu için verildi. Doğan, “Yaşam için mücadele etmek benim hayattaki varlık nedenim. Baskıların da bir sonu olacak. Geleceğe dair umutlarımı da kaybetmiyorum” diyor.

Sabah dolabın karşısında “Bugün bunu mu giysem?” diye düşündüğümüzde aslında yalnızca kıyafet seçmiyoruz; kendimizi nasıl hissetmek, nasıl algılanmak ve hatta kim olmak istediğimize dair de bir karar alıyoruz. Moda bireysel görünür ama kolektif olarak öğrenilir: Kendimizi göstermek isteriz ama bazen başkalarının bakışından saklanmak da, değişmek isteriz ama aynı zamanda ait olmak da. Moda, bütün bu çelişkileri aynı anda taşıyabilen nadir alanlardan...

Y kuşağından önceki kuşakların takip ettiği "eğitim, iş, terfi, evlilik, çocuk, ev, emeklilik" senaryosu çökeli çok oluyor; yerine yeni bir senaryo da konmadı. Milenyaller, yetişkinliğin her şeyi çözmek ve garanti bir hayat kurmak olmadığını deneyimleyerek öğrenen, aynı anda sonsuz seçenekli bir dünyaya uyum sağlamaya çalışan ilk kuşak oluyor. Peki çok seçenek gerçekten özgürlük mü? Yaşanan ne kararsızlık ne de kimlik krizi; bildiğiniz seçenek krizi.





