Işıklar Ülkesi Likya

Bir Likya rehberi: Önce sırt çantasına, ardından kütüphaneye.
Işıklar Ülkesi Likya

Jam Session 17 Mart
Jam Session ile birlikte

Jam Session sahnesi geri dönüyor: #RuhunuDinle

Geçtiğimiz yıl çok değil, bu zamanlardan birkaç ay önce yaz mevsimini, gidilecek tatilleri planlıyor, festivalleri takip ediyor; sezonda kaçırılmayacak konserleri takvimlerimize işliyorduk. Şu günlerde karıştırdığımız sosyal medya…

Daha fazlasını öğren →

Duende

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

Geçen hafta Ekrem Akurgal'ın bir temel kaynak olarak nitelendirilebilecek olan çalışması Anadolu Uygarlıkları ile bu kadim coğrafyada tarih ve arkeoloji ışığında sürdürdüğümüz yolculuk, bu hafta daha spesifik bir rotayla devam ediyor. Sırt çantasını alıp yola düşenlerin ve doğa yürüyüşü severlerin gözde rotalarından biri olan Likya Yolu'nu bize miras bırakan bu antik uygarlığın tarihine doğru bir yolculuğa çıkıyoruz; Lukka'dan Likya'ya kitabıyla "ışıklar ülkesi"nin izinde...

Nereden nereye? Likya Yolu, ömrünü yollara adamış insanlar tarafından dünyanın en iyi rotalarından biri olarak kabul görülüyor. Bununla birlikte dünyanın en uzun 10 yürüyüş rotasından biri olan Likya Yolu, Fethiye’den başlayıp Antalya’ya kadar süren 555 kilometrelik bir güzergâh. Günümüzde Teke Yarımadası olarak anılan ve tarihteki bilinen ismiyle de Likya coğrafyasını kapsayan bu rota; doğa, tarih ve macera tutkunları için “ölmeden önce mutlaka yapılması gereken şeyler” listesinde yer alacak kadar büyük bir öneme sahip yer.

Sarpedon ve Aziz Nikolaos’un Ülkesi: Tarihte Anadolu’nun yerlisi Luvi halkının yaşadığı Likya’yı, “ışıklar ülkesi” olarak adlandırıyordu. Antik çağda bilim ve tıp alanında çığır açan yeniliklerle dikkat çeken Likyalılar, aynı zamanda gerçek anlamda tarihteki ilk demokratik birliği de oluşturmuştur. Birliğin merkezi konumundaki Patara, hatırlanacağı üzere 2020 yılında “Patara Yılı” ile anılmıştı. Yapı Kredi Yayınları tarafından yayımlanan Lukka’dan Likya’ya: Sarpedon ve Aziz Nikolaos’un Ülkesi adlı kitap, bu tarihî coğrafyanın geçmişini derinlemesine inceleyen bir başucu kaynağı. İlk olarak Türkçe ve İngilizce olmak üzere büyük boy olarak yayımlanan çalışma, sonrasında özellikle gezginlerden de gelen talepler üzerine sırt çantasında da sığabilecek şekilde standart boyda yeniden yayımlandı. 

Lukka: Anadolu’nun en eski devletlerinden Hititler tarafından Lukka olarak isimlendirilen Likyalılar, Hititçeye yakın bir dil kullanmaktaydı. Homeros’un aktardığı mitolojik anlatıya göre Likya’nın kökeni eski devirlerde Girit adasıydı. Europa’nın iki oğlu olan Sarpedon ve Minos, Girit’in yönetimini ele geçirmek için mücadeleye girişmiş bu kavgadan da Minos galip çıkmıştır. Bunun üzerine Girit’ten sürülen Sarpedon Asya kıyılarına yani Likya’ya çıkmıştır. İşte Homeros’a göre de Likyalıların hikâyesi de böyle başlar. 

Demokrasi: Lukka’dan Likya’ya: Sarpedon ve Aziz Nikolaos’un Ülkesi isimli bu derleme kitap, Homeros’un mitolojik anlatısının ötesine geçerek arkeolojik çalışmaların da ışığında bölgenin ve bu kadim halkın tarihine ilgi duyanlar için önemli başlıklara sahip. Demokratik bir birlik olarak geçirdiği dönemin ardından Büyük İskender’in bölgeyi ele geçirmesiyle başlayan Hellenistik Çağ ve ardından bir Roma eyaleti olarak varlığını sürdüren Likya’nın tarihi hakkında detaylı bilgilerin yer aldığı kitap, bu Anadolu medeniyetinin kültürel yaşantısına da ışık tutuyor. 

ABD’ye ilham olan bir siyasi yapı: Ksantos (Arnna), Patara, Myra, Pnara, Tlos, Olympos, Cybira, Boubon, Balbura, Oenoanda, Aperlae, Simena, İsinda ve Apollonia kentlerinden oluşan demokratik Likya Birliği, ileride devlet başkanlığı da yapacak olan Alexander Hamilton ve James Madison tarafından yazılan Amerika Birleşik Devletleri Anayasası’nın da ilhamını aldığı bir siyasi yapıydı. Kitap, bu federasyonun yapısını incelerken bir yandan da antik kentleri üzerinden de Likya Yolu’nda yolculuğuna devam eden gezginler için de bir rota çizmeyi ihmal etmiyor.

Patara’da kazı başkanlığı görevini üstlenen Havva İşkan ile kazı başkan yardımcısı Erkan Dündar’ın derlediği Lukka’dan Likya’ya: Sarpedon ve Aziz Nikolaos’un Ülkesi; arkeoloji, tarih, sanat ve bir Likya rehberi olması nedeniyle hem kütüphanelerde hem de sırt çantasında bulunması gereken bir çalışma. 

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Duende

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

NEREDE YAYIMLANDI?

DuendeDuende
∙

BÜLTEN SAYISI

Hayal, gerçek ve aradaki gürültü

Amacı kendinden büyük olanlar, düşlediği dünyayı yaratanlar, çeşitliliği kucaklayanlar, hayalle gerçek arasındaki gürültüyü bastırabilenler; bir kere daha: İyi ki varsınız.

19 Mar 2021

Jam Session ile birlikte
M/M Paris

YAZARLAR

İhsan Dindar

Kitap yazarı @ Duende

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

İLGİLİ OKUMALAR

DuendeDuende
∙

HİKAYE

Bibliyoterapi'de bu hafta: İşi dışında kim olduğunu unutanlara kitap reçetesi

Mesleğimiz, “Ben kimim?” sorusuna verdiğimiz en hızlı yanıtlardan biri. Peki, “İşimi yeterince iyi yapamadım” demek ne zaman “Ben yeterince iyi değilim” düşüncesine dönüşüyor? Üç kitap eşliğinde başarıyla özdeğer arasındaki ince çizgiye, değişen ihtiyaçlarımıza ve işimize hayatımızda ayırdığımız yere bakıyoruz.

Aslı Perker

·

06 Kas 2026

Bibliyoterapi'de bu hafta: İşi dışında kim olduğunu unutanlara kitap reçetesi
DuendeDuende
∙

HİKAYE

Asghar Farhadi’nin söyledikleri ve ötesi: Yapay zeka insan yaratıcılığının ne kadarını üstlenebilir? 

İranlı yönetmen Asghar Farhadi, Brand Week İstanbul’daki söyleşisinde “Yapay zekanın bilinçaltı yok” diyerek yapay zekanın insan yaratıcılığının yerini bütünüyle alamayacağını savundu. Peki, insanı farklı kılan bilinçdışı süreçlerin varlığı mı, yoksa bedenli, ilişkisel, utançla yüklü, geri döndürülemez bir hayat tortusu mu?

Ümit Alan

·

06 Kas 2026

Asghar Farhadi’nin söyledikleri ve ötesi: Yapay zeka insan yaratıcılığının ne kadarını üstlenebilir? 
DuendeDuende
∙

HİKAYE

Bir filmi 'duygular sosyolojisi' üzerinden okumak: Lanthimos'un 'The Lobster'ı

"The Lobster" postmodernizmin kimliklerin ve toplumsal normların kuruluşuna ilişkin sorgulamalarını, duygular sosyolojisinin temel meselesiyle buluşturur. Filmin asıl trajedisinin, insanların baskıcı kurallara itirazsız itaat etmelerinde değil, bu kuralların belirlediği duygusal ihtiyaçları kendi arzularıymış gibi yaşamalarında saklı olduğunu gösterir izleyiciye. David’in kişisel trajedisiyse, otelden ormana kaçmasına rağmen otelin “aşk kurallarını” da yanında götürmesidir.

Mehmet Sindel

·

06 Kas 2026

Bir filmi 'duygular sosyolojisi' üzerinden okumak: Lanthimos'un 'The Lobster'ı
DuendeDuende
∙

HİKAYE

Aristo'nun 'Altın Orta'sından Z kuşağının isyankarlığına: Enes Özel'le 'Normal' üzerine

M. Enes Özel, bir hayli aktif kullandığı Instagram hesabında kendisini "Psikiyatri uzmanı. Kalan her şeyin amatörü, talihli ucube, falsolu kul" olarak takdim ediyor. Özel ile yeni kitabı "Normal" ve farklı kuşakların normali algılama biçimleri üzerine konuştuk.

Soner Can

·

04 Kas 2026

Aristo'nun 'Altın Orta'sından Z kuşağının isyankarlığına: Enes Özel'le 'Normal' üzerine
DuendeDuende
∙

HİKAYE

Gözünü bile kırpmadan: 'You Can See Everything'in aynalı labirenti

Nathan Fielder ve Lance Oppenheim imzalı Elizabeth Holmes belgeseli "You Can See Everything", son yılların en tuhaf ve katmanlı filmlerinden biri. Filmde herkesin, Nathan dahil, farklı yansımalarını görüyoruz; hem kendilerini gördükleri gibi, hem herkesin onları gördüğü gibi, hem de bizim onları gördüğümüz gibi. Bu ayna labirentinde herkes, herkesi, izleyiciye oynuyor. Ve izliyor.

Aslı Ildır

·

03 Kas 2026

Gözünü bile kırpmadan: 'You Can See Everything'in aynalı labirenti