Dünya Sağlık Örgütü’nden tatlandırıcı açıklaması

Binlerce üründe kullanılan yapay tatlandırıcı aspartamın “insanlar için olası kanserojen” olarak tanımlandığı bildirildi. Raporlara göre diyet kola, dondurma ve sakız da dâhil olmak üzere dünya çapında binlerce üründe kullanılan popüler yapay tatlandırıcının “ insanlar için olası bir kanserojen” riski taşıdığı duyurulacak.
- Neden? Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ)'nün kanser araştırma kolu olan Uluslararası Kanser Araştırmaları Ajansı (IARC) aspartamın güvenlik incelemesine yönelik hazırladığı raporu önümüzdeki ay yayımlayacak. Reuters'in Perşembe günü bildirdiğine göre DSÖ tatlandırıcıyı "insanlar için olası kanserojen" olarak etiketlemeye hazırlanıyor. Bu tanım aspartamın kansere sebep olduğuna dair bazı kanıtların olduğunu fakat yeterli bulunmadığı anlamına geliyor. IARC'nin "insanlar için muhtemelen kanserojen" ve "insanlar için kanserojen" olmak üzere iki ana kategorisi var.
- Arka plan: Aspartam, 1980'lerden beri tatlandırıcı olarak sofralarda ve diyet gazlı içecekler, sakız, kahvaltılık tahıllar ve öksürük ilaçları gibi ürünlerde yaygın olarak kullanılmaktadır. Mevcut tüm kanıtları gözden geçiren kanun düzenleyiciler tarafından küresel olarak kullanılmasına izin verilen bu ürünün kullanımı uzun yıllardır büyük yiyecek ve içecek üreticileri tarafından savunuluyor. Uluslararası Tatlandırıcılar Derneği Genel Sekreteri Frances Hunt-Wood, "IARC bir gıda güvenliği kuruluşu değil. Aspartamın bugüne kadarki en kapsamlı güvenlik değerlendirmesini yürüten Avrupa Gıda Güvenliği Otoritesi de dahil olmak üzere dünya genelinde 90'dan fazla gıda güvenliği kurumu yapılan kapsamlı araştırmalara dayanarak aspartamın güvenli olduğunu ilan ediyor." Uluslararası İçecek Dernekleri Konseyi İcra Direktörü Kate Loatman, hareketin "Tüketicileri güvenli şekersiz ve düşük şekerli seçenekler seçmek yerine gereksiz yere daha fazla şeker tüketmeye yönlendirebililir." dedi.
- Bir adım geriden: Aspartamın kanser riski üzerindeki potansiyel etkisine dair soruları gündeme getiren kanıtlar mevcut. Geçen yıl Fransa'da yaklaşık 100 bin yetişkinin katıldığı bir araştırma, aspartam da dâhil olmak üzere yapay tatlandırıcı tüketenlerin tüketmeyenlere kıyasla daha yüksek kanser riskine sahip olduğunu gösterdi. 2000'li yılların başında İtalya'daki Ramazzini Enstitüsü'nde yapılan bir araştırma fare ve sıçanlardaki bazı kanserlerin aspartamla bağlantılı olduğunu bildirdi.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
apéro gazete'de bu hafta: Son yıllarda fine dining endüstrisinde yaygınlaşan konuk şef davetleri ve pop-up kültürüne odaklanıyoruz. Bu yükselişi kamçılayan sebepler neler? Neden şimdi? Kaan Demirci ve Sinan Büdeyri eşliğinde.
09 Tem 2023

YAZARLAR

apéro
İştah ve ufuk açan yemek yayını. Her çarşamba ve cumartesi önlüğünü giyer.
İLGİLİ OKUMALAR
Urla’da sofraya giden yol, toprağın ve mevsimin sunduklarıyla başlıyor. WMF işbirliğiyle, Şef Dilek Yetkiner eşliğinde lavantalardan Ege otlarına uzanan bir hasadın ardından mutfağa geçtik. Doğada başlayan akşamı, uzun bir yaz akşamına yakışan sofrada, Bi’ Masa Akademi’de pişirdiklerimizle tamamladık.
05 Eki 2026

İki Michelin yıldızlı Villa Aida’nın kurucu şefi Kanji Kobayashi, Vakko L’Atelier’in “Guest Chef Dinner” serisi için İstanbul'daydı. Şef Kobayashi, sohbetimizde İstanbul’da karşılaştığı malzemeleri kendi mutfak diliyle yeniden düşünürken şehrin yemek kültüründe kendisine tanıdık gelen ve ayrışan noktaları anlattı.

Göçle taşınan, mahallelerde köklenen ve uzun süre “etnik” kategorisinde tutulan mutfaklar bugün fine dining’in parçası oluyor. Peki bir mutfak ne zaman prestij kazanıyor? Onu “yüksek gastronomi”ye taşıyan değer ölçütlerini kim belirliyor? Sosyoloji profesörü Zafer Yenal ve yemek editörü Reyhan Ülker, bu dönüşümün arkasındaki toplumsal ve gastronomik hiyerarşilere bakıyor.

Dışarıdan bakıldığında şarap kültürü ve turizmiyle, hatta biraz romantize edilmiş bir Fransız şarap imgesiyle özdeşleşen Beaujolais’nin, içeriden bakıldığında nasıl bir emek, iklim ve aile ekonomisi üzerine kurulduğunu Ceren Aral Desnos, bir beyaz yakalı olarak deneyimlediği bir günlük bağbozumu üzerinden anlatıyor.

Beslenme trendleri ortaya çıkarken bilimsel bilgi; medya, beden idealleri, sosyal normlar ve gıda endüstrisi tarafından seçiliyor, sadeleştiriliyor ve ürünleştiriliyor. Böylece bilim, gündelik yaşamın ve tüketim alışkanlıklarının parçası hâline gelirken sağlıklı beden, “doğru” beslenme ve kendimize iyi bakmak da sürekli yeniden tanımlanıyor.




