İşlenmiş etin yükselişi: Yüksek protein trendi sağlığımızı nasıl etkiliyor?


Olizzi: Türkiye’den dünyaya bir zeytinyağı hikayesi
Yemeklere lezzet ve sağlık katan zeytinyağı, aynı zamanda güçlü bir doğal antioksidan kaynağı. Zeytinlerin zarar görmeden elle toplanması, soğuk sıkım yöntemiyle yüksek besin değerlerini koruyarak üretilmesi ve doğru duyusal profile sahip…
Daha fazlasını öğren →
Son yıllarda hindi füme, sosis, salam, sucuk ve et çubukları gibi çeşitli işlenmiş et ürünleri sağlıklı yaşam ve spor dünyasında hızla yükselen bir trend hâline geldi. ABD’de 3 milyar dolara ulaşan bu sektör, Birleşik Krallık’ta da büyümeye devam ediyor. Piyasada giderek daha fazla işlenmiş et markası kendilerini yüksek proteinli, sağlıklı ve pratik bir atıştırmalık olarak konumlandırıyor. Ancak bilim insanları işlenmiş etlerin sağlık üzerindeki olumsuz etkileri konusunda uzun süredir uyarılarda bulunuyor.
Bilim ne diyor? İşlenmiş etler, vücutta kanserojen etkilere yol açabilen N-nitroso bileşikleri içeriyor. Dünya Sağlık Örgütü işlenmiş etleri 2015 yılında "kesin kanserojen" olarak sınıflandırdı. Imperial College London’dan Dr. Federica Amati, bu tür ürünlerin genellikle doymuş yağ, tuz ve nitrit bakımından yüksek olduğunu ve sağlık için risk taşıdığını belirtiyor. Beslenme uzmanı Chris Van Tulleken de işlenmiş et tüketimi arttıkça kalp hastalıkları ve kanser riskinin yükseldiğini vurguluyor.
Diyet trendleri ve sosyal medya etkisi: İşlenmiş et ürünlerinin yükselişinde diyet trendlerinin ve sosyal medyanın da büyük rolü var. Psikolog ve yazar Jordan Peterson, yalnızca sığır eti, tuz ve su tükettiğini açıklayarak "Aslan Diyeti" akımını popülerleştirdi. YouTuber Shawn Baker’ın Carnivore Diet kitabı et bazlı beslenmeyi savunan başka bir kaynak olarak öne çıkıyor. TikTok ve Instagram’da yüksek protein tüketimini destekleyen içerikler milyonlarca kez izleniyor.
Kimler tüketiyor? Genç erkekler, kas gelişimi ve yüksek protein ihtiyacı nedeniyle bu ürünlere yönelirken kadınlar da bazı diyet programları kapsamında işlenmiş et ürünlerini tercih ediyor. Anna Wintour gibi isimlerin kahvaltıda et tükettiğini açıklaması, işlenmiş et ürünlerinin moda ve iş dünyasında da popülerleşmesine katkıda bulunuyor.
Peki gerçekten sağlıklı mı? İşlenmiş et ürünleri pratik bir protein kaynağı olarak görülse de içerdiği katkı maddeleri nedeniyle ideal bir besin kaynağı değil. Van Tulleken atıştırmalık olarak protein içeren çikolata barlarından daha iyi bir seçenek olsalar da tam anlamıyla sağlıklı olmadıklarını özellikle vurguluyor.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Boston Eğitim Ateşeliği, "Tecrübe Konuşuyor" serisinin son buluşmasında şef Cihan Çetinkaya ile Yılmaz Öztürk'ü ağırladı. Noma, yeni projesi Noma Kaffe'yi duyurdu. Meghan Markle'ın Netflix'te başlayan yemek programı eleştiri tahtasında.
12 Mar 2025

YAZARLAR

apéro
İştah ve ufuk açan yemek yayını. Her çarşamba ve cumartesi önlüğünü giyer.
İLGİLİ OKUMALAR
Bir zamanlar İstanbul’un takvimi deniz üzerinden tutulurdu. Palamutun, lüferin ve uskumrunun gelişi mutfakta neyin pişeceği kadar, kayıkların ne zaman suya ineceğini, balıkçı tezgahlarının görünümünü ve şehrin gündelik akışını da belirliyordu. Bazı şeyler hiç değişmiyor. Ekim geldiğinde İstanbul’da gözler hâlâ yeniden denize çevriliyor.

Londra’yı gastronomi üzerinden tanımak için her zaman şehrin en yeni restoranlarının peşine düşmek gerekmiyor. Bazen birkaç sokaklık bir rota, şehrin yemek kültürünün nasıl değiştiğini görmek için yeterli. Borough Market’tan Bermondsey Street’e kadarki bu bölge de bunun iyi örneklerinden biri. Emre Onar, sevdiği duraklar ve kendi deneyimleri üzerinden bu kısa mesafeyi adım adım anlatıyor; kahveyle başlayan rotayı pazar tezgahlarından restoranlara, oradan da Bermondsey Street’in sakinliğine taşıyor.

Urla’da sofraya giden yol, toprağın ve mevsimin sunduklarıyla başlıyor. WMF işbirliğiyle, Şef Dilek Yetkiner eşliğinde lavantalardan Ege otlarına uzanan bir hasadın ardından mutfağa geçtik. Doğada başlayan akşamı, uzun bir yaz akşamına yakışan sofrada, Bi’ Masa Akademi’de pişirdiklerimizle tamamladık.
05 Eki 2026

İki Michelin yıldızlı Villa Aida’nın kurucu şefi Kanji Kobayashi, Vakko L’Atelier’in “Guest Chef Dinner” serisi için İstanbul'daydı. Şef Kobayashi, sohbetimizde İstanbul’da karşılaştığı malzemeleri kendi mutfak diliyle yeniden düşünürken şehrin yemek kültüründe kendisine tanıdık gelen ve ayrışan noktaları anlattı.

Göçle taşınan, mahallelerde köklenen ve uzun süre “etnik” kategorisinde tutulan mutfaklar bugün fine dining’in parçası oluyor. Peki bir mutfak ne zaman prestij kazanıyor? Onu “yüksek gastronomi”ye taşıyan değer ölçütlerini kim belirliyor? Sosyoloji profesörü Zafer Yenal ve yemek editörü Reyhan Ülker, bu dönüşümün arkasındaki toplumsal ve gastronomik hiyerarşilere bakıyor.




