Emir Bölen: "Globalleşme potansiyeli yüksek Türk girişimleri odağımızda"

Oleka Capital Yönetici Direktörü Emir Bölen Türkiye’de büyüme sermayesi ihtiyacını, yatırım kararlarında hangi unsurların belirleyici olduğunu, portföy şirketleriyle nasıl çalıştıklarını ve önümüzdeki dönemde hangi alanlara ağırlık vermeyi planladıklarını Aposto için anlattı.
Emir Bölen: "Globalleşme potansiyeli yüksek Türk girişimleri odağımızda"

EXANTE

EXANTE

Finans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.

Türkiye girişimcilik ekosistemi özellikle pandemi sonrasında dikkat çekici bir dönüşüm geçiriyor olsa da, erken aşama yatırımlar ile daha ileri ölçeklenme sermayesi arasındaki boşluk hala girişimciler için en büyük problemlerden biri. Çok sayıda girişim ilk yatırım turunu tamamlamayı başarıyor olsa da, bu şirketlerin kurumsallaşma ve yeni pazarlara açılma aşamalarında ihtiyaç duyduğu sermaye ve stratejik destek tarafında hala önemli eksiklikler mevcut. 

Son dönemde adını daha sık duyuran Oleka Capital ise tam bu noktada konumlanan, klasik erken aşama yatırım anlayışından farklı şekilde, büyüme odaklı ve daha seçici bir model izleyen yapılardan biri olarak öne çıkıyor. Şimdiye kadar Onlayer, EasyCep ve Zen Educate gibi farklı sektörlerden şirketlere yatırım yapan Oleka, ayrıca yatırım yaptığı şirketlerle daha yakından çalışan bir yapı da kurmaya çalışıyor. 

Oleka Capital Yönetici Direktörü Emir Bölen ile yaptığımız röportajda, Türkiye’de büyüme sermayesi ihtiyacını, yatırım kararlarında hangi unsurların belirleyici olduğunu, portföy şirketleriyle nasıl çalıştıklarını ve önümüzdeki dönemde hangi alanlara ağırlık vermeyi planladıklarını konuştuk.

“En önemli kriterimiz kanıtlanmış ürün-pazar uyumu”

Oleka’yı en doğru şekilde, “büyüme aşamasındaki şirketlere odaklanan, sermayenin ötesinde aktif değer yaratmayı hedefleyen bir yatırım platformu” olarak tanımlayan Bölen, “Klasik erken aşama fonlardan farklı olarak, biz ürün-pazar uyumunu yakalamış, ölçeklenme eşiğine gelmiş şirketlerle çalışıyoruz. Bu noktada amacımız sadece finansman sağlamak değil; şirketlerin bir üst lige çıkmasını hızlandıracak stratejik ve operasyonel katkıyı da beraberinde getirmek. Dolayısıyla Oleka, yatırımcı kimliğinin yanında, bir anlamda büyüme ortağı rolünü üstleniyor” ifadelerini kullandı.

Oleka için şirketleri sektörden bağımsız olarak cazip kılan birkaç özellik olduğunu söyleyen Bölen, bunları şu şekilde sıraladı:

“En önemlisi, kanıtlanmış bir ürün-pazar uyumu. Yani şirketin sunduğu çözümün gerçek bir ihtiyacı karşıladığını ve bunun müşteri davranışıyla doğrulandığını görmek istiyoruz. İkinci olarak, ölçeklenebilir ve tekrar edilebilir bir iş modeli. Büyüme aşamasında en kritik unsur, büyümenin lineer değil çarpan etkisi yaratabilmesi.

Üçüncü olarak, güçlü ve öğrenen bir ekip. Özellikle belirsizlik ortamında adapte olabilen, veriyle karar alan ve hızlı iterasyon yapabilen ekipler bizim için çok değerli. Son olarak da, büyük ve parçalı bir pazar fırsatı. Çünkü gerçek anlamda büyük şirketler, yeterince geniş bir oyun alanında ortaya çıkıyor.”

Bir şirketi incelerken şahsen ilk dikkat ettiği noktanın ise büyümenin kalitesi olduğunu söyleyen Bölen, “Yani sadece ne kadar hızlı büyüdüğü değil, bu büyümenin ne kadar sağlıklı olduğu: müşteri edinme maliyeti, müşteri ömrü değeri, tekrar eden gelir oranı gibi metrikler burada belirleyici” dedi.

“İkinci olarak, unit economics. Şirket büyüdükçe daha mı verimli hale geliyor, yoksa büyüme maliyetli mi? Bu sorunun cevabı çok kritik. Üçüncü olarak ise, kurucu ve yönetim ekibinin zihniyeti. Gerçekçi mi, veri odaklı mı, zor kararları alabiliyor mu? Açıkçası uzun vadede en belirleyici unsurun ekip olduğunu düşünüyorum.”

Bir şirkete yatırım yaptıktan sonra en çok stratejik yön, ölçeklenme planı, finansal yapı, finansal disiplin, organizasyon ve yetenek yapısı gibi alanlarda destek sağladıklarına ve yatırım sonrasında sadece izleyen olmakla yetinmediklerine de dikkat çeken Bölen, şöyle devam etti:

“Şirketin hangi pazarlara nasıl açılacağı, hangi iş kollarına odaklanacağı gibi kritik karar süreçlerinde aktif rol alıyoruz. Büyüme döneminde şirketlerin en çok zorlandığı konulardan biri sürdürülebilir finansal yapı kurmak. Bu noktada bütçeleme, kârlılık yönetimi ve sermaye verimliliği konularında ciddi katkı sağlıyoruz. Doğru liderlik kadrosunun kurulması, kritik işe alımlar ve şirketin kurumsallaşma süreci de bizim aktif destek verdiğimiz alanlar arasında”

“Globalleşme potansiyeli yüksek Türk girişimleri odağımızda”

Türk girişimcilik ekosisteminde bir büyüme aşamasına geçiş sorunu yaşandığı herkesin malumu. Startups Watch ve KPMG gibi kurumların kuruluşların son raporlarında da Türk girişimcilik ekosisteminin en büyük sorunlarından birinin tohum aşamasından büyüme aşamalarına geçiş olduğu net şekilde ifade ediliyordu. Türkiye’de ortalama tohum yatırımlarının büyüklüğü Avrupa’nın yarısından daha düşük durumda ve bu da birçok girişimin ilk finansmanı alsa bile, bir üst aşamaya çıkacak kadar sermaye ve zamana sahip olamadan büyüme eşiğinde tıkanıp kalmasına yol açıyor.

Bölen ise bu sorunun temel nedenlerini şu şekilde anlattı:

“Burada birkaç yapısal faktör var: İlki, büyüme sermayesinin sınırlı olması. Erken aşamada daha fazla oyuncu varken, growth aşamasında sermaye erişimi belirgin şekilde daralıyor. İkincisi, uluslararasılaşma kasının zayıf olması. Birçok girişim yerel pazarda başarı yakalasa da, global ölçeğe geçişte zorlanıyor. Üçüncüsü ise, operasyonel ölçeklenme deneyimi eksikliği. Erken aşama refleksleriyle yönetilen şirketler, belirli bir büyüklükten sonra farklı bir yönetim yaklaşımı gerektiriyor. Bu üç faktör birleştiğinde, şirketler tam sıçrama yapacakken ivme kaybedebiliyor.” 

“Önümüzdeki dönemde Oleka Capital’i en çok hangi alanlarda daha aktif görmeyi beklemeliyiz?” sorumuzu da yanıtlayan Bölen, “Odağımızı netleştirdiğimiz iki ana eksen var” dedi ve şöyle devam etti:

“Birincisi globalleşme potansiyeli yüksek Türk girişimleri. Yerel başarıyı uluslararası pazarlara taşıyabilecek şirketlerle daha fazla çalışmayı hedefliyoruz. İkincisi, teknoloji destekli, ölçeklenebilir iş modelleri. Özellikle operasyonel verimlilik yaratan ve geleneksel sektörleri dönüştüren yapılar bizim radarımızda.

Bunun yanında, mevcut portföy şirketlerimizle daha derin çalışarak onların büyüme yolculuğunu hızlandırmak da en az yeni yatırımlar kadar önceliğimiz.”

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

EXANTE

EXANTE

Finans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.

YAZARLAR

Emircan Yaman

Piyasalar ve Finans Editörü

EXANTE

Finans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.

İLGİLİ OKUMALAR

EXANTEEXANTE

HİKAYE

Tek karar, üç yorum: Merkez Bankası iletişiminde sorun mu var?

TCMB’nin haftalık repo ihalelerine beklenenden erken dönmesi teknik olarak bir normalleşme adımıydı ancak piyasa aynı karardan Eylül’de faiz indirimi, Ekim’e kadar bekleme ve erken gevşeme olmak üzere üç farklı sonuç çıkardı. Merkez bankacılığında iletişim doğrudan bir politika aracıysa belki de asıl soru kararın kendisinden çok piyasanın neden TCMB’nin hangi gelişmeye nasıl karşılık vereceğini hâlâ ortak bir çerçeveden okuyamadığıdır.

Tek karar, üç yorum: Merkez Bankası iletişiminde sorun mu var?
EXANTEEXANTE

HİKAYE

Enflasyonun ötesindeki soru: Gelirimiz temel ihtiyaçları karşılamaya yetiyor mu?

Gelirlerin fiyatlara yetişemediği bir yerde enflasyon verisinin gündelik hayattaki yansıması bir karşılanabilirlik sorununa dönüşüyor. Enerjiden gübreye, tarladan rafa uzanan maliyet zinciri gıdanın hane bütçesindeki yükünü artırırken TÜİK’in 2025 verilerine göre Türkiye’de fertlerin %35,1’i iki günde bir et, tavuk ya da balık içeren bir yemeğin masrafını karşılayamıyor. Yani mesele aslında "karşılanabilirlik".

Hakan Bektaş

·

26 Ağu 2026

Enflasyonun ötesindeki soru: Gelirimiz temel ihtiyaçları karşılamaya yetiyor mu?
EXANTEEXANTE

HİKAYE

Kemer sıkmanın bedeli: Milei’nin elektrikli testeresi Arjantin’i nereye götürüyor?

Arjantin Devlet Başkanı Javier Milei'nin kamuda radikal kesintilerin ve kemer sıkma politikalarının simgesi olarak siyasi şovlarında kullandığı “motosierra” (elektrikli testere) politikaları halktan giderek daha çok tepki çekiyor. Şirket iflasları artarken enflasyon ve hayat pahalılığı nedeniyle halkın borç yükü rekor seviyeye ulaşıyor. Vatandaşlar gıda, ilaç ve temel giderler için kredi çekmek zorunda kalıyor. Hükümet ise borçlanmayı "özel bir mesele" olarak nitelendirerek yapısal reformları savunmaya devam ediyor.

Pelin Cengiz

·

25 Ağu 2026

Kemer sıkmanın bedeli: Milei’nin elektrikli testeresi Arjantin’i nereye götürüyor?
EXANTEEXANTE

HİKAYE

Borç döngüsü: ABD’nin giderek büyüyen borcunu kim finanse edecek?

Bridgewater Associates’in kurucusu Ray Dalio’ya göre asıl risk ABD’nin ne kadar borçlandığı değil, giderek büyüyen tahvil arzını yatırımcıların hangi faiz seviyesinden taşımaya razı olacağı. Sıfıra yakın faizlerle kamu borcunun maliyetinin görünmezleştiği dönem kapanırken piyasa artık yalnızca enflasyonu ve merkez bankalarını değil, devletlerin bilançolarını da fiyatlamaya hazırlanıyor.

Eralp Ersoy

·

25 Ağu 2026

Borç döngüsü: ABD’nin giderek büyüyen borcunu kim finanse edecek?
EXANTEEXANTE

HİKAYE

Haftalık takvim: Yurt içinde beklentiler, yurt dışında PCE

Bu hafta hem yurt içi hem de yurt dışı piyasalarda yoğun bir veri takvimi izlenecek. Yurt içinde Pazartesi günü açıklanacak Ağustos ayı sektörel enflasyon beklentileri ön plana çıkarken, yurt dışında Çarşamba günü ABD'de açıklanacak ikinci çeyrek GSYH revizyonu ve Temmuz ayı PCE enflasyonu ile Cuma günü Fed Başkanı Kevin Warsh'ın Jackson Hole konuşması takip edilecek.

24 Ağu 2026

Haftalık takvim: Yurt içinde beklentiler, yurt dışında PCE