Tarihi gezide Trump ne umdu, ne buldu?

EXANTEFinans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Trump, 13-15 Mayıs tarihleri arasında Çin’e tarihi denilebilecek bir gezi yaptı. Tarihi denmesinin sebebi, 2017 yılından bu yana Çin’i ziyaret eden ilk ABD Başkanı olması. Zaten bir önceki gezi de yine Trump’a aitti. Kendisinin Çin’e yaptığı ikinci ziyaret oldu.
Bu sefer Trump’a 17 büyük şirketin CEO’su eşlik etti. İş dünyasının temsilcileri arasında en dikkat çekici olanlar Elon Musk (Tesla), Tim Cook (Apple), Larry Fink (BlackRock), David Solomon (Goldman Sachs), Brian Sikes (Cargill), Jane Fraser (Citigroup), Michael Miebach (Mastercard), Ryan McInerney (Visa) ve Boeing CEO'su Kelly Ortberg’tü. Nvidia CEO’su Jensen Huang ise son anda bu gruba eklendi. Kadro bu kadar güçlü olunca aslında odak noktası ‘ticarete’ evrildi.
Fakat hem dış basında hem de içeride atlanan, ‘Trump-Xi Jinping’ zirvesinin yolunun ‘gül bahçesi’nden oluşmadığı gerçeğiydi. Gül bahçesinin yerinde yeller eserken, yolun neredeyse mayın döşeli olduğu pek kimsenin dikkatini çekmedi.
Geçmişte yaşananlar kolayca unutuluyor. Geçmişi hatırlamak, beklentilerin daha gerçekçi bir zemine oturmasını sağlıyor.
ABD Başkanı Donald Trump ve Çin Devlet Başkanı Xi Jinping arasında 30 Ekim 2025'te Güney Kore'de düzenlenen Busan Zirvesi'nde varılan ve kamuoyu tarafından ‘Busan Ticari Ateşkes Anlaşması’ olarak bilinen anlaşmadan hareketle okumak lazım bu geziyi bence.
Üzerinde uzlaşılan ‘Busan Ticari Ateşkes Anlaşması’, karşılıklı restleşmelerle gümrük vergilerinin tarihi zirvelere ulaşmasına neden olan "karşılıklı misilleme" döngüsünü durdurmak için tasarlanmıştı.
Anlaşma kapsamında ABD, Çin ithalatına uygulanan ortalama tarife oranını %57'den %47’ye düşürmeyi kabul etti. Çin ise ABD'den büyük miktarlarda soya fasulyesi ve diğer tarım ürünleri ithalatına derhal yeniden başlama sözü verdi. Bunların yanında her iki ülke de nadir toprak elementleri ve yüksek teknoloji ürünlerine yönelik ihracat kontrollerinin bir yıl süreyle askıya alınmasını kabul etti. ABD, Çin'in denizcilik, lojistik ve gemi inşa sanayilerine yönelik 301. Madde soruşturmalarını da askıya aldı.
‘Busan Ticari Ateşkes Anlaşması’ adı üstünde bir ateşkes anlaşması. Üzerinde geçici olarak uzlaşılan konular hâlâ sıcak ve esas çözüm ancak heyetlerin kapsamlı görüşmeleri ile çözüme kavuşabilir.
Nitekim geziden hiçbir şey çıkmadı demek doğru değil. Beyaz Saray tarafından 17.05.2026 tarihli basın açıklamasında;
‘’Başkan Trump ve Başkan Xi, ABD ve Çin'in adalet ve karşılıklılık temelinde stratejik istikrara dayalı yapıcı bir ilişki kurması gerektiği konusunda anlaştılar.
Başkan Trump, Başkan Xi'yi bu sonbaharda Washington'a yapacağı ziyarette ağırlayacak. İki ülke, bu yılın ilerleyen aylarında yapılacak G20 ve APEC zirvelerinin ev sahipliğinde birbirlerini destekleyecek.
Bu tarihi anlaşmanın temel taşı olarak Başkan Trump ve Başkan Xi, ikili ekonomik ilişkileri optimize etmek için iki yeni kurum kurdu: ABD-Çin Ticaret Kurulu ve ABD-Çin Yatırım Kurulu.
Ticaret Kurulu; ABD Hükümeti ve Çin Hükümeti'nin hassas olmayan mallar üzerindeki ikili ticareti yönetmesine olanak tanıyacak.
Yatırım Kurulu; yatırım ile ilgili konuları görüşmek için hükümetlerarası bir forum sağlayacak.’’
denildi.
Zaten sorunlar yumağının tek seferde çözülmesi beklenmiyordu. Bu gelişme tam da benim beklediğim bir gelişme oldu. İki ülke arasında oluşturulan kurullar, müzakereler yoluyla aradaki sorunların çözümüne çare arayacak gibi duruyor.
Başkan Trump’ın, Çin’in bir müzakere ülkesi olduğunu anlaması ve tehdit yerine müzakere masasında çözüm araması açısından da önemli bir çıkarım bence.
İşin ticaret tarafında herhalde en büyük hayal kırıklığı, Çin tarafından dondurulan 500 adet Boeing uçağı alımının 200 adet olarak belirlenmesi oldu sanırım. Öyle ki, 200 adet uçağın duyurulmasıyla Boeing hisselerinde düşüş yaşandı. Bence bu ziyarette 500 uçak siparişinin tamamının verileceğini ummak büyük yanılgıydı. Çin’in bu uçak alım gücünü müzakere masasında kullanmak yerine heyecana kapılıp tek seferde bu siparişi vermesi, Çin’e uygun bir hareket olmazdı. Bu ancak meşruiyeti ABD’ye bağlı bir Orta Doğu ülkesinde olur.
Fakat işin ticaret tarafına yeniden döndüğümüzde, yine Beyaz Saray tarafından yapılan açıklamada;
‘Çin’in Ekim 2025'te yaptığı soya fasulyesi alım taahhütlerine ek olarak 2026 (oranlı), 2027 ve 2028 yıllarında yılda en az 17 milyar dolarlık ABD tarım ürünü satın alacağı; Çin’in 400'den fazla ABD sığır eti tesisinin süresi dolmuş listelerini yenileyerek ve yeni listeler ekleyerek ABD sığır eti için pazar erişimini yeniden sağladığı ve Çin’in, ABD sığır eti tesislerinin tüm askıya alma işlemlerini kaldırmak için ABD düzenleyicileriyle birlikte çalışacağı; Çin’in, ABD Tarım Bakanlığı (USDA) tarafından yüksek derecede patojenik kuş gribinden arındırılmış olduğu belirlenen ABD eyaletlerinden kümes hayvanı ithalatına yeniden başladığı’’ belirtildi.
Bence bunlar ilk aşama için oldukça önemli çıktılar. ‘Busan Ticari Ateşkes’ ruhu devam ediyor.
Bütün bunların yanında, çokça çetrefilli bir konu olan nadir metaller konusunda da ilerleme var bence.
Çin’in yttrium, skandiyum, neodimyum ve indiyum dahil olmak üzere nadir toprak elementleri ve diğer kritik minerallerle ilgili tedarik zinciri arz noksanlığı konusundaki ABD’nin endişelerini giderecek olması ve Çin’in ayrıca nadir toprak elementleri üretimi ve işleme ekipmanları ile teknolojilerinin satışına ilişkin yasaklar veya kısıtlamalar konusunda ABD’nin endişelerini dikkate alacağı hususu elbette kesin bir sonuç değil. Ancak tarafsız gözle bakınca olumlu bir adım.
Başkan Trump fazlasıyla üst perdeden konuştuğu ve adeta Napolyon Bonapart'ın 1805 yılındaki askeri kariyerinin en önemli ve en parlak zaferi sayılan Austerlitz Muharebesi’ne gider gibi bir hava oluşturulduğu için, eldeki sonuçların özellikle Demokrat basın tarafından adeta bir başarısızlık olarak görülmesi de son derece doğal.
Buradan benim kendime çıkardığım sonuç şu: Ne kadar güçlü olursanız olun, asla küçümseyici ve üst perdeden konuşmayın, beklentileri zirveye çıkarmayın. Aldığınız sonuçlar önemli olsa da sizden beklentileri en üstte tuttuğunuz için önemsiz olarak görülebilir.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
EXANTEFinans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
YAZARLAR

Prof. Dr. Burak Arzova
Akademisyen. 1994 yılında Marmara Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi’nden mezun olmasının ardından araştırma görevlisi olarak göreve başladı. 1996 yılında yüksek lisans, 2000 yılında doktorasını tamamlayan Arzova, 2004 yılında doçent, 2009 yılında da profesör oldu. Marmara Üniversitesi İşletme Fakültesi, Muhasebe-Finansman Ana Bilim Dalı’nda öğretim görevlisi.

EXANTE
Finans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
İş Bankası’nın ana destekçiliğinde 2017'den bu yana süren Workup Girişimcilik Programı’nın 14. dönemi, çevrimiçi düzenlenen Demo Day etkinliğiyle tamamlandı. Yapay Zekâ Fabrikası’nın yürüttüğü bu dönemde 10 teknoloji girişimi mezun oldu. Dönemi öne çıkaran iki gelişme var: Mezunların 10'da 8'i işini doğrudan yapay zeka üzerine kuruyor ve seçim süreci bu kez bilinçli olarak İstanbul, Ankara ve İzmir’in dışına açıldı. Yeni mezunlarla birlikte programın toplam mezun sayısı 198'e ulaştı.
05 Kas 2026

Türk Devletleri Teşkilatı'nın (TDT) 13. Zirvesi 29-30 Ekim'de Ankara'da yapıldı. Türkiye, Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan ve Özbekistan TDT'nin üyesi; Türkmenistan, Macaristan ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ise gözlemcisi. Zirvenin sonunda üye devletler 163 maddelik Ankara Bildirisi'ni kabul etti. Bildiri ortak alfabeden küp uyduya, savunma sanayisi kolejinden ulaşım koridorlarına kadar pek çok konuyu kapsıyor.

ABD’de 2026 ara seçimlerinin Demokratların hem Temsilciler Meclisi hem de Senato’da çoğunluğu elde etmesiyle sonuçlanması, Amerikan ekonomisi ve küresel finansal piyasalar açısından yeni bir siyasi denge oluşturdu. Ancak seçim sonuçlarının ekonomi politikalarında radikal bir yön değişikliğinden ziyade, yürütme ve yasama organları arasındaki anlaşmazlıkları artırması bekleniyor.

ABD'de 2026 ara seçimleri, Trump'ın ikinci döneminin kalan son iki yılının çerçevesini belirlemiş durumda. Resmi olmayan sonuçlara göre demokratlar hem temsilciler meclisinde hem de senatoda çoğunluğu ele geçirdi. Temsilciler meclisini demokratların kazanması beklenen bir sonuçtu. Sürpriz, cumhuriyetçilerin yıllardır elinde tuttuğu eyaletlerde de koltuklarını yitirerek senato tarafını da kaybetmesi oldu. Bu sonuç Washington'da Trump'ın gücünün yeniden dengelenmesi sürecini başlatırken, önümüzdeki iki yılın maliye, ticaret ve dış politika gündemini doğrudan etkileyecek

İstanbul Sanayi Odası’nda (İSO) 13 yıldır devam eden Erdal Bahçıvan dönemi sona erdi. 4 Kasım'da yapılan seçimlerde Adnan Dalgakıran, Bahçıvan'ın desteklediği Ender Yılmaz'ı 67'ye karşı 86 oyla geride bırakarak İSO'nun 2026-2030 dönemi Yönetim Kurulu Başkanı seçildi. Peki yeni İSO Başkanının programında hangi başlıklar var?




