Altın fiyatlarında güçlü bir düşüş mümkün mü?

Yakın zamanda yaşanan siyasi gelişmeler ve risk iştahının artmasıyla borsalarda güçlü yükselişler gözlemlenirken, güvenli liman ihtiyacının azalmasıyla başta altın olmak üzere kıymetli madenlerde de satış baskısının arttığını gördük. Tabii bu gelişmelerle yatırımcıların en çok merak ettiği konuların başında, "Altın fiyatlarında yakın vadede çok sert bir düşüş görür müyüz?" sorusu geldi.
Altın fiyatlarında güçlü bir düşüş mümkün mü?

EXANTE

EXANTE

Finans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.

Bu haftaya küresel piyasalarla ilgili oldukça olumlu haber akışlarıyla başladık. İlk haber, herkesin merakla beklediği ABD ile Çin arasındaki tarife anlaşmasıydı. Hafta sonu İsviçre’nin Cenevre kentinde bir araya gelen ABD ve Çin heyetleri, geçici süreliğine de olsa bir anlaşmaya varabildi. Bu anlaşmaya göre 90 gün için geçerli olmak üzere, ABD Çin’e %145 yerine %30, Çin de ABD’ye %125 yerine %10’luk gümrük tarifesi uygulayacak. Haliyle yapılan anlaşmayla iki ülkenin birbirine uyguladığı tarife oranlarında çok ciddi bir düşüş gerçekleşti. Tabii bu haberle piyasalar adeta coştu. Çünkü piyasalarda bir anlaşmaya varılamayabileceği endişesinin yanı sıra, anlaşılsa bile Trump’ın son dönemde dillendirdiği %80’lik tarifede uzlaşılabileceği beklentisi hakimdi. Haliyle hem geçici süreliğine de olsa bir anlaşmaya varılmış olması hem de tarife oranlarının beklentilerin oldukça altında olması, piyasa nezdinde oldukça olumlu karşılandı.

Bu hafta bir diğer güzel haber de Rusya-Ukrayna barışına dairdi. Putin, Ukrayna Başbakanı Zelenski’yi barış görüşmeleri için 15 Mayıs’ta İstanbul’a davet etti. Zelenski’nin de bu daveti kabul etmesiyle barışa dair umutlar arttı. Bir de tüm bu haber akışlarına Hindistan ile Pakistan arasındaki ateşkes de eklenince, hafta başı itibariyle piyasalarda tam bir bahar havası oluştu demek çok yanlış olmaz.

Yukarıda değindiğim bu gelişmelerle risk iştahının artmasıyla borsalarda güçlü yükselişler gözlemlenirken, güvenli liman ihtiyacının azalmasıyla başta altın olmak üzere kıymetli madenlerde de satış baskısının arttığını gördük. Tabii bu gelişmelerle yatırımcıların en çok merak ettiği konuların başında, "Altın fiyatlarında yakın vadede çok sert bir düşüş görür müyüz?" sorusu geldi.

Altınla ilgili analizime ilk etapta şu tespitle başlayayım: Her ne kadar altında kısa vadede hem teknik hem de temel olarak bir satış baskısı söz konusu olsa da, bunun çok sert bir düşüşe neden olmasını beklemiyorum. Çünkü her ne kadar ABD ile Çin tarifeler konusunda bir anlaşmaya varmış olsa da, 90 gün içinde ve sonunda bizleri nelerin beklediğini henüz bilmiyoruz. Yine Trump’ın belirsizlik yaratmaya aday politikaları da tam anlamıyla sona ermiş değil. Haliyle güvenli liman ihtiyacı kısmi de olsa devam edebilir. Ayrıca Rusya ve Ukrayna’nın Perşembe günü bir araya gelme ihtimali güçlü olsa da, bu görüşme gerçekleşebilecek mi ya da gerçekleşse de buradan barışı sağlayan güçlü sonuçlar çıkacak mı, ondan da çok emin değilim. Tıpkı 2022 İstanbul görüşmelerinde olduğu gibi, tarafların anlaşamadan yine ve yeniden masadan kalkmaları da düşük bir olasılık değil kanımca.

Tüm bu gelişmeler ışığında, kısa vadedeki baskıya rağmen orta ve uzun vadede altında yönün hâlâ yukarı olduğunu ve altını tamamen gözden çıkarmamamız gerektiğini düşünüyorum. Çünkü kısa vadede altın fiyatlarında bir düşüş olsa da bunun çok sert ve trend değişimine neden olan bir düşüş olmasını beklemiyorum. Bu nedenle altın yatırımcısının bu aralar alım yapmadan izlemede kalması daha doğru bir strateji gibi görünüyor. Özellikle 15 Mayıs Perşembe, yani yarın Rusya-Ukrayna barışına dair gelecek haber akışları altın fiyatları için çok ama çok kritik. Olur da bu görüşmeden barışa dair olumlu haberler gelirse, altın fiyatlarında düşüşün hızlanması beni hiç şaşırtmaz. Böylesi bir senaryoda ons altın, yakın vadedeki düzeltmelerde üzerinde tutunmayı başardığı 3200 dolar desteğini aşağı yönlü kırarak düşüşünü hızlandırabilir. 3200 desteği kırılırsa yeni hedef 3100 bölgesi olacaktır; bu seviyelere çok hızlı bir geliş görebiliriz. Gram altın tarafında da 3990 TL desteği yakın vade için çok kritik. Bu seviyenin altına sarkmalarda 3860’lı seviyelere çok hızlı gidilebilir. Düzeltmenin biraz daha derinleşmesi durumunda ise bu kez ons altında 3000 dolar, gram altında da 3740’lı seviyelere kadar geri çekilmeler olasılık dahilinde.

Ama olur da bir toplantı gerçekleşmez veya gerçekleşse bile bir anlaşmaya varılmadan masadan kalkılırsa, bu durumda da altın fiyatlarında bir yükseliş görmek olası. Fakat böylesi bir senaryoda da yakın vadede altın fiyatlarında çok güçlü yükselişler beklemem. En temel nedeni de ABD ile Çin arasındaki tarife konusunun kısa süreliğine de olsa rahatlamış olması. Bu nedenle altın yükselse bile, bir ralliden çok tepki yükselişleri şeklinde bir formasyon olası gibi görünüyor. 3300 dolar üzerinde altında satış baskısının azaldığını ve hatta 3360 dolar üzeri tutunmalarda ise yükselişin çok daha hızlandığı bir süreç olabilir. Gram altın tarafında da 4120 TL üzerinde satış baskısının azaldığını ve 4190 üzerinde de yükselişin hızlanması beklenebilir.

Ezcümle, yakın vadede altın için en kötü senaryoda çöküş beklemediğim gibi, en iyi senaryoda da güçlü bir ralli yerine daha yüksek seviyelerdeki bir bant aralığında yatay bir soluklanma mümkün gibi görünüyor. Bu nedenle altın için yakın vadede 3000–3500 dolar aralığında dönem dönem tepkilerin geldiği, dönem dönem de düşüşlerin olduğu volatil bir süreç bizi bekliyor diye düşünüyorum. Bu nedenle altın yatırımcısının en azından bu hafta için var olan pozisyonlarını koruyarak, alım yapmadan beklemeleri rasyonel bir karar olacaktır.

Not: Bu değerlendirmeler yatırım tavsiyesi niteliği taşımamaktadır. Yalnızca genel piyasa analizine yöneliktir. Yatırım kararlarınızı, kendi risk profilinize ve danışmanlara başvurarak vermeniz önerilir.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

EXANTE

EXANTE

Finans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.

YAZARLAR

Doç. Dr. Filiz Eryılmaz

ALB Yatırım Başekonomisti. Bursa Uludağ Üniversitesi İktisat Bölümü Öğretim Görevlisi.

EXANTE

Finans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.

İLGİLİ OKUMALAR

EXANTEEXANTE

HİKAYE

Girişi kolay, çıkışı zor: Verim eğrisi kontrolü daha önce nasıl uygulandı, nasıl sonuçlandı?

Verim eğrisi kontrolü (YCC), merkez bankalarına belirli vadelerde faizi doğrudan sabitleme gücü veriyor ancak bu güç, taahhüt sorgulanmaya başladığında hızla bir tuzağa dönüşebiliyor. ABD’den Japonya’ya, İngiltere’den Avustralya’ya uzanan örnekler YCC’nin asıl sınavının girişte değil çıkışta verildiğini, başarının ise büyük ölçüde zamanlama, kademelilik ve iletişime bağlı olduğunu gösteriyor.

Eren Kuru

·

28 Ağu 2026

Girişi kolay, çıkışı zor: Verim eğrisi kontrolü daha önce nasıl uygulandı, nasıl sonuçlandı?
EXANTEEXANTE

HİKAYE

Tek karar, üç yorum: Merkez Bankası iletişiminde sorun mu var?

TCMB’nin haftalık repo ihalelerine beklenenden erken dönmesi teknik olarak bir normalleşme adımıydı ancak piyasa aynı karardan Eylül’de faiz indirimi, Ekim’e kadar bekleme ve erken gevşeme olmak üzere üç farklı sonuç çıkardı. Merkez bankacılığında iletişim doğrudan bir politika aracıysa belki de asıl soru kararın kendisinden çok piyasanın neden TCMB’nin hangi gelişmeye nasıl karşılık vereceğini hâlâ ortak bir çerçeveden okuyamadığıdır.

Tek karar, üç yorum: Merkez Bankası iletişiminde sorun mu var?
EXANTEEXANTE

HİKAYE

Enflasyonun ötesindeki soru: Gelirimiz temel ihtiyaçları karşılamaya yetiyor mu?

Gelirlerin fiyatlara yetişemediği bir yerde enflasyon verisinin gündelik hayattaki yansıması bir karşılanabilirlik sorununa dönüşüyor. Enerjiden gübreye, tarladan rafa uzanan maliyet zinciri gıdanın hane bütçesindeki yükünü artırırken TÜİK’in 2025 verilerine göre Türkiye’de fertlerin %35,1’i iki günde bir et, tavuk ya da balık içeren bir yemeğin masrafını karşılayamıyor. Yani mesele aslında "karşılanabilirlik".

Hakan Bektaş

·

26 Ağu 2026

Enflasyonun ötesindeki soru: Gelirimiz temel ihtiyaçları karşılamaya yetiyor mu?
EXANTEEXANTE

HİKAYE

Kemer sıkmanın bedeli: Milei’nin elektrikli testeresi Arjantin’i nereye götürüyor?

Arjantin Devlet Başkanı Javier Milei'nin kamuda radikal kesintilerin ve kemer sıkma politikalarının simgesi olarak siyasi şovlarında kullandığı “motosierra” (elektrikli testere) politikaları halktan giderek daha çok tepki çekiyor. Şirket iflasları artarken enflasyon ve hayat pahalılığı nedeniyle halkın borç yükü rekor seviyeye ulaşıyor. Vatandaşlar gıda, ilaç ve temel giderler için kredi çekmek zorunda kalıyor. Hükümet ise borçlanmayı "özel bir mesele" olarak nitelendirerek yapısal reformları savunmaya devam ediyor.

Pelin Cengiz

·

25 Ağu 2026

Kemer sıkmanın bedeli: Milei’nin elektrikli testeresi Arjantin’i nereye götürüyor?
EXANTEEXANTE

HİKAYE

Borç döngüsü: ABD’nin giderek büyüyen borcunu kim finanse edecek?

Bridgewater Associates’in kurucusu Ray Dalio’ya göre asıl risk ABD’nin ne kadar borçlandığı değil, giderek büyüyen tahvil arzını yatırımcıların hangi faiz seviyesinden taşımaya razı olacağı. Sıfıra yakın faizlerle kamu borcunun maliyetinin görünmezleştiği dönem kapanırken piyasa artık yalnızca enflasyonu ve merkez bankalarını değil, devletlerin bilançolarını da fiyatlamaya hazırlanıyor.

Eralp Ersoy

·

25 Ağu 2026

Borç döngüsü: ABD’nin giderek büyüyen borcunu kim finanse edecek?