Bir mutfak, iki profil: Ezgi ve Osman Serdaroğlu

İzmir’de doğup büyüyen şef Osman Serdaroğlu, Yeditepe Üniversitesi Bilişim Sistemleri bölümünde lisans eğitimine başlıyor. Üniversitenin ikinci yılında kitaplığına baktığında sadece yemek kitapları olduğunu fark etmesiyle rotasını yeniden oluşturuyor. Mutfak Sanatları Akademisi’nde aldığı eğitimin ardından İtalya’ya gidiyor. Başlarda İtalyancasını geliştirmek için dil okuluna, ardından da Parma’daki aşçılık okulu ALMA La Scuola Internazionale di Cucina Italiana’ya gidiyor.
Mezun olduktan sonraki süreçte ise mutfak vizyonunu Güney İtalya’da 2 MICHELIN yıldızlı iki şefin mutfağında geçirdiği yıllarla büyütüyor. Gennaro Esposito’nun Napoli’deki restoranı Torre del Saracino ve Pino Cuttaia’nın La Madia’sında kazandığı tecrübeyle Güney İtalya’nın toprağa sımsıkı bağlı mutfak kültürünü içselleştiriyor. Akabinde de memleketi Urla’ya dönüyor: “İtalya’da ekilen bir tohum burada yeşillendi. Kendi hikayemi yazmak istedim. En iyi bildiğim ve kendimi en iyi hissettiğim yer olan İzmir’e döndüm” diyor. Böylece Teruar’ın temelleri atılıyor.
Urla’nın kimliğini oluşturan zeytinlik ve şarap bağları arasında, Güney İtalya mutfak kültürünün yeniden yorumlanması tarafında sorumluluk Osman’da. Teruar’ın sahiplendiği yerel gastronomik değerleri uluslararası seviyeye çıkarabilmek için nelere ihtiyaç var, tüm bu parçalar nasıl birleşmeli sorularını yanıtlayan tarafta ise Ezgi’yi (Serdaroğlu) görüyoruz.
Yaratıcı sürecin ayrılmaz parçası ve hem otel hem de restorandaki deneyimin mimarı Ezgi, Teruar’ın marka, iletişim, dekorasyon, otelcilik ve servis tasarım süreçlerini yönetiyor. Otelcilikten gelen Ezgi, iş hayatında biriktirdiği iletişim ve deneyimlerden yararlanarak Osman’ın mutfak vizyonunun doğru aktarılması ve devamlılığı için olmazsa olmaz bir yol arkadaşı.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
NEREDE YAYIMLANDI?
Urla'da bir aşk hikayesi. Teruar’ın kurucuları Ezgi ve Osman Serdaroğlu’nun geleneği yenilikle, tutkuyu azimle harmadıkları; bizi Ege'nin lezzetleri ve hikayeleri arasında bir yolculuğa çıkarmak üzere sundukları davete icabet ediyoruz.
10 Şub 2024

YAZARLAR

apéro
İştah ve ufuk açan yemek yayını. Her çarşamba ve cumartesi önlüğünü giyer.
İLGİLİ OKUMALAR
Yunanistan’ın küçük Kiklad adalarından Sifnos, yerel ürünleri, geleneksel yemekleri ve son 15 yılda açılan şef restoranlarıyla ülkenin öne çıkan gastronomi duraklarından birine dönüştü. Adada nohut, peynir, kapari, kekik balı ve balık gibi ürünler hem geleneksel tavernaların hem de yeni nesil restoranların menülerinde yer buluyor. Seramikçilik gibi yüzyıllardır süren zanaatlar yemek kültürünün bir parçası olmaya devam ederken farklı ülkelerden şeflerle yapılan işbirlikleri de Sifnos mutfağını yeni tatlara ve tekniklere açıyor.

Bir zamanlar bir hayatta kalma becerisi olan foraging, bugün fine dining'in, wellness kültürünün ve sosyal medyanın ilgi alanında. Bu geri dönüş, insanın doğadan yeniden beslenmesinden çok, doğayla kopmuş ilişkisinin farkına varmasıyla ilgili olabilir.

Bordeaux’nun kurduğu şarap dünyası zamanla apelasyonlar, ödüller ve prestij üzerinden ortak bir ölçüte dönüştü. Fakat Asya’nın şarapla ilişkisi bunlardan çok daha eski. Çin’in Jiahu çömleklerinde ya da Japonya’nın Koshu bağlarında yazılan hikaye, şarabın tek bir coğrafyanın tanımlayabileceği kadar dar bir geçmişe sahip olmadığını gösteriyor. Bugün bu birikim, Batı’dan gelecek bir onaydan çok kendi referansları üzerinden yeni bir şarap kültürüne dönüşüyor.
22 Ağu 2026

Bir kısmı henüz kapılarını yeni açtı, bir kısmı yıllardır hayatımızda. Ortak noktaları ise aynı: Her biri Türkiye'nin yeme-içme sahnesine yeni bir fikir, yeni bir soluk ya da yeni bir yön öneriyorlar. Son dönemin en çok konuşulan 20 adresi bu seçkide.

İstanbul ve Çeşme'de günün farklı saatlerine yayılan beş restoranı biraraya getirdik. Kimi ekşi mayalı ekmekle güne başlıyor, kimi uzun yaz sofraları kuruyor, kimi ise kokteyl barıyla geceye keyif katıyor. Ortak noktaları ise mutfak kadar atmosfere de önem vermeleri.
15 Ağu 2026




