Çay şirketlerinden insan hakları ihlali

Kâr amacı gütmeyen bir kuruluş olan Business & Human Rights Resource Centre (BHRRC) tarafından yayımlanan bir raporda, aralarında Unilever, Ekaterra ve Starbucks'ın da bulunduğu birkaç büyük çay şirketinin 2022'de 70 insan hakları ihlali kaydı olan tarlalarla ilişkili olduğuna yer verildi. İşçi tazminatı, sağlık ve güvenlik gibi konularda yapılan ihlaller Hindistan, Sri Lanka, Bangladeş, Kenya ve Uganda'daki çiftliklerde meydana geldi.
- Neden? Çay sektöründe yaklaşık 1,5 milyon işçi istihdam ediliyor. Rapora göre çay şirketleri kaynak bulma ve tedarik zincirleri hakkında kesin bilgiler vermeyerek kendilerini hak ihlallerinden uzak tutabiliyor. BHRRC’nin İşçi Hakları Araştırmacısı Kate Jelly "İşçilerin, topladıkları çaydan kimin kâr elde ettiğini bilme ve herhangi bir şikayeti dile getirmek için nereye gitmeleri gerektiğini belirleme hakları var." dedi. Rapora göre bazı şirketler, işçilere insan haklarının korunmasını garanti etmek için Rainforest Alliance ve Fair Trade gibi üçüncü taraf kuruluşların sertifikalarına çok fazla güveniyor. BHRRC’ye göre, şirketler kendi tedarik zincirleri için daha fazla durum tespiti yapmalı ve değişimi yönlendirmek için paydaşlar ve çalışanlarla daha fazla ilişki kurmalı.
- Neden önemli? Üreticilerden daha fazla şeffaflık ve üçüncü taraf sertifika gruplarına daha az güvenme çağrısında bulunan BHRRC, bu raporların "buzdağının görünen kısmı" olabileceğini ve konunun ardında daha fazla uygunsuz sayılabilecek durumun olabileceğini söyledi.
- Görüşler: Unilever yanıtında, kaynak sağladığı bazı çiftliklerde bildirilen sorunların farkında olduğunu ve bunları ele aldığını söyledi. Bu doğrultuda tedarikçileriyle temas hâlinde olduğunu ve bu yılın ilk mali çeyreğinin sonuna kadar küresel çay tedarikçileri listesini güncellemeyi planladığını söyledi. Lipton da dâhil olmak üzere Unilever'in eski çay markalarının birçoğundan oluşan risk sermayesi şirketi Ekaterra, kötüye kullanımın meydana geldiği bildirilen tarlaların hâlâ tedarik zincirinde olup olmadığı konusunda yanıt vermedi. Starbucks’ın yanıtındaysa söz konusu tarlalardan ürün tedariğinin çok düşük olduğuna ve tüm insan hakları ihlalleri iddialarının soruşturulduğuna yer verildi.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
apéro gazete'de bu hafta: Haftanın tarım ve gastronomi haberleri, 12 Haziran'da Londra'da gerçekleşen Gastronomi ve Yardım Konferansı CRADLE OF FOOD'un değerlendirmesi.
19 Haz 2023

YAZARLAR

apéro
İştah ve ufuk açan yemek yayını. Her çarşamba ve cumartesi önlüğünü giyer.
İLGİLİ OKUMALAR
Londra’yı gastronomi üzerinden tanımak için her zaman şehrin en yeni restoranlarının peşine düşmek gerekmiyor. Bazen birkaç sokaklık bir rota, şehrin yemek kültürünün nasıl değiştiğini görmek için yeterli. Borough Market’tan Bermondsey Street’e kadarki bu bölge de bunun iyi örneklerinden biri. Emre Onar, sevdiği duraklar ve kendi deneyimleri üzerinden bu kısa mesafeyi adım adım anlatıyor; kahveyle başlayan rotayı pazar tezgahlarından restoranlara, oradan da Bermondsey Street’in sakinliğine taşıyor.

Urla’da sofraya giden yol, toprağın ve mevsimin sunduklarıyla başlıyor. WMF işbirliğiyle, Şef Dilek Yetkiner eşliğinde lavantalardan Ege otlarına uzanan bir hasadın ardından mutfağa geçtik. Doğada başlayan akşamı, uzun bir yaz akşamına yakışan sofrada, Bi’ Masa Akademi’de pişirdiklerimizle tamamladık.
05 Eki 2026

İki Michelin yıldızlı Villa Aida’nın kurucu şefi Kanji Kobayashi, Vakko L’Atelier’in “Guest Chef Dinner” serisi için İstanbul'daydı. Şef Kobayashi, sohbetimizde İstanbul’da karşılaştığı malzemeleri kendi mutfak diliyle yeniden düşünürken şehrin yemek kültüründe kendisine tanıdık gelen ve ayrışan noktaları anlattı.

Göçle taşınan, mahallelerde köklenen ve uzun süre “etnik” kategorisinde tutulan mutfaklar bugün fine dining’in parçası oluyor. Peki bir mutfak ne zaman prestij kazanıyor? Onu “yüksek gastronomi”ye taşıyan değer ölçütlerini kim belirliyor? Sosyoloji profesörü Zafer Yenal ve yemek editörü Reyhan Ülker, bu dönüşümün arkasındaki toplumsal ve gastronomik hiyerarşilere bakıyor.

Dışarıdan bakıldığında şarap kültürü ve turizmiyle, hatta biraz romantize edilmiş bir Fransız şarap imgesiyle özdeşleşen Beaujolais’nin, içeriden bakıldığında nasıl bir emek, iklim ve aile ekonomisi üzerine kurulduğunu Ceren Aral Desnos, bir beyaz yakalı olarak deneyimlediği bir günlük bağbozumu üzerinden anlatıyor.




