Bağda mevsim bahar olunca

Mevsimlerden bahar, asmanın en yeşil dönemi. “Bağdan al haberi” diyor ve bağlara yolculuk yapıyoruz. Bahar gelince bağlarda neler oluyor?
Bağda mevsim bahar olunca

apéro

apéro

İştah ve ufuk açan yemek yayını. Her çarşamba ve cumartesi önlüğünü giyer.

Fotoğraflar: Venom Bağları

Asmanın yıllık bir yaşam döngüsü var. Mevsimler değişirken asma da dönüşüyor. Kuzey Yarımküre’de kış aylarında uykuda olan asma baharda uyanıyor; tomurcukların patlaması, sürgünlerin oluşması, yaprakların büyümesi derken bahar sonuna doğru çiçeklenme ve meyve oluşumu gerçekleşiyor. Yaz aylarında üzümler gelişiyor, sonbaharda hasat, yaprak dökümü ve sonra yine uyku derken asma böyle bir döngüde her sene yaş alıyor. Bu büyüleyici bir süreç ve süregelen bir dönüşüm hâli. 

Mevsim bahar olmadan önce kışa bir uğrayalım. Kışın asmalar uyuyor gibi düşünebiliriz. Sıcaklık 10°C’lerin altında, yeşilden eser yok. Bu uyku dönemi yaprak dökümünde başlıyor ve baharın ilk habercisi tomurcuklara kadar devam ediyor. Kuzey Yarımküre’de kasımdan marta kadar asmalar uykuda. Asmada yeşil yok, önceki dönemden kalan karbonhidrat depoları köklerde, gövdede ve dallarda. 

Sonra Mart kapıdan baktırıyor ve ilk haberi dalda beliren ilk yeşil renk ile veriyor. Günlük sıcaklık ortalama 10°C'yi aştığında, bahar habercisi gibi tomurcuklar patlıyor. Asma uykudan uyanıyor. Kuzey Yarımküre’de bu adım mart ve nisan aylarına denk geliyor. Bu süreç büyüme döneminin de başlangıcı kabul ediliyor ve “Bağlar uyandı” ya da “Asma uyandı” deniliyor. 

Patlayan tomurcuklar


Bağda gözler uyanıyor

Tomurcuklara aynı zamanda “göz” de deniyor. Tomurcuklar ortaya çıkıyor, yeşil yeşil renkler beliriyor. Sonra bu tomurcuklar şişiyor, şişiyor ve patlıyor. Bağda “gözler uyanıyor”, “gözler şişiyor”, “gözler patlıyor” olarak da duyabilir. Patlama derken ufak çaplı ama çok heyecanlı bir değişimden bahsediyorum.

Bu patlama pek çok faktöre bağlı. Sıcaklıktan bahsettim: 10°C’leri görmeden asma uyanmıyor. Mevsimler arası sıcaklık farkı da bu noktada büyük etken. “Havada karada sıcaklık!” diyorum ve toprak sıcaklığından bahsetmeden geçmiyorum. 

Köklerin olduğu toprağın sıcaklığı da bu süreçte epey önemli. Çabuk ısınan topraklar, göreceli olarak daha soğuk ve su tutan topraklara kıyasla asmayı daha çabuk uyandırıyorlar. Hava, su, toprak tamam da üzümün çeşidinin hiç mi rolü yok? Elbette var. Ufak bir genelleme yaparak 10°C lerden bahsettik ancak bu değer üzümden üzüme değişkenlik gösteriyor. 

Örneğin üzüm âleminin popüler çocuğu Chardonnay görece olarak daha düşük sıcaklıklarda tomurcuklanırken, romantik kral Cabernet Sauvignon daha yüksek sıcaklıklar istiyor. Dolayısıyla öyle kesin bir tarih vermek yok çünkü etkileyen faktör çok. Ancak yine de tomurcuklanmayı etkileyen faktörleri genel hatlarıyla bu şekilde özetleyebiliriz. 

Uyanan asma


Bu bahar, Lüleburgaz Hamitabat köyündeki Venom Bağları'ndan gelen fotoğraflarına ek bağcının notunu da şuraya iliştiriyorum: “Serin geçen bir kışın ardından doğanın uyanışı ile birlikte yeni tomurcuklanan bağlarımız, gelecek sezon için heyecan verici bir başlangıç sunuyor. Erken gelen bahar, bağlarımızın sağlığı ve ürün kalitesi için umut verici bir işaret.”

Sıra sürgünde

Patlayan gözler yani tomurcuklar yeni sürgünlere dönüşüyor. Aylardan Mart, yolculuk Temmuz’a kadar devam ediyor. Bahar boyunca, yaza az kala sürgünler oluşuyor ve akabinde büyüdükçe büyüyor. Yapraklar da geri kalmıyor tabii. Çiçeklenme başlıyor ve sonraki adımda ise üzüme doğru dönüşüme tanıklık ediliyor. 

Asmanın yıllık döngüsünde en hızlı büyüme dönemi tomucukların patlamasından çiçeklenmeye kadarki süreç. Yani mevzu derin, süreç vahim. Bu sürecin tüm adımları tomurcukların patlamasından sonra yaklaşık 8 hafta içinde yaşanıyor. Yine sürgünlerin ne kadar hızlı büyüdüğü, yaprakların ne hızla geliştiği ve çiçek salkımlarının olgunlaşma süreci o bağdan bu bağa, asmanın o ucundan bu ucuna değişse de büyüme hep hızlı ilerliyor.

Uyanan bir diğer asma


Bir salkım 'çiçek'

Aylardan Mayıs-Haziran. Çiçeklenme dediğimiz şey aslında bu fotoğrafta gördüğünüz her bir küçük çiçekçiğin açılarak çiçek olması.

Asmanın çiçeğini küçük ve yeşil renkli çiçekçiklerden oluşan bir salkım olarak düşünebiliriz. Bu açılmamış çiçekler tek tek açılıp sonrasında üzüm salkımlarına dönüşüyor. Bu süreç de üzümden üzüme değişiyor. Her üzümün çiçeklenme süreci de yaşadıkları da birbirinden farklı.

Bahar bağda böyle geçiyor. Yaza geçince, aylardan Haziran olunca sıra üzüm oluşumuna geliyor. Baharda oluşan çiçekler üzüme, üzüm de fermente üzüm suyuna dönüşüyor. Anlayacağın yolumuz uzun.


Yazarın notu: Asmanın yıllık yaşam döngüsü içinde paylaşacağım tarihler üzümden üzüme, bağdan bağa değişkenlik gösterebilir. En genele vurabileceğimiz aralıkları paylaştım, konuyu anlamak için arada genellemelere başvurdum, aman dikkat.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

apéro

apéro

İştah ve ufuk açan yemek yayını. Her çarşamba ve cumartesi önlüğünü giyer.

YAZARLAR

Selin Osmanoğlu

Kimya mühendisi ve DipWSET adayı şarap uzmanı. Burnunu o kadehten bu kadehe sokan Osmanoğlu, koku hafızasını zorlayarak şarabı hikayeler ile sade ve eğlenceli bir dilde anlatıp, duygusal deneyimler tasarlıyor.

apéro

İştah ve ufuk açan yemek yayını. Her çarşamba ve cumartesi önlüğünü giyer.

İLGİLİ OKUMALAR

apéroapéro

HİKAYE

Ethem Efendi Kahvaltı'da: Bir öğünden fazlası

Türkiye'de kahvaltı hiçbir zaman yalnızca günün ilk öğünü olmadı. Ailelerin, dostlukların ve gündelik hayatın etrafında şekillenen bu kültür, Erenköy'deki Mehmet Ali Paşa Köşkü'nde bulunan Ethem Efendi Kahvaltı'yla geçmişi ve bugünü aynı sofrada buluşturuyor.

11 Tem 2026

Ethem Efendi Kahvaltı'da: Bir öğünden fazlası
apéroapéro

HİKAYE

Londra'da Türk mutfağının yeni dönemi

Londra’da Türk mutfağı artık yalnızca kebapçılar ve mahalle restoranlarından ibaret değil. Şehrin merkezinde açılan yeni nesil restoranlar, sokak lezzetlerini yeniden yorumlayan girişimler ve farklı kitlelerle kurulan yeni ilişkiler, mutfağın görünürlüğünü ve algısını değiştiriyor. Soho’dan Dalston’a uzanan bu rota, Türk mutfağının Londra gastronomi sahnesindeki yerini takip ediyor.

04 Tem 2026

Londra'da Türk mutfağının yeni dönemi
apéroapéro

HİKAYE

Hona: Ahıska'dan kalanlar

Beyoğlu’nun, ahşap dokulu ve minimalist atmosferiyle öne çıkan Uzak Doğu etkili restoranı Hona'dayız. Hona, şef Ansar Kemaloğlu’nun ailesinin sürgün edildiği köyün adı. Özbekistan’da geçen çocukluk yılları, Uzak Doğu mutfaklarıyla kurulan erken temas, Türk mutfağına yöneliş ve Uygur mutfağında başlayan profesyonel deneyim, bugün Hona’yı şekillendiren fikrin temelini oluşturuyor.

Reyhan Ülker

·

27 Haz 2026

Hona: Ahıska'dan kalanlar
apéroapéro

HİKAYE

Ege’den Boğaz’a, Bodrum’dan Çeşme’ye: Denizin kıyısında beş sofra

Ege kıyıları ve İstanbul Boğazı boyunca uzanan beş restorana konuk olduk. Her biri denizle kurulan ilişkiyi farklı yorumlarla ele alıyor. Kimi mevsime teslim olup günlük avın peşinden gidiyor, kimi ocakbaşını esintili bir Bodrum akşamına taşıyor, kimi ise köklü aile hikayelerini aynı bahçede yaşatıyor. Ortak noktaları ise ürünün kendisine duyulan güven ve ortak kurulan sofralar.

20 Haz 2026

Ege’den Boğaz’a, Bodrum’dan Çeşme’ye: Denizin kıyısında beş sofra
apéroapéro

HİKAYE

Narenciye punch: Alkolsüz ve isli

Punch denince akla genellikle alkollü içecekler gelse de bu tarif, narenciye, çay ve baharat notalarının öne çıktığı alkolsüz bir yorum sunuyor. İsli karakteriyle öne çıkan Lapsang Souchong çayı, limon ve portakal kabuklarından hazırlanan oleo-saccharum ile birleşirken; tonik ve soda suyu karışıma ferahlatıcı bir canlılık kazandırıyor. Önceden hazırlanan soğuk demleme çay sayesinde derin aromalara sahip bu punch, kalabalık davetler için ideal.

20 Haz 2026

Narenciye punch: Alkolsüz ve isli