DEĞİŞEN POLİTİKA: YEŞİL AKLAMA

Yeşil aklama nedir? Nasıl fark edeceğiz?
DEĞİŞEN POLİTİKA: YEŞİL AKLAMA

15 Mart - Decathlon - ANGST
Decathlon ile birlikte

Bakım, onarım ve kişiselleştirme hizmeti: Decathlon Atölye Mutlu kullanıcı kaygısıyla tüm hizmetlerini yürüten Decathlon , kullanıcılarına sunduğu ürünler kadar pek çok sporda teknik destek verdiği atölyeler üzerinden sunduğu servis kalitesini de bir o kadar önemsiyor ve atölyelerine bir kilit noktası titizliğiyle yaklaşıyor. Neler var? Decathlon, atölyelerinde; bisiklet, kaykay, scooter, kayak, snowboard, raket sporları, su sporları ve kamp alanında profesyonel hizmet vermesinin yanı sıra basketbol potaları, fitness ekipmanları, masa tenisi masalarının satın alım sonrası teknik destek ve kurulum hizmeti de veriyor. Tüm bu hizmetlere ek olarak kişiselleştirme ve baskı hizmetleriyle de atölyelerine renk katıyor. Neden önemli? Sunduğu atölye hizmetleri ve ürünlerin her zaman arkasında duran Decathlon, tamir ve bakım hizmetleriyle sürdürülebilirlik temasına dokunuyor. Decathlon’un atölye hizmetlerinin mağazadan mağazaya ve dönemsel olarak farklılık gösterdiğini hatırlatarak sizi bakım, onarım, kişiselleştirme hizmetleriyle ilgili detaylı bilgi almak üzere bu bağlantıya davet ediyoruz. Decathlon’un bir mesajı var: Sağlıkla ve sporla kal …

Daha fazlasını öğren

Angst

Angst

Her cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.

Türkçeye “yeşil aklama” olarak çevrilen greenwashing kavramı, çoğu zaman şirketlerin çevreci kılığına bürünerek tüketicilere manipüle edilmiş bilgileri sunmalarıyla karşımıza çıkıyor. Artan iklim krizi sebebiyle doğaya daha az zarar veren ürünlere yönelmek isteyen ve tüketicileri “yeşil, sürdürülebilir, doğa dostu” gibi terimlerle kandıran şirketler arasında Adidas’tan Zara’ya, Coca-Cola’dan Starbucks’a kadar birçok firma var.

Yeşil aklama üzerinden yapılan tartışmalar, çoğunlukla şirketler üzerinden sınırlı kalıyor olsa da denkleme katmamız gereken başka taraflar da var. Devlet politikaları, uluslararası organizasyonlar da yeşil aklamanın çoğu zaman bir parçası olabiliyor. Bu noktada greenwashing kavramının özellikle diktatörlükte örtbas edilmesi istenen konular için çarptırılmış veri sunma yöntemi whitewashing'den (badanalama) geldiğini hatırlamakta fayda var — bu kavrama çoğumuz George Orwell’in romanı 1984’te tarihin sürekli çıkarlara göre değiştirilmesinde denk geliyoruz.

Bir yeşil aklama örneği olarak iklim suçlusu bp girişimi


Yeşil aklama festivali: COP26

COP, Birleşmiş Milletler’in iklim değişikliği üzerine düzenlediği doğrudan taraflar olarak adlandırılan bir konferans. Dünya liderleri ve şirket yöneticilerinin katıldığı bu konferanslarda iklim üzerinden konular tartışılıyor ve yeni sözler veriliyor.

Verilen sözler içerisinde 2030’a kadar ormansızlaşmayı bitirme, Paris Anlaşması'yla kabul edilen 2050’ye kadar karbon emilimini sıfıra düşürme olsa da bu konu hakkında atılan adımlar üzerinden şeffaf ve gerçekçi planlar sunulmuyor. Mesela Amazon aktivistleri, Brezilya hükümetinin COP üzerinden ayrılan bütçeye ulaşabilmek için altı boş sözler verdiğini söylüyor. Üstelik bu sene konferansa vize ve salgın yüzünden katılamayan birçok ülke temsilcisini de kattığımızda Greta Thunberg’in bu konferansı “Kuzey ülkelerinin küresel yeşil aklama festivali,” olarak adlandırmasına şaşmamak gerek. 

Bu konferansı yeşil aklama hâline getiren sadece şeffaf planlar sunulmaması değil — ülkelerin konu hakkında cezai bir sistem kurmaktansa yaptırımları tamamen “öz denetime” bırakması. 

Yeşil — aklayan — politikalar

Devletler yeşil politikalar üzerinden halklarına gerek yönetimde gerek seçim aşamasında birçok söz verseler de çoğu zaman bu sözlerin devamı gelmiyor. Örneğin Putin, iklim krizini kabul edip 2060’a kadar karbonda nötr hedefi koymuş olsa da bölgelerin ve şirketlerin emilimini azaltmak için hiçbir politika ortaya koymadı.

Biden, seçim süreci boyunca iklim ve çevrenin gündeminin en temel noktası olacağını söyledi fakat Pentagon sadece tek başına dünyada en çok karbon salımı yapan ve petrol kullanan kurum. Ayrıca Pentagon bir ülke olsaydı Peru ve Portekiz arasında en çok karbon salımı yapan 46. ülke oluyor. Geçtiğimiz ay Pentagon, daha çevreci olmak istediğini söylemiş olsa da bir silahlı kuvvetlerin özellikle savaş sırasında ürettiği karbon emilimi hakkında tam şeffaf bir bilgi vermesini beklemek pek mümkün değil.

Fotoğraf: Peter Summers


COP26’nın başkanı Birleşik Krallık'tan bir politikacı olsa da söz konusu ülkenin 2035 yılına kadar karbon emilimini %78 azaltacağı üzerine verdiği sözde ne durumda? Verilen sözlerden beri Birleşik Krallık’ta geleceğe yönelik karbon ayak izinin azaltılacağı politikaları görmektense şu an emilimi arttıran birçok eylemle karşılaşıyoruz. Bunlar içerisinde masif yol inşaatları, kesintiye uğrayan elektrikli araba teşvikleri, yeni petrol ve gaz arama yollarıyla havayolu genişletmelerinin devam edilmesi var. 

Biz ne yapabiliriz?

Şu ana kadar yeşil aklama tespitlerini daha çok şirketler üzerinden öğrendik. Şirketlerin reklamlarında kullandıkları dillerin yanıltıcı olması, hatalarını örtbas etmeye çalışmaları, tehlikeli ürünleri çevreci olarak pazarlamaları aslında yeşil aklamayı anlamak için bize küçük bir kılavuz sunuyor — bunu devlet ve uluslararası kurumlara da aktarabiliriz. Verilen sözler için hazırlanan planların ve belli aralıklarla bu konularla ilgili atılan adımların şeffaf bir şekilde paylaşılmasını talep edip kuruluşlar tarafından nelerin sponsorlandığını araştırabilir, resmî tartışmalarda kimlerin yer aldığına ve almadığına bakmak da yapabileceklerimizin arasında.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Angst

Angst

Her cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.

NEREDE YAYIMLANDI?

AngstAngst

BÜLTEN SAYISI

✳️ YEŞİL AKLAMA, OTAMA KIRKPINAR, POLONYA SINIRINDA IRKÇILIK

Yeşil aklayan politikalar; agroekolojik kozmetikçi Otama Kırkpınar; Polonya sınırında ırkçılık.

15 Mar 2022

Decathlon ile birlikte
✳️ YEŞİL AKLAMA, OTAMA KIRKPINAR, POLONYA SINIRINDA IRKÇILIK

YAZARLAR

Eylül Aytan

Yazar - Apéro

Angst

Her cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.

İLGİLİ OKUMALAR

AngstAngst

HİKAYE

Kiminle, nerede, ne zaman, nasıl: Karşılaşmalarımızı kim tasarlıyor?

Bir zamanlar hayatın akışı içinde kendiliğinden gerçekleşen karşılaşmalar giderek programlanan, paketlenen ve satın alınan hizmetlere dönüşüyor. Kiminle, nerede ve nasıl karşılaşacağımızı belirleyen sosyal altyapılar artık teknoloji şirketleri, hospitality sektörü ve üyelik sistemleri tarafından şekillendiriliyor. Peki daha pürüzsüz bir sosyal yaşam uğruna farklı olanla karşılaşma ihtimalinden tümden vazgeçiyor olabilir miyiz?

Elif Bayram

·

25 Ağu 2026

Kiminle, nerede, ne zaman, nasıl: Karşılaşmalarımızı kim tasarlıyor?
AngstAngst

HİKAYE

Ara beni lütfen: İletişimin dikenli gül bahçesinden yapay çime nasıl geçtik?

Bir zamanlar birbirimizin sesini duymak için telefon açıyorduk; şimdi aramadan önce mesaj atıyor, sesli mesajlarımızı telefona dikte ettiriyor, mesajı anlamayınca yapay zekaya soruyor, cevabı da ona yazdırıyoruz. İletişim hiç olmadığı kadar hızlı ve kolay hâle gelirken birbirimizi dinlemek külfete dönüşüyor; arada da makineler bizi dinliyormuş gibi yapmayı öğreniyor.

Sinem Dönmez

·

22 Ağu 2026

Ara beni lütfen: İletişimin dikenli gül bahçesinden yapay çime nasıl geçtik?
AngstAngst

HİKAYE

Kapitalizm yatağımızda: Mükemmel uyku peşinde koşarken uykusuz kalmak

Akıllı saatler ve uyku takip cihazları, dinlenmeyi puanlanması, optimize edilmesi ve başarılı olunması gereken bir projeye dönüştürdü. Oysa ki uyku, insanın kontrolü elinden bırakmadan yapamadığı az sayıdaki şeyden biri: Kovaladıkça kaçıyor, ölçtükçe bozuluyor, üzerine titredikçe nevroza dönüşüyor.

Ümit Alan

·

21 Ağu 2026

Kapitalizm yatağımızda: Mükemmel uyku peşinde koşarken uykusuz kalmak
AngstAngst

HİKAYE

Dijital çağ kolonyalizminin yeni adı: Plastik atık sömürgeciliği

Akdeniz bölgesi ağırlıklı olmak üzere Türkiye’de her geçen yıl plastik atık ithalatı sorunu büyüyor. Başta Birleşik Krallık olmak üzere Avrupa’dan ithal edilen plastik atık miktarı 500 bin tona ulaşırken sahillerdeki mikro plastik sorunu büyüyor. İlk kez 1989’da gündeme gelen ancak son yıllarda yaygın kullanılan “atık sömürgeciliği” kavramı The Guardian’da yer alan bir haberde Türkiye için kullanıldı.

Pelin Cengiz

·

17 Ağu 2026

Dijital çağ kolonyalizminin yeni adı: Plastik atık sömürgeciliği
AngstAngst

HİKAYE

Ödünç tercihler: Çok şey seçiyoruz, peki ne kadarına biz karar veriyoruz?

Arkasında ailesinin beklentileri, sınıfsal konumu, yaşadığı yer, aldığı eğitim, aile sermayesi, geleceğe ilişkin endişeleri olan, tercih formunun üzerinde adı yazan kişiyi düşünelim. Tercihi yapan el onun olabilir; peki o eli yönlendiren hayal, arzunun ne kadarı ona ait? Hayallerimiz, tercihlerimiz, arzularımız ne kadar bizim? Soruyu daha kökensel bir yerden soralım: İçimizde tercih yapan o “kişi” kim?

Metin V. Bayrak

·

16 Ağu 2026

Ödünç tercihler: Çok şey seçiyoruz, peki ne kadarına biz karar veriyoruz?